Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/11524, 12.01.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/11524
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

BANK ALPINUM A.G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11524)

Karar Tarihi: 12/1/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, icra hukuk mahkemesine yapılan şikâyet başvurusunda

emsal davaların aksi yönde karar verilmesi ve farklı uygulamanın gerekçesinin

kararda gösterilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2014 tarihinde Gaziosmanpaşa

4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/5/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Liechtenstein resmî siciline

kayıtlı yabancı banka olan başvurucu, bir şirkete kullandırdığı ipotekli

kredinin ödenmemesi üzerine borçlu hakkında Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün

2007/11358 sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır.

6. Borcun tahsil edilememesi nedeniyle ipotekli taşınmazın

satışı yapılmış ve 3/11/2008 tarihinde yapılan açık

arttırmada taşınmaz, alacağa mahsuben başvurucuya ihale edilmiştir.

7. Başvurucu, ihale sonucuna göre tahakkuk ettirilecek cezaevi

yapı harcını yatırmaya hazır olduğunu belirterek söz konusu harcın tahsil

edilmesini ve taşınmazın ihale alıcısı olarak kendi adına tescili konusunda

ilgili tapu müdürlüğüne yazı yazılmasını Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünden talep

etmiştir.

8. Eskişehir 2. İcra Müdürlüğü 25/1/2013

tarihli kararla başvurucu bankanın harçtan

muaf olmadığı, cezaevi, tahsil harcı, katma değer vergisi ve damga vergisi

bedelleri yatırıldıktan sonra tapu müdürlüğüne tescil yazısı yazılabileceği

gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.

9. Bunun üzerine başvurucu, bu kararın iptali istemiyle

Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) 31/1/2013

tarihinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur.

10. Mahkeme 1/2/2013 tarihli ve

E.2013/73, K.2013/85 sayılı kararı ile şikâyetin reddine karar vermiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

“İncelenen tüm dosya içeriğine göre; davacı

alacaklı vekili tarafından borçlu ... hakkında borçlu

lehine verilmiş kredilerin ödenmemesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi

yoluyla icra takibi yapıldığı, icra takibinin kesinleştiği, 03/11/2008 tarihli

1. açık artırma ile takibe konu taşınmazın satışına karar verildiği, alacaklı

vekilince 23/01/2013 tarihinde icra müdürlüğüne daha evvel tespit edilen

61.404,00 TL cezaevi harcının yatırılması için tahakkuk yapılması ve cezaevi

harcının makbuzuyla tapu müdürlüğüne yazı yazılarak taşınmazın ihale

alıcısı-alacaklı adına tescil yapılabileceğinin bildirilmesini talep ettiği,

icra müdürlüğünün 25/01/2013 tarihli kararı ile ipoteğe konu taşınmazın

03/11/2008 tarihinde alacağına mahsuben davacı alacaklı bankaya ihale edildiği,

ancak alacaklı bankanın yabancıların Türkiye de taşınmaz edinemeyeceklerine

dair mevzuat gereğince tescili alamadıkları,alacaklının

harçtan muaf kurum olması sebebiyle tahsil harcı, cezaevi harcı, damga vergi ve

KDV bedelini yatırmadığı, daha sonra cezaevi harcının muafiyet dışında kaldığı

gerekçesiyle satış bedeli üzerinden hesaplanan cezaevi harcının yatırılması ile

ilgili alacaklıya muhtıra gönderildiği ve cezaevi harcının yatırılmadığı,

alacaklı vekilinin talebiyle cezaevi harcının yatırılarak tescil yazısının

kendilerine teslim edilmesi talebinde bulunulduğunu, alacaklı kurumun harçtan

muaf olmadığı, cezaevi, tahsil harcı, KDV ve damga vergisi bedelleri

yatırıldıktan sonra alacaklıya tescil yazısının verilmesine bu aşamada

alacaklının tescil talebinin reddine dair karar verildiği, 25/01/2013 tarihli

bu memur işleminin iptali için alacaklı davacı vekilince mahkememize dava

açıldığı, somut olayda harcın konusunu oluşturan işlemin şikayetçi bankanın

genel kredi sözleşmesi ıuyarınca müşterilerine

kullandırdığı kredinin zamanında ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibinde

ipotekli taşınmazın ihalesi sonucu şikayetçi bankanın kredi alacağına mahsuben

taşınmazı almasından kaynaklandığı, alacaklı davacının cezaevi tahsil harcı,

KDV ve damga vergisi bedelleri yatırması gerektiği, 2548 Sayılı Yasanın 1.

maddesinin 2. fıkrası geregince cezaevi harcının

yükümlüsünün alacaklı olduğu 25/01/2013 tarihli icra müdürlüğü kararının usul

ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının sübut bulmayan şikayetinin

reddine karar vermek gerekmiştir.”

11. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 12.

Hukuk Dairesinin 26/2/2014 tarihli ve E.2014/3100,

K.2014/5444 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,

dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde

bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının

İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA) ... karar

verildi.”

12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/4/2014 tarihli ve E.2014/10343, K.2014/12822 sayılı ilamı

ile reddedilmiştir.

13. Nihai karar başvurucuya 5/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı

İcra ve İflâs Kanunu’nun 16. maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar

müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında

kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra

mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten

yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya

sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.”

15. 2004 sayılı Kanun’un 17. maddesi şöyledir:

“Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse

şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.

Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”

16. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı

Harçlar Kanunu’nun 123. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan

kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.

...

(Değişik fıkra: 25/12/2003 - 5035 S.K./31. md.) Anonim, eshamlı komandit ve limited

şirketlerin kuruluş,pay

devri, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri

nedeniyle yapılacak işlemler ile (Ek ibare: 28/03/2007-5615 S.K./15.mad) Esnaf

ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler tarafından

bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler ile Kredi

Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından verilecek

kefaletler dâhil) bankalar, finansman şirketleri, yurt dışı kredi kuruluşları

ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve

geri ödenmelerine ilişkin işlemler (yargı harçları hariç) bu Kanunda yazılı

harçlardan müstesnadır.

...

(Ek fıkra: 23/07/2010-6009

S.K/19.md.) Bu maddede veya diğer kanunlarda yer alan harçtan muafiyete ilişkin

hükümler, bu Kanunun (1) sayılı Tarifesinin "(A) Mahkeme Harçları"

bölümünün (V) numaralı fıkrasındaki "keşif harcı" ve (1) sayılı

Tarifesinin "B) İcra ve iflas harçları" bölümünün (III) numaralı

fıkrasındaki "haciz, teslim ve satış harcı" bakımından uygulanmaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; kredi alacağının tahsili

için başlattığı icra takibinde ihale yoluyla satışa çıkarılan ipotekli

taşınmazı alacağına mahsuben satın aldığını, 492 sayılı Kanun’un 123. maddesi

gereği cezaevi harcı hariç diğer harç ve vergilerden muaf olduğu hâlde

taşınmazın adına tescil edilebilmesi için icra müdürlüğünce kendisinden cezaevi

ve tahsil harçları ile katma değer ve damga vergisi bedellerinin talep

edildiğini, bu işlemin iptali için şikâyet yoluna başvurduğunu ancak Mahkemece

ilgili hukuk kuralları hatalı uygulanarak ve konuyla ilgili Yargıtay Hukuk

Genel Kurulu kararları ile Adalet Bakanlığının görüş yazıları göz ardı edilerek

şikâyetin reddine karar verildiğini, bu karara yönelik temyiz başvurusunun

gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, yabancı banka olması nedeniyle farklı

muameleye tabi tutulduğunu belirterek Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen

hukuk devleti, 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ve 73. maddesinde düzenlenen

verginin kanuniliği ilkeleri ile 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20. Başvurucu, başvuru konusu kararla Anayasa’nın 2. ve 73.

maddelerinde düzenlenen hukuk devleti ve verginin kanuniliği ilkelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmekle birlikte başvurucunun şikayetinin

özü, icra takibinde muaf olduğunu iddia ettiği harç ve vergilerin icra

müdürlüğünce talep edilmesi işleminin iptali için İcra Hukuk Mahkemesine

yaptığı şikâyet başvurusunda emsal davaların aksi yönde karar verildiği ve

farklı uygulamanın gerekçesinin kararda gösterilmediğine ilişkindir. Bu nedenle

başvurucunun ihlal iddiaları bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamında

gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

21. Öte yandan başvurucu, yabancı banka olması nedeniyle farklı

muameleye tabi tutulduğunu belirterek adil yargılanma hakkıyla bağlantılı

olarak eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de belirttiği

sebeple ayrımcılığa maruz kaldığına dair somut bir bilgi veya belge

sunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun anılan şikâyeti de adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenecektir.

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

24. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013

§ 38).

25. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§ 31).

26. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26).

27. Somut olayda başvurucu, icra

müdürlüğünce kendisinden talep edilen harç ve vergileri ödemekten muaf olduğunu

ileri sürerek İcra Hukuk Mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunmuş; Mahkeme,

başvurucu bankadan talep edilen harcın konusunu oluşturan işlemin bankanın

genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırdığı kredinin zamanında ödenmemesi

nedeniyle yapılan icra takibinde ipotekli taşınmazın bankanın alacağına

mahsuben almasından kaynaklandığı gerekçesiyle başvurucunun şikâyete konu harç

ve vergileri yatırması gerektiğine karar vermiştir (bkz. § 10). Başvurucunun temyiz talebi, Mahkeme

kararındaki gerekçenin benimsendiği belirtilerek Yargıtayca

reddedilmiştir (bkz. § 11).

28. Mahkeme kararı; davaya konu olay ve olguların Mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere dayandırıldığını ortaya

koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte

olduğundan kararın yeterli gerekçe içermediği söylenemeyeceği gibi bu kararın

benimsenmesi suretiyle hükmü onayan temyiz mercii kararının gerekçesiz

olduğundan da söz edilemez.

29. Başvurucu dava konusu uyuşmazlık konusunda lehine olan

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile Adalet Bakanlığının görüş yazılarının

gözardı edildiğini, karar gerekçesinde buna ilişkin

bir açıklama bulunmadığını ileri sürmüştür.

30. Başvurucu tarafından başvuru formunda emsal olarak

gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/10/2010

tarihli ve E.2010/12-443, K.2010/471 sayılı sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

“Somut olayda, harcın konusunu oluşturan

işlem, şikayetçi bankanın genel kredi sözleşmesi

uyarınca müşterilerine kullandırdığı kredinin zamanında ödenmemesi nedeniyle

yapılan icra takibinden kaynaklanmaktadır.

Anılan icra takibi nedeniyle icra memuru

tarafından şikayetçi/alacaklı bankadan başvurma harcı ile peşin harç alınmıştır.Şikayetçi/alacaklı

banka, bu harçların iadesi için icra memurluğuna başvurmuş, ancak istemin

reddine karar verilmesi üzerine eldeki şikayet başvurusunu yapmıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere bankaların,

Harçlar Kanununun 123/son fıkrasında yer alan yargı harçlarından istisna

tutulma keyfiyeti dar tutulmuş olup, bu kapsama bankaların genel kredi

sözleşmeleri ile müşterilerine kullandırdıkları kredilerin ödenmemesi nedeniyle

açtıkları dava ve icra takiplerinde ödenmesi gereken yargı harçlarının

girmediği belirgindir.

O halde icra memurunun, harcın tahsiline

ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ortadadır.

31. Başvuru formunda emsal gösterilen Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun 13/4/2011 tarihli ve E.2010/12-732,

K.2011/134 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Yukarıda belirtildiği üzere bankaların,

Harçlar Kanunu'nun 123/son fıkrasında yer alan yargı harçlarından istisna

tutulma keyfiyeti dar tutulmuş olup, bu kapsama bankaların genel kredi

sözleşmeleri ile müşterilerine kullandırdıkları kredilerin ödenmemesi nedeniyle

açtıkları dava ve icra takiplerinde ödenmesi gereken yargı harçlarının

girmediği belirgindir.

Şikayete konu takipte, İcra ve İflas Kanunu’nun 15.maddesi uyarınca gerçekte

borçluya ait olan tahsil harcının, konuya ilişkin bir başka düzenlemeyi içeren

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesindeki hüküm çerçevesinde alacaklıdan

bu paranın alınmış olması, sonuçta bu miktarın borçludan alınıp alacaklıya

ödenmesine olanak veren yasal düzenlemeler karşısında, hukuka aykırı değildir.

O halde icra memurunun, harcın tahsiline

ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ortadadır.”

32. Anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında icra memuru

tarafından alacaklı bankalardan tahsil harcı alınmasına ilişkin işlemlerde usul

ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup söz konusu kararların

başvurucunun iddialarını destekler nitelikte olmadığı görülmüştür. Başvurucu

tarafından emsal gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30/12/2009

tarihli ve E.2009/12-545, K.2009/617 sayılı kararında “Şikayetçi/alacaklı bankanın kullandırdığı kredinin

geri dönüşü ile ilgili işlemleri 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı

harçlarından dolayısıyla icra tahsil harcından müstesnadır.”

denilmek suretiyle aksi yönde bir sonuca varılmış olmakla birlikte söz konusu

kararın yukarıda belirtilen kararlardan daha eski tarihli olduğu

dikkate alındığında sonraki kararlarla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun

konuyla ilgili görüşünde değişiklik olduğu anlaşılmaktadır.

33. Nitekim farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış olması, tek

başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyeceği gibi bireylerin

güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği

şeklinde bir hak bahşetmemektedir. Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve

evirilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden

kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Türkan Bal, B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §§ 53,54).

34. Sonuç olarak başvurucu tarafından

emsal gösterilen güncel kararların başvurucunun iddialarını destekleyici

nitelikte olmadığı, Adalet Bakanlığı görüş yazılarının tek başına yargı

organlarını bağlayıcı niteliği bulunmadığı gözönüne

alındığında gerekçeli kararda bunlarla ilgili açık ve ayrıntılı bir

değerlendirme yapılmamış olması bakımından gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

BANK ALPINUM

A.G.

Vekili

:

Av. Abdullah

DEMİRHAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/11524, T. 12.01.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-11524-basvuru-12-01-2017-c8c73b822f77