Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/33102, 29.09.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/33102
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHDİN TAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/33102)

Karar Tarihi: 29/9/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; terör olaylarından doğan zararların tazmin

edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, buna ilişkin idari ve yargısal sürecin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna

26/7/2005 tarihinde başvurmuş ve talebinin kısmen reddedilmesi üzerine

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

9. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 30/11/2010

tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda başvurucunun yaşadığı Diyarbakır'ın Kulp

ilçesi Hamzalı köyünde terör olaylarının yaşandığı ancak köyün boşaltılmadığı

belirtilmiştir. Yalnızca bu köyün Yolçatı ve Grekori mezralarının boşaltıldığı

ifade edilmiştir. Subjektif güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal

sebeplerle göç etmeden dolayı uğranılan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında

idare tarafından karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı vurgulanmıştır.

10. Başvurucu 17/2/2011 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

11. Danıştay Onbeşinci Dairesi 16/10/2014 tarihinde

mahkeme kararını bozmuştur. Kararda köyde görülen nüfusun geçici köy korucusu

ve ailelerine yönelik olduğu görülmekle anılan köyün terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle tamamen

boşaltıldığı ifade edilmiştir.

12. Mahkeme bozma kararına uyarak 2/4/2015 tarihinde dava

konusu işlemi iptal etmiştir. Kararda Komisyonun köyde yapmış olduğu keşfe

ilişkin tutanakta başvurucunun imzasının bulunmadığı ifade edilmiştir. Öte

yandan keşif yapılacağına ilişkin başvurucuya tebligat yapıldığına ilişkin bir

bilginin bulunamadığı belirtilmiştir.

13. Kararın kesinleşmesi üzerine başvurucu tarafından

5/1/2016 tarihinde idareye başvurularak 39.199,88 TL zararın güncel değerler

üzerinden ödenmesi talep edilmiştir. Talebine cevap verilmemesi üzerine

başvurucu 4/5/2018 tarihinde idareye tekrar başvurarak 11.933,40 TL'nin güncel

değerlerden hesaplanmasını, hesaplanması mümkün değilse yeni bir keşif

yapılarak zararının tespit edilmesini talep etmiştir.

14. İdare 8/10/2018 tarihinde başvurucuya 28.430,74

TL'lik ödeme yapmıştır.

15. Başvurucu 6/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu; uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının, terör nedeniyle mallarına ulaşamamasından dolayı

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

19. Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ise de Komisyon ilk derece derece mahkemesi kararına göre yeniden

değerlendirme yaparak başvurucuya 28.430,74 TL'lik ödeme yaptığından, anılan

tutar dava konusu edilmediğinden bu aşamada Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı bakımından başvuru yollarının tüketilmediği

anlaşılmıştır. Bu nedenle ayrıca değerlendirme yapılmasının gerekmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi

olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman

icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

22. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

23. Bu hususlara ek olarak Anayasa Mahkemesi 5233 sayılı

Kanun kapsamında yapılan yargılamalarda komisyonların belli bir dönem içinde

geçici olarak olağanüstü iş yükü artışı ile karşılaşmasından kaynaklanan

gecikmelerde kamu otoritelerince zamanında ve yeterli tedbirlerin alınmış olup

olmadığını da gözönünde bulundurmaktadır. Gerekli tedbirler alınmışsa makul

sürenin hesaplanmasında olağan yargılamalara kıyasla daha esnek bir yaklaşım

benimsemektedir (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 60, 72; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 59, 71; Mehmet Gürgen, B.

No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 57, 67; Celal Demir, B No: 2013/3309,

6/2/2014, §§ 57, 69).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 13 yılı aşan yargılamaya

ilişkin sürenin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

27. Başvurucu, ihlalin tespitiyle 100.000 TL manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır 2. İdare Mahkemesine

(E.2015/346, K.2015/332) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Mehdin TAŞ

Vekili

:

Av. Abdulselam KAVŞUT

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/33102, T. 29.09.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-33102-basvuru-29-09-2020-8f4b542637c0