Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/5536, 10.02.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/5536
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

EMİN DEMİREL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/5536)

Karar Tarihi: 10/2/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, depremde konutun zarar görmesi sebebiyle

açılan tam yargı davasında aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 20/2/2018 ve 22/2/2018 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2018/5478, 2018/5536 ve 2018/6244

numaralı bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki irtibat

bulunması nedeniyle 2018/5536 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin 2018/5536 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucuların Van'da bulunan konutları 23/10/2011

tarihli depremde ağır hasar görmesi sonucu yıkılmıştır. Başvurucular oluşan

zararlarının tazmini istemiyle Van Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aleyhine Van 1. ve 2. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) 2012 yılında dava açmıştır. Dilekçelerinde başvurucular,

Türkiye'nin riskli deprem kuşağında yer aldığını ve deprem meydana gelmeden

önce deprem riski bulunan bölgelerle ilgili gereken tedbirlerin alınması konusunda

idarenin yükümlülükleri olduğu hâlde tedbir alınmadığını ileri sürmüştür. Emin

Demirel 100.000 TL, Nihat Tunç 70.000 TL, Zeynep Özkaplan 86.000 TL maddi

tazminat talep etmiştir.

10. Mahkeme; başvuruculara ait konutların depremde

yıkılması olayında davalı idarelerin kusurlarının olup olmadığının, varsa kusur

oranlarının ve meydana gelen zararın miktarının hesaplanması amacıyla bilirkişi

incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda müteahhidin %31, proje müellifinin

%6, fenni mesulün %34, Van Belediye Başkanlığının %25, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığının %2, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının %2 oranında kusurlu

olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda binanın maliyet bedeline

ilişkin değerlendirme yapılmıştır.

11. Mahkeme davaların kısmen kabulüne kısmen reddine

(25/12/2015, 15/1/2016, 29/6/2016 tarihlerinde) karar vermiştir. Emin Demirel'e

19.018,31 TL, Nihat Tunç'a 27.760,32 TL, Zeynep Özkaplan'a 20.688,05 TL maddi

tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Hükümde ayrıca, başvurucu Emin

Demirel'in 9.228,53 TL, Nihat Tunç'un 4.996,36 TL ve Zeynep Özkaplan'ın

7.534,31 TL reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan vekâlet

ücreti ödemesine karar verilmiştir.

12. Başvurucular, temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz

dilekçesinde, davanın açıldığı tarihte idari yargıda ıslah imkânı olmadığından

talebin yüksek tutulduğu belirtilerek yüksek tutarda vekâlet ücretine

hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını sınırladığı dile getirilmiştir.

Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) tarafından ilk derece mahkemesi kararları,

deprem sigortasını yapan sigorta şirketine karşı açılan davalarda zararın belli

bir kısmının ödenmesine karar verilmesi sebebiyle zarardan sorumlu idarelerce

ödeme yapılırken sigorta şirketince başvuruculara ödenecek miktarın da dikkate

alınacağı açıklaması eklenerek onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme

istemleri de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

13. Nihai kararların tebliğ edilmesi üzerine başvurucular

20/2/2018 ve 22/2/2018 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda; ... yargılama giderleri ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

hükümleri uygulanır..."

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

16. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri

ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname 'nin (659 sayılı KHK)“Davalardaki temsilin niteliği ve

vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar başlıklı 14. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil

adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk

birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından

yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi

halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili

mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet

ücreti takdir edilir.”

17. 21/12/2015 tarihli ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi'nin (AAÜT) 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tarifenin ikinci kısmının ikinci

bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile

değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9

uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası

hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”

18. 2016 yılı AAÜT'nin İkinci Kısım İkinci Bölüm'ünün

ilgili kısmı şöyledir:

“İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip

edilen davalar için

a) Duruşmasız ise 1.000,00

TL

b) Duruşmalı ise 1.500,00

TL"

19. 2016 yılı AAÜT'nin Üçüncü Kısım'ının ilgili kısmı

şöyledir:

“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas

Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen

Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1.

İlk 35.000,00 TL için %

12

2.

Sonra gelen 45.000,00 TL

için % 11”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular; dava tarihinde ıslah müessesi

bulunmadığından yüksek tutarlı tazminat davası açtıklarını belirterek lehlerine

hükmedilen tazminatın yaklaşık yarısını vekâlet ücreti olarak ödemek zorunda

kalmaları nedeniyle mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

25. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen

mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilir.

26. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna

başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte ya da kişinin

mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkına birer müdahaledir.

27. Başvuruya konu olayda başvurucuların aleyhine yüksek

tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle başvurucuların mahkemeye

erişim haklarına müdahale edildiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir (Hüseyin

Karaca, B. No: 2015/6160, 19/9/2018, § 38).

29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Yukarıda belirtilen müdahale Anayasa'nın 13.

maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa'nın 36.

maddesini ihlal eder. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir (Feridun Gülmez, B. No: 2014/11451,

19/7/2017, § 78).

i. Kanunilik

31. Somut olayda 2577 sayılı Kanun'un 31.maddesinin

yollamasıyla 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi ve 659 sayılı KHK'nın 14.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 2016 yılı AAÜT uyarınca reddedilen kısım

üzerinden başvurucular aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

32. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde

gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.

Anayasa’nın 36. maddesinde özel sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Anayasa’nın

36. maddesinde, adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni

öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün

olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında,

Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen

ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil

edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM,

E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

33. Anayasa Mahkemesi daha önce vermiş olduğu kararlarda,

idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacının gereksiz başvuruların

önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece uyuşmazlıkların makul sürede

bitirilmesinin sağlanması olduğunu, bu sebeple yapılan müdahalenin meşru bir

amaca yönelik olduğunu tespit etmiştir (Ali Şimşek ve diğerleri, B. No:

2014/2073, 6/7/2017, §§ 82-85; Ayşe Acar, B. No: 2014/7060, 21/9/2016,

42-45; Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042, 9/3/2017, § 70).

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

34. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

35. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi

elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye

elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Emrah Yayla [GK], B.

No: 2017/38732, 6/2/2020, § 68).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olay koşullarında ölçülülük ilkesinin

elverişlilik ve gereklilik unsurları yönünden sorun bulunmayıp incelemenin

orantılılık unsuru yönünden yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

Orantılılık incelemesi yapılırken davanın açılmasına ilişkin koşulların ve

aleyhe hükmedilen nispi vekâlet ücreti nedeniyle söz konusu davanın anlamsız

hâle gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekir.

37. Askerî idari ve idari yargıda görülen davalarda talep

edilen tazminat miktarlarının reddedilen kısmı üzerinden aleyhe nispi vekâlet

ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği Anayasa

Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin birçok kararında ortaya konmuştur (İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014; Mehmet Tekin, B. No:

2013/7611, 20/5/2015).

38. Bu kararlarda askerî idari ve idari yargıda

15/11/2012 tarihinden önce ıslah imkânının bulunmadığı gözetilerek tarafların

ileride hak kaybına uğramamak için dava talep miktarlarını yüksek tutmalarından

kaynaklı olarak reddedilen kısım üzerinden aleyhlerine yüksek tutarlarda

vekâlet ücretine hükmedilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim

Can Kişi, § 44; Mehmet Tekin, § 62).

39. Başvurucuların tam yargı (tazminat) davalarını açtığı

tarih itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçelerinde belirtilen

talep konusu miktarını sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir

düzenleme bulunmamaktadır.

40. Tazminat alacağının miktarı ancak bilirkişi

incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi

çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği

gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak

bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı

karşıya kalınan bu belirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah)

yoluyla aşılması da değişiklik yapılmadan önceki hâliyle 2577 sayılı Kanun

gereği mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacının tazminat

talebine ilişkin miktarı yüksek tutmaktan başka seçeneğinin olmadığı

görülmektedir (Muammer Özkoca, B. No: 2016/1567, 27/11/2019, § 63).

41. Başvuru konusu olayda başvurucu Emin Demirel lehine

hükmedilen tazminatın % 49'u (9.228,53/19.018,31), Nihat Tunç %18'i

(4.996,36/27.760,32), Zeynep Özkaplan ise % 36'sı (7.534,31/20.688,05) oranına

tekabül eden tutarda vekâlet ücretini davalı idarelere ödemekle yükümlü

tutulmuştur.

42. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucuların dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak için taleplerini yüksek tuttuğu ve yargılama

sonucunda davalarının kısmen reddedilmesi nedeniyle lehlerine hükmedilen

tazminatın önemli bir kısmını vekâlet ücreti olarak davalı idarelere ödemek

zorunda kaldığı görülmektedir. Söz konusu oranlar (%49, %36 ve %18) dikkate

alındığında başvurucular açısından açtıkları davanın neredeyse anlamsız hâle

geldiği görülmüştür.

43. Sonuç olarak başvurucular aleyhine hükmedilen yüksek

tutardaki nispi vekâlet ücretlerinin Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında

belirlediği kriterlere göre ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz.

Galip Kocuk, B. No: 2014/5639, 24/6/2015; Metin Taşdemir, B. No:

2014/6991, 26/2/2015; Lütfi Karaca, B. No: 2013/6808, 4/2/2016).

44. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu müdahale ölçülü

olmadığından başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucular; ihlalin tespiti ile her bir başvurucu

için ayrı ayrı olmak üzere 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini istemiştir.

47. Başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlar

karşılığında başvurucu Emin Demirel'e 8.000 TL, Nihat Tunç'a 4.000 TL, Zeynep

Özkaplan'a 6.500 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte

yandan başvurucuların diğer tazminat taleplerinin de reddi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç

tutarlarının başvuruculara ayrı ayrı, 3.600 TL vekâlet ücretinin ise

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Emin Demirel'e 8.000 TL, başvurucu Nihat

Tunç'a 4.000 TL, başvurucu Zeynep Özkaplan'a 6.500 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç tutarının başvuruculara AYRI AYRI,

3.600 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucular

:

1. Emin DEMİREL

2. Nihat TUNÇ

3. Zeynep ÖZKAPLAN

Başvurucular Vekili

:

Av. Ümit AVCI

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/5536, T. 10.02.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-5536-basvuru-10-02-2021-5ee56fda9d82