Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/17 E. 2025/260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/17
- Karar No
- 2025/260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/704 E., 2023/216 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.07.2022 tarihli ve 2022/5125 Esas, 2022/8305 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki üçüncü kişinin istihkak iddiasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı vekili ile katılma yoluyla davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunun ve davacı üçüncü kişi vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekili ile katılma yoluyla davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararının davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ÖN SORUN Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce iki husus ön sorun olarak ele alınmıştır. 1. Birinci ön sorun yönünden 1. Birinci ön sorun; direnme kararına yönelik davalı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kesinlik sınırının altında kalıp kalmadığı hususudur. 2. Somut olayda dava konusu Türk Parası ve yabancı para dışındaki menkullerin (1 adet kamera sistemi, 3 adet toplama masaüstü bilgisayar, 2 adet para sayma makinesi, 1 adet yazıcı, 1 adet LG marka 116 ekran Led TV) icra müdürlüğünce kıymet takdiri yapılmamıştır. 31.01.2019 tarihli haciz tutanağında davacı üçüncü kişi muhafaza işleminin engellenmesi amacıyla kıymet takdir edilmemiş olsa da menkuller için dosyaya 10.000,00 TL depo edilmesini talep etmiş ve bu talep icra müdürlüğünce kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi incelemesi yapılmamış, menkullerin değeri belirlenmemiştir. 3. Dava konusu Türk Parası ve yabancı para dışındaki menkullerin (1 adet kamera sistemi, 3 adet toplama masaüstü bilgisayar, 2 adet para sayma makinesi, 1 adet yazıcı, 1 adet LG marka 116 ekran Led TV) kıymet takdiri yapılmadığından direnme kararına yönelik davalı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kesinlik sınırının üzerinde olduğuna karar verilmiş ve birinci ön sorun oy çokluğuyla aşılmıştır.
2. İkinci ön sorun yönünden 1. İkinci ön sorun ise; direnme kararının usulüne uygun olup olmadığı hususudur. II. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 366. maddesi. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 321. maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 321/2. maddesinde ise “ Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. 3. Öte yandan, direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir. 4. Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/(22)9-531 Esas, 2022/1575 Karar ile 19.10.2021 tarihli ve 2017/2-3068 Esas, 2021/1259 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. 5. Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince, İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ilk kararında; “1-Davanın kabulüne, 2-İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2019/219 esas sayılı takip dosyasında 10/01/2019 ve 31/01/2019 tarihli hacizlerde davacının istihkak iddiasında bulunduğu menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, menkullerin davacıya teslimine, 3-Koşullar oluşmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,..” hükmedilmesine karşılık, direnmeye ilişkin 23.03.2023 tarihli kısa karar ve gerekçeli kararda; “1-Mahkememizin 21.01.2021 tarih 2019/130 esas 2021/29 karar sayılı kararında direnilmesine, 2-Davanın kabulüne, 3-İstanbul 36. İcra müdürlüğünün 2019/219 esas sayılı dosyasından yapılan 10.09.2019 ve 31.01.2019 tarihli haciz tutanağında davacının istihkak iddiasında bulunduğu eşyalar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, menkullerin davacı 3. Kişiye teslimine,…” karar verilerek tazminata hükmedilip hükmedilmediği konusunda hüküm kurulmamış, haciz tarihleri de farklı yazılmıştır. 6. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile direnme kararı arasında farklılık bulunduğundan İlk Derece Mahkemesince usule uygun direnme hükmü kurulması için, işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı 2004 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince USÜLDEN BOZULMASINA, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.