Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/237 E. 2026/10 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/237
- Karar No
- 2026/10
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza SAYISI : 271-411
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a delaletiyle 103/2, 103/6, 31/3, 62... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.05.2015 tarihli ve 179-189 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.03.2024 tarih ve 9380-2511 sayı ile; "Anal yoldan organ sokmaya ilişkin bulgu tespit edilmediğini bildirir adli muayene raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut hâliyle sübuta eren eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 27.11.2024 tarih ve 271-411 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.20225 tarihli ve 1999 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.04.2025 tarih ve 628-2782 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdura yönelik cinsel eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suç tarihinde, kayden 5 yaşındaki katılan mağdur ...'ün anne ve babasıyla birlikte yaşadığı; aynı apartmanda annesi ile birlikte ikamet eden suça sürüklenen çocuk ...'nın ise 15... aylık olduğu, 25.09.2012 tarihinde akşam saatlerinde ikametlerindeyken katılan mağdur ...'nın annesi olan katılan ... ile sohbet ettikleri sırada annesinin, hamile olan bir akrabalarının çocuklarının kız olması hâlinde kendisine alabileceklerini söyleyerek şaka yapması üzerine Kayra’nın birden "Evet anne, ben de dayımın kızıyla ... Abi ile yaptığımız gibi si..riz." şeklinde yanıt verdiği, bu sözlere şaşıran katılanın, olayın detaylarını sorması üzerine mağdurun oyun oynamak için evlerine gittiği komşularının oğlu olan suça sürüklenen çocuğun kendisine porno filmler izlettiğini, ardından görüntülerdeki gibi pantalonunu çıkararak kendisine livatada bulunduğunu anlattığı, bunun üzerine katılanın, komşuları olan suça sürüklenen çocuk ile annesini olayın aslını öğrenmek için evlerine davet ettiği, çocukları gözlemlemek için de balkona gönderdiği, balkonda suça sürüklenen çocuğun elini katılan mağdurun poposunda dolandırdığını görünce buna tepki gösterdiği, katılanın ertesi güne rastlayan yani 26.09.2012 tarihinde Cumhuriyet savcılığında şikâyetçi olmasıyla soruşturma işlemlerine başlandığı, 26.09.2012 tarihli Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna göre; katılan mağdurun, olayı; ".. ... ağabeyin internette kız şeyleri gösterdiğini, sonra pantolonunu indirip g...s..., acımadığını, sonra da yarış arabasıyla oynadıklarını .." şeklinde anlatığı; iç beden muayenesinde anal ve perianal travmatik bulgu saptanmadığı, pli yapısının da olağan olduğu, 03.05.2013 tarihli Bakırköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ve 04.02.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi raporlarına göre; katılan mağdurun olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, Kovuşturma evresinde katılan mağdurun beyanına eşlik eden bilirkişiye göre; katılan mağdurun duruşma öncesindeki görüşmelerinde eylemleri oral ve anal ilişki olarak anlattığı, ayrıca suça sürüklenen çocuğun internette kendisine birşeyler izlettirdiğinden bahsettiği, yine yaşananları kimseye anlatmamasını istediği, suça sürüklenen çocuk ve annesinin binadan taşınması sonrasında katılan mağdurun durumu annesine aktardığını net bir şekilde söylediği, fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişiminin yaşına uygun olduğu, herhangi bir engeli olmadığı, anlatımlarında bütünlük bulunduğu, bu sebeple beyanına itibar edilebileceğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdur aşamalarda; aynı apartmanda oturdukları suça sürüklenen çocuğun evlerine oyun oynamaya gittiğini, evde kimsenin olmadığını, suça sürüklenen çocuğun internetten cinsel ilişki içeren bir film açtığını ve internette oyun oynatması karşılığında izledikleri filmdeki gibi yapmaları gerektiğini söylediğini, suça sürüklenen çocuğun pantolonunu yarıya kadar indirip kendisiyle anal yoldan ilişkiye girdiğini, canının çok yandığını, sonra suça sürüklenen çocuğun filmlerdeki gibi kendisinden oral ilişki istediğini ancak bu teklifi kabul etmediğini, annesi eve gelince hemen pantolonlarını çektiklerini, suça sürüklenen çocuğun olayı kimseye söylememesini istediğini, bu olayın sadece bir kere olduğunu, yaklaşık iki ay sonra da apartmanlarından taşındıklarını, olayı anlatınca annesinin suça sürüklenen çocuğu evlerine çağırdığını, balkonda otururken suça sürüklenen çocuk bacağına dokununca annesinin hemen yanlarına geldiğini, kulağını çektiği suça sürüklenen çocuğun kaçtığını; Katılan ... ...; beş buçuk yaşındaki oğlu katılan mağdur ile evlerinde yengesini hamileliğinden, eğer kızları olursa kendisine almalarından konuşup şakalaşırken katılan mağdurun aniden "Evet anne ben de dayımın kızıyla ... Abi ile yaptığımız gibi ş..riz." dediğini, şaşırarak anlattığı hususun detaylarını sorunca kiracıları olan suça sürüklenen çocuğun evlerine gittiğinde kendisine açık seçik filmler izlettiğini, daha sonra filmdekiler gibi alt kıyafetlerini indirerek katılan mağdurla anal ilişkiye girdiğini, canının acıdığını söyleyerek ağlamasına rağmen suça sürüklenen çocuğun eylemine devam ettiğini söylediğini, bunu öğrenince iki üç ay kadar önce oğlunun poposunda kızarıklık olduğunu, sürekli krem sürüp iyileştirmeye çalıştığını, tuvalete gitmekte zorlandığını hatırladığını, katılan mağdurun anlattığına göre suça sürüklenen çocuğun, kendisini her oynamaya çağırdığında bu eylemleri gerçekleştirdiği, bu olayları öğrenince saat 22.00 sıralarında suça sürüklenen çocuk ve annesini konuşmak ve olayın aslını öğrenmek için evlerine çağırdığını, çocukları gözlemlemek için balkona gönderdiğini, balkonda yalnız oldukları sırada suça sürüklenen çocuğun elini katılan mağdurun poposunda dolandırdığını görünce bağırdığını, olaylardan dolayı katılan mağdurun psikolojisinin bozulduğunu, Beyan etmişlerdir. Suça sürüklenen çocuk; katılan mağdurun devamlı oyun oynamak için evlerine geldiğini, bilgisayarında birlikte oyun oynadıklarını, oyuncakları ile de oynayan katılan mağdura yönelik cinsel yönden bir eyleminin olmadığını, katılan mağdur ile aralarındaki yaş farkı fazla olmasına rağmen bunu anormal karşılamadığını, kovuşturmada neden olduğunu bilmese de kendisine iftira atıldığını, son savunmasında ise aidat nedeniyle iftiraya uğradığını savunmuştur. IV. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.09.2015 tarihli ve 824-276 sayılı, 20.10.2015 tarihli ve 574-338 sayılı, 07.02.2025 tarihli ve 581-314 sayılı, 22.11.2023 tarihli ve 334-622 sayılı, 18.06.2025 tarihli ve 581-314 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; TCK'nın "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alınan nitelikli hâlinden ayrılır. İkinci fıkradaki nitelikli hâlde maddi unsur, vücuda organ ya da sair bir cisim sokulması olup failin kastının da bu tür bir eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. Suçun temel şeklinin aksine, ikinci fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için eylemin cinsel arzularının tatmini amacına yönelik olması şart değildir. Bu itibarla, her somut olayda hangi organ veya cismin vücudun hangi bölgesine sokulmaya çalışıldığı, sokulmak istenen organ veya cisim ile içine sokulmaya çalışıldığı vücut bölgesi arasında cinsel bir bağ veya ilişki bulunup bulunmadığı, yapılan davranışın objektif olarak cinsel özgürlüğü ihlal edici nitelik taşıyıp taşımadığı, mağdurun cinsel özgürlüğünün suçun temel şekline göre daha ağır bir biçimde ihlal edilip edilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre uygulama yapılmalıdır. Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Suça sürüklenen çocuğun, oyun oynamak için ikametine gelen katılan mağdura cinsel içerikli videolar izlettikten sonra livatada bulunduğunun iddia ve kabul edildiği olayda; Katılan mağdurun olayın gerçekleşme biçimine ilişkin anlatımları uyum göstermekte ise de Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 26.09.2012 tarihli rapor içeriğine nazaran eylemin organ sokmak suretiyle gerçekleştiği iddiası tıbbi delillerle doğrulanamamıştır. Kovuşturma aşamasında beyana eşlik eden bilirkişinin, katılan mağdur anlatımının güvenilir olduğuna ilişkin değerlendirmesi de anılan adli rapor bulguları karşısında eylemin nitelikli şekilde gerçekleştiğini ortaya koymaya yeterli görülmemiştir. Nitekim katılanın, oğlunun poposunda yalnızca kızarıklık gözlemlediğine dair beyanı ise raporda travmatik bir bulgu saptanmamış olması ile birlikte değerlendirildiğinde, isnat edilen fiilin organ sokma suretiyle işlendiğini ispata elverişli bulunmamıştır. Suça sürüklenen çocuk, katılan mağdurla bilgisayar oyunu oynadıklarını ve isnat edilen istismar eylemleri gerçekleştirmediğini savunmuş; iftiraya uğradığı iddiasını ilk kez kovuşturma evresinde dile getirmiş ve yargılama sürecinde savunmasını genişletmiş, böylelikle beyanları arasındaki çelişkiler ve dosya kapsamındaki deliller karşısında itibar edilemeyecek mahiyetteki savunmalarının cezai sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve çocuğun cinsel istismarı suçunun yargılamaya konu olay bakımından anal yoldan organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuğun eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı kabul edilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2024 tarihli ve 271-411 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün suça sürüklenen çocuğun katılan mağdura yönelik cinsel eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.