Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/548 E. 2026/223 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/548
Karar No
2026/223
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1343-1314

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 62, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.02.2021 tarihli ve 50-77 sayılı, resen istinafa tabi olan hükümlerin, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekillerince istinaf edilmesi üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.10.2021 tarih ve 1343-1314 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve sanıkların kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK’nın 87/4-2. cümle, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba hükmedilmiştir. Hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.01.2021 tarih, 4102-401 sayı ve oy çokluğu ile temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; sanıkların eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 18.04.2024 tarih ve 163431 sayı ile; "... Olayın planlı bir şekilde gerçekleştiği ancak sanıklar tarafından kayıtsız şartsız alınmış bir öldürme kararının varlığı tespit edilemediği için tasarlamanın bulunmadığı kabul edilen olayda, sanıkların olayın gelişimi içinde sergiledikleri davranışları itibarıyla ortaya çıkan kastlarının yaralama boyutunu aştığı, bu bağlamda suçun icrasında kullandıkları öldürmeye elverişli nitelikteki bijon anahtarı ve taşla özellikle vücudun en hassas bölgesi olan kafa bölgesine yönelik travmatik etki doğuran ağır darbeler gerçekleştirdikleri, sanıkların olay anında oluşan öldürme kastıyla maktulü ağır şekilde darbettikleri, kullanılan silahın elverişliliği, öldürücü vücut bölgesinin hedef alınması, isabet yeri, meydana gelen yaralanmanın niteliği ve sanığın yaralanarak yere düşmesi üzerine eylemin sonlandırıldığı hususları ile ayrıca vücudun özellikle kafa bölgesine küt cisimler kullanılarak gerçekleştirilen yaralama eylemlerinde kafatası kemiklerinde çökme kırığı veya birden fazla parçalı kırık oluşması hâlinde ortaya çıkan netice esas alınarak sanıklarda öldürme kastının bulunduğunun yerleşik içtihatlar ile kabul edildiği de nazara alındığında sanıklar ..., ... ve ...'in ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğunun anlaşıldığı ve eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.10.2024 tarih ve 3069-6901 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ..., ... ve ...’nin maktule yönelik eylemlerinin kasten öldürme suçunu mu yoksa neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 21.04.2008 tarihli tutanaktan; 20.04.2008 tarihinde saat 22.30 sıralarında Havuzlu Bahçe Mahallesi, Nüzhetiye yolu üzerinde iki kişinin yerde yattıklarının haber verilmesi üzerine olay yerine gidildiği, 41... plaka sayılı aracın yolun sol tarafında farları yanık ve çalışır bir şekilde durduğunun görüldüğü, aracın arkasında maktul ... ile inceleme dışı sanık ...’nın darbedilmiş şekilde yerde yattıkları, tedavi edilmeleri için olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye gönderildikleri, aracın iç ve dış kısımlarında kan lekelerinin olduğu, Kocaeli Devlet Hastanesince maktul hakkında düzenlenen 20.04.2008 tarihli rapordan; Glasgow koma skorunun 3 olduğu, oksipital bölgede, saçlı deride, çok sayıda doğrusal kesi bulunduğu, çekilen baş tomografisinde çok sayıda kırık tespit edildiği, yaşamsal tehlikesinin bulunduğu, 12.02.2009 tarihli otopsi raporundan; 177 cm boyunda, 68 kg ağırlığında, 40 yaşlarındaki erkek cesedinde, sağ oksipitoparietal bölgede 12... cm’lik bir alanda kenarlarında trenanasyon izleri bulunan ameliyata bağlı kemik doku defekti olduğu, bu defektin sol üst bölgesi olan sagittal sütürün lambdoid sütürle birleşme yerinin hemen solundan defekt içinden başlayan kırık hattının sola, öne doğru seyirle sol temporoparietal sütürle birleştiği, sol parietotemporal sütür boyunca kısmen kaynaşmış sütür ayrılması olduğu, sol parietal orta bölgede sol temporoparietal sütürle birleşen 5 cm’lik lineer, kısmen kaynaşma gösteren kırık hattı görüldüğü, sol temporoparietal sütürden sütür ayrılması şeklinde devam eden kırık hattının sol orta kafa çukurunda sonlandığı, tüm beyin ve beyincik yüzeyinde kirli sarı renk değişimi ve enfekte görünüm saptandığı; 20.04.2008 tarihinde darbedildiği, kafatasında çökme kırığı ve kafa içi kanama tanısıyla ameliyat edildiği, tedavi görmekte olduğu hastanede, 09.11.2008 tarihinde öldüğü bildirilen maktulün küt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla müterâfık beyin dokusu harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün bildirildiği, Olay yeri inceleme raporu ve eklerinden; olay yerinde bulunan 41... plaka sayılı aracın arka koltuğunda kan damlaları bulunduğu, aracın bagaj kapağı, sol arka tampon köşesi, sol arka kapı içi, sağ ön kapı hizasında kan lekelerinin olduğu, aracın arkasında, zeminde kan birikintisi bulunduğunun belirtildiği, 21.04.2008 tarihli ek olay yeri raporundan; olay yerinin 700 metre yukarısında, yol kenarında, üzerinde kan lekeleri bulunan, "L" şeklinde, 28 cm uzunluğunda bir adet bijon anahtarı ile çimenlik alanın küçük bir kısmında kan lekesi olduğunun görüldüğü, bijon anahtarında parmak izi tespit edilemediği, 28.08.2008 tarihli muhafaza altına alma tutanağından; olaydan sekiz gün sonra olay yerinde tekrar yapılan incelemede, ağaçlık alan içerisinde otlar arasında üzeri kanlı bir kaya parçasının bulunarak muhafaza altına alındığı, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 13.06.2008 tarihli uzmanlık raporundan; incelemeye gönderilen bijon anahtarı, olay yeri zemininden, çimenlerden, taş üzerinden ve maktulün giysilerinden alınan lekelerin kan örneği oldukları, çimenler ve 15 delil numaralı taş parçasından alınan kan örneklerinin DNA analizlerine cevap vermediği, olay yerinde, zeminden, bijon anahtarından, maktulün giysilerinden ve 5 delil numaralı taş parçasından alınan kan örneklerinin genotipik olarak maktulün DNA’sı ile uyumlu olduğu, Polis fezlekesi ve eklerinden; olay yerinde bulunan ve üzerinde seri numarası olan bijon anahtarının üretici firma ile yapılan yazışma sonrası Fiat Doblo marka bir araca ait olduğunun ve 2007 yılı Kasım ayında üretildiğinin öğrenildiği, Maktulün eşi ... ... (...) ile kayınpederi ... tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 25.04.2008 tarihli dilekçeden; maktulün tedavi gördüğü hastanede, yoğun bakım odasından çıkarıldığı esnada şüpheli bir şahsın maktulü izlediği, şahsın fark edilmesi üzerine de telaşla uzaklaştığı, bu nedenle güvenlik tedbiri alınmasını talep ettikleri, 30.11.2019 tarihli fotoğraf teşhis tutanağından; ölenin kayınpederi ...’in maktulü tedavi gördüğü hastanede izleyen şahsın sanıklardan ... olduğunu kesin ve net olarak teşhis ettiği, İnceleme dışı sanık ... hakkında Kocaeli Devlet Hastanesince düzenlenen 20.04.2008 tarihli rapordan; darp iddiasıyla gelen şahsın muayenesi sonucu, frontalde 3x3 cm boyutlarında ekimoz, sol el başparmağında hassasiyet bulunduğu; ... Hastanesince düzenlenen aynı tarihli raporda ise sol el sırtından parmağa kadar uzanan şişlik, el sırtında 1 cm’lik yüzeysel kesi, olduğu, yaşamsal tehlikesinin bulunmadığı, Polis inceleme tutanağından; inceleme dışı sanık ...’nın 27.11.2007 tarihinde bankadan 105.000 TL konut kredisi kullandığı, kredinin 22.400 TL’lik kısmının dayısının kızına, 82.600 TL’lik kısmının ise 30.11.2007 tarihinde sanıklardan ...’e talimatla nakit olarak ödendiği, kredi çekilen bu tutarın maktulün ortağı olduğu şirketin kasasına veya banka hesaplarına girdiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, ...’nın geliriyle yaşayış tarzının ve harcamalarının uyumlu olmadığı, ...’in olay tarihinden önce maktulün kendisinden 24.000 TL’yi emanet aldığını belirtmesine karşın, maktul tarafından alındığı iddia edilen bu tutarın akıbetinin tespit edilemediği, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/119 esas sayılı dosyasının incelenmesinden; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca inceleme dışı sanık ... hakkında maktulü kasten öldürme suçundan yürütülen 2008/19207 sayılı soruşturma sonucunda 20.12.2011 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve soruşturma dosyasının daimi aramaya alındığı, itiraz üzerine Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırıldığı ve ... hakkında maktulü tasarlayarak öldürme suçundan 13.03.2012 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda inceleme dışı sanığın isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, temyiz edilen beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.11.2014 tarihinde onanarak kesinleştiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi vasıtasıyla alınan nüfus kaydından Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2025 tarihli ve 20025/1739 sayılı tespitine göre, inceleme dışı sanık ...’nın 03.09.2025 tarihinde öldüğü, Anlaşılmaktadır. Katılanlar ..., ... (...), ... ve ... aşamalarda benzer şekilde; olaya tanık olmadıklarını, inceleme dışı sanık ...’in olay sırasındaki ve olay sonrasındaki söz ve davranışlarının kuşkulu olduğunu, sanıklardan şikâyetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini, Tanık ... 22.04.2008 tarihinde kollukta; olay yerinin yakınındaki müstakil ev ve bahçenin bakım işleriyle ilgilendiğini, olay akşamı saat 21.30 sıralarında eşi ve çocuklarının yoldan sesler geldiğini söylemeleri üzerine dışarı çıkıp sesleri dinlediğini, sanki baltayla ağaç kesiliyormuş gibi sesler işittiğini, birinin araziden ağaç kestiğini düşünerek yola doğru gittiğini, yolda bir aracın uzun farları yanar hâlde durduğunu gördüğünü, aracın arkasına geçtiğinde iki kişinin yerde yattığını, içlerinden birinin durumunun ağır olduğunu, durumu daha iyi olan şahsa ne olduğunu sorduğunda, bu şahsın darbedildiklerini söylediğini, muhtara giderek durumu haber verdiğini, polis ve ambulans çağırmasını istediğini, ardından olay yerine döndüğünü, yüzüstü yattığı için nefes almakta güçlük çeken maktulü çevirdiğini, yüzünü su ile sildiğini, bu sırada diğer şahsın telefonunun çaldığını, şahsın telefonu kendisine uzatması ile telefonu açtığını ve bulundukları yeri telefondaki şahsa tarif ettiğini, maktul ve yanındaki şahsı kimlerin darbettiğini görmediğini, dışarı çıktığında çevrede de kimseyi görmediğini, Cumhuriyet Başsavcılığında 25.11.2019 tarihinde; olay gecesi eşi ve çocukları ile balkonda oturduğu sırada, yol tarafından baltayla ağaca vurulur gibi sesler işittiğini, bahçedeki köpeklerin tepki gösterip havlamaya başladıklarını, bir şahsın yüksek sesle, birkaç kez "Kes lan!" diye bağırdığını duyduğunu, evden çıkıp yola vardığında, İzmit istikametine doğru, yolun sol tarafında farları açık, çalışır durumda bir araç gördüğünü, aracın sol tarafında maktulü yüzüstü yere kapaklanmış, ağzı burnu kan ve kum bulaşık hâlde gördüğünü, ...’in ise sırtını menfeze yaslamış, yarı yatar durumda olduğunu, ...’e ne olduğunu sorduğunu zira maktulün konuşacak hâlde olmadığını, maktulün hırıltılı sesler çıkardığını, ...’in "Vallahi bilmiyorum, küçük su dökmeye durduğumuz sırada bizi dövdüler." dediğini, hemen eve gidip polis ve ambulans çağırmalarını istediğini, olay yerine döndüğünde, ...’in telefonun bir tuşuna basarak telefonu kendisine uzattığını, telefonu açan kişiye bulundukları yeri tarif ettiğini ve olanları anlattığını, konuştuğu bu kişilerin çok daha önce aradıkları ambulanstan daha erken olay yerine geldiklerini, maktulün öldüresiye dövülmüş olmasına karşın ...’in üstünün başının temiz olması ve darp olayına karışmamış gibi göründüğünü, gözlüğünün itinayla katlanıp yere konulmuş gibi durduğunu, ...’in bu hâline karşın yüzüstü kan içinde yatıp güçlükle nefes alabilen maktule yardım etmek yerine oturup beklemesini garipsediğini, Tanık ... 28.04.2008 tarihinde kollukta; sanıklardan ...’in iş yerinde işçi olarak çalıştığını, olay günü, saat 17.00 sıralarında inceleme dışı sanık ...’in dükkâna geldiğini ve ... ile birlikte çiçek teslim etmeye gittiklerini, saat 21.30 sıralarında ...’in lavaboya gittiğini, şarja taktığı telefonun çalması üzerine telefona baktığını, arayanın ...’in teyzesinin oğlu ... olduğunu ve ...’in dövüldüğünü söylediğini, ... ile olay yerine gittiklerini, kimseyi göremeyince iş yerine döndüklerini, ...’in bijon anahtarını üç gün önce iş yerinin çekmecesinde gördüğünü, daha önce görüp görmediğini hatırlamadığını, 13.12.2019 tarihinde kollukta; sanık ...’in olay günü saat 20.00 sıralarında telefonunu şarja takıp "Ben buralardayım, lavaboya gidiyorum." diyerek iş yerinden çıktığını, bundan 1,5 saat sonra şarja takılı telefonun çaldığını, arayanın ...’in teyzesinin oğlu ... olduğunu ve ...’e ulaşamadığını, ...’in darbedildiğini söylediğini, kısa süre sonra ...’in iş yerine döndüğünü, geldiğinde yüzünün kızarmış, terli ve tedirgin olduğunu, ne olduğunu sorduğunda bir şey olmadığını söylediğini, ...’un telefonda söylediklerini ...’e ilettiğini, ...’in otoparktaki Fiat Doblo marka aracına binerek olay yerine gittiklerini ancak olay yerini bulamadıkları için geri döndüklerini, ...’in ise hastaneye gittiğini, dükkânı kapattıktan sonra kendisinin de hastaneye gittiğini, ...’i hastanenin önünde sigara içerken gördüğünü, yüzünde hafif darp izleri olduğunu, yine kollarından birinde sargı gördüğünü, olaydan yaklaşık beş gün sonra ...’in kendisine "Polis olay sırasında benim nerede olduğumu sorarsa, buralarda olduğumu söyle." dediğini, o tarihte henüz 18 yaşlarında olduğu için söylendiği şekilde beyanda bulunduğunu, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda benzer şekilde; 43 yaşında olduğunu, maktulü on yıldan beri tanıdığını, kurulduğu tarihten beri maktule ait şirkette muhasebe müdürü olarak görev yaptığını, resmî kayıtlarda görülmemesine karşın maktule ait KYS isimli şirkette bir miktar hissesinin bulunduğunu, olay günü maktulün talebi üzerine balık yemek için maktul ile birlikte yola çıktıklarını, maktule ait aracı kendisinin kullandığını, akşam saat 21.00 sıralarında seyir hâlinde iken maktulün tuvaletini yapacağını belirterek kendisinden durmasını istediğini, maktulün araçtan inip aracın arkasına geçtiğini, 2-3 dakika sonra bağrışma sesleri işittiğini, üç kişinin yere yatırdıkları maktule vurduklarını gördüğünü, olaya müdahale etmek istediğini ancak bu kişilerin kendisine "Sen karışma, seninle işimiz yok" dediklerini, ardından kendisine de vurduklarını, şahısların geldikleri yöne doğru koşarak uzaklaştıklarını, maktul ile birlikte tekrar araca bindiklerini, hastaneye gitmek için ileriden aracı çevirdiğini, İzmit’e doğru seyir hâlindeyken kendisine vuran şahsı yol ortasında gördüğünü, araçla tekrar durduklarını, burada da 1-2 dakika boyunca darbedildiklerini, şahısların kendilerini bırakmaları üzerine kayınbiraderini arayarak yardım istediğini, saldıran şahısları tanımadığını, şahısların ellerinde sopa ya da bijon anahtarı görmediğini, başına taşla vurulduğunu düşündüğünü, sanıklar ..., ... ve ...’ın kolluktaki beyanlarını kabul etmediğini, suçsuz olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık ... kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; maktulü tanıdığını, iş yerini açtığı dönemde maktulün kendisine maddi yardımda bulunduğunu, inceleme dışı sanık ...’nın teyzesinin kızı ile evli olduğunu, ...’in maktulün şirketinde muhasebeci olarak çalıştığını, olay tarihinden yaklaşık yirmi gün önce ...’in iş yerine gelerek maktulün şirketi için evini ipotek edip kredi çektiğini, maktulün kredi taksitlerini ödemediğini, yine maktulden çok miktarda alacağı olduğunu, bu paraları bir şekilde maktulden alması gerektiğini söylediğini, maktul ile kendisini uzlaştıracak, gerekirse gözünü korkutacak birilerini bulmasını istediğini, kendisinin de arkadaşı olan sanık ...'e olanları anlattığını, ... Restoran isimli yerde ... ve ... ile birlikte oturup konuştuklarını, olaya fazla müdahil olmamak için ... ile ...’i yalnız bıraktığını, olaydan bir gün önce yine olayı konuşmak için ... Restorana ... ile birlikte gittiklerini, burada sanık ...’in yanında diğer sanık ...’ı da gördüğünü, dört kişi oturup olayı nasıl gerçekleştireceklerini konuştuklarını, plana göre, olay günü ...’in maktulü Bahçecik bölgesi, Havuzlu Bahçe mevkisindeki bir alabalık lokantasına getireceğini, burada ... ve ... ile birlikte oturup maktulle konuşacaklarını söylediğini, ...’in dediklerini kabul ettiğini ve birlikte lokantadan ayrıldıklarını, olay günü öğleden sonra ...’in iş yerine geldiğini ve "Akşam kullanacağımız güzergâhı sen bilmiyorsun." dedikten sonra kendisini Bahçecik, Havuzlu Bahçe mevkisine götürdüğünü, yolu gösterdiğini, ...’e ... ve ...’ı kendisinin getireceğini söylediğini, onun da bu durumu kabul ettiğini, ardından iş yerine döndüklerini, akşam saat 20.00 sıralarında iş yerine gelen sanıklar ... ve ...’ı kullandığı Fiat Doblo marka aracına alarak gündüz ...’in gösterdiği mevkiye gittiklerini, havanın kararmış olduğunu, yol kenarında maktule ait aracı, farları yanar hâlde görünce altmış metre kadar ileride durduğunu, ... ve ...’ın araçtan indiklerini, bir dakika sonra koşarak geri geldiklerini ve telaşla araca bindiklerini, ne olduğunu sorduğunda; ...’in belirttiği gibi uzlaşma peşinde olmadığını, yanlarına gider gitmez ...’in maktule saldırdığını, ayırmak için araya girdiklerini ama ...’in maktule yönelik saldırısını sürdürmesi üzerine başlarına iş almamak için yanlarından ayrıldıklarını söylediklerini, panikleyerek gaza bastığını ve başka bir yoldan Bahçecik merkezine gittiğini, burada ... ve ...’ı araçtan indirdiğini, saat 21.00 sıralarında iş yerine döndüğünü, çalışanı tanık ...’ın iş yerinde olduğunu, teyzesinin oğlu ...’un olayı bildirmesi üzerine hastaneye gittiğini, maktulün durumunun ağır olduğu için yoğun bakıma alındığını, iyi durumda olan ...’in üzerinde ise darp izleri olduğunu, ertesi gün kendisini araması üzerine ...’i alarak özel bir hastaneye götürdüğünü, yolda olanları ...’e sorduğunu, ...’in de "Bu olayla ilgili konuşmayacaksın, yoksa sonuçları çok kötü olur." diyerek kendisiyle tehditvari konuştuğunu, olayın meydana geldiği yere ... ile bir iki kez gittiğini, daha önce o bölgeye hiç gitmediğini, olay günü ve öncesinde ... ve ... ile kayıtlarda görünen on yedi görüşmeyi olayla ilgili olarak gerçekleştirdiklerini, maktulün durumunu öğrenince korktuğu için olaydan sonraki yirmi beş gün boyunca sanık ... ile irtibat kurmadığını, olay yerinde bulunan bijon anahtarını inceleme dışı sanık ...’in olayda kullanmak için kendinden habersizce aldığını, olay sırasında kimsenin elinde bu anahtarı görmediğini, zaten olay meydana geldiğinde yanlarında olmadığını, polis tarafından olay yerinde bijon anahtarı bulunduğunu öğrenince korkarak önceden kaza yapmış bir başka araçtan aynı nitelikte bir bijon anahtarı alıp alet takımına koyduğunu, banka kayıtlarında sanık ...’in çektiği krediden kendisine verildiği görülen 82.600 TL’yi ...’e teslim ettiğini, bu paranın maktulün şirketine aktarılıp aktarılmadığını bilmediğini, ...’in kendisine herhangi bir maddi menfaat vaadinde bulunmadığını, ... ve ...’a da böyle bir vaadi olduğundan haberdar olmadığını, olaydan sonra ...’in kendisini sürekli tehdit ettiğini, polise konuşursa ailesine zarar vereceğini söylediğini, bu nedenle bu güne kadar sustuğunu, ...’in kendisini ve diğer sanıkları kandırıp kullanarak böyle bir eylem gerçekleştirdiğini, pişman olduğunu, Mahkemede; kollukta verdiği ifadesini kabul etmediğini, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü, ifadesine eklemeler yapıldığını, olay akşamı inceleme dışı sanık ...’in dükkâna gelerek maktul ile yiyecekleri yemeğe kendisini de davet ettiğini, ...’in kendisine tarif ettiği yere giderken tesadüfen sanıklardan ... ve ...’ı da aracına aldığını, seyir hâlindeyken yolun sağında maktulün aracını park hâlinde gördüğünü, elli metre ileride durdurduğu araçtan ... ve ...’ın indiklerini ve maktulün aracının yanına gittiklerini, yaklaşık otuz saniye sonra geri gelerek kendisine maktul ve ...’in sarhoş olduklarını, küfredip durduklarını, ...’la itiştiklerini söylediklerini, kendisine de bu kişilerle yemek yemeye gitmemesini söylediklerini, bunun üzerine olay yerinden uzaklaştıklarını, suçlamayı kabul etmediğini, savcılık ve sorguda da baskı nedeniyle kolluk ifadesini tekrar ettiğini, suçsuz olduğunu, Mahkemede 04.11.2020 tarihli 5. celsede; önceden söylemediği bazı hususları ifade etmek istediğini, olaydan sonra hastanede bulundukları sırada sanık ...’in kendisine olay yerinde bir levye kaldığını söyleyip, levyeyi gidip almasını istediğini, bunun çok önemli olduğunu belirttiğini, kimsenin suçuna ortak olmayacağını söyleyerek levyeyi bulunduğu yerden almayı kabul etmediğini, bunun üzerine ...’in "Git kendine yeni bir levye al." dediğini, ertesi gün ise ...’in kendisine yalvararak olayı kimseye anlatmamasını, bilmediği konular olduğunu, maktul iyileştiğinde gidip kendisinin teslim olacağını söylediğini, son operasyon yapılmadan önce sanık ... iş yerine gelerek kimsenin kendisine bir şey yapamayacağını, yargılanıp beraat ettiğini, ancak kendisi açık beyanda bulunursa yargılanabileceğini söylediğini, yıllardır vicdan azabı ve korkuyla yaşadığını, bu yüzden bunları anlatamadığını, Sanık ... kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; maktulü tanımadığını, inceleme dışı sanık ...’i ise sanık ...’in kendisiyle tanıştırdığını, olay tarihinden yaklaşık yirmi gün önce ... ve ...’in o tarihte çalıştığı iş yerine geldiklerini, çay içip konuştukları sırada, ...’in maktul ile ortak olduğunu, şirketin parasını maktulden habersiz kullandığını, ödeme zamanının yaklaştığını, ödemeleri geciktirmek için yollar aradığını, bu maksatla maktulü korkutup gözdağı vermek istediğini kendisine söylediğini, maktulü korkutma gözdağı verme işini kendisinden istediklerini, ...’in hatır için bu işi yapması konusunda ısrarcı olduğunu, kabul etmesi üzerine ... ve ...’in iş yerinden ayrıldıklarını, bu ilk görüşmeden on beş gün kadar sonra ...’in kendisine telefon ederek olayla ilgili olarak görüşmek için iş yerine çağırdığını, iş yerine gittiğinde ...’in birkaç gün sonra ... ile maktulün içki içmek için Bahçecik Havuzlu mevkisine gideceklerini söylediğini, kendisini oraya aracıyla götüreceğini, orada maktule gözdağı verileceğini ifade ettiğini, kabul ederek ...’in yanından ayrıldığını ve konuyu arkadaşı sanık ...’a açtığını, kendisi ile birlikte gelmesini istediğini, ...’ın da bunu kabul ettiğini, olay günü hava karardıktan sonra ...’in aracıyla önce kendisini, ardından da ...’ı aldığını ve maktulün nerede olduğunu bildiğini söyleyerek aracı sürmeye başladığını, yolun dağ yönüne doğru, sağ tarafında park hâlinde bir araç gördüklerini, aracın yaklaşık on metre önünde durduklarını, ... ve ...’la birlikte araçtan indiklerini, ...’la beraber maktul ve ...’in yanına gittiklerini, ... ve maktulün hararetli bir şekilde konuştuklarını, yanlarına gidince maktulün kendilerine "Hayırdır." dediğini, bunun üzerine ...’ın maktule kafa attığını, maktulün yere düştüğünü, ...’ın maktule yeniden hamle yapması üzerine ...’ı tutarak maktule vurmasını engellediğini, ... kendisini tutunca ...’i iteklediğini, koşarak ...’in aracına ...’la birlikte bindiklerini, bu esnada maktulün yerden kalkmak üzere olduğunu, ...’e vurmadıklarını, üzerilerinde kesici, delici alet veya başka bir cisim bulunmadığını, araçla bir kilometre kadar gittikten sonra başka bir yoldan aşağı indiklerini, olayı birkaç gün sonra gazetelerden okuduğunu, kafa atılan maktulün nasıl komaya girdiğine anlam veremediklerini ve kendileri olay yerinden ayrıldıktan sonra başka şeyler olmuş olabileceğini düşündüklerini, on gün sonra ...’le görüştüklerinde ne olduğunu sorduklarını, ...’in de kendilerine olay yerinden ayrılmalarından sonra ...’in maktulü darbetmeye devam ettiğini düşündüğünü söylediğini, ...’in kendisine maddi menfaat sağlamadığını, olayı ...’in planladığını, kendisi ile ...’ı da bu plana bilgileri dışında dâhil ettiğini, ...’e vurmadıklarını, olay yerinden ayrılmalarından sonra ...’in maktulü darbetmeye devam ettiğini ve kendisine de saldırı olmuş gibi kendi kendini yaraladığını düşündüğünü, ortamın çok karanlık olduğunu, ...’in elinde bijon anahtarı olup olmadığını bilmediğini, Mahkemede; önceki ifadelerinin doğru olmadığını, kelime hataları bulunduğunu, mahkemede verdiği bu ifadesinin doğru olduğunu, olay akşamı ...’in kendisini araçla bir yere bırakmasını istediğini, ...’ı da alarak yola çıktıklarını, seyir hâlindeyken maktulün aracını yol kenarında gördüklerini, maktul ve ...’in sırtlarının dönük olduğunu, küçük tuvaletlerini yapar gibi bir hâllerinin olduğunu, selam verip yanlarına gittiğini ve bir sorun olup olmadığını sorduğunu, maktulün bu soruya küfürle karşılık verdiğini, ...’e bakındığı esnada birden ... ile maktulü yerde boğuşurken gördüğünü, ...’in de ...’a vurduğunu, kavgayı ayırıp koşarak araca bindiklerini ve olay yerinden uzaklaştıklarını, Sanık ... kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; olay tarihinde ... isimli lokantada işletme müdürü olarak çalıştığını, dövüş sporları ile ilgilendiğini, maktulü ve inceleme dışı sanık ...’i tanımadığını, ... ve ... ile arkadaş olduklarını, çalıştığı lokantaya olay günü saat 21.00 sıralarında gelen ... ile ...’in "Birilerini korkutacağız, gerekirse kavga edeceğiz." diyerek kendisini çağırdıklarını, sanıklarla arkadaş olduğu için kimi korkutacaklarını sormadan teklifi kabul ettiğini, ...’in kullandığı araca binerek ...’le birlikte yola çıktıklarını, yirmi dakika sonra dağ yolunda, gidişe göre yolun sağ tarafında park hâlinde bir araç gördüklerini, araç dışında iki kişi olduğunu, ...’in yola kusar gibi durduğunu, ...’in "Korkutacağımız şahıslar bunlar." demesi üzerine hemen araçtan indiğini ve hiçbir şey söylemeden ayakta duran şahsa kafa attığını, şahsın yere düşmesi ile araçtan inmiş olan ...’e "Hadi kaçalım." dediğini, ...’in araçta olduğunu, ...’in birine vurup vurmadığını bilmediğini, olay yerinden araçla uzaklaştıklarını, kendisini iş yerinde indirdikten sonra ... ile ...’in birlikte araçla gittiklerini, gazetelerden kafa attığı şahsın komada olduğunu öğrenince ...’e bunun nasıl mümkün olabileceğini sorduğunu, onun da ...’le görüştüğünü ve maktulün komaya nasıl girdiğini bilmediklerini söylediğini, olay yerine gittiklerinde ellerinde kesici, delici alet veya yabancı cisim olmadığını, olaydan bir gün önce ... ile yaptığı on iki görüşmenin içeriğini hatırlamadığını, ...’in kendisine maddi menfaat sağlamadığını, olay esnasında ne kendisinin ne de ...’in ...’e vurduğunu, olay yerinden ayrıldıktan sonra ...’in maktulü darbetmeye devam ettiğini ve kendisi de saldırıya uğramış izlenimi vermek için kendi kendisini yaraladığını düşündüğünü, Mahkemede; önceki ifadelerini kabul etmediğini, kollukta inceleme dışı sanık ...’i suçlamaları hâlinde kendilerine bir şey olmayacağının söylendiğini, olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, maktulü de ...’i de tanımadığını, olay akşamı ... ile birlikte ...’i bir yere bırakmak için yola çıktıklarını, yolda giderken ...’in, maktul ve ...’in bulunduğu aracı yolun sağında park hâlinde görünce durduğunu, ...’le birlikte araçtan indiklerini, maktul ve yanındakinin sarhoş olduklarını, maktul kendilerine küfredip yakasından tutunca maktule kafa attığını, beraber yere düştüklerini, başının arkasına birkaç kez yumrukla vurulduğunu, ... ayırınca ...’in kullandığı araçla olay yerinden uzaklaştıklarını, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun, 01.10.2025 tarihli ve 539-370 sayılı, 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı, 08.12.2022 tarihli ve 130-780 sayılı kararlarında ayrıntılarına yer verildiği üzere; TCK’nın "Kasten öldürme" başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin dördüncü fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. TCK’nın 21. maddesinin birinci fıkrasına göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun müstakar kararlarına (15.10.2025 t., 363-407 sy, 30.10.2025 t., 499-443 sy.,) göre, bahse konu suçlara ilişkin kastın belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda yara meydana gelmiş ise bu yaraların yerleri ile nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen aynı Kanun'un 87. maddenin 4. fıkrasına göre; gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi, TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için: a. Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b. Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi, c. Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d. Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Şu hale göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır. Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması; son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme 20.04.2008 tarihinde saat 22.30 sıralarında Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, Havuzlu Bahçe Mahallesi, Nüzhetiye yolu üzerinde iki kişinin yaralı hâlde yerde yattıklarının haber verilmesi üzerine olay yerine gidildiği, 41... plaka sayılı aracın yolun sol tarafında farları yanık ve çalışır bir şekilde durduğunun görüldüğü, aracın arkasında maktul ... ile inceleme dışı sanık ...’nın darbedilmiş şekilde yerde yattıkları, tedavi edilmeleri için olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye gönderildikleri, aracın iç ve dış kısımlarında kan lekelerinin olduğu, olaydan bir gün sonra olay yerine 700 metre mesafede üzerinde maktulün kan izleri bulunan bir adet bijon anahtarının çimenler arasında bulunduğu, olaydan sekiz gün sonra ise maktulün aracının bulunduğu alanın yakınlarında üzeri kan lekeli bir adet kaya parçasının bulunarak muhafaza altına alındığı, kafatasında çökme kırığı ve kafa içi kanama tanısıyla ameliyat edilen maktulün tedavi görmekte olduğu hastanede olaydan yaklaşık yedi ay sonra küt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla müterâfık beyin dokusu harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, tanık ...’nın olay akşamı saat 21.30 sıralarında eşi ve çocuklarının yoldan sesler geldiğini söylemeleri üzerine dışarı çıkıp sesleri dinlediğini, sanki baltayla ağaç kesiliyormuş gibi sesler işittiğini, yolda bir aracın uzun farları yanar hâlde durduğunu gördüğünü, aracın arkasına geçtiğinde iki kişinin yerde yattığını, içlerinden birinin durumunun ağır olduğunu, durumu daha iyi olan şahsa ne olduğunu sorduğunda bu şahsın darbedildiklerini söylediğini, olay yerine gitmek için dışarı çıktığında çevrede kimseyi görmediğini ifade ettiği, sanıklar ..., ... ve ...’nin olaydan on iki yıl sonra kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda verdikleri ifadelerinde benzer şekilde; inceleme dışı sanık ...’in yanında çalıştığı patronu maktule gözdağı verilmesi, gözünün korkutulmasını kendilerinden istediği için olay günü araçla olayın meydana geldiği mevkiye gittiklerini, sanıklardan ...’ın maktule kafa atıp yere düşürmesinden sonra olay yerinden uzaklaştıklarını, kendileri olay yerinden ayrıldıktan sonra inceleme dışı sanık ...’in maktulü darbetmeyi sürdürmüş olduğunu düşündüklerini beyan ettikleri, inceleme dışı sanık ...'in ise maktulü şirketlerinde uzun yıllardır muhasebe müdürü olarak çalıştığını, olay akşamı maktulle birlikte yemek yemek için gittikleri lokanta yolunda tanımadığı kişiler tarafından iki ayrı noktada darbedildiklerini, yaptığı usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması için maktulü diğer sanıklarla birlikte öldürdüğü iddiasının doğru olmadığını, suçsuz olduğunu savunduğu anlaşılan dosyada; Sanıklardan ... ve ...'ın maktulü tanımadıkları, maktulle aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı, olaydan on iki yıl sonra kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda verdikleri ifadelerinde sanıklar ..., ... ve ...'ın benzer şekilde; inceleme dışı sanık ...’in, yanında çalıştığı patronu olan maktule gözdağı verilmesini, gözünün korkutulmasını kendilerinden istediği için olaya dâhil olduklarını ifade etmiş olmaları, olayın gerçekleştirilmesini planladıkları yere, gözdağı vermeden ibaret olduğunu belirttikleri bu niyetlerini doğrulayacak şekilde herhangi bir ateşli silah, kesici, delici alet olmaksızın gitmeleri, baş bölgesi dışında vücudunda herhangi bir ciddi yaralanması olmayan maktulün başına bijon anahtarı ya da başkaca küt bir cisimle vurulmasından sonra sayıca üstün durumda olmalarına rağmen savunmasız hâldeki maktule yönelik eylemlerine devam etmedikleri, hâlen hayatta olduğunu bildikleri maktulü yaralı şekilde olay yerinde bırakarak olay yerinden uzaklaştıkları, olayın ardından akşam vakti gittiği lokanta yolunda maktulün darbedilmesi eyleminin dahîl olduklarını ortaya konulamadığı, maktulün olaydan yaklaşık yedi ay sonra künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla müterâfık beyin dokusu harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu hastanede hayatını kaybettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların ortaya çıkan kastlarının yaralamaya yönelik olduğu, eylemlerinin de TCK'nın 87/4 maddesinin 2. cümlesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıkların eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, CMK'nın 304/1 maddesi uyarınca Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/548, K. 2026/223, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-548-e-2026-223-k-f70bb5dd6cb2