Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/12603, 14.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/12603
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A TEKNİK YAPI TEKNOLOJİLERİ SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/12603)

Karar Tarihi: 14/9/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında usul

ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; karara

karşı temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Şirket, Düzce ili Beyköy

Belediyesi ile imzaladığı 8/8/2006 tarihli sözleşme

ile beldenin kanalizasyon inşaatı işini üstlenmiş; kazı çalışmaları sırasında

Türk Telekom A.Ş.ye ait kablolara zarar verildiği iddia edilerek Beyköy Belediyesi ile başvurucu Şirket hakkında 29/1/2007

tarihinde haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açılmıştır.

9.Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 31/3/2011

tarihli kararı ile davayı Beyköy Belediyesi açısından

husumet yokluğu nedeniyle reddetmiş, başvurucu Şirket açısından kabul etmiştir.

10. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli kararında; tazminat miktarının yanlış

hesaplandığı, olayda Belediyenin de sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek hüküm

bozulmuştur.

11. Bozma üzerine Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen 17/12/2013 tarihli kesin kararla 1.697,77 TL üzerinden dava

kısmen kabul edilmiştir.

12. Davacı Türk Telekom A.Ş.nin

temyizi, Mahkemenin 31/1/2014 tarihli ek kararıyla

davada hükmedilen miktarın 2013 yılına ait temyiz kesinlik sınırı olan 1.822

TL'nin altında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiş, ek kararın davacı tarafından

temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 8/5/2014 tarihli kararında davanın

reddedilen miktarının temyiz kesinlik sınırının üstünde olduğunu belirterek ek

kararı ortadan kaldırmış ve hükmü onamıştır.

13. Onama kararı 7/7/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiş, 24/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

15.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

16. Başvuru konusu davada; davanın reddedilen kısmı yönünden

yargısal sürecin sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı

açısından, nihai nitelikteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 8/5/2014

tarihli ilamının başvurucuya tebliğ edildiği tarihe göre yapılan başvurunun

süresinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilşkin şikâyetle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§§ 50, 52).

19. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Düzce 1. Sulh Hukuk

Mahkemesinde 29/1/2007 tarihinde açılan tazminat

davasında; Mahkemenin 31/3/2011 tarihinde davayı başvurucu açısındankabul

ettiği, temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli bozma

kararının ardından yapılan yargılamada Mahkemenin 17/12/2013 tarihinde davanın

kısmen kabulüne karar verdiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 8/5/2014

tarihli kararıyla düzeltilerek onandığı ve yargılama sürecinin bu tarih

itibarıyla sona erdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle karmaşık niteliği bulunmayan

ve başvurucunun yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği

başvuru konusu davada yaklaşık 7 yıl 3 aylık yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

22. Başvurucu; Mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiğini,

kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararın miktar itibarıyla kesin olarak

verilmesi nedeniyle temyiz hakkını kullanamadığını, bu nedenle etkili başvuru

hakkının zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası gereği başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel

başvuru yapılması gerekir.

24. Somut olayda başvuru konusu davada Düzce 1. Sulh Hukuk

Mahkemesinin 17/12/2013 tarihli kararının başvurucu

açısından kesin olarak verildiği, dolayısıyla nihai nitelikteki bu kararın

başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuzgün

içerisinde bireysel başvuruda bulunulması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin

17/12/2013 tarihli kararının 21/2/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edildiği, başvurucunun bu tarihten itibaren en geç 24/3/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunması gerektiği hâlde 24/7/2014 tarihindebaşvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu açıdan başvurucunun

makul sürede yargılanma hakkı dışında ileri sürdüğü diğer ihlal iddialarını

süresi içerisinde Anayasa Mahkemesinin önüne getirmediği sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

26.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonund

a, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir.

İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

27. Başvurucu 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

28. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

29. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

30. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının süre

aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesine

(E.2012/949, K.2013/1002) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

A Teknik Yapı Teknolojileri Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Mehmet Kadir FİLİZER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/12603, T. 14.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-12603-basvuru-14-09-2017-b38be00da886