Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/5410, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/5410
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

RECEP DÜZLÜ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/5410)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, aleyhine açılan ceza davasının yaklaşık 7 yıl sürdüğünü belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru,

11/7/2013 tarihinde Karadeniz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm,

4/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki

incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği 6/12/2013 tarihinde Adalet

Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 3/1/2014 tarihli yazı ile görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu hakkında, Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. görevlilerince 7/4/2006

tarihli kaçak elektrik kullandığından bahisle

tutanak düzenlenmiştir.

8. Kdz. Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 18/8/2006 tarihli

iddianamesi ile başvurucu hakkında elektrik enerjisi hakkında hırsızlık

suçundan kamu davası açılmıştır.

9. Kdz. Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/12/2006 tarihli

kararıyla başvurucunun elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan 2 yıl 2 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun kararı

temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 25/5/2010 tarihli ilamı ile

başvurucu hakkındaki mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

10. Bozma

kararı sonrasında yapılan yargılamada Kdz. Ereğli 1.

Asliye Ceza Mahkemesi 15/3/2012 tarihli kararıyla başvurucuyu 2 yıl hapis

cezasına mahkum etmiş ve cezanın ertelenmesine karar

vermiştir, bu karar katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.

11.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/7/2012 tarihli yazı ile; Yargı

Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması

ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi

Hakkında 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası gereği

dosya incelenmeksizin Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

12. Kdz. Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan 6/9/2012

tarihli incelemede sanığın 13/4/2006 tarihinde katılan kurumun zararını peşinat

ödemesi yaparak tazmin ettiği anlaşıldığından 6352 sayılı Kanun’un geçici 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına

kararı verilmiş, bu karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 2. Ceza

Dairesinin 24/4/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Söz konusu ilam 12/7/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13.

Başvurucu, Anayasa Mahkemesine 11/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14.

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Zilyedin

rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar

sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar

hapis cezası verilir.”

15. 6352

sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Abonelik

esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın

sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde

tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında

hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına

bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde,

hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16.

Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/7/2013

tarih ve 2013/5410 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, hakkında açılan ceza davasının uzun sürmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

18. Açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

19.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Adil

yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir …”

21.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam

ve içeriği, AİHS’in “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

22. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede

yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39).

23. Makul

sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti

nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması

ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup,

hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No:2012/673, 19/12/2013, § 27).

24. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 41–45).

25. Ancak

belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına

belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı

ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi

unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

26.

Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması

için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş

tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

27. Ceza

muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya,

B. No: 8130/78, 15/07/1982, §§ 73–75). Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği

tarih, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarihtir.

28.

Başvurucunun, uzun yargılama şikayetleriyle ilgili dikkate alınması gereken

süre, başvurucu hakkında kaçak elektrik kullandığına ilişkin tutanağın

tutulduğu 7/4/2006 tarihi ile hakkındaki isnat nedeniyle ceza verilmesine yer

olmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 24/4/2013 tarihinde Yargıtay

2. Ceza Dairesince onanması arasında geçen toplam 7 yıl 17 gündür.

29.

Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler,

yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 44).

30. Bu

kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler

sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir

mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler,

yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle

yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu

gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).

31.

Başvuruya konu yargılama faaliyeti açısından söz konusu olan yaklaşık 7 yıllık

yargılama süresinin 4 yıl 4 aylık bölümünün kanun yolu incelemesinde geçtiği

nazara alındığında, somut başvuru açısından özellikle değerlendirilmesi gereken

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler Anayasa

Mahkemesince müteaddit defalar incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir

yapısal sorun olması ve yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların

uzun bir müddet zarfında artması ve birikmesi sonucu yargılamalarda makul

sürenin aşılması durumunda, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmaktadır. Zira devlet, yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların

nicelik itibarıyla artmasına rağmen, yargılama faaliyetinin makul sürede

gerçekleştirilebilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu

yükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek

biçimde düzenlenmesi sorumluluğunun bir görünümüdür (Bkz:

B. No. 2013/5890, 6/3/2014, § 48; B. No. 2012/1198, 7/11/2013, § 56; B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 40).

32. Başvuru

dosyasının incelenmesinde, başvurucunun hakkında tutanak tutulması ile ilk

derece mahkemesince ilk kez hüküm verilmesi arasında yaklaşık 8 ay geçmiştir.

Ancak derece mahkemesince verilen karar üç defa temyiz edilmiş, bir kez bozulmuş,

bir kez yasa değişikliği nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın

yeniden incelenmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmiş ve sonuç olarak

onama kararı verilmiştir. Başvurucu hakkında derece mahkemesince ceza

verilmesine yer olmadığı kararı verilen mevcut yargılamada, dava dosyasının

Yargıtay ve derece mahkemesi arasında üç kez gidip gelmesi üzerine geçen

sürelerin toplamı ise yaklaşık 6 yıl 4 aydır. Yargı sisteminin yapısından

kaynaklanan iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin

yargılama süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi

gereğince, yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi zorunluluğu göz önünde

bulundurulduğunda, hukuk sisteminde var olan yapısal ve organizasyona ilişkin

eksikliklerin, yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilmemesini izah

edemeyeceği açıktır.

33.

Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu

tespit edilmemiştir.

34.

Yargılama süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulması gereken davadaki sanık sayısı, davanın karmaşıklığı, atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç için öngörülen cezanın miktarı gibi

unsurların hiçbiri somut davadaki yargılama süresinin makul olarak

değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tek bir sanığın yargılandığı ve

karmaşık nitelikte olmayan davada bu yargılama süresi makul olarak

değerlendirilemez.

35.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “makul sürede yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

36. 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda

ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

37.

Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

38.

Başvurucu tarafından uyuşmazlık hakkında yeniden yargılama yapılmasına karar

verilmesi talep edilmiş olup, tespit edilen ihlal açısından yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun yeniden

yargılama yapılması hususundaki talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

39.

Başvurucu, tazminat talebinde bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine

gerek bulunmamaktadır.

40.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

198,35 TL harçtan ibaret yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun,

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin

REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan ibaret yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Recep DÜZLÜ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/5410, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-5410-basvuru-10-03-2015-288abb90af46