Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/528 E. 2026/252 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2025/528
Karar No
2026/252
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 186-212

I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine; uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık ...'ın ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 52/2-4, 53, 54/4 ve 63/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, taksitlendirmeye ve mahsuba ilişkin Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.10.2023 tarihli ve 426-508 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ile sanık ... müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 02.02.2024 tarih ve 186-212 sayı ile; beraat hükümleri bakımından istinaf başvurusunun esastan reddine; mahkûmiyet hükmünün ise müsadere yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararların da Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 14.05.2025 tarih, 18198-3911 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. Daire Başkanı ... ile Daire Üyesi ...; "Sanıkların mezrada bulunan bir eve girip çıktıklarının, söz konusu evde hint keneviri kuruttuklarının ihbarı üzerine kolluk görevlileri tarafından olay yerine gidildiğinde, sanıkların evin salonunda hint keneviri ayıklarken yakalandıklarının olay tutanağında belirtildiği, tutanak mümzilerinin de ifadelerinde, tüm sanıkların makas, bıçak ya da elleri ile hint kenevirini dallarından ayırdıklarını beyan ederek tutanak içeriğini doğruladıkları anlaşılmıştır. Olayın bir mezrada gerçekleşmesi sık uğranılan yol üzeri bir yer olmadığının tespiti ve uyuşturucu maddenin miktarı birlikte değerlendirildiğinde, beraat eden sanıkların olay yerinde tesadüfi olarak bulundukları geçerken uğradıkları şeklindeki ifadelerine itibar edilmemesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, tüm sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma ve kenevir ekme suçunu iştirak hâlinde işledikleri anlaşıldığından, beraat eden sanıklar hakkında kenevir ekme ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından mahkûmiyet kararı verilmesi, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen cezadan, 5237 sayılı Kanun'un 188/5. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.07.2025 tarih ve 29023 sayı ile; karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 01.10.2025 tarih, 7739-7184 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti, diğer sanıklar hakkında ise uyuşturucu madde ticareti ile esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçlarından kurulan hükümler ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a isnat edilen uyuşturucu madde ticareti ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçlarının sabit olup olmadığının ve bu bağlamda sanık ... hakkında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup söz konusu artırım hükmünün uygulanma şartlarının oluştuğunun kabulü hâlinde aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmayan sanık ... hakkında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanmaması nedeniyle eksik ceza tayin edilmesi hususunun, başka bir bozma nedeni bulunmaması durumunda eleştiri konusu mu yoksa cezanın ağırlaştırılamayacağı yasağı gözetilerek bozma nedeni mi yapılması gerektiğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmekte ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanık ...’nin aşamalarda şizofreni hastası olduğunu ve buna ilişkin tedavi gördüğünü iddia etmesi karşısında ceza ehliyetinin tespiti bakımından anılan sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediği hususu öncelikle tartışılmalıdır. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Kolluk tarafından düzenlenen arama, el koyma, olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre; 08.08.2022 tarihinde saat 15.00 sıralarında Diyarbakır ili, ... ilçesi, İnkaya Mahallesi, ... Mezrası'nda bulunan bir eve şüpheli şahısların ellerindeki torbalarla girip çıktıklarının ve söz konusu yerde hint keneviri bitkilerini kurutup üretim yaptıklarının ihbar edilmesi üzerine, aynı gün saat 15.30 sıralarında bahse konu evi gören uygun bir noktaya geçildiği, yapılan incelemede evin Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mezrası, 161/9 ada-parsel üzerinde bulunduğunun tespit edildiği, gerçekleştirilen gözetleme esnasında tek katlı olan evin giriş kapısı ve duvarı olmayan salon kısmında yedi şahsın bulunduğunun, yerde serili hâlde hint keneviri bitkisi olduğunun görüldüğü, bunun üzerine Cumhuriyet savcısı ile görüşülerek alınan talimat doğrultusunda arama yapılabilmesi amacıyla yeterli sayıda kolluk görevlisi ile birlikte bahse konu eve saat 17.10 sıralarında yaya olarak gidildiği, evin salonunda sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın bulunduğu, bu sanıkların görüntüsü ve kokusundan hint keneviri olduğu değerlendirilen bitkilerin tohumlu yapraklarını dallarından kopartarak branda üzerine serdiklerinin ve hâlen sermeye çalıştıklarının görüldüğü, bu bölümde ayrıca hint keneviri bitkilerini biçme ve kesmede kullanıldığı değerlendirilen bir adet orak ile bir adet makasın ele geçirildiği, yine salonun sağ ve sol tarafında bulunan diğer odaların demir kapılarının kilitli olduğunun tespit edildiği, salonun sol tarafındaki odaya camının açık olması nedeniyle demir korkuluk ve sinekliğin sökülmesi suretiyle girildiği ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, salonun sağ tarafındaki odaya ise camının açık olmasından faydalanılarak girildiğinde odanın boş vaziyette olduğunun görüldüğü, bu odanın daha önce hayvan ağılı olarak kullanıldığının değerlendirildiği, aynı odanın dış duvarı dibinde bulunan 138 adet kâğıt bardak içerisinde ise görüntü itibarıyla hint keneviri tohumu ekili olduğunun ve bunların filizlenmeye başladığının tespit edildiği, Kolluk tarafından düzenlenen 08.08.2022 tarihli tartım tutanağından; branda üzerine kurutulmaya bırakılan yaş hâldeki hint keneviri bitkilerinin dört adet çuvala istiflenerek İlçe Jandarma Komutanlığına getirildiği, çuvallarla birlikte yapılan tartım sonucunda birinci çuvalın 19.640 g, ikinci çuvalın 15.220 g, üçüncü çuvalın 15.480 g ve dördüncü çuvalın ise 7.940 g geldiği, bu suretle ele geçirilen hint keneviri bitkilerinin toplam ağırlığının 58.280 g olduğunun tespit edildiği, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.08.2022 tarihli ve 17 sorgu sayılı kararı ile; sanık ...'nin uyuşturucu madde ticareti suçundan tutuklanmasına karar verildiği, Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarı Amirliğince düzenlenen 12.09.2022 tarihli ve 7661 sayılı rapora göre; toplam 38 kök bitkiden örnek alınarak gönderildiği belirtilen ve net 889 g olan yeşil renkli yedi kök bitkinin kenevir bitkisi olduğu, söz konusu bulgudan net 250 g, buna göre de ele geçirilen 38 kök kenevir bitkisinden net 1.357 g toz esrar elde edilebileceği, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı Amirliğince düzenlenen 15.09.2022 tarihli ve 3715 sayılı rapora göre; net 58.280 g maddeden örnek alınarak gönderildiği belirtilen net 38 g ağırlığındaki yeşil renkli bitki parçasının kenevir bitkisi olduğu, ele geçirilen 58.280 g kenevir bitkisinden net 11.656 g toz esrar üretilebileceği, Kolluk tarafından Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 01.06.2023 tarihli müzekkere cevabına göre; suça konu taşınmazın Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mezrası 161/9 ada-parsel üzerinde bulunan metruk bir yapı olduğu, anılan taşınmazın ... isimli şahıs adına kayıtlı iken 21.12.2017 tarihinde yapılan kamulaştırma işlemi sonucu Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, Sanık ... müdafilerince mahkemede 01.02.2023 tarihinde; sanığın şizofreni hastası olduğunun ve ilaç kullandığının, bu durumun hastanelerden doğrulanabileceğinin, 12.06.2023 tarihinde de; sanığın yıllardır şizofreni tedavisi gördüğünün belirtildiği, Sanık ... 08.03.2023 tarihli tutukluluğa itiraz dilekçesinde; eşinden boşanması sonrası yaşadığı ruhsal zorluklar nedeniyle şizofreni hastalığına, oedipus kompleksine yakalandığını, buna ilişkin son yedi yıldır ilaç tedavisi gördüğünü, bu durumu sağlık sistemi verileriyle kanıtlayabileceğini savunduğu, Sanık ... müdafilerince sunulan istinaf ve temyiz dilekçelerinde; sanığın şizofreni hastası olduğunun, ilaç kullandığının, bu durumun hastanelerden teyit edilebileceğinin, sanık tarafından tanzim edilen temyiz dilekçesinde de; oedipus kompleksine yakalandığının, bu hastalığının ağır şizofreniye yol açtığının ve buna ilişkin uzun süre tedavi gördüğünün ve tedavisinin devam ettiğinin ileri sürüldüğü, Anlaşılmıştır. Tutanak mümzii ... ...mahkemede; olay tarihinde yapılan ihbar üzerine keşfe gittiklerini, adresi net görecek şekilde tertibat aldıklarını, 1-2 saat dürbünle gözetleme yaptıklarını, bu esnada üç odalı tek katlı bir yapının orta bölümünde yedi şahsın ellerindeki makas ve bıçak yardımı ile etrafında bulundukları kenevir bitkisi ile uğraştıklarını, çıplak elle çalışanın da olduğunu belirlediklerini, sanıkların çalışma yaptıkları anı sadece uzaktan gördüklerini, arama yapmak için eve girdiklerinde sanıkların ayağa kalktıklarını, 138 adet bardakta bulunan hint kenevirinin ele geçirildiği bölüme sanıkların giriş ve çıkışlarını fark etmediklerini, Tutanak mümzii ... ...mahkemede; yaptıkları gözetleme sırasında evin salon bölümünde bulunan sanıkların etrafında oturmuş oldukları bitkileri dallarından ayırmaya çalıştıklarını, bu sırada kiminin elini kiminin ise makas kullandığını, çalışırken çay içtiklerini, eve yaklaştıkları sırada sanıkların kendilerini görüp ayağa kalktıklarını, bir hengâme olduğunu, İfade etmişlerdir.

Sanık ... aşamalarda; olay tarihinden yaklaşık iki hafta önce ... Mahallesi'nde dere kenarında ekili hâlde bulunan hint keneviri bitkilerini fark ettiğini, birkaç gün önce de sırt çantasını hazırlayıp aynı yere gittiğini, kullanmak için hasat ettiği bu bitkileri kurutmak amacıyla söz konusu taşınmaza getirdiğini, ardından branda üzerine serdiğini, öğle vakti kendisine çay demlediğini, daha sonra üç kişinin hayvanların bulunduğu bölgeden kendisine doğru geldiklerini gördüğünü, onlara çay ikram edebileceğini söylediğini, bu kişilerin isimlerinin ..., ... ve ... olduğunu sonradan öğrendiğini, sohbet ettikleri sırada bir taraftan elindeki makasla kenevirleri tek başına temizlediğini, o esnada evin içinde oturduklarını, yaklaşık 5-10 dakika sonra evin önünden üç kişinin daha geçtiğini gördüğünü, yanında bulunan kişilerin bu şahısları da çağırdıklarını, bu kişilerden sanık ...’i akrabası olması nedeni ile tanıdığını, diğerlerini tanımadığını, bir süre sonra da jandarmanın geldiğini, olay yerinde bulunan makasın kendisine ait olduğunu, orağı ise evin içinde bulduğunu, çaydanlığın söz konusu taşınmaza daha önceden çobanlar tarafından bırakıldığını, dereden aldığı su ile çay demleyip ikram ettiğini, çay bardaklarının bir kısmının kendi sırt çantasında bir kısımının ise çobanların bıraktığı heybelerde bulunduğunu, şizofreni hastası olduğunu ve esrar maddesinin kendisine iyi geldiğini, Sanıklar ..., ... ve ... aşamalarda; kuzen olduklarını, olay tarihinde hayvanlarına bakan çobanlarına öğle yemeğini götürdüklerini, dönüş yolunda daha önceden tanımadıkları sanık ...’nin kendilerini görüp çay içmeye çağırdığını, evin içine girdiklerinde yerde serili yeşil otlar gördüklerini, sanık ...’nin otları elindeki makasla temizlediğini, bu sırada sanıklar ... ve ... ile daha öncesinde tanımadıkları sanık ...’in, onlara da çay doldurup içerlerken kısa süre sonra ise jandarmanın geldiğini, yakalanan bitkiler ile ilgileri olmadığını, Sanıklar ..., ... ve ... aşamalarda; sanık ...'nin sanık ...'ın kardeşi, diğer sanık ...'in ise arkadaşı olduğunu, olay tarihinde üçünün birlikte ... Mezrasına piknik yapmak için gittiklerini, suça konu evin önünden geçerken önceden sanıklar ... ve ...’nin tanıdıkları olan diğer sanıklar ..., ... ve ...’un kendilerini çay içmeye davet ettiklerini, evde sanıklar ... ve ...’nin daha öncesinde tanımadıkları, sanık ...'in ise akrabası olan sanık ... ile karşılaştıklarını, sanıklar ... ve ...'nin yerde serili vaziyette olan yeşil renkli bitkilerin kime ait olduğunu sormaları üzerine sanık ...’nin kendisine ait olduğunu ve saplarını temizlediğini söylediğini, kısa bir süre sonra da jandarmanın geldiğini, yakalanan bitkilerle ilgilerinin olmadığını, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. Sanık ...’nin aşamalarda şizofreni hastası olduğunu ve buna ilişkin tedavi gördüğünü iddia etmesi karşısında ceza ehliyetinin tespiti bakımından anılan sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediği: 1. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar TCK'nın 32. maddesi; "1- Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. 2- Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesi; "Kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişi bu durumda kusurlu olamayacağından, hakkında cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, fiili hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan, kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır. Ayrıca işaret etmek gerekir ki, akıl hastalığı kişinin işlediği her fiil açısından algılama veya irade yeteneği üzerinde etkili olmayabilir. Örneğin, kleptomani akıl hastası olan kişinin hafif değerdeki şeylere yönelik olarak işlediği hırsızlık suçu açısından irade yeteneğinin olmadığı söylenebilir. Ancak, bu kişinin kasten adam öldürme suçunu işlemesi durumunda, malûl olduğu akıl hastalığı bu fiille ilgili olarak algılama ya da irade yeteneğini etkilemez. Kişinin akıl hastası olup olmadığının tespiti ile hastalığının algılama ve irade yeteneği üzerinde ne gibi etkilerinin olabileceğini, davranışlarını ne surette etkilediğini genel olarak belirleme, tıbbî bir konudur. Uzman bilirkişi bu hususu ortaya koyduktan sonra, akıl hastası olan kişinin somut olay açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığını, akıl hastalığının somut olay açısından kişinin bu yeteneklerini ne ölçüde etkilediğini normatif olarak belirleme görevi, hâkime aittir." biçimindedir. Hâkim, çözümü ancak özel veya teknik bir bilgi gerektiren hâllerde bilirkişi dinleyebilecek veya rapor isteyebilecektir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bir bilgi ile çözümü mümkün bulunan konularda ise bilirkişiye başvurulmayacaktır. Kanun koyucunun uzmanlığa, özel veya teknik bir bilgiye ihtiyaç bulunduğunu baştan kabul ettiği akıl hastalığı, parada sahtecilik, moleküler genetik inceleme, yaş grubuna göre kusur yeteneği gibi hususlarda hâkimin bilirkişi raporu alması zorunludur. TCK'nın 32. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, sanığın akıl hastası olup olmadığının tespiti bakımından mahkemece rapor alınması zorunlu olup rapor alındıktan sonra, akıl hastası olan kişinin somut olay açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığını, akıl hastalığının somut olay açısından kişinin bu yeteneklerini ne ölçüde etkilediğini normatif olarak belirleme görevi, hâkime aittir. Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kararında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. 2. Hukuki Değerlendirme Sanık ...'nin diğer sanıklar ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddia edilen olayda; Sanık ...'nin aşamalarda, eşinden boşanmasının ardından yaşadığı ruhsal sorunlar nedeniyle şizofreni hastalığına yakalandığını, yaklaşık yedi yıldır bu rahatsızlığa ilişkin ilaç tedavisi gördüğünü ve tedavisinin devam ettiğini savunduğu, müdafilerinin de bu hususun ilgili sağlık kuruluşlarından sorulmak suretiyle doğrulanabileceğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Ancak, yapılan yargılama sırasında sanığın ve müdafilerinin bu yöndeki savunmaları üzerinde durulmadığı, sanığın tedavi gördüğünü öne sürdüğü sağlık kuruluşlarının araştırılmadığı, bu kapsamda herhangi bir tıbbi kayıt, rapor veya belge temin edilmediği gibi ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda yetkili bir sağlık kuruluşundan rapor alınması yoluna da gidilmediği görülmüştür. Oysaki, sanığın isnat olunan suçu işlediği tarihte ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı, TCK'nın 32. maddesi kapsamında ceza sorumluluğunun belirlenmesi açısından zorunlu olarak açıklığa kavuşturulması gereken temel bir husustur. Sanığın akıl hastalığına ilişkin savunmaları karşısında, oluşan tereddüdün hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde giderilmesi bakımından bu konuda bir araştırma yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, öncelikle sanığın psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğu ve bu kapsamda tedavi gördüğü yönündeki iddiasının doğruluğunun araştırılması, iddianın doğru olduğunun anlaşılması hâlinde, buna ilişkin muayene, tedavi ve raporların ilgili sağlık kuruluşlarından temin edilmesi, akabinde söz konusu belgelerle birlikte sanığın, psikolojik durumunun değerlendirilmesi amacıyla rapor düzenlemeye yetkili bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek, suç tarihi itibarıyla TCK’nın 32. maddesi kapsamında ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınması ve sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının ön sorun bakımından değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında, sanık ... hakkında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığı ve bulunduğunun kabulü hâlinde aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmayan sanık hakkında TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanmaması nedeniyle eksik ceza tayin edilmesi hususunun, başka bir bozma nedeni bulunmaması durumunda eleştiri konusu mu yoksa cezanın ağırlaştırılamayacağı yasağı gözetilerek bozma nedeni mi yapılması gerektiği hususları bu aşamada değerlendirilmemiştir. B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a isnat edilen uyuşturucu madde ticareti ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçlarının sabit olup olmadığı 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. 2. Hukuki Değerlendirme Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un uyuşturucu madde ticareti ve esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçlarını birlikte işledikleri iddia edilen olayda; Tutanak mümzii ...’ın aşamalardaki beyanında, sanıkların çalışma yaptıkları anı yalnızca dürbünle ve uzaktan gördüklerini ifade etmesi, diğer tutanak mümzii ...'un da aynı yönde anlatımda bulunması karşısında; olay tutanağının aksine sanıkların diğer sanık ... ile birlikte hareket ettiklerine ilişkin tespitler, doğrudan gözleme değil, dürbünle uzaktan yapılan gözetleme işlemine dayandırılmıştır. Tutanak mümzii ... ayrıca, bardaklar içerisinde dikili hâlde bulunan hint keneviri bitkilerinin ele geçirildiği bölüme sanıkların giriş çıkış yaptıklarına dair herhangi bir belirlemelerinin bulunmadığını da beyan etmiştir. Öte yandan, olay yerinden niteliği itibarıyla aynı anda sadece bir kişinin hasat işleminde kullanabileceği bir adet orak ile hint keneviri bitkilerinin temizlenmesine yarayan bir adet makasın elde edildiği; sanık ...’nin, hint keneviri bitkilerini bizzat kendisinin hasat ederek taşınmaza getirdiğini ve branda üzerine serdiği bu bitkileri tek başına makas kullanarak temizlediğini öne sürdüğü, bu savunmasının da ele geçirilen suç eşyasının sayısı ve niteliğiyle de uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Bunun yanında, diğer sanıklar da aşamalarda, müsnet suça konu hint keneviri bitkileriyle ilgilerinin bulunmadığını istikrarlı şekilde savunmuşlardır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen bahse konu sanıkların isnat olunan suçları diğer sanık ... ile birlikte işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiği ve bu bağlamda bahse konu sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının asıl uyuşmazlık konusu bakımından reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının; a. Asıl uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE, b. Ön sorun bakımından ise değişik gerekçe ile KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.05.2025 tarihli ve 18198-3911 sayılı onama kararının sanık ... bakımından KALDIRILMASINA, 3- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 02.02.2024 tarihli ve 186-212 sayılı, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen hükmün müsadere yönünden düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının, sanık ...’nin aşamalarda şizofreni hastası olduğunu ve buna ilişkin tedavi gördüğünü iddia etmesi karşısında ceza ehliyetinin tespiti bakımından anılan sanık hakkında eksik araştırma ile karar verildiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/528, K. 2026/252, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2025-528-e-2026-252-k-b26e6352533c