Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6686, 01.12.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/6686
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZKA LASTİK VE KAUÇUK SAN. TİC. A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6686)

Karar Tarihi: 1/12/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, idare mahkemesi kararını yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında

soruşturma izni verilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 21/8/2013 tarihinde Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 21/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

5.

Başvurucu, kaçak inşaat yaptığı gerekçesiyle İzmit Belediyesi Encümen kararı

ile verilen ve tahsil edilen 142.913,31 TL idari para cezasına karşı iptal

davası açmıştır.

6.

Kocaeli 1. İdare Mahkemesi, 26/6/2012 tarihli ve E.2011/1046, K.2012/666 sayılı

kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

7.

Mahkeme kararının davalı idareye tebliğine rağmen otuz günlük yasal süresi

içinde başvurucunun ödediği miktar kendisine iade edilmemiştir.

8.

Bunun üzerine başvurucu yargı kararını yerine getirmediklerini iddia ettiği

kamu görevlileri hakkında 10/9/2012 tarihinde şikâyette bulunmuş ise de

İçişleri Bakanı’nın 28/1/2013 tarihli ve 2013/27 sayılı kararıyla bu kişiler

hakkında soruşturma izni verilmemiştir.

9.

Başvurucu, anılan Belediye aleyhine Kocaeli 4. İcra Dairesinin E.2012/11405

sayılı dosyasında 1/11/2012 tarihinde icra takibi başlatmıştır.

10.

İzmit Belediyesi tarafından tahsilatı yapılan idari para cezası 14/11/2012 ve

18/1/2013 tarihlerinde iki taksit hâlinde başvurucuya ödenmiştir.

11.

Soruşturma izni verilmemesi işlemine karşı yapılan itiraz, Danıştay 1.

Dairesinin 25/6/2013 tarihli ve E.2013/817, K.2013/899 sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

12.

Anılan karar başvurucuya 22/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13.

Bireysel başvuru 21/8/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

14.

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve

yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare,

gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre

hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez..."

15.

2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Soruşturma izni

verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer

kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise

Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,

yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.

İtiraza, 3

üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h)

bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili

merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar,

öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar

kesindir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin

1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 21/8/2013 tarihli ve

2013/6686 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu,

Kocaeli 1. İdare Mahkemesince lehine verilen kararı yerine getirmeyen kamu

görevlileri hakkında şikâyette bulunduğunu ancak soruşturma izni verilmediğini,

kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesinin kamu görevlilerinin

cezasız kalması sonucunu doğurduğunu, buna ilişkin Danıştay kararının

gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 36., 125. ve 138. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18.

Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurunun, adil yargılanma hakkının

ihlali iddiasına yönelik olduğu görülmektedir. Başvurucu her ne kadar

Anayasa’nın 125. ve 138. maddelerinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de

bu iddiaların özü, yargı kararını yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında

soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın adil olmadığı hususu ile

ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları adil yargılanma hakkı

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

19. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir. …”

20. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna

ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

21. Anılan

Anayasa ve Kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel

başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği

iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir.

22. Başvurucu,

yapmış olduğu şikâyet üzerine başlatılan inceleme sonucunda haksız ve hatalı

şekilde soruşturma izni verilmemesi ile Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın

“Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Sözleşme’nin

“Adil yargılanma hakkı” kenar

başlıklı 6. maddesi şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

25. Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da

adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve

içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

26. Sözleşme’nin

adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak

ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler

ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir

“suç isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama

hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için

başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı

olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması

gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil

yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme

kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 23).

27. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre bir ceza davasında üçüncü

kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar

gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin 6. maddesinin

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş olması veya ceza davası

sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması

hâlleridir (Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70).

28. 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza

muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır.

Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme

imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca soruşturma izni verilmemesi kararının etkileri

ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olup kararın, hukuk mahkemeleri açısından

bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır.

29. Başvurucu,

suç işlediğini düşündüğü bir üçüncü kişi hakkında soruşturma açılmasını

sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup talebi üçüncü kişinin

cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişinin fiili nedeniyle

medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor ve buna ilişkin

zararının giderilmesini istiyorsa hukuk mahkemeleri önünde dava açma imkânı

vardır (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 24).

30. Sonuç

itibarıyla başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının

konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak

ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

31. Açıklanan

nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

1/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Özka Lastik ve Kauçuk San.

Tic. A.Ş.

Vekili

:

Av. Ayşe Gülfem ERDİNÇ CEBE

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6686, T. 01.12.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-6686-basvuru-01-12-2015-24dd10f10498