Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30851, 16.09.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/30851
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BURHAN KESKİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/30851)

Karar Tarihi: 16/9/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazların bir bölümü üzerinden

kamulaştırma yapılmaksızın bir kısmından yol bir kısmından enerji nakil hattı

geçirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurulara ait başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle 2017/30861, 2017/30870,

2017/30876 ve 2017/30878numaralıbaşvuru dosyalarının 2017/30851 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Mehmet Emin Aydemir, Şerif Atılğan, Burhan

Keskin, Salahattin Kapar, İsmail Bilik sırasıyla 1950, 1939, 1954, 1964, 1975

doğumlu olup Batman'ın Gercüş ilçesinde ikamet etmektedirler.

9. Batman'ın Gercüş ilçesi Pınarbaşı ve Bağlarbaşı

mahallelerinde bulunan başvuruculara ait taşınmazlarının bir kısmı üzerinden

kamulaştırma yapılmadan 2012 yılında yol veya enerji nakil hatları

geçirilmiştir.

10. Başvurucular müdahalenin türüne göre Karayolları Genel

Müdürlüğü (KGM) ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) aleyhine

Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle

tazminat davaları açmışlardır. Başvurucular dava dilekçesinde; arsa vasfında

olan taşınmazlarının değerli bir muhitte yer aldığını, müdahale edilen

taşınmazlarından tasarruf imkânlarının kısıtlandığını ifade etmişlerdir.

Dilekçede, arsa vasfında olan taşınmazları üzerinde imar, inşa çalışmaları

yapamadıklarını, taşınmazlarının değerinde ciddi anlamda değer düşüklüğü

oluştuğunu, tazminat ödenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

11. Davalı idareler ise savunmasında, taşınmazın arsa olarak

değerlendirilmemesi ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

12. Mahkemece bilirkişilerle birlikte mahallinde keşifler

yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi üç bilirkişi tarafından hazırlanan

raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli tespit edilmeye

çalışılmıştır.

13. Mahkemece davaların kabulüne ve kamulaştırmasız el atma

tazminatının davalı idarelerden alınarak başvuruculara ödenmesine, el atılan

kısmın başvurucular adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ilgili idare lehine

tesciline/terkinine karar verilmiştir.

14. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

mahkeme kararlarını onamıştır. Nihai kararlar başvuruculara tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucular, nihai kararların tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§

20-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 16/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular ilk olarak taşınmazlarına kamulaştırmasız el

atılmasına rağmen kendilerine tazminat ödenmemesinden yakınmışlardır.

Başvuruculara göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş süreçler

takip edilmeden mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız olarak el

atılmıştır. Başvurucular, idarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine

geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın taşınmaz sahipleri için

öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riski taşıdığını vurgulamışlardır.

Diğer taraftan başvurucular kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası

açmak zorunda bırakıldıklarını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini de aşan bir

sonuca yol açtığını belirtmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak bu gerekçelerle

adil yargılanma, mahkemeye erişim, etkili başvuru ve mülkiyet hakları ile

kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma, mahkemeye

erişim ve etkili başvuru hakları ile kamulaştırma ilkesinin de ihlal edildiğini

belirtmiş iseler de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin belirtilen şikâyetlerinin

esas itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Somut olayda başvurucuların taşınmazına kamulaştırma

yapılmaksızın el atılmış ve başvurucuların açtığı davada yargı kararıyla

taşınmazların ilgili idareler lehine tapuda terkinine/tesciline hükmedilmiştir.

Başvuruculara ait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol/enerji nakil

yardımı geçirilmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmekle birlikte bu

müdahalenin mülkten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

23. İlgili yargılama sürecinden de anlaşılacağı üzere idare,

başvurucuların taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır. Anayasa'nın 13.,

35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da belirlenmiş süreçler

takip edilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmazlara

kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararlarıyla da sabittir.

24. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında

kamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı

bulunmadığından mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:

2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve

diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).

25. Kamulaştırmasız el atma, idareye, taşınmazı kullanma ve

kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağlamaktadır. Böyle

bir kamulaştırma işlemi olmadığından, kullanılan taşınmazın devrini

meşrulaştırma ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı sunan tek unsur, idare

tarafından kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve bireylere

“kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat” ödenmesine hükmeden mahkeme kararıdır.

Kamulaştırmasız el atma uygulaması, hukuki planda taşınmazların maliki olarak

kalan başvuranları, herhangi bir kamu yararı gerekçesi ile eylemini haklı

kılmayan idareye karşı dava açmak zorunda bırakmaktadır. Böyle bir kamu yararı

gerekçesinin gerçekliği ancak daha sonra mahkemeler tarafından

değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle, kamulaştırmasız el atma, her ne

olursa olsun, idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanuna aykırı bir durumu

hukuki olarak kabul etmeye ve idareye, kanuna aykırı davranışından fayda

sağlama imkânı sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmi kamulaştırma kurallarının

ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, kişilere öngörülemez ve keyfi

durumlarla karşılaşma tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterli derecede

hukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekilde gerçekleştirilen bir

kamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir (Celalettin Aşçıoğlu, § 57).

26. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucuların söz konusu taşınmazlarına

yapılan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle

2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine

ulaşılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

29. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

30. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

31. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

32. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

33. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.

maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkının

ihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme

Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis

Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 9/10/1956 tarihine

kadar; 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de 9/10/1956 ile 4/11/1983

tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atma uygulamalarının tasfiyesi amacıyla

düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen 4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce

kamulaştırmasız el atma uygulamasına başvurulduğu gözlemlenmektedir.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hak olarak güvence altına alınan

mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren kamulaştırmasız el atma

uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekmektedir.

34. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırma

bedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibi

başka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulüne

başvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yol

açmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atma

uygulaması, Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasının

gerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifi

olamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Bakanlar Kurulu kararına ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine

İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atma yoluna

başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına son verilmesi bakımından

öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemelerin gerçekleştirilmesinin önemine vurgu

yapmaktadır.

35. Sonuç olarak başvurucuların maddi zararları giderilmiş olsa

dahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespit

edilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol

açıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzeri

nitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza el

atan KGM'nin bağlı olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ve TEDAŞ'ın bağlı

olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına gönderilmesi gerekir.

36. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvuruculara müştereken net 6.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TLharcın ayrı

ayrı, ayrıca 3.000 TL vekâlet

ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 6.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harcın başvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretininbaşvuruculara

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Karayolları Genel Müdürlüğünün bağlı

olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim

Şirketinin bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Gercüş Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2016/31, K.2016/101; E.2016/19, K.2016/161; E.2016/30,

K.2016/107; E.2016/25, K.2016/156; E.2016/27, K.2016/139) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucular

:

1. Burhan KESKİN

2. İsmail BİLİK

3. Mehmet Emin AYDEMİR

4. Salahattin KAPAR

5. Şerif ATILĞAN

Başvurucular

Vekilleri

:

Av. Ziver AKSEL

Av. Rudi SÜMER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30851, T. 16.09.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-30851-basvuru-16-09-2020-3899c1802e5a