Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/559 E. 2026/24 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/559
- Karar No
- 2026/24
- Karar Tarihi
DAİRESİ : YARGITAY 5. Ceza Dairesi SAYISI : 33-36 HÜKÜMLER : Sanık ...'ın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ...'un görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, sanık ...'in zincirleme şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan aynı Kanun'un 257/1, 43... /1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkindir.
I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık ...'ın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ...'un görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, sanık ...'in zincirleme şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/1, 43... /1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 01.07.2025 tarihli ve 33-36 sayılı hükümlerin, sanıklar ... ve ... ile sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 20.11.2025 tarihli ve 127276 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafii; hâkimin reddi sebebinin bulunduğu, sanığın görevinin hukuki ve teknik olarak görüş bildirmek olduğu kabul edilmesine rağmen mahkûmiyetine hükmedildiği, çizelgelerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî görüşünü belirttiği, sanığın bu çizelgeler nedeniyle tek başına sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceği, sanık ...; hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi yerine 223/2-b maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği, sanık ...; lehine olan deliller görmezden gelinerek eksik incelemeyle ve koşulları oluşmadığı hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle hukuka ve usule aykırı olarak mahkûmiyet kararı verildiği gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. III. GEREKÇE Olay tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinde Adli Müşavir olan sanık ..., hâkim olarak görev yapan sanık ... ile aynı yerde yardımcı askerî savcı olan sanık ...’a isnat edilen suçun niteliği itibarıyla kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre; Yargılama aşamasında sanık ...’un, üye hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebep bulunduğundan bahisle ileri sürdüğü hâkimin reddi isteminin CMK’nın 31/1-c maddesi uyarınca duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı kabul edilerek geri çevrilmesine ve bu karara vaki itirazın reddine dair verilen kararlarda, yerinde ve yeterli gerekçelerine nazaran hükme müessir bir hukuka aykırılık saptanmamıştır. Aleyhe temyiz bulunmayan dosyada, iddianamede müteselsil suç halkasına dahil edilen, sanıklar ... ve ...’un katılan ...’a yönelik eylemlerinin sabit olmadığının Özel Daire gerekçesinde tespit ve kabul edildiği görülmüştür. Temyizin kapsamına göre; a. Sanıklar ... ve ...’un şikâyetçi ...’e yönelik eylemleri yönünden Kamuoyunda İzmir Askerî Casusluk Davası olarak bilinen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında TSK personelinin de bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında fuhuş, insan ticareti, şantaj, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, kişisel verileri kayıt altına alma, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, ... isimli şüpheliden ele geçirildiği ve örgütün arşivi niteliğinde olduğu iddia edilen "..." adlı veri tabanında ve şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda ele geçirildiği belirtilip TSK ile ilgili olduğu iddia edilen 22 klasör dijital veri içeren bilgi ve belgelerin savcılık tarafından Genelkurmay Başkanlığına gönderilerek TCK'nın 327. maddesinde düzenlenen devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme ve TCK'nın 334. maddesinde düzenlenen yasaklanan bilgileri temin suçları kapsamında kalıp kalmadıklarının değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine söz konusu veri tabanından ele geçirildiği iddia olunan ve şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen "... (Suriye).doc" ve "....doc" isimli dijital verilerle ilgili şikâyetçi ...’in tutuklanması sonrasında vekili aracılığıyla 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Genelkurmay Başkanlığından talepte bulunması üzerine belgelerin oluşturulduğu tarih itibarıyla, şikâyetçi ... tarafından bu ağa giriş yapıldığına dair kayda rastlanmadığı hususunun belirtilmesine ve yazının anılan şikâyetçi lehine bilgiler içermesine rağmen bu yazı içeriğini bilen sanıklar ... ve ...'un bunu görmezden geldikleri anlaşılmaktadır. Şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen sahte oluşturulduğu tespit edilen iki adet dijital veri, sanıklar ... ve ... tarafından gerçek ve güncel olduğu ön kabulü ile inceleme heyetlerine gizlilik yönünden değerlendirilmesi için gönderilmiştir. Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve İstihbarat Başkanlıklarından birer temsilcinin bulunduğu ve aralarında sanık ...’un da olduğu yedi kişilik heyetçe yapılan inceleme sonucu düzenlenen çizelgenin, dijital verilerin gerçek ve güncel oldukları ön kabulü ile sadece gizlilik yönünden değerlendirmeye tabii tutulduğuna ilişkin açıklama bulunan üst yazı ile Genelkurmay Başkanına onaya sunulmuştur. Bu verilerin Kuvvet Komutanlıklarına gönderilerek incelenmesi ve gizlilik değeri olanlarla gizliliği kalmayanların belirlenmesi için üst yazının Genelkurmay Başkanınca geri çevrilmesine karşın sanık ... ve sanık ... tarafından şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen, gerçek olmadığı anlaşılan ve geri çevrilen yazının ekinde yer alan ilk inceleme çizelgesini de ekleyerek dijital veriler üzerinde yapılacak inceleme ve değerlendirmelerin "gerçek ve güncel oldukları ön kabulü ile sadece gizlilik değerlerine ilişkin yapılması" gerektiği belirtilmiştir. Kuvvet Komutanlıkları incelemeleri bu doğrultuda kendi bünyelerinde oluşturdukları heyetlere yaptırmış, böylelikle sanıklar ... ve ..., anılan dijital belgelerin bu şekilde incelemeye tabi tutulmasını sağlamışlardır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgi ve belgelerin TSK'ya ait olup olmadığının belirlenemediğinden ve değerlendirmelerin çelişkiler içerdiğinden bahisle yeniden incelenerek TSK'ya ait bilgi ve dijital veri olup olmadığı, varsa orijinal dijital veriler ile karşılaştırılıp açıklanmasının istenmesi üzerine Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve İstihbarat Başkanlığından birer temsilci ile sanık ...'un da yer aldığı inceleme heyeti çalışmalarına devam etmiştir. Diğer yandan sanık ..., yazı doğrultusunda işlem yapılabilmesi için ast birliklerle gerçekleştirilmesi gereken yazışmaların zaman alacağını, bu birliklerde görev yapan personellerin şüpheli konumunda olabileceğini belirterek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından konuya ilişkin görüş sormuştur. FETÖ/PYD örgütü üyesi olan Cumhuriyet Savcısı ..., belirtilen gerekçeleri yerinde görerek, incelemenin diğer konularla ilgili olarak yapılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine heyetin bu doğrultuda çalışmasını yaparak şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen verilerin TCK’nın 334/1. maddesi kapsamında kaldığı, açıklama bölümünde ise Özel Kuvvetler Komutanlığında "... (Suriye).doc" ve "....doc" isimli harekat planlarının bulunmadığına dair çelişkili bilgilere yer vererek çizelgenin sanık ...’in imzasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği görülmektedir. Sanık ..., ilk inceleme heyeti dışında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talimatlarına istinaden yapılacak incelemeye esas olmak üzere farklı tarihlerde oluşturulan üç ayrı heyette Adli Müşavirlik temsilcisi olarak yer almıştır. Şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen ve sahte oluşturulduğu tespit edilen dijital verilerin, gizlilik değerlendirilmesine alınmaması gerektiğini bildiği hâlde "gerçek ve güncel olduğu ön kabulu ile" incelemeye tabi tutulmasına neden olmuştur. Sanıklar ... ve ..., Mahkemeye gönderilen 21.07.2014 tarihli çizelgede belirtilen "... doc" adlı dosya için gizlilik değeri olmadığı, "... doc" adlı dijital belge için ise TCK’nın 334/1. kapsamında kaldığına dair değerlendirme yapılmasına yol açmışlardır. Şikâyetçi ...’in, sahte dijital veri ile İzmir Casusluk Davasına dahil edilmesi üzerine FETÖ/PYD örgütü üyesi olan sanıklar ... ve ..., örgütün amacı doğrultusunda hareket ederek aynı örgüte üye olan ve meslekten ihraç edilen Cumhuriyet savcısı ... tarafından tutuklanmaya sevk edilmesine, sonrasında ise soruşturma ve kovuşturma aşamasında Genelkurmay Başkanlığında oluşturulan heyetlere, şikâyetçi ... ile ilişkilendirilip sahte oluşturulduğu tespit edilen dijital veriler hakkında çelişkili değerlendirmeler ile çizelgelerinin düzenlenmesine yol açtıkları ve bu süreç içerisinde şikâyetçi ...'in terfi edememesine ve tutuklu kalmasına sebebiyet vererek mağduriyetine neden olmuşlardır. b. Sanık ...’in katılan ...’e yönelik eylemi yönünden İnceleme konusuyla ilgili mülga 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun konuyla ilgili hükümleri şöyledir. 353 sayılı Kanun'un "Bir suç işlendiğinin öğrenilmesi ve ilk tedbirler" başlıklı 95. maddesinde; "Cumhuriyet savcılıklarına veya zabıta makam ve memurlarına yapılacak askerî yargıya tâbi suç ihbar ve şikâyetleri şüphelinin amiri olan makama gönderilir. Askerî birlik komutanı veya askerî kurum amiri maiyetinden birinin kendisine ihbar veya şikâyet olunan veyahut diğer suretle öğrendiği, askerî mahkemelerin görev alanına giren suçları hakkında şüphelinin kimliğini, isnat olunan suçu ve bu suçun delillerini gösterir bir vak’a raporu düzenler ve adlî yönden bağlı bulunduğu askerî mahkemenin teşkilâtında kurulduğu kıt’a komutanı veya askerî kurum amirine gönderir. Teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, suç evrakını inceledikten sonra askerî savcıya gönderir ve şüphelinin tutuklanmasını isterse bu husustaki istemini de bildirir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar veya gecikmesinde sakınca umulan hallerde askerî savcılar derhal soruşturmaya başlarlar. Zorunluluk halinde bu soruşturma bir disiplin subayı tarafından da yapılabilir. Bu hallerde durum derhal yetkili askerî mahkemenin teşkilâtında kurulduğu komutan veya askerî kurum amirine bildirilir. Cumhuriyet savcıları, zabıta makam ve memurları ve askerî amirler askerî savcının işe el koymasına kadar eylemin sübut vasıtalarının ve delillerinin kaybolmasını önleyecek, gecikmesinde sakınca umulan tedbirleri alırlar.", "Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amiri" başlıklı 8. maddesinde; "Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri bir suçun işlendiğini öğrendiklerinde refakatlerindeki askeri savcıya soruşturma açtırır ve yapılmakta olan soruşturma hakkında askeri savcıdan her zaman bilgi isteyebilirler. Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirlerinin refakatlerindeki adli müşavirler, bu yetkinin kullanılmasında bu komutan ve askeri kurum amirlerinin yardımcısıdırlar ve kanun yollarına başvurmada adı geçen komutan ve askeri kurum amirleri adına ilgili soruşturma ve dava dosyalarını incelemeye yetkilidirler. Adli müşavirler, aynı zamanda refakatlerinde bulundukları, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirlerinin hukuk işlerinde de yardımcısıdırlar. Kıta komutanının ve askeri kurum amirinin kanuni ve şahsi engelleri yetkilerinin kullanılmasına imkan vermez ise bu yetkiler kanuni vekillerine geçer. Teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında, diğer kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askerî savcılığa göndermek üzere askerî hâkim sınıfından olan adlî müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki verilen konularda kıt’a komutanı veya kurum amirine tanınan kanunî yetkiler adlî müşavirler tarafından kullanılır.", Askerî mahkemelerin yetkisini düzenleyen "Genel olarak yetki" başlıklı 21. maddesinde; "Askeri mahkemelerin yetkisi, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin kadro ve kuruluş itibariyle emirleri altında bulunan kişiler ile adli bakımdan kendisine bağlanmış birlik veya askeri kurum mensupları hakkında caridir...", "Geçici görevlendirmede yetki" başlıklı 23. maddesi ise; "Bir askeri birlik veya kurumda geçici olarak görevlendirilen veya harekat komutasına verilen asker kişiler, bu görevlerinin devamı süresince, geçici olarak görevlendirildikleri veya harekat komutasına verildikleri askeri birlik veya kurumun bağlı bulunduğu askeri mahkemenin yetkisine tabidirler." Hükümlerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere mülga 353 sayılı Kanun ile düzenlenen askerî ceza yargısında bir suçun işlendiğinin öğrenilmesi hâlinde yapılması gereken işlemler, soruşturma usulü, soruşturmada görev alanların yetki ve sorumlulukları ile bunun kapsamı ve sınırları CMK'nın ilgili hükümlerinden oldukça farklı şekilde ele alınmıştır. Somut olayda; katılan ...’in Çifteler Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak Kuzey Irak’ta bulunan üs bölgesinde yaklaşık altı ay önce Uzman Çavuş ... ile yaşadığı kavga olayı ile ilgili olarak Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli Tabur Komutanı Yüzbaşı ..., Tim Komutanı Üsteğmen ... ve Uzman Çavuş ...’un görevde yetkiyi kötüye kullanma, hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarını işlediklerinden bahisle şikâyetçi olduğu, verilen görevsizlik kararları sonrasında dosyanın Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine gönderildiği, Genelkurmay Adli Müşaviriliğince Özel Kuvvetler Komutanlığına müzekkere yazılarak şikâyete konu olayın araştırılmasının istendiği, bunun üzerine, Özel Kuvvetler Komutanlığınca olay araştırılarak tahkikat evrakı ve kanaat raporunun Genelkurmay Adli Müşavirliğine sevk edildiği, sanık ...'in, katılan ...'e "…Dilekçenizde ileri sürmüş olduğunuz hususlar yeniden araştırılmış olup iddialarınızın gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde bilgi verip subay statüsündeki asker kişiler hakkındaki suçlamalarla ilgili olarak soruşturma açılıp açılmayacağı hususunda karar verilmesi için evrakı komuta katına arz etmeksizin soruşturmayı kapattığı ve bu şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu işlediği iddia edilen olayda ise; 353 sayılı Kanun’un 8. maddesinin son fıkrası uyarınca Özel Kuvvetler Komutanlığının, nezdinde askerî mahkeme bulunan Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğu, katılan ... tarafından hakkında şikâyetçi olunan ve subay olan ... ile ... hakkında, isnat edilen eylemler nedeniyle soruşturma yapılıp yapılmayacağı kararını ve emrini verme yetki ve görevi Genelkurmay Başkanına ait olup adli müşavir olan sanık ...’in bu konuda takdir ve karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Özel Kuvvetler Komutanlığınca verilen cevapta katılan ... ve hakkında şikâyetçi olunan ... hakkında daha önce Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekat Üssü Komutanlığı tarafından düzenlenen idari tahkikat dosyası ile suç dosyası ve hakkında şikâyetçi olunan ...'ın yazılı beyanı gönderilmek suretiyle cevap verilmesi sonrasında sanık ...'in buna dayalı olarak katılana hitaben iddiaların gerçeği yansıtmadığına dair bilgi vermiştir. Bu suretle şikâyetçi olunan subaylar hakkında soruşturma yapılıp yapılmayacağı kararını ve emrini vermeye yetkili makam olan Genelkurmay Başkanına evrakı arz etmeksizin soruşturmayı başlamadan sonuçlandırmıştır. Şikâyet olunan kişilerin görev yapmış oldukları yer itibarıyla 353 sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca soruşturma yetkisi Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Askerî Savcılığına ait olmakla birlikte, anılan Kanun’un 8. maddesinin son fıkrası uyarınca şikâyet hakkında askerî savcılıkça soruşturma yapılıp yapılmayacağı konusunda karar verilmesi için evrakı, nezdinde askerî mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askerî kurum amirine gönderme yükümlülüğü bulunmasına rağmen sanık evrakı katılan ... tarafından şikâyet edilen subayların görevli oldukları Özel Kuvvetler Komutanlığının bağlı bulunduğu Genelkurmay Başkanına sunmadığı gibi soruşturmaya yetkili askerî savcılığın konuşlu bulunduğu birlik komutanına da gereği için göndermemiştir. 01.01.2013 tarihli idari tahkikat raporunda katılan ...’in, şikâyetçi olduğu ... hakkında bir değerlendirmeye yer verilmemiş ve askerî savcılıkca ... hakkında herhangi bir soruşturmaya başlanmamıştır. Katılanın aynı konu ile ilgili ... ve ... hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma, hakaret ve tehdit suçlarını işlediklerinden bahisle yeniden şikâyetçi olması üzerine anılan kişiler hakkında görevde yetkiyi kötüye kullandıklarına yönelik isnat edilen eylemle ilgili bir soruşturma başlatılmamış, hakaret ve tehdit suçlarından ise adı geçenler haklarında daha sonra yapılan yargılama sonucu beraat etmişlerdir. Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ...’in katılan ...’in şikâyetini zamanında işleme koymamasından kaynaklanan uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünü ve şikâyet hakkını kullanmasını engelleyerek görevinin gereklerine aykırı davranıp FETÖ/PYD silahlı terör örgütüne üye olan subaylar ... ve ...’a haksız menfaat sağlayarak katılan ...’in mağduriyetine neden olduğu kabul edilmiştir. c. Sanık ... yönünden İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince İzmir Askerî Casusluk Davası kapsamında verilen ara karar gereğince aralarında şikâyetçi ... ile katılan ...'ın da bulunduğu kişiler ile ilişkilendirilen ve haklarındaki isnadın dayanağı olan belgelerin de bulunduğu 68 klasör içerisindeki belgelerin Genelkurmay Başkanlığına incelenmek üzere gönderilmesi sonrasında oluşturulan ve sanık ...’ın da yer aldığı 23 kişilik inceleme heyetinin değerlendirme çizelgelerinin hazırlanması sırasında, görevinin gereklerine uygun davranmadığı ileri sürülen sanık ...'ın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda; Soruşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporu ve bu çizelgenin gönderilmesine dair yazıya göre; Mahkemenin talimatı doğrultusunda inceleme konusu belgelerin ve içerdikleri bilgilerin, TSK'ya ait belgeler olup olmadığı ile ilgili bilgiler içerip içermediği, düzenlenme tarihi ile gizlilik derecesinin ne olduğu, bilgilerin güncel olup olmadığı, aksi takdirde güncelliğin hangi tarihte ve hangi nedenle yitirildiği, bu bilgi ya da belgeye hangi rütbe veya makamın erişebileceği gibi bilgiler ayrıntılı bir şekilde değerlendirilerek, her bir belge ve ilişkilendirildiği kişi açısından değerlendirme yapılarak ulaşılan sonuçlar çizelgeye işlenmiştir. Aynı bilirkişi raporunda, anılan heyetin birliklerle yaptığı yazışmalarda şikâyetçi ... ile ilişkilendirilen ve hakkındaki isnadın dayanağı olan dijital belgelerin birlik kayıtlarında bulunmadığı hususu Özel Kuvvetler Komutanlığının ilgili yazısı ile bildirilmiştir. Değerlendirmenin de bu yazı çerçevesinde yapıldığı nazara alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanık ...'ın müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen bu suçun sübut bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Netice itibarıyla, müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan; sanıklar ... ve ...’un şikâyetçi ...’e, sanık ...’in ayrıca katılan ...’e yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyete, sanık ... hakkında ise beraate ilişkin hükümlerle ilgili yapılan görüşmede: Sanıklara isnat olunan görevde yetkiyi kötüye kullanmak eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda, özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, bu suretle sanık ...’ın müsnet suçu işlediğinin sabit olmadığının tespit edildiği, sanıklar ... ve ...’un ise sübut bulan eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda şahsileştirilerek uygulandığı anlaşıldığından, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...’in ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkûmiyete ilişkin hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 01.07.2025 tarihli ve 33-36 sayılı, sanık ... hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma ve sanık ... hakkında zincirleme şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA, 2- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.