Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/32666, 16.09.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/32666
Karar Tarihi

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FİKRİYE AKSOY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/32666)

Karar Tarihi: 16/9/2020

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve delillerin takdirinde hata

yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, zorunlu göç nedeniyle 1989 yılında

Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiştir.

9. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine

destek olmak amacıyla inşa edilecek konutlardan edinmek için sözleşme imzalayan

başvurucu, peşinat olarak toplamda 10.000 TL ödeme yapmıştır.

10. Başvurucu, ödemiş olduğu peşinatın daire maliyetinden

mahsup edilmemesi nedeniyle 24/5/2010 tarihinde Ankara 6. Tüketici Mahkemesi

(Mahkeme) nezdinde alacak davası açmıştır.

11. Mahkeme ilk etapta davayı kabul etmiş ise de Yargıtay

13. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyarak 26/12/2012 tarihli kararı ile davayı

reddetmiştir. Gerekçede öncelikle bilirkişi raporları uyarınca evlerin maliyet

bedelinin 86.175,56 TL olduğu ifade edilmiş ve 73.356,75 TL borçlanma

sözleşmesi ile ev satın alan başvurucunun maliyetinin altında bir tutar

karşılığında ev sahibi yapıldığının altı çizilmiştir. Bu maddi olgulara göre

peşinatın güncel hâlinin talep edilmesinin taraflar arasındaki menfaat

dengesine ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ifade edilerek ret gerekçesi

oluşturulmuştur.

12. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 16/1/2018 tarihinde ret

hükmünü onamış ve25/9/2018 tarihinde de karar düzeltme istemini reddetmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 15/10/2018 tarihinde tebellüğ

ettikten sonra 12/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. İlgili hukuk için İlgili hukuk için bkz. Güner

Yıldırım ve Arif Aydoğmuş, B. No: 2014/20030, 17/11/2016, §§ 18-23.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 16/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

19. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 8 yıl gibi bir sürede

sonuçlandığı anlaşılan davaya ilişkin yargılama sürecinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, kanun yolu aşamasında Yargıtay tarafından

hiçbir gerekçe gösterilmeden onama kararı verildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

24. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma ve hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia başvurucu tarafından soyut bir

şekilde ileri sürülmüş, yargı sürecinde ileri sürülen hangi iddianın mahkemece

karşılanmadığı konusunda Anayasa Mahkemesine bir bilgi ya da belge

sunulmamıştır. Dolayısıyla söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet

kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu;bilirkişi raporlarının mahsup işleminin

yapılmadığını açıkça ortaya koyduğunu, eldeki delillere rağmen davanın

reddedildiğini, oysa ilk derece mahkemelerince aynı durumda bulunan kişiler

lehine verilen kararların daha önceden Yargıtay tarafından onandığını

belirtmiştir. Başvurucu ayrıca kendileriyle aynı durumda olan kişilerle ilgili

bozma kararı verildiği hâlde kendi dosyalarında Yargıtayın farklı bir

değerlendirme yaptığını, çelişkili kararların hak kaybına yol açtığını

belirterek eşitlik ilkesi, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

28. Anayasa Mahkemesi benzer nitelikte bir başvuruda (Erol

Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak [GK], B. No: 2016/10183, 11/7/2019) söz

konusu iddiaları incelemiş ve şikâyetin açıkça dayanaktan yoksunluk

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda, meseleyle

ilgili olarak Yargıtayın ispat usulü konusunda benimsediği yaklaşımı

değiştirmiş olmasının tek başına adil yargılanma hakkını ihlal eden bir unsur

olarak görülemeyeceği; Yargıtayın bu görüş değişikliğini iyi bir gerekçeyle

ortaya koyarak sonraki süreçte uyuşmazlıklara istikrarlı bir biçimde

uyguladığı, görüş değişikliğinin gerekçesinin makul bir biçimde ortaya

konulduğu; maliyet bedelinin altındaki borçlanmanın peşinatın mahsup edildiğine

karine teşkil edeceği yorumuna devletin resmî yazışmaları da dikkate alınarak

ulaşılması nedeniyle değerlendirmenin temelsiz ve keyfî olmadığı ifade

edilmek suretiyle ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

belirtilmiştir (Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak, §§ 46-58).

29. Somut başvuruda da anılan karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucu tarafından ileri

sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesine ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan hususun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

32. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

33. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

34. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında istemle bağlı kalınarak 5.000TL manevi tazminatın

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

35. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Talepte bulunan başvurucunun bu konuda

herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin

reddine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir..

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 6. Tüketici

Mahkemesine (E.2012/312, K.2012/2129) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Fikriye AKSOY

Vekili

:

Av. Nevzat SARIİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/32666, T. 16.09.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-32666-basvuru-16-09-2020-59c55f762b89