Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/12879, 09.11.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/12879
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİBÖLÜM

KARAR

İRFAN YÜN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/12879)

Karar Tarihi: 9/11/2017

BİRİNCİBÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, delil tespiti talebinde kanun yolunun ve bunun

süresinin yanlış göstermesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, zilyetliğinde bulunan taşınmazların 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılıOrman

Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları

Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin

Satışı Hakkında Kanun hükümleri gereği satışa esas alınacak bedellerin idare

tarafından yüksek miktarlarda tespit edildiğini belirterek taşınmazların gerçek

değerlerinin belirlenmesi için Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

delil tespiti talebinde bulunmuştur.

8. Mahkeme 30/7/2013 tarihli kararı ile

delil tespiti istenebilecek şartlarınbulunmadığı ve

hukuki yarar yokluğu nedenleriyle temyiz yolu açık olmak üzere talebi

reddetmiştir.

9. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin (Daire) 4/2/2014 tarihli kararı ile çekişmesiz yargı konusu delil

tespiti isteminin aynı zamanda nihai karar niteliğinde de olmaması nedeniyle

temyiz edilebilen kararlardan bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun temyiz

dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

10. Karar düzeltme talebi üzerine Dairenin 29/5/2014

tarihli kararıyla temyizi mümkün olmayan bir karara karşı karar düzeltme yoluna

da gidilemeyeceği belirtilerek karar düzeltme dilekçesinin reddine karar

verilmiştir.

11. Anılan ret kararı başvurucuya 9/7/2014

tarihinde tebliğ edilmiş, 1/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:

"Taraflardan her biri, görülmekte olan

bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri

süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi

yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını

talep edebilir."

13. 6100 sayılı Kanun'un 403. maddesi şöyledir:

"Talep sahibinin haklarının korunması

bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da

delil tespiti yapılabilir. Tespitin yapılmasından sonra, tespit dilekçesi,

tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği

mahkemece kendiliğinden diğer tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf tebliğden

itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir."

14. 16/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Mahkemelerden verilen nihai kararlara

karşı temyiz yoluna başvurulabilir."

15. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004

tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; zilyedi olduğu taşınmazlarla ilgili idarenin

belirlediği satışa esas değerin oldukça yüksek olduğunu, 6292 sayılı Kanun

kapsamında yapılacak satış işlemlerine karşı yargı yolunun kapalı olduğunu,

gerçek değerle ilgili yetkililerde kanaat oluşması açısından delil tespiti

talebinde bulunduğunu, Mahkemece verilen ret kararının kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin

gerekçeli kararında kanun yolu ve süresini yanlış gösterdiğini, kararda

belirtildiği üzere Yargıtaya temyiz başvurusunda

bulunduğunu ancak Yargıtayın temyiz yolu kapalı

olduğunu belirterek dilekçenin reddine karar verdiğini, devletin tesis ettiği

işlemlerde kanun yolu ve süresini doğru bir şekilde belirtmesinin zorunlu

olduğunu, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle itiraz hakkını da

kullanamadığını, kararla birlikte mal varlığı haklarının zedelendiğini

belirterek Anayasa’nın 35., 36. ve 40.maddelerinde

güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

19. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

20. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür.

21. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile

İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013,

§§ 18, 19).

22. 6100 sayılı Kanun'un 400. maddesinde; hukuki yararı olan

kişilerin görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut

ileride açılacak davada ileri sürülmesi muhtemel bir vakıanın tespiti amacıyla,

kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı durumlarda delil

tespitini talep edebilecekleri belirtilmiştir.

23. Delil tespit talebi bir dava olmadığı gibi Mahkemece verilen

ret veya kabul kararları nihai karar değildir. Ara kararı niteliğinde olan bu

kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Ancak kararı veren mahkemeye itiraz

edilebilir.

24. Mahkemenin 30/7/2013 tarihli

kararında "...tarafların yokluğunda,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük

süre içerisinde Yargıtay Başkanlığına hitaben yazılacak ve mahkememize

sunulacak bir dilekçe ile temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi."

ibaresi kullanılarak kanun yolu ve süresi yanlış gösterilmiş ise de Dairenin

4/2/2014 tarihli kararı ile delil tespiti talebinin reddine ilişkin karara

karşı temyiz yolunun kapalı olduğu açıkça belirtilmiştir. Başvurucunun buna

rağmen karar düzeltme talebinde bulunarak bu talebinin reddedilmesi üzerine

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

25. İçtüzük’ün 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği ve

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

26. Başvurucunun delil tespiti talebinin reddi kararında kanun

yoluyla ilgili yanlış yönlendirme sonucu temyiz talebinde bulunmak zorunda

bırakılması hususu gözönünde bulundurulduğunda somut olay açısından temyiz

kanun yolunun etkili bir yol olduğunun değerlendirilebileceği, bu açıdan

Dairenin 4/2/2014 tarihli kararı ile birlikte başvuru

yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerekeceği açıktır. Dolayısıyla karar

düzeltme yolu açık olmayan ilama yönelik karar düzeltme isteminde bulunulması,

başvurucuya bireysel başvuruda bulunmak için yeniden süre hakkı tanımaz.

Başvurucunun onama kararını öğrendiği 3/3/2014

tarihinden itibaren otuz günlük sürede bireysel başvuruda bulunması gerekir.

27. Buna göre temyiz dilekçesinin reddine dair Yargıtay ilamını

öğrendiği 3/3/2014 tarihinden itibaren otuz günlük

başvuru süresi içinde başvurucunun bireysel başvuruda bulunması gerekirken bu

sürenin dolmasından sonra 1/8/2014 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu açıdan

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle ihlale neden olduğu iddia edilen karara

yönelik otuz günlük süre geçtikten sonra yapılan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

İrfan YÜN

Vekili

:

Av. Cemil DOĞRU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/12879, T. 09.11.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-12879-basvuru-09-11-2017-65c3f49e0945