İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/37 E. 2022/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/37
- Karar No
- 2022/1029
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/37 KARAR NO : 2022/1029 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 12/01/2022 KARAR TARİHİ : 18/11/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Adana 5. İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali için açılan Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyasında dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, aynı konu hakkında açılan yine Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... karar sayılı dosyası ile davadan vazgeçme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiğini, her iki dosyada da tahkikat aşamasına geçilerek karar verilmediğini, davalının, davacıya borcunu ödemediğini, davacının, vergi mükellefi bir mobilyacının olduğunu, davalının da o tarihlerde vergi mükellefi olup ... isimli bir cafenin işletmecisi olduğunu, davacının, davalının işletmekte olduğu cafe'ye mobilya imalatı yaptığını ancak bedelini alamadığını, davacının elinde, yaptığı işe karşılık düzenlenmiş ve davalıya tebliğ edilmiş, 13.02.2015 tarih ve ... seri nolu 11.800,00-TL bedelli fatura olduğunu, alacağın tahsili için Adana arabuluculuk bürosunun .../... Esas sayılı dosyası ile zorunlu arabuluculuk müzakeresinin yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde, davacının, davalı aleyhine dava konusu edilen işbu olaya ilişkin Adana 5. İcra Müdürlüğünün .../... Esas numarasıyla icra takibi başlattığını, davalının ise aleyhine başlatılmış olan icra takibine herhangi bir borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, takip durduktan sonra davacının 13.07.2016 tarihinde Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davası açtığını, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddedildiğini, görevsizlik kararıyla birlikte dosyanın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esasına kaydolduğunu, bu dosyada da 23.12.2016 tarihinde davacının davadan feragat etmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini dosyanın kesinleştiğini, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde .../... Esas dosyasının yargılaması devam ederken davacının, 25.10.2016 tarihinde tekrar Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde .../... Esasıyla ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali davası açtığını, bu davanın ise dava şartı yokluğu sebebiyle HMK m. 114/1-ı, 115/2 gereği usulden reddolunduğunu, davacının bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvursa da başvurunun esastan reddedildiğini ve bu kararın 08.05.2018 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin o zamanlar ... işletmecisi olduğunu, işletme için davacı ...’dan masa, sandalye, dış cephe saksı çiçekliği ve benzeri mobilya ürünlerini 11.800,00 TL’lik fatura bedeli ile satın aldığını, tarafların mahalle arası esnaf olduklarından ve birbirlerini tanıdıklarından ticari örf ve adet gereği bu bedelin davacıya taksitler halinde ödendiğini, davacının ısmarlanan ürünleri geç teslim ederek hem cafenin açılışının gecikmesine sebep olduğunu, hem de teslimden sonra ilk başta gözle görülür bir ayıbı söz konusu olmayan (gizli ayıp) ürünler kullanılmaya başladıktan sonra kırılmaya, aşınmaya, saksı kasaları şişmeye başladığını, bu durum prestij sahibi işletmenin müşteri kaybederek maddi ve manevi zararına sebebiyet verdiğini, davacının, davalının iş yerine gelerek müşteriler rahatsız olmasına rağmen sözde tamiratı burada yaptığını, ancak yine de satın alınan mallarla ilgili ayıpların devam ettiğini, işin bu şekilde çözülemeyeceğini anlayan müvekkilinin de satın aldığı tüm malları davacıya iade ettiğini, davalının da ödemiş olduğu paranın iade edilmesini istemiş ise de davacının parayı iade etmediğini, müvekkilinin hem satım sözleşmesine duyulan güven nedeniyle davacıya mobilyalarını iade etmiş, karşılığı parasını da alamamış hem de cafesi için ... ile anlaşarak 9.204,00 TL bedelle yeni mobilyalar ve saksılıklar almak zorunda kaldığını, açılmış olan işbu davada müvekkilinin fatura bedelini ödemediği gerekçesiyle haksız ve mesnetsiz iddialar ortaya atıldığını, maddi ve manevi açıdan zor durumda bırakılan asıl kişinin davalı olmasına rağmen, kötü niyetli olarak davalar açıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi, hiç bir alacağı olmadığını bildiği halde alacak talep etmiş olduğundan %20'sinden az olamamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, mobilya imalatı nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı başlatılan alacağa ilişkin başlatılan icra takibi nedeniyle mahkememizde dava açılmış ise de; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. 6102 Sayılı TTK.nun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/5192 Esas 2019/9953 Karar) Bu açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olmadığı, Davacı ...'a ait ... Vergi Dairesi kayıtları incelendiğinde davacının yıllık alış ve satış tutarlarının esnaf sınırını aşmadığı ve tacir olmadığı, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olma şartının sağlanamadığı, bu sebeple görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle Usulden Red kararı verilmiştir. (Benzer Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13 Hukuk Dairesi'nin 2022/...E, 2022...K sayılı) Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 30, 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan (Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141E. 2019/442 K.) mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE 3-Mahkememizin görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra istem halinde dosyanın HSYK tarafından bu davalara bakmakla görevlendirilen Adana Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Taraflarca bu başvurunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 5-Dosyanın gönderilmesi halinde harç ve masrafların görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 6-Dosyanın gönderilmesinin istenmemiş olması ve talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, 7-HMK 333 gereğince artan gider avansının hükmün kesinleşmesine müeakip davacıya resen iadesine, 8-Ara buluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.18/11/2022 Katip ... Hakim ... e- imzalıdır e- imzalıdır