Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/533 E. 2025/912 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/533
- Karar No
- 2025/912
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2025/11 E., 2025/28 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; Kayseri ilinde organize akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili bir grubun suçüstü yakalandığını, kendisi adına kurulan, ancak hiçbir ilgisinin olmadığı bir işletme üzerinden sahte belgeler düzenlenerek suçun üzerinin örtülmeye çalışıldığını, asıl faillerin dosyadan çıkarılarak suçlu olarak kendisinin hedef gösterildiğini, olayla ilgili Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/574 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın yıllarca sonuçlandırılmayarak kasıtlı şekilde sürüncemede bırakıldığını, Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun reddedildiğini, bunun üzerine olayla ilgili kanaatini açıklayarak “şahsi kanaatime göre organize suç örgütünün suç ortağı sayın Konya Cumhuriyet Başsavcılığının şahsım hakkında mütalaa verecek, sayın mahkemenizin ise şahsım hakkında hüküm kuracak ahlaki nitelikleri ve kanunlara bağlılığı yoktur. Suç icranız ve tiyatronuz bitince düzenlediğiniz sahte belgeniz tarafıma tebliğ edilsin” şeklinde mahkemedeki olaya yönelik düşüncelerini açıklamak suretiyle hukuki bir eleştiri yaptığını, Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi hâkiminin dava devam ederken 2013/574 Esas sayılı dosyada 23.03.2022 tarihinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi kapsamında Adalet Bakanlığından istenen soruşturma izninin verilmediğini, ancak Konya Cumhuriyet Başsavcılığının hileye başvurarak memur suçları bürosuna mahkeme hâkimine hakaret edildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu ve hakkında iddianame düzenlendiğini, memur suçları savcılığının yalnızca kamu görevlileri hakkında işlem yapma yetkisine sahip olduğunu, asliye ceza mahkemesi hâkimi ve başsavcılığın hedef saptırdığını, hakkında açılan davanın Konya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/58 sayılı esasına kaydedildiğini, yargılama sonucunda aleyhine hüküm kurulduğunu, yargı mensuplarının mesleğin değerlerini zedeleyen bir tutum içinde olduklarını, tarafına yöneltilen hukuka aykırı işlemler nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 1 41... . maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46... . maddelerinin ihlâl edildiğini, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 10.000.000,00 TL maddi, 8.000.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Özel Daire Kararı 5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 31.01.2025 tarihli ve 2025/11 Esas, 2025/28 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, hakimlerin yargısal faaliyetleri nedeniyle Devlet aleyhine maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında ".... Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında mahkememiz görevsiz olduğundan aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçe uyarınca; 1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile değişik 1 41... . maddeleri ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde dosyanın görevli Kayseri Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine, talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Adli yardım talebi hususunda değerlendirmenin görevli mahkemece yapılmasına, 4-Verilen kararın niteliği dikkate alındığında para cezası tayinine yer olmadığına,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 6. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 7. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının kararı adli yardım talepli temyiz ettiği dikkate alındığında adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı; adli yardım talebinin reddine karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin yatırılması bakımından HMK’nın 366. maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 344. maddesi kapsamında işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 8. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Hakan, Pekcanıtez; Muhammet, Özekes; Mine, Akkan; Hülya, Taş Korkmaz; Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334. maddesinin 1. fıkrası, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler” hükmünü içermektedir. 10. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 11. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419). 12. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 13. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336. maddesinin 2. fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. 14. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 15. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır, bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı). 16. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427). 17. Somut olayda davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine adli yardım talepli dava açtığı, dava dilekçesinde ceza mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında hâkimin ve başsavcılığın kanunun açık hükmüne aykırı karar ve işlemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, Özel Dairece tensiple Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu, ancak temyiz dilekçesinde yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 18. Davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 19. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 20. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmâl etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.