Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4804, 29.11.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/4804
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

VEYSEL KAPLAN BAŞVURUSU (8)

(Başvuru Numarası: 2015/4804)

Karar Tarihi: 29/11/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun sakıncalı bulunarak

muhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, (kapatılan) Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

8/11/2005 tarihli kararı gereğince hükümlü olarak Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

7. Başvurucu, içerisinde numaralandırılmış sayfalar bulunan

mektubu başka bir ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlüye 18/12/2014

tarihinde göndermek istemiştir.

8. Söz konusu mektupta; terör örgütünün söylemleriyle

"3K" olarak adlandırılan gruba ilişkin eleştiriler getirilmiş, örgüt

içinde alınan kararlara ilişkin bilgilere yer verilmiş ve "DHG, HG,

17'ler, 2. Kng" gibi terör örgütünün kendi

jargonunda kullandığı birtakım ifadelerle örgüt mensuplarına yönelik beyanlarda

ve tavsiyelerde bulunulmuştur.

9. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin

Kurulu) tarafından 19/12/2014 tarihinde verilen sakıncalı mektup değerlendirme

kararıyla söz konusu mektubun muhatabına gönderilmemesine karar verilmiştir.

Karar gerekçesinde, mektup vasıtasıyla örgütsel amaçlı haberleşme yapılmaya çalışıldığı

belirtilmiştir.

10. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı Kocaeli

İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 27/1/2015 tarihli kararla

reddedilmiştir. Kararda; mektup içeriğinde bir suç örgütünün yasa dışı

faaliyetlerinin sürdürülmesine ilişkin ifadelere yer verildiği, örgütsel

tavırlar konusunda başka bir hükümlüye eleştiri ve tavsiyelerde bulunulduğu

belirtilmiştir.

11. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı

Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 12/2/2015 tarihli kararla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği tarafından verilen kararda

yer alan gerekçenin uygun görüldüğü ifade edilmiştir.

12. Nihai karar 19/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 16/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine

dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

16. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek

durumda olduğu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; Disiplin Kurulunca verilen söz konusu kararın

keyfî olduğunu, iletişim olanaklarının ölçüsüz şekilde elinden alındığını ve

itirazlarının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirterek haberleşme ve

ifade hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca bireysel

başvuru harcını ödeyebilecek ölçüde maddi olanağının bulunmadığını belirterek

adli yardımdan faydalandırılma talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının özü, göndermek

istediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesine

karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir.

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti

kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, §

23; Özkan Kart (2), B. No:

2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek,

B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

20. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar

başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

22. Disiplin Kurulunca başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun

sakıncalı olduğu değerlendirilerek söz konusu mektubun muhatabına

gönderilmemesine karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan karar ile kamu makamları

tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu

açıktır.

23. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüne

yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın, ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin

gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz

konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

24. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

25. Somut olayda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin

ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve

sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan,

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

26. Mektubun sakıncalı bulunmasına sebep olarak başvurucunun

mektup vasıtasıyla terör örgütüyle haberleşmesi olarak gösterilmiştir. Bu

kapsamda başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun Disiplin Kurulunca

denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarını taşıdığı, bunun da

Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, § 51).

27. Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak

kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11 /2014, § 35).

28. Somut olaya konu olan mektupta, bir terör örgütünün yapısı

ve işleyişiyle ilgili olarak eleştiri ve tavsiyeler içeren anlatımlarda

bulunulduğu görülmektedir. Terör örgütünün yönetimine ve yapılanmasına yönelik

değerlendirmelerin yer aldığı mektupta örgüt terminolojisiyle aktarılan

ifadelerin örgütsel haberleşme kapsamında değerlendirilebileceği sonucuna

ulaşılmıştır.

29. Yasa dışı haberleşme yöntemleri içerdiği değerlendirilen

mektubun sakıncalı olduğuna karar verilmesi şeklindeki müdahalenin Anayasa'nın

22. maddesi anlamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi

için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve

müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır. Bu

kapsamda İnfaz Hâkimliği tarafından verilen kararın da ilgili ve yeterli gerekçeler

içerdiği görülmektedir. Sonuç olarak somut olayda haberleşme hürriyetine

yönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Veysel

KAPLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4804, T. 29.11.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-4804-basvuru-29-11-2018-5d70fb5f176d