Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5347, 16.03.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/5347
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYSEL TEKER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/5347)

Karar Tarihi: 16/3/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, iş kazasına dayalı

açılan tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 15/4/2014 tarihinde

Diyarbakır 2. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 3/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

18/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiştir.

6. Bakanlığın 15/1/2015 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular, murislerinin

iş kazası sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla 29/4/2005 tarihinde işveren

aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır.

9. Diyarbakır 2. İş Mahkemesi,

başvurucuların olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesi istemiyle 29/4/2005

tarihinde açmış oldukları tespit davasının sonucunun beklenmesine karar vermiş;

anılan davanın 18/10/2010 tarihinde kesinleşmesinin ardından 20/11/2012 tarihli

ve E.2006/674, K.2012/724 sayılı kararıyla tazminat istemine ilişkin davanın

kısmen kabulüne hükmetmiştir.

10. Davalının temyizi üzerine

karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ve E.2013/18031,

K.2013/24076 sayılı ilamıyla bozulmuştur.

11. Bozma sonrasında yargılama,

Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin E.2014/519 sayılı dava dosyasında devam

etmektedir.

12. Başvurucular 15/4/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Mehmet Erbek,

B. No: 2013/6792, 18/6/2014, §§ 16–20).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 16/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 15/4/2014 tarihli ve

2014/5347 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

15. Başvurucular, murislerinin

iş kazası sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla 29/4/2005 tarihinde açtıkları

maddi ve manevi tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

16. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Başvurucular 29/4/2005

tarihinde açtıkları davanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında -ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle-

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

19. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41–45).

20. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, iş kazasından doğan zararın giderilmesi istemiyle açılmış bir tazminat

davasının söz konusu olduğu görüldüğünden 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 49).

21. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup somut başvuru açısından bu tarih 29/4/2005’tir.

22. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların

yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihtir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 52).

23. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği çerçevesinde,

gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek çalışma barışı açısından arz ettiği

önem nazara alındığında iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı

organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu,

iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini

dikkate alarak genel mahkemelerin dışında sözlü yargılama usulüne tabi özel bir

iş yargılaması sistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce

mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını

amaçlamıştır (Nesrin Kılıç,

B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

24. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa ve kolay bir

inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir

yargılama usulüdür (Nesrin

Kılıç, §§ 64, 65).

25. Başvuruya konu yargılama

süreci incelendiğinde; yargılamanın, iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıkların

niteliği, başvurucular açısından taşıdığı değer ve başvurucuların davadaki

menfaatleri dikkate alındığında makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan

on bir yıla yakın süredir devam ettiği, yargılamanın uzamasında büyük oranda

bilirkişi raporlarının temininde geçen sürelerin, celse aralarının uzun

tutulmasının ve tespit davasının sonucunun beklenmesinin etkili olduğu

anlaşılmaktadır.

26. İlgili yargılama evrakının

incelenmesi neticesinde başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde

görüldüğü anlaşılmakla, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usule ilişkin hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (bkz. § 12).

27. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Hayrettin Ekim,

B. No: 2013/3442, 20/3/2014, §§ 33-55).

28. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve on bir yıla

yakın süredir devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

30. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle her

biri için 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

31. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

32. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on bir yıla yakın süredir devam eden yargılama süresi

nazara alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvuruculara ayrı

ayrı net 18.070 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

33. 206,10 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

34. Başvuruya konu yargılamanın

on bir yıla yakın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların, makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net

18.070 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin Diyarbakır

2. İş Mahkemesine gönderilmesine

16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucular

:

Aysel TEKER

Mehmet TEKER

Ayşegül GENÇ

Kadriye TEKER

Ahmet TEKER

Sultan TEKER

Aziz TEKER

Abdulkadir TEKER

Vekilleri

:

Av. Vedat KARADUMAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5347, T. 16.03.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-5347-basvuru-16-03-2016-dc2dba647ce7