Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3304, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/3304
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET NURİ KIRAN VE SÜRMELİ

MEMET SEZGİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3304)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, "3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet" suçunu işledikleri

iddiasıyla yargılandıkları davanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve manevi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 9/5/2013 tarihinde İstanbul 18. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/10/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 19/12/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi

ile yetkili) yürütülen soruşturma kapsamında, 18/3/2007 tarihinde başvurucular

gözaltına alınmışlardır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talebi

üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. maddesi ile görevli),

22/3/2007 tarih ve 2007/28 Sorgu sayılı kararı ile tutuklama talebinin reddine

ve başvurucuların serbest bırakılmasına karar vermiştir.

9. Başvurucular ve diğer iki şüpheli hakkında, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile yetkili) 6/6/2007 tarih ve E.2007/853

sayılı iddianamesi ile "2911 sayılı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu'na muhalefet" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

10. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. maddesi ile

görevli), 16/6/2009 tarih ve E.2007/321, K.2009/139 sayılı kararı ile

başvurucuların "3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu'na muhalefet" suçundan ayrı ayrı 10 ay hapis

cezası ile cezalandırılmalarına, "2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet" suçundan

başvurucular hakkında açılan davanın tefrikine, dava dosyasının görevli ve

yetkili Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucuların temyizi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 14/1/2013 tarih ve E.2012/1734, K.2013/577 sayılı ilâmı ile

bozulmuştur.

12. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece,

1/3/2013 tarih ve E.2013/27, K.2013/42 sayılı karar ile başvurucular hakkında "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na

muhalefet" suçundan açılan kamu davasının ertelenmesine karar

verilmiştir.

13. Karar, 10/4/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş,

başvurucular anılan karara itiraz etmemişlerdir.

14. Başvurucular, 9/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrası; 2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı

Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması

ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi

Hakkında Kanun’un Geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 9/5/2013 tarih ve 2013/3304 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen soruşturma kapsamında, 18/3/2007 tarihinde gözaltına alındıklarını,

22/3/2007 tarihinde serbest bırakıldıklarını, ancak "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet" suçundan

haklarında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

18/3/2007 tarihinde gözaltına alınmalarıyla başlayan yargılama sürecinin makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

20. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

22. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucular hakkında, "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanunu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet" suçlarını

işledikleri iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular hakkında isnat

olunan suçlar 3713 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası ile 6/10/1983

tarih ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 28. maddesinin

birinci fıkrasında hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucular hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın

36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.

No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

23. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım

tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih,

başvurucuların gözaltına alındıkları 18/3/2007 tarihidir. Ceza yargılamasında

sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesince, başvurucular hakkında açılan kamu davasının ertelenmesine karar

verildiği 1/3/2013 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

24. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, 18/3/2007

tarihinde gözaltına alınarak 22/3/2007 tarihinde serbest bırakılan başvurucular

ile diğer iki şüpheli hakkında, Başsavcılığın 6/6/2007 tarihli iddianamesi ile "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanunu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet"

suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan yargılamada başvurucuların ve diğer sanıkların savunmaları

ile tanık beyanlarının alındığı, 16/6/2009 tarihinde başvurucuların "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na

muhalefet" suçundan ayrı ayrı 10 ay hapis cezası ile

cezalandırılmalarına, "2911 sayılı Toplantı

ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet" suçundan

başvurucular hakkında açılan davanın tefrikine, dava dosyasının görevli ve

yetkili Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği tespit

edilmiştir. Başvurucuların temyizi üzerine hükmün, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

14/1/2013 tarihli ilâmı ile bozulduğu, bozma ilâmına uyularak yapılan

yargılamada Mahkemece, 1/3/2013 tarihli karar ile başvurucular hakkında "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na

muhalefet" suçundan açılan kamu davasının ertelenmesine karar

verildiği ve başvurucuların anılan karara itiraz etmedikleri belirlenmiştir.

Yargılamanın uzamasında başvuruculara atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı

anlaşılmıştır.

25. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

26. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucuların tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep oldukları da

söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş

yıl on bir ay on üç günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

28. Başvurucular, makul sürede

yargılama yapılmadığı için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

29. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yıl on bir ay on üç günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara

ayrı ayrı net 4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların;

1. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı net 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucuların

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucular

:

Mehmet Nuri KIRAN

Sürmeli Memet SEZGİN

Vekilleri

:

Av. Mehmet ERBİL

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3304, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-3304-basvuru-10-03-2015-32ab243fcfa7