Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/373 E. 2026/76 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/373
- Karar No
- 2026/76
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 347-386
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.12.2020 tarihli ve 74-144 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 17.04.2023 tarih ve 278-603 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık ve müdafii ile katılanlar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.05.2024 tarih ve 7296-3210 sayı ile; "...Dosya kapsamına göre, maktul ile sanığın karı koca olduğu, aralarında bir süredir anlaşmazlıkların bulunduğu, olay günü tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzerine maktulun ‘yeter artık yemek yapıyorum beğenmiyorsunuz’ diyerek savurduğu yemeklerden bir kısmının sanığın annesi ...'nin vücuduna değdiği, bunun üzerine çıkan tartışmada maktul ve sanığın birbirlerini karşılıklı olarak darp ettiklerinin sanık hakkında alınan doktor raporlarıyla anlaşıldığı, aynı gece müşterek yatak odasında sanık yatakta yatarken maktulun sanığa pijamalarını vererek 'çok seviyorsan git annenin yanında yat, çık yatağımdan' şeklinde beyanlarda bulunması üzerine aralarında tekrar çıkan tartışma sonucu sanığın hedef gözetmek suretiyle maktule ateş ederek eylemini gerçekleştirdiği olayda, sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan ceza tayin edilirken haksız tahrik nedeniyle 18... yıl arasında ceza öngören 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi gereğince asgari düzeyde indirim yapılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, haksız tahrik indirimi uygulanmaması sebebiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesi ise 13.11.2024 tarih ve 347-386 sayı ile; "…Dava konusu olayda, olaya en başından itibaren tanık olan müşterek çocukların beyanları, maktulün kayınvalidesi ...'nin ve sanığın anlatımları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; olay günü maktul ile sanık arasındaki tartışmanın maktulün kayınvalidesi tarafından, oğlu olan sanığa, maktulün çocuklara yemek vermediğini söylemesi akabinde sanığın bu duruma -doğruluğunu sorgulamaksızın- sinirlenerek maktule tepki vermesi üzerine başladığı, ancak müşterek çocukların aşamalarda istikrarlı bir şekilde annelerinin kendilerine yemek verdiğini beyan ettikleri, dolayısıyla çocuklarına yemek verdiği halde kayınvalidesi olan tanığın aksi yöndeki söylemleri üzerine doğrudan eşi olan sanık tarafından tepki gören maktulün, ilk haksız eylemin sanık ve annesinden kendisine yönelmesi üzerine bu duruma tepki olarak yemeği döktüğünün anlaşıldığı, maktulün döktüğü yemeğin bir kısmının kayınvalidesinin üzerine sıçradığı anlaşılmış ise de; bu konuda maktulün yemeği doğrudan kayınvalidesinin üzerine dökmek şeklinde kasıtlı bir şekilde sanığın annesine yönelen bir eylem iddiasının olayın sıcağı sıcağına alınan taraf beyanlarında yer almadığı, aşamalarda tanıklar tarafından maktulün sofrayı dökmesi üzerine yemeğin sıçradığının belirtildiği, bu hali ile kendisine yönelen haksız davranış üzerine maktulün tepki gösterdiği olayda; maktulün dosyaya yansıyan eylemleri açısından sanık lehine haksız tahrik indirimi uygulanmasını gerektirecek mahiyette etki/tepki dengesinin bozulduğundan söz edilemeyeceği, her ne kadar maktulün sanığa 'çok seviyorsan git annen ile yat' dediği belirtilmiş ise de bu esnada taraflar ile aynı ortamda bulunan sanığın annesinin 'oğlumun b.kunu ye' demesi üzerine bu tepkiyi gösterdiği anlaşılan maktul açısından belirtildiği üzere sanık lehine etki/tepki dengesinin bozulduğu kabul edilemeyeceği gibi; eşler arasında maktule yüklenen yemek yapma sorumluluğundan/mevzuundan başlayan, -dosyaya yansıyan deliller, özellikle müşterek çocukların anlatımları itibari ile- aynı evde bulunan kayınvalidesinin etkisi ile haksız bir suçlamaya maruz kaldığı anlaşılan maktul ile sanık arasında başlayan aile içi basit/gündelik mevzulara ilişkin tartışmanın -öldürme eylemi açısından- sadakat yükümlülüğüne aykırılık gibi sanıkta şiddetli elem veya öfke doğurabilecek mahiyette haksız bir eylem olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulünün benzer mahiyette vuku bulan eşe karşı öldürme dosyalarında sanıklar lehine haksız tahrik indiriminin uygulanma alanını genişleteceği, son yıllarda özellikle kadına karşı şiddet/öldürme vakalarının nicelik ve nitelik itibari ile azımsanmayacak boyutlara ulaşması, bu doğrultuda kadınlara yönelen şiddet içerikli eylemler açısından cezaların caydırıcılığının arttırılması amacı ile 12.05.2022 tarihinde kadınlara yönelik öldürme, yaralama, tehdit gibi eylemlere ilişkin ceza yaptırımlarında artırım yapılmasına dair yasal değişiklikler de göz önünde bulundurulduğunda; somut olayda izah olunan şekilde başlayan tartışma üzerine eşini 8 adedi öldürücü nitelikte olmak üzere 13 el ateş ederek öldüren, son kurşunu yerde yatan eşinin kafasına eğilerek çocuklarının yanında sıkan ve olay sonrasında ikamete gelen tanığa 'tüm şarjörü boşalttım, ölmüştür' dediği, olay sırasında sakin ve soğukkanlı vaziyette olduğu dosya kapsamındaki müşterek çocukların ve tanıkların beyanları ile sabit olan, dolayısı ile sanığın öfke veya şiddetli elemden ziyade serinkanlı bir şekilde eylemi gerçekleştirdiği yönünde mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşturan olayda; sanık açısından haksız tahrik uygulanmasının kamu vicdanını da yaralayacağı kanaati ile sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, katılanlar ... ve ... ile sanık ve müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2025 tarihli ve 4117 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.07.2025 tarih ve 1856-5618 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 10.04.2019 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre; kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı yüz kemikleri, vertebra ve ekstremite kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır. Tanık ...; oğlu olan sanığın çocuklara yemek verilmemesi nedeniyle maktule kızdığını, maktulün de öfkelenerek tabakları kırmaya ve yemekleri dökmeye başladığını, kendisinin cam kırıklarını yerden topladığı sırada maktulün başına yemek döktüğünü ve oğlunun yanaklarını tırmaladığını, sanığın olayın büyümemesi için yatak odasına gittiğini, ardından maktulün de yatak odasına giderek bağırmaya başladığını, daha sonra yatak odasından silah sesi geldiğini, gittiğinde maktulün kapının önünde hareketsiz yattığını ve çocukların da maktulün yanında olduklarını gördüğünü, Tanık ...; babası olan sanıkla annesi olan maktulün ara sıra tartıştıklarını, olay günü yine tartışırlarken birbirlerine bağırdıklarını ve vurduklarını, daha sonra yatak odasında tartışmaya devam ettiklerini, ardından silah sesi duyduklarını, maktulün yerde hareketsiz yattığını, sanığın maktule bir el daha ateş ettiğini gördüğünü, Tanık ...; babası olan sanıkla annesi olan maktulün ara sıra tartıştıklarını, olay günü maktulün saat 18.00 gibi defalarca aramasına rağmen sanığa ulaşamadığını, sanığın saat 21.30 sıralarında eve geldiğini, kardeşleri ile kendisine yemek vermediğini düşünerek maktule kızdığını, aslında kardeşiyle birlikte yemek yediklerini, maktulün öfkelenerek tabakları attığını, dökülen yemeklerin birazının tanık ...'nin üzerine sıçradığını, sanığın yatak odasına gittiğini, tanık ...'nin maktule "Sen benim oğlumun b.kunu ye!" dediğini, maktulün yatak odasına girmeden kardeşiyle kendisine "Eşyalarınızı toplayın Ankara'ya gideceğiz." dediğini, ardından maktulün de yatak odasına giderek sanığa "Anneni bu kadar seviyorsan git annenin yanında yat, yatağımdan çık!" dediğini ve yatağa oturduğunu, sanığın çekmecede bulunan tabancayı alarak maktule ateş ettiğini, sanığın yere düşen maktule yaklaşıp kafasına doğru ateş son bir kez daha ateş ettiğini, İfade etmişlerdir. Sanık; eşi olan maktulün sürekli kendisine ve çocuklarına bağırdığını, "Ben seninle boşanmam, seni öldürürüm!" şeklinde sözler söylediğini, olay günü markete uğrayıp süt aldığını ve saat 21.30 sıralarında eve gittiğini, kızlarının aç olmaları nedeniyle maktulle tartıştığını, öfkelenen maktulün yemekleri yere döktüğünü, yemeklerin annesi olan tanık ...'nin üzerine geldiğini, tartışmanın mutfakta devam ettiğini, daha sonra yatak odasına gidip yattığını, bir süre sonra maktulün odaya geldiğini, kendisine hitaben "Seninle boşanır mıyım, seni gebertirim, o o...ya bırakır mıyım!" şeklinde ifadeler kullandığını, maktulün dolu vaziyetteki tabancayı çekmeceden aldığını, mermi ağzında olduğu için kendisini vuracağı korkusuyla tabancayı maktulden almaya çalıştığını, bu sırada bir defa patlama sesi duyduğunu ve ilk patlamada tabancayı bilerek mi yanlışlıkla mı ateşlediğini hatırlamadığını, kendine geldiğinde maktulün kanlar içerisinde yerde olduğunu gördüğünü, elindeki tabancayı kontrol ettiğinde şarjörün boş olduğunu ve bir adet merminin namluda kaldığını savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış 19.02.2025 tarihli ve 279-75, 15.01.2025 tarihli ve 531-21, 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. B. Hukuki Değerlendirme Olay günü saat 21.30 sıralarında eve gelen sanığın, ortak çocuklarına yemek vermediğini ileri sürerek eşi maktule ile tartışmaya başladığı, maktulenin "Yeter artık, yemek yapıyorum, beğenmiyorsunuz!" diyerek savurduğu yemeğin bir kısmının sanığın annesi tanık ...'nin üzerine döküldüğü, maktul ve sanığın bu nedenle mutfakta kavga ettikleri, sanığın peşi sıra yatak odasına geçen maktulenin "Çok seviyorsan git annenin yanında yat, çık yatağımdan!" şeklinde sözler sarf etmesi üzerine sinirlenen sanığın tabanca ile on üç el ateş etmek suretiyle maktuleyi öldürdüğü hususunda Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda: Müşterek çocuklarının bakımıyla ilgilendiği hâlde sanık tarafından onlara yemek vermediği şeklinde suçlanması nedeniyle öfkelenen maktulenin yere fırlattığı tabaklarda bulunan yemeğin bir kısmının tanık ...'nin üzerine yanlışlıkla sıçradığı hususu beyan delilleriyle sabittir. Dolayısıyla maktulenin bu eylemiyle ilgili olarak sanığa yönelen haksız bir davranıştan söz etmek mümkün değildir. Maktulenin aile içerisinde yaşanabilecek sıradan bir tartışma esnasında sarf ettiği "Çok seviyorsan git annenin yanında yat, çık yatağımdan!" şeklindeki sözleri de TCK'nın 29. maddesi anlamında "haksız bir fiil" niteliği taşımamaktadır. Sanığın, tartışma sırasında maktulenin kendisine hitaben "Ben seninle boşanmam, seni öldürürüm!" şeklinde sözler söylediği yönündeki tanıklarca doğrulanmayan savunması ise itibar edilebilir görülmemiştir. Bu nedenlerle sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve direnme kararına konu hükmün onanmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Konu ile ilgili teorik açıklamalar yeterli olduğundan tekrarına lüzum görülmemiş, maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini; toplanan deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran İlk Derece Mahkemesinin takdir ve değerlendirmelerinde de bu yönüyle isabetsizlik saptanmamıştır. Keza sayın çoğunluğun, sanık tarafından müşterek çocuklarına yemek vermemekle suçlanmasına sinirlenen maktulenin, içerisinde bulunan yemeklerin bir kısmının kayınvalidesi tanık ...'nin üzerine sıçramasına neden olacak şekilde tabakları yere fırlattığı yönündeki, evlilik birliği içinde karşılıklı hoşgörü zorunluluğu kapsamında kalan davranışının, sanığa yönelen haksız fiil olarak kabul edilemeyeceğine dair değerlendirmesi yerinde bulunmuştur. Ne var ki, evlilik birliği devam eden ve aralarında mutad tartışmalar dışında öldürmeyi gerektiren bir husumet iddiası dahi ileri sürülmeyen eşini, ani gelişen ve sıradan görünen olayda öldüren sanığın, maktulenin yatakta söylediği; "Çok seviyorsan git annenin yanında yat, çık yatağımdan!" şeklindeki sözlerle, cinsel bir anlam kastedildiği inancıyla kontrolünü kaybedip, 8 adedi öldürücü nitelikte olmak üzere 13 el ateş ederek eylemi icra ettiğinin anlaşılmasına nazaran, iş bu sözlerin haksız tahrik/ fiil oluşturduğunun ve eylemin bu öfkenin etkisi altında işlendiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle de sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün tatbiki ile cezanın asgari düzeyde indirilmesi düşüncesini içeren Özel Daire kararı yerindedir." düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi de; direnme kararının isabetli olmadığı ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2024 tarihli ve 347-386 sayılı direnme kararına konu hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, diğer yönleri de usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihli ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.