Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/31465, 10.03.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/31465
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.K. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/31465)

Karar Tarihi: 10/3/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihtiyati tedbirin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının 2017/31465 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Yalova'nın Altınova ilçesi Kaytazdere köyü Saraycık mevkiinde

bulunan 1352, 1353, 1354, 1355, 1356, 1357, 1358, 1359, 1360 ve 1361 parsel

sayılı taşınmazlar tapuda başvurucuların murisine ait Saraycık mevkili eski

tapu kaydına ve bir kısmı da rızai taksim ve zilyetlik hükümlerine göre başvurucular

adına tespit görmüştür.

9. Kadastro tespiti kesinleştikten sonra ellerinde karye mevkili

eski tapu kaydı bulunan kişiler tarafından bu yerin kendi tapu kayıtlarına

uyduğu iddiasıyla Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinde 9/11/1973 tarihinde tapu

iptali ve tescil davası açılmıştır.

10. Davacıların talebi üzerine Karamürsel Asliye Hukuk

Mahkemesince 1/2/1982 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmazların üçüncü kişilere

devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına ve Tapu Sicil

Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

11. Karamürsel Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi 5/4/1996 tarihli

kararıyla davanın reddine karar vermiş, davacılar tarafından temyiz edilen

hüküm Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 17/12/1998 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Bozma

kararının ardından dava dosyası Karamürsel Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin

E.2004/295 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Altınova ilçesinin Yalova ili adli

sınırları içine alınması nedeniyle bu dosya üzerinden verilen 23/1/2013 tarihli

yetkisizlik kararıyla dava dosyası Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

(Mahkeme) E.2013/337 sayılı dosyasına kaydedilerek yargılamaya devam

edilmiştir.

12. Mahkeme 2/2/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararda ihtiyati tedbire ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Bir kısım davacı

tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin (Daire)

17/2/20156 tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

15/6/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

13. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

14. Tapu Müdürlüğü tarafından Mahkemeye gönderilen 22/7/2017

tarihli yazıdan başvurucuların mal varlığı yönünden uygulanan tedbirin bu

tarihte kaldırıldığı anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Konu ile ilgili hukuk için bkz. İbrahim Geçer (B. No: 2014/19056, 19/2/2019, §§ 19-31).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

19. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

20. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir.

Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

21. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucular ihtiyati tedbir sürecinin makul sürede

sonuçlanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San.

ve Tic. Ltd. Şti. (B. No: 2014/17196, 25/10/2018) başvurusunda

incelemiş ve sonuca bağlamıştır.

26. Anayasa Mahkemesi muhtemel bir alacağın güvence altına

alınarak etkisizleşmesinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan tedbirlerin

alınması ve bu tedbirler kapsamında kamu makamlarının mülk üzerinde belirli bir

süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılması bakımından geniş

bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak söz konusu tedbirlerin

uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz olandan aşırı bir külfet de yüklememesi

gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda hukuki ilişkinin diğer tarafının

haklarını korumak için tedbiri uygulayan kamu makamlarının söz konusu tedbirin

başvurucunun mülkiyet hakkına etkilerini de gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye

yol açmaması gerekmektedir (Hesna Funda

Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., § 79).

27. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin

uygulanmasının ölçülü olabilmesi için gerek kapsamı gerekse de süresi

itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Mülkiyet hakkına müdahale

teşkil eden tedbirler uygulanması ve bu tedbirlerin belirli bir süre de devam

etmesi ancak bireye şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği takdirde ölçülü

görülebilir. Diğer bir deyişle mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden

tedbirlerin söz konusu olduğu durumlarda tedbiri uygulayan kamu makamlarının

ivedi olarak ve özenli bir biçimde davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Aksi

hâlde yani tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkının

tanındığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi

suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklemiş olur (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San.

ve Tic. Ltd. Şti., §§ 73-80).

28. Benzer nitelikteki somut olay bakımından da bu ilkelerden

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Somut olayda başvurucuların

taşınmazlarının tapu kaydına 1/2/1982 tarihinde ihtiyati tedbir şerhi konulmuş

ve bu şerh ancak 27/7/2017 tarihinde kaldırılabilmiştir. Dolayısıyla olayda

mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbir sürecinin yaklaşık 35 yıl 6 ay sürdüğü

tespit edilmiştir. Bu tedbir süreci bir bütün olarak ele alındığında söz konusu

sürenin makul olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda mülkiyet hakkını sınırlandıran

tedbirin başvuruculara aşırı bir külfet yüklediği sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

30.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

33. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

34. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır.

35. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvuruculara müştereken net 20.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen -ekli tabloda

belirtilen- harçların, ayrıca 3.000 TL vekâlet ücretinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculara müştereken net 20.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ekli tabloda belirtilen harçların başvuruculara AYRI AYRI

ÖDENMESİNE, 3.000 TL vekâlet

ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2013/337, K.2015/64) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Umut FIRTINA

Başvurucular

:

1. B.K.

2. B.Y.

3. C.A.

4. H.T.

5. H.K.

6. M.Ö.

7. M.S.

8. N.K.

9. R.K.

10. R.D.

Vekili

:

Av. Bülent KARABULUT

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/31465, T. 10.03.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-31465-basvuru-10-03-2020-3cdf8df1ed28