Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/16697, 08.05.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/16697
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ECZACIBAŞI YAPI GEREÇLERİ SAN. VE TİC. A.Ş.

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/16697)

Karar Tarihi: 8/5/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada

lehe olan mevzuat hükümlerinin uygulanmaması ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu Şirket, seramik sağlık gereçlerinin üretimi

alanında faaliyet göstermektedir.

7. Başvurucu Şirket hakkında, iştigal alanında faaliyet gösteren

diğer bazı şirketlerle anlaşma yaparak rekabeti bozduğu iddiasıyla Rekabet

Kurumu tarafından soruşturma başlatılmıştır.

8. Başvurucu Şirketin yazılı ve sözlü savunmasının da alındığı

soruşturma sürecinin sonunda, uyumlu eylemler ve anlaşmalar ile 7/12/1994

tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin ihlal

edildiği gerekçesiyle başvurucu Şirkete Rekabet Kurumu tarafından 2/2/2006

tarihli işlemle idari para ceza verilmiştir.

9. Başvurucu Şirket, söz konusu işlemin iptali istemiyle

Danıştay Onüçüncü Dairesi (Mahkeme) nezdinde dava

açmıştır.

10. Mahkeme 27/1/2009 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret

gerekçesinde öncelikle 4054 sayılı Kanun uyarınca rekabeti bozma, kısıtlama amacı

taşıyan veya bu sonucu doğuran uyumlu eylem ve anlaşmaların yasak olduğu; bu

nitelikte eylemlerde bulunan şirketlere ise idari para cezası verileceği

hatırlatılmıştır. Seramik Sağlık Gereçleri Üreticileri Birliğinin de üyesi olan

başvurucu Şirketin aynı pazarda faaliyet gösteren diğer bazı şirketler ile

toplantılar vasıtasıyla da bir araya gelerek satım fiyatı ve şartlarının tespit

edilmesi, arz miktarının kontrolü, pazar paylaşımı, bilgi değişimi hususlarında

yatay anlaşma ve uyumlu eylemler yaptıklarının soruşturma sürecinde yapılan

tespit ve elde edilen delillerden anlaşıldığı vurgulanmıştır. Başvurucu Şirket

tarafından yapılan bu tespitlerin aksinin ispat edilemediği hususunun altı

çizilmiştir. Ayrıca idari para cezasının karara bağlandığı toplantının usulüne

uygun yapıldığı ve cezanın hesaplanmasında mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı

belirtilmiştir. Sonuç itibarıyla başvurucu Şirketin eylemine uygun bir biçimde

idari para cezasıyla cezalandırıldığı ifade edilerek dava konusu işlem hukuka

uygun bulunmuştur.

11. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 1/4/2013 tarihli

kararıyla ret hükmünü onamıştır. Karar düzeltme istemi aynı Kurulun 27/4/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı 21/9/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin

ardından 21/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde teşebbüs ve teşebbüs

birliği şöyle tanımlanmıştır:

"Teşebbüs : Piyasada mal veya hizmet

üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzelkişilerle, bağımsız karar verebilen ve

ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri,

Teşebbüs Birliği : Teşebbüslerin belirli

amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzelkişiliği haiz ya da tüzelkişiliği

olmayan her türlü birlikleri,"

14. 4054 sayılı Kanun'un "Rekabeti

sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar" kenar başlıklı

4. maddesi şöyledir:

"Belirli bir mal veya hizmet piyasasında

doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını

taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler

arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve

eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.

Bu haller, özellikle şunlardır:

a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım

fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut

satım şartlarının tesbit edilmesi,

b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi

ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da

kontrolü,

c) Mal veya hizmetin arz ya da talep

miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,

d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin

zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot

ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni

gireceklerin engellenmesi,

e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit

hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların

uygulanması,

f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere

aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın

alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep

ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından

teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına

ilişkin şartların ileri sürülmesi,

Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı

durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da

teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya

kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem

içinde olduklarına karine teşkil eder.

Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak

koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak

sorumluluktan kurtulabilir.

15. 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yasaklı eylemlerde

bulunan teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri

veya bu birliklerin üyelerine Rekabet Kurulunun idari para cezası verebileceği

hüküm altına alınmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

19. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

20. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonuçuna İlişkin İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; lehe olan mevzuat hükümlerinin dikkate

alınmadığını, rekabeti bozucu eylemde bulunan şirketin holdingten

ayrı bağımsız bir tüzel bir kişiliğinin bulunduğunu ve idari para cezasının

bildirildiği yazıda başvurulacak idari/yargısal makamların belirtilmemesi

nedeniyle Anayasa'nın 36., 38. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında

şikâyetin karar sonucuna yönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda

yapılması uygun görülmüştür.

24. Başvurucu ayrıca işlemin bildirim usulünde Anayasa'nın 40.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde ve

etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinde, Anayasa'nın 40. maddesinin

ikinci fıkrasında yer alan "Devlet,

işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını

ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklinde bir güvence

öngörülmemiştir. Anılan hükümle devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi

kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlüğü

yüklenmiştir. Bu itibarla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında

kalan söz konusu güvencenin bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki

güvence bireysel başvuruda bağımsız bir güvence olarak ele alınamaz. Bununla

birlikte bu durum, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar

incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği- anılan hükmün dikkate

alınmasına engel değildir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 32).

Başvurucu Şirket, mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal iddiasında

bulunmadığından Anayasa'nın 40. maddesine yönelik olarak ayrıca bir

değerlendirme yapılmamıştır.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

26. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 10) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

27. Mevzuatın, somut olayın ve delillerin yorumlanması yukarıda

anılan ilkeler (bkz. § 25) uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin

takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemez.

28. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Yargılamanın Sonuçuna İlişkin ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR'ün

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/5/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Dosyanın incelenmesinde;

Başvurucu şirketin derece mahkemeleri önünde öne sürüp uzman

mütalaalarıyla desteklediği şu iki iddianın gerekçeli kararlarda

karşılanmadığı, hiç temas edilmediği ve irdelenmediği anlaşılmaktadır:

1. Rekabet Kurulunca İdari para cezası verilen şirketin

(Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic. A.Ş.) satış işlemiyle ve iddia konusu

rekabetle hiç ilgisi olmayan bir üretim şirketi olduğu, bu cezaya muhatap

olması gereken şirketin (İNTEMA) ise satış konusuyla ilgili şirket olmasına

karşın, savunmasının dahi alınmadığı ve ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bu şirket

yerine kendilerine idari para cezası verilmesinin suç ve cezaların şahsiliği

ilkesine aykırı düştüğü iddiası,

2. Bu idari para cezasına karşı yargı yollarına başvurulması

nedeniyle yargılama süreci devam ederken 8.2.2008 tarihinde Resmi Gazetede

yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı kanunla 4054 sayılı Rekabetin

Korunması Hakkında Kanunun 19. maddesindeki, 5 yıllık zamanaşımı süresinin

karar aleyhine yargı yoluna başvurulması halinde kesileceği hükmünün

yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla lehe olan bu kanun hükümlerinin dikkate

alınarak ve zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek, verilen idari para

cezasının ortada kaldırılması gerektiği iddiası.

Bu iki temel iddianın da derece mahkemesi kararlarının

gerekçesinde karşılanıp tartışılmaması karşısında, “gerekçeli karar hakkının”, dolayısiyle Anayasanın 36. maddesinde belirtilen “adil

yargılanma hakkının” ihlâl edildiği anlaşıldığından; hak ihlâli kararı

verilmesi gerektiği değerlendirilmesiyle başvurunun kabul edilemez olduğu

yolundaki çoğunluk kararına katılamadım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic.

A.Ş.

Vekili

:

Av. Semra YENER

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/16697, T. 08.05.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-16697-basvuru-08-05-2019-398a9b847c25