Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30577, 10.03.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/30577
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HALİL KAYA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/30577)

Karar Tarihi: 10/3/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerinden

kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının 2017/30577 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Halil Kaya, Ali İhsan Yılmaz, Abdullah Aydın,

Fatime Kaya, Nuri Oduncu, İbrahim Öner, Hasan Oktay, sırasıyla 1937, 1973,

1971, 1937, 1964, 1955 ve 1949 doğumlu olup Batman'ın Gercüş ilçesinde ikamet

etmektedirler.

9. Başvurucuların Batman ili Gercüş ilçesi Pınarbaşı ve

Bağlarbaşı mahallelerinde bulunan taşınmazlarının bir kısmı üzerinden

kamulaştırma yapılmadan veya idari irtifak tesis edilmeksizin 1995 yılından itibaren

farklı tarihlerde enerji nakil hattı geçirilmiş, ayrıca anılan kısma elektrik

direği dikilmiştir.

10. Başvurucular muhtelif tarihlerde Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.

(DEDAŞ) aleyhine Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat davası açmışlardır. Başvurucular dava dilekçesinde;

arsa vasfında olan taşınmazlarının değerli bir muhitte yer aldığını,

taşınmazlarının enerji nakil hattının altında kalan kısmı yönünden tasarruf

imkanlarının kısıtlandığını ifade etmişlerdir. Dilekçede, arsa vasfında olan

taşınmazları üzerinde imar-inşa çalışmaları yapamadıklarını, taşınmazlarının

değerinde ciddi anlamda değer düşüklüğü oluştuğunu, tazminat ödenmesi

gerektiğini belirtmişlerdir.

11. Davalı idare ise savunmasında, tazminata hükmedilmesi

gerekiyorsa taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri dikkate alınarak dava

tarihindeki değeri esas alınmak sureti ile tazminat miktarının belirlenmesini,

işleyecek faize ise dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

12. Mahkemece muhtelif tarihlerde olay yerlerinde bilirkişilerle

birlikte keşif yapılmıştır. İnşaat, elektrik ve ziraat mühendisi üç bilirkişi

tarafından hazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli

tespit edilmeye çalışılmıştır.

13. Bilirkişi raporunda özetle şu tespitlere yer verilmiştir:

i. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın daha gelişmiş

ya da az gelişmiş bir mahallede bulunması, şehir merkezine daha yakın bir

mesafede olması ve konut alanının içinde yer alması, emsal taşınmazın piyasada

gördüğü rağbet ve satış kabiliyeti hususları dikkate alınarak başvurucuların

taşınmazlarının değerinin emsal taşınmaza nazaran az ya da çok olduğu kanaati

raporda açıklanmıştır.

ii. Taşınmazların bir bölümü üzerinden enerji nakil hattının

geçmesi nedeniyle bölgeye yaklaşımın kısıtlandığı, yüksek gerilimin meydana

getirdiği manyetik alanın insan sağlığı ve elektronik aletlerin çalışmasını

olumsuz yönde etkileyeceği belirtilmiştir.

iii. Taşınmazların kullanım bütünlüğünün bozulması nedeniyle

değer kaybı oluşacağı sonucuna ulaşılmıştır.

iv. Sonuç olarak taşınmazlar ile emsallerinin birbirleriyle

mukayeseleri ile bedelin tespitinde etkili olabilecek diğer objektif unsurlar

(taşınmazların cinsi, nevi, yüz ölçümü, geometrik yapısı, kamulaştırma

tarihinden önce yapılmış emsal satış bedelleri) göz önüne alınarak ödenmesi

gereken tazminat miktarları belirlenmiştir.

14. Mahkeme muhtelif tarihlerde davanın kabulü ile bilirkişi

raporunu hükme esas alarak belirlenen maddi tazminatın davalı idareden alınarak

irtifak hakkı tesis bedeli olarak başvuruculara ödenmesine, el atılan kısım

üzerinde TEDAŞ Genel Müdürlüğü adına irtifak hakkı tesisine ve tapuya tesciline

karar vermiştir.

15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

muhtelif tarihlerde Mahkeme kararını onamıştır. Nihai kararlar başvuruculara

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş (GK), B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§

20-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular ilk olarak taşınmazlarına kamulaştırmasız el

atıldığından yakınmışlardır. Başvurucular ayrıca maliki oldukları taşınmazdan

enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle kendilerine bir tazminat ödenmediğini

ifade etmişlerdir. Başvuruculara göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine

aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda

belirlenmiş süreçler takip edilmeden mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara

kamulaştırmasız olarak el atılmıştır. Başvurucular, idarelere resmî

kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkanı sağlayan böyle bir uygulamanın

taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riski

taşıdığını vurgulamışlardır. Diğer taraftan başvurucular kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat davası açmak zorunda bırakıldıklarını, bunun ise

mülkiyet hakkı ihlalini de aşan bir sonuca yol açtığını belirtmişlerdir.

Başvurucular sonuç olarak bu gerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet hakları

ile kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Somut olayda başvurucuların taşınmazlarına idari irtifak

tesis edilmeksizin el konulmuş ve başvurucuların açtığı davada yargı kararıyla

idare adına irtifak hakkı tapuya tescil edilmiştir. Buna göre idari irtifak

tesisinin asıl amacı bir inşaat yasağı getirmek değildir. Dolayısıyla

taşınmazın alt veya üst katmanlarına olayda olduğu gibi el atılması mülkten

kısmen yoksun bırakma sonucuna yol açmaktadır. Bu suretle mülk sahipleri

taşınmazın bir bölümü olan üstündeki hava

veya altındaki arz katmanından mahrum kalmaktadır. Buna göre

başvurucuların taşınmazından enerji nakil hattı geçirilmesi amacıyla idari

irtifak tesis edilmesi suretiyle yapılan müdahalenin mülkten yoksun bırakmaya

ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir (benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 37203/05, 31/5/2016, § 28; Činga/Litvanya, B. No: 69419/13,

31/10/2017, § 84).

23. Bu olayda ilgili yargılama sürecinden de anlaşılacağı üzere

başvurucuların taşınmazlarına idare kamulaştırmasız olarak el atmıştır.

Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da

belirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan

taşınmazlara kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.

24. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında

kamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı

bulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:

2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve

diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).

25. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucuların söz konusu taşınmazlarına

yapılan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle

2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine

ulaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

28. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

29. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir, Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

30. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

31. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

32. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.

maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkının

ihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme

Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis

Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 9/10/1956 tarihine kadar;

2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri

arasındaki kamulaştırmasız el atma uygulamalarının tasfiyesi amacıyla

düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen 4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce

kamulaştırmasız el atma uygulamasına başvurulduğu gözlemlenmektedir.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hak olarak güvence altına alınan

mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren kamulaştırmasız el atma

uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekmektedir.

33. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırma

bedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibi

başka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulüne

başvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yol

açmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atma

uygulaması, Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasının

gerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifi

olamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin

Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atma

yoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması

öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına son

verilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemelerin

gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.

34. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsa

dahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespit

edilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol

açıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzeri

nitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza el

atan sorumlu idare olan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.nin ilgili olduğu Enerji

ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına gönderilmesi gerekir.

35. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvuruculara net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen -ekli tabloda

belirtilen- harçların ayrı ayrı olmak üzere, ayrıca 3.000 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara müştereken net 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D Ekli tabloda belirtilen harçların başvuruculara ayrı ayrı

ÖDENMESİNE,

E. 3.000 TL vekâlet

ücretinin başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Gercüş Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2016/12, K.2017/132, E.2016/22, K.2014/137, E.2016/16,

K.2014/135, E.2016/17, K.2014/136, E.2016/23, K.2017/157, E.2016/43,

K.2017/141, E.2016/18, K.2017/159) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Türkiye Elektrik Dağıtım

A.Ş.nin ilgili olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Umut FIRTINA

Başvurucular

:

1. Halil KAYA

2. Hasan OKTAY

3. Nuri ODUNCU

4. Abdullah AYDIN

5. Ali İhsan YILMAZ

6. Fatime KAYA

7. İbrahim ÖNER

Vekilleri

:

Av. Ziver AKSEL

Av. Rudi SÜMER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30577, T. 10.03.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-30577-basvuru-10-03-2020-a034271f34ad