Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/979, 09.03.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/979
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TEVFİK ACAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/979)

Karar Tarihi: 9/3/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hayati tehlike geçirilmesiyle sonuçlanan silahlı

saldırı olayının etkili soruşturulmaması nedeniyle yaşama hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 1980 doğumlu olan başvurucu 25/2/2006 tarihinde bir

akrabasının silahlı saldırısı sonucu hayati tehlike geçirecek şekilde

yaralanmıştır.

9. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) olay

hakkında soruşturma açmış ve 7/4/2006 tarihli iddianameyle şüpheli hakkında

Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Ayrıca soruşturmada, 25/2/2006

tarihinde şüphelinin tutuklanmasına karar verilmiştir.

10. Asliye Ceza Mahkemesinin söz konusu iddianameyi iade etmesi

üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı şüpheli hakkında yeni bir iddianame

düzenleyerek 9/5/2006 tarihinde bu kez Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası

açmıştır.

11. Sulh Ceza Mahkemesi, iddianameyi kabul ettikten sonra

30/6/2006 tarihinde görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Ağır Ceza

Mahkemesine göndermiştir. Bu arada 15/5/2006 tarihinde şüphelinin tahliyesine

karar verilmiştir.

12. Ağır Ceza Mahkemesi, görevsizlik kararı vererek dosyayı bu

kez yeniden Asliye Ceza Mahkemesine göndermiş; Asliye Ceza Mahkemesinin de

görevsizlik kararı vermesi üzerine dosya, görev konusunda mahkemeler arasında

çıkan uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması için 5/2/2008 tarihinde Yargıtay 5.

Ceza Dairesine (5. Ceza Dairesi) gönderilmiştir.

13. 5. Ceza Dairesi 2/7/2008 tarihli kararıyla Ağır Ceza

Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırarak dosyayı bu Mahkemeye göndermiştir.

14. Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda 18/12/2008 tarihinde

verdiği kararla sanığın kasten öldürme suçuna teşebbüsten sonuç olarak 7 yıl 6

ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar vermiştir.

15. Söz konusu karar, sadece sanık tarafından temyiz edilmiş

olup başvurucu karara yönelik olarak verilen cezanın azlığı veya başka bir

gerekçe ileri sürerek temyiz talebinde bulunmamıştır. Temyiz incelemesi yapan

Yargıtay 1. Ceza Dairesi (1. Ceza Dairesi) 22/12/2011 tarihinde eylemin

nitelikli öldürme suçuna teşebbüs olduğu gerekçesiyle ve aleyhe temyiz

bulunmadığından sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak

kaydıyla kararı bozmuştur.

16. Bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda Ağır Ceza

Mahkemesi, 1/11/2012 tarihinde verdiği kararla sanığı nitelikli öldürme suçuna

teşebbüsten mahkûm etmiş ancak ilk kararın sadece kendisi tarafından temyiz

edilmesi nedeniyle ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkını gözeterek yeniden

7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.

17. Karar bu kez başvurucu tarafından da temyiz edilmiştir. 1.

Ceza Dairesi, 2/12/2013 tarihinde verilen ceza miktarını eylem nedeniyle

gerçekleşen tehlike ve zarara nazaran azlığı nedeniyle eleştirmiş ancak bu

durumu sanık bakımından oluşan kazanılmış hakkı gözeterek bozma nedeni yapmamış

ve kararı onamıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, bu şekilde kesinleşen kararı infaz

edilmek üzere 2/1/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

18. Nihai karar başvurucu tarafından 3/1/2014 tarihinde

öğrenilmiş olup yasal otuz günlük süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu'nun "Davaya yeniden

bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" kenar başlıklı 326.

maddesinin ilgilibölümü şöyledir:

“ (...)

Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine

Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz

edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan

daha ağır olamaz.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan silahlı

saldırı olayı hakkında yürütülen soruşturmanın makul sürede tamamlanmadığı gibi

soruşturma sonucunda olayın faili hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın

mağduriyeti gözetildiğinde yetersiz kaldığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca

olayın failinin tutuksuz yargılandığını da belirterekAnayasanın

36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma ve etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

23. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

25. Somut olayda başvurucu hayattadır. Bu nedenle başvuruda

öncelikle yaşama hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanabilirliği hususunda bir değerlendirme yapmak gerekir.

26. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşama hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20.)

27. Olay hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen kararda

belirtildiği üzere başvurucunun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve

kendisine yönelik silahlı saldırının ölüm meydana getirebilecek bir niteliğe

sahip olduğu anlaşılmıştır.

28. Bu nedenle başvurucunun olay hakkında etkili soruşturma

yürütülmediği iddiası, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı kapsamında incelenmiştir. Diğer taraftan somut olayda failinin soruşturma

sırasında tutuklandığı ve soruşturma sonucunda verilen hürriyeti bağlayıcı

cezanın infaz edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği

anlaşıldığından başvurucunun olayın failinin tutuklanmadığı iddiasına ilişkin

olarak bir değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

30. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili olması

için diğer şartların yanında soruşturmaların makul bir sürat ve özenle

yürütülmesi (Deniz Yazıcı, B. No:

2013/6359, 10/12/2014, § 96) ve her olayın kendine özgü şartlarında değerlendirme

yapılmak koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan eylemler ile maddi ve

manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız kalmaması (Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §

32) gerekmektedir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

31. Başvurucu, olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediği

iddiasına ilişkin ilk olarak soruşturma sonucunda verilen cezanın

yetersizliğinden şikâyet etmektedir.

32. Somutolayda başvurucu, 25/2/2006

tarihinde silahla gerçekleştirilen bir saldırı sonucu hayati tehlike geçirecek

şekilde yaralanmıştır. Olay hakkında yürütülen soruşturmada fail hakkında ilk

kez 18/12/2008 tarihinde karar verilmiştir. Bu kararda verilen ceza miktarı,

kararın başvurucu tarafından ceza miktarının azlığı veya başka bir gerekçe

ileri sürülerek temyiz edilmemesi nedeniyle yürürlükteki usul kanunu gereğince

fail yönünden kazanılmış hak oluşturmuştur (bkz. §§ 14-16, 19).

33. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Yargıtayın

ilgili Dairesi tarafından, başvurucuya yönelik eylemin niteliğinin daha ağır

bir yaptırım gerektirdiği tespiti yapılmış ve Ağır Ceza Mahkemesince de bu

tespite göre bir karar verilmiş ise de soruşturmada, söz konusu usule ilişkin

güvence nedeniyle failin ceza miktarı bakımından daha ağır bir yaptırımla

mahkûmiyetine karar vermek mümkün olmamıştır.

34. Dolayısıyla soruşturmada, başvurucunun kendisine yönelik

eylemin yeterli cezayla yaptırım altına alınmadığı iddiasına ilişkin olarak

yetkili makamlardan kaynaklanan bir eksiklik bulunmamaktadır. Somut olayda

başvurucu, kendi tutumu nedeniyle böyle bir sonucun doğmasına yol açmıştır.

35. Başvurucu,ikinci

olarak soruşturmanın makul süratle yürütülmediğini iddia etmektedir.

36. Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yapılıp

yapılmadığına ilişkin tespit; başvuruya konu olayın kendi koşullarına,

soruşturmadaki şüpheli veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın

karmaşıklık derecesine ve soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da

güçlüklerin bulunup bulunmadığına göre farklılık gösterebilecektir (Fahriye Erkek ve diğerleri, 2013/4668,

16/9/2015, § 91).

37. Somut olay bu bağlamda incelendiğinde olaya ilişkin

soruşturmanın, Mahkemeler arasında görev uyuşmazlığının yaşanması nedeniyle

olayın gerçekleşmesinden ancak 2 yıl 6 ayı aşkın bir süre sonra soruşturma

dosyasının görevli Mahkeme tarafından bakılmaya başlanması ve akabinde

gerçekleştirilen birtakım usul ve tahkikat eksiklikleri ile temyiz

incelemelerinde geçen süreler nedeniyle sekiz yıla yakın bir sürede

sonlandırılabildiği görülmüştür (bkz. §§ 9-17).

38. Başvuruya konu soruşturmanın ilerlemesine engel olan

herhangi bir unsur ya da güçlüğün bulunmaması, şüpheli sayısı, olayın bu derece

uzun sürmesine sebebiyet verecek nitelikte bir karmaşıklığa sahip olmaması ile

başvurucunun bu gecikmede hiçbir dahlinin olmaması gibi hususlar dikkate

alındığında somut olaya ilişkin soruşturma sürecinin yaklaşık sekiz yıl gibi

çok uzun bir sürede sonlandırılmasının makul olduğu söylenemeyecektir.

39. Dolayısıyla başvuruya konu soruşturmanın bir bütün olarak

yürürlükteki yargı sisteminde daha sonra ortaya çıkabilecek benzer yaşama hakkı

ihlallerinin önlenmesinde sahip olunan önemli rolün zarar görmesine neden

olabilecek şekilde makul süratte yürütülmediği sonucuna varılmıştır.

40. Oysa kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını

sürdürmesi, adalete olan güvenin sarsılmaması ve özellikle hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından soruşturma makamları tarafından yaşama hakkına ilişkin

soruşturmaların makul süratte yürütülmesi konusunda azami hassasiyet

gösterilmesi gereklidir.

41. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

43. Başvurucu, 10.000 TL manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

44.Yaşama hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya taleple bağlı kalınarak net 10.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10. 000 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Tevfik ACAR

Vekili

:

Av. Mehmet

Halis YETKİNER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/979, T. 09.03.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-979-basvuru-09-03-2017-59d262852782