Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/6919, 05.10.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/6919
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SADIK KISA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/6919)

Karar Tarihi: 5/10/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, disiplin cezasının iptal istemiyle açılan davada,

işlemin tesis edilme sürecine ilişkin olarak ileri sürülen hukuka aykırılık

iddialarının karşılanmaması ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD) 1.

Bölge Koruma Güvenlik Amirliği bünyesinde görev yapmaktadır. Başvurucu, görev

yaptığı istasyonda meydana gelen olaya müdahalede bulunmadığı gerekçesiyle

11/10/2006 tarihli işlem uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme disiplin

cezasıyla cezalandırılmıştır. Başvurucu, üzerine atılı eylemin

gerçekleşmediğini ileri sürerek, aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle

8/11/2006 tarihinde dava açmıştır.

9. İstanbul 8. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 26/12/2007 tarihli

kararıyla, Pendik Garı'nda kapkaççıların çıkardığı olaya bazı güvenlik

görevlileri tarafından müdahale edilmediğini ve başvurucunun da olaya müdahale

etmeyen görevliler arasında yer aldığı hususunun tanık ifadeleri ile diğer

bilgi ve belgelerden anlaşıldığını tespit etmiştir. Mahkeme, eylemine uyan ceza

ile tecziye edilen başvurucunun açtığı davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesine yer vermek suretiyle davayı reddetmiştir.

10. Başvurucu, disiplin cezasını tesis eden kurulun hukuka uygun

bir biçimde oluşturulmadığını ileri sürerek ret kararını temyiz etmiştir.

Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 16/2/2011 tarihli

kararıyla temyiz istemini reddederek hükmü onanmıştır. Başvurunun aynı iddiayı

dile getirerek gerçekleştirdiği karar düzeltme istemi de Dairenin 13/12/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

11. Başvurucu nihai kararı 22/4/2014 tarihinde tebellüğ etmesinin

ardından 14/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

12. 24/10/1982 tarihli ve 17848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında

Yönetmelik'in (Disiplin Yönetmeliği) "Kurulların

kuruluşuna ilişkin esaslar" kenar başlıklı 4. maddesinin (8)

numaralı fıkrasının (3) numaralı bendi şöyledir;

"III – (Değişik:

4/7/2005 – 2005/9138) BÖLGE DİSİPLİN KURULU:

Valinin veya görevlendireceği vali

yardımcısının başkanlığında,

a) Bölge Müdürü (Başkan),

b) Bölge Müdürü (Başkan)’nün görevlendireceği

bir müdür yardımcısı,

c) Sosyal ve idari hizmetleri yürütmekle

görevli amir,

d) Personel veya ünite amiri veya benzer

hizmetleri yürütmekle görevli amirden kurulur."

B. Danıştay Kararları

13. Danıştay Onikinci Dairesi 6/6/2014

tarih ve E.2012/10039, K.2014/4765 sayılı kararında, tren teşkil memuru olarak

görev yapan davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında Disiplin

Yönetmeliği'nin 4. maddesi uyarınca Disiplin Kurulunda yer alması gereken

sendika temsilcisinin toplantıya iştirak etmesi sağlanmaksızın tesis edilen

disiplin cezası verilmesine işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle

dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararı onamıştır.

14. Danıştay Onikinci Dairesi

24/9/2012 tarihli ve E.20009/1691, K.2012/5047 sayılı kararında, disiplin

cezasına ilişkin işlemi tesis eden Disiplin Kurulunun mevzuatta belirtilen

şekilde oluşturulup oluşturulmadığı yönünde bir inceleme yapılmadan verilen ret

kararını bozmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu, işlemi tesis eden Disiplin Kurulunun hukuka aykırı

olarak teşekkül ettiğini ve bu iddiasının yargılama sürecinde dikkate

alınmadığını ve karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi

gerekir (Abdullah Topçu, B. No:

2014/8868, 19/4/2017, § 75).

19. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

20. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

21.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

22.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

23.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

24. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus; temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

25. Başvurucu, ihlal iddiasını Disiplin Kurulunun oluşumuna dair

hukuka aykırılık savının dikkate alınmadığı hususu üzerine temellendirmiştir.

Başvurucu Disiplin Kuruluna vali ya da görevlendireceği bir vali yardımcısının

veya bölge müdürünün başkanlık etmesi gerektiğini ancak somut olayda bölge

müdür yardımcısının kurula başkanlık ettiğini, bu durumun da işlemi yetki

yönünden sakatladığını ancak bu iddiasının karşılanmadığını ileri sürmektedir.

26. İlgili hukuk kısmında alıntısı yapılan Disiplin Yönetmeliği

hükmü uyarınca disiplin cezasını tesise yetkili kurulun oluşumunun belirli kamu

görevlilerinin katılımına bağlandığı görülmektedir. Yine ilgili hukuk kısmında

özet olarak aktarılan Danıştay Onikinci Dairesi

kararları uyarınca Disiplin Kurulunun teşekkülündeki eksiklik ya da yanlışlığın

kurul tarafından alınan kararın hukuki geçerliliğini etkilediği görülmektedir

(bkz. § § 12,13,14).

27. Başvurucunun temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde,

aleyhine disiplin cezasını tesis eden kurulun mevzuata uygun oluşturulmadığını

ileri sürdüğü görülmektedir.Ancak

bu iddianın yargılama sürecinde herhangi bir şekilde değerlendirilmediği,

karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

28.Konuya ilişkin norm ve içtihat gözönüne

alındığında başvurucunun söz konusu iddiasının, davanın sonucunu

değiştirebilecek nitelikte; değerlendirilmesi ve karşılanması gereken bir iddia

olduğunu söylemek mümkündür.

29.Bu hâle göre uyuşmazlık konusu disiplin cezasını tesis eden

kurulun oluşumuna ilişkin hukuka aykırılık iddiasının, ileri sürülmesine karşın

değerlendirilmemiş ve karşılanmamış olması yargılamanın bütünü yönünden adil

yargılanma hakkını ihlal eder niteliktedir.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

35. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 7 yıl 1 aylık

yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak

gerekir.

36. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancakyerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

39. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 8. İdare

Mahkemesine (E.2006/2383, K.2007/2566) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının da ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

41. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

42. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli

karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin ve

sonuçlarının ortadan kaldırması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul

8. İdare Mahkemesine (E.2006/2383, K.2007/2566) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onikinci

Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Sadık KISA

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/6919, T. 05.10.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-6919-basvuru-05-10-2017-0cd57d553698