Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/89 E. 2025/235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/89
Karar No
2025/235
Karar Tarihi

İtirazname No : 2015/71468 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 123-277 I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıkların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba; sanık ... yönünden ayrıca aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.12.2014 tarihli ve 123-277 sayılı hükümlerin, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.03.2020 tarih, 1844-1537 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Dosya kapsamına göre; diğer sanık ...'in Kargo yoluyla gönderdiği, sanık ... da ele geçen, ... isimli sentetik kanabinoid 16.12.2013 tarih ve 2013/5742 sayılı BKK ile 2313 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulmuştur. Buna göre; suçun işlendiği tarihte ... isimli maddenin (sentetik kanabinoid) 2313 sayılı Kanun kapsamına alınmadığı, ... isimli maddenin dosya içinde mevcut Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 05.02.2014 tarihli raporunda da belirtildiği gibi suç tarihinden sonra 16.12.2013 tarih ve 2013/5742 sayılı BKK ile 2313 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulduğu, beyan edilmiştir. TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrasında uyuşturucu ya da uyarıcı madde olmayan; ancak üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü maddenin TCK'nın 188. maddesinin 1. ve 3. fıkralarında düzenlenen suçların konusunu oluşturabileceği ve bu durumda da TCK'nın 188/6. maddesinin uygulanacağı ve aynı zamanda verilecek cezanın yarısına kadar indirilebileceği düzenlenmiştir. Sonuç olarak: '...' isimli maddenin suç tarihinde 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamında olmadığı, bu nedenle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği, ancak; a) TCK'nın 188/6. maddesi gereğince '...' isimli maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran madde olup olamadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan rapor alınması, b) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan uyuşturucu veya uyuşturucu madde etkisi doğuran madde olup olmadığının Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nden sorulması gerekli olup, '...' isimli maddenin 'uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran' madde olarak kabul edilmesi halinde TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılıp yapılmayacağının yerel mahkemece tartışılarak, deliller yeniden değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, açıkladığım nedenlerle hükümlerin bozulması yerine, sayın çoğunluğun hükümlerin onanmasına yönelik görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.04.2020 tarih ve 71468 sayı ile; "Dosya kapsamına göre; diğer sanık ...'in Kargo yoluyla gönderdiği, sanık ... da ele geçen, ... isimli sentetik kanabinoid 16.12.2013 tarih ve 2013/5742 sayılı BKK ile 2313 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulmuştur. Buna göre; suçun işlendiği tarihte ... isimli maddenin (sentetik kanabinoid) 2313 sayılı Kanun kapsamına alınmadığı, ... isimli maddenin dosya içinde mevcut Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 05.02.2014 tarihli raporunda da belirtildiği gibi suç tarihinden sonra 16.12.2013 tarih ve 2013/5742 sayılı BKK ile 2313 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulduğu, beyan edilmiştir. TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrasında uyuşturucu ya da uyarıcı madde olmayan; ancak üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran hertürlü maddenin TCK'nın 188. maddesinin 1. ve 3. fıkralarında düzenlenen suçların konusunu oluşturabileceği ve bu durumda da TCK'nın 188/6. maddesinin uygulanacağı ve aynı zamanda verilecek cezanın yarısına kadar indirilebileceği düzenlenmiştir. Sonuç olarak: '...' isimli maddenin suç tarihinde 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamında olmadığı, bu nedenle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği, ancak; a) TCK'nın 188/6. maddesi gereğince '...' isimli maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran madde olup olamadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan rapor alınması, b) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan uyuşturucu veya uyuşturucu madde etkisi doğuran madde olup olmadığının Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nden sorulması gerekli olup, '...' isimli maddenin 'uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran' madde olarak kabul edilmesi halinde TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılıp yapılmayacağının yerel mahkemece tartışılarak, deliller yeniden değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, Açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünün bozulması gerekirken onanmasına dair karar usul ve yasalara aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih, 13965-13958 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme; sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığının ne şekilde tespit edileceğinin, bu bağlamda somut olayda eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 11.11.2013 tarihli olay tutanağına göre; Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik olarak 11.11.2013 tarihinde, saat 17.15 sıralarında Acılık Bölgesi olarak bilinen yerin yakınlarında gerekleştirilen devriye görevi esnasında, hakkında geçmiş tarihlerde yapılan adli işlemler nedeniyle tanınmakta olan sanık ...'ın, elindeki poşet ile bir kargo şirketinden çıktığının, izlendiğini fark etmesi sonucu hızlanıp anılan iş yerinin karşısında duran taksiye doğru ilerlediğinin ve aracın sağ ön koltuğuna oturduğunun görülmesi üzerine, görevlilerce söz konusu araca yaklaşılıp polis tanıtma kartları gösterildikten sonra şoförün ve sanığın araçtan indirildiği, elindeki poşette ne bulunduğu sorulduğunda sanığın; "Tişört var, internet üzerinden tişört sipariş ettim." şeklinde cevap verdiği, görevlilerce sanığın tedirgin davranışlar sergilediğinin gözlemlenmesi üzerine, Zonguldak 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.11.2013 tarihli ve 640 sayılı önleme araması kararına istinaden üst aramasının yapıldığı, ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, ardından sanıktan elindeki üzerinde "Göndericisi: ..., Kağıthane, ... Mahallesi, ... Sokak, No: ..., Daire: ..., Tel: 0 *** *** ** **, Alıcısı: ..., Zonguldak merkez şubeden alacak, 0 *** *** ** **" ibareleri yazan poşeti açmasının istendiği, sanık tarafından poşet ve içindeki ikinci poşet açıldığında mavi renkli kot pantolonun görülmesi üzerine, görevlilerce önleme araması kararına istinaden pantolonun cepleri kontrol edildiğinde; ön sol cepte üç (3), arka sağ cepte üç (3) ve arka sol cepte bir (1) paket olmak üzere toplam yedi (7) paket suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapıldığı, Söz konusu suçtan başlatılan soruşturma kapsamında; gerek sanık ... ile adı geçenin beyanları üzerine soruşturmaya dahil edilen ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan inceleme dışı sanık ...'ın savunmaları, gerekse içinde suç konusu uyuşturucu madde bulunan poşetin üzerindeki kimlik ve adres bilgileri dikkate alındığında, sanık ...'ın suç konusu madde ile ilgi ve irtibatının bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine adı geçen sanığın da soruşturmaya dahil edildiği ve soruşturma evresinde elde edilen deliller neticesinde sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kamu davası açıldığı, Ankara Polis Kriminal Laboratuvarının 05.02.2014 tarihli raporuna göre; ele geçirilen 11,7 gram ağırlığındaki sarı ve yeşil renkli bitki kırıntılarının, uyuşturucu maddelerden ... etken maddesi içerdiği, söz konusu maddenin 16.12.2013 tarihli ve 2013/5742 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutulduğu, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Yunanca uyku anlamındaki narke sözcüğünden gelen uyuşturucu kavramı (Sulhi Dönmezer, Kriminoloji, İstanbul 1981, s. 383), uyuşturucu özelliği olan, uyuşturan, duymaz hâle getiren anlamına gelmektedir (Meydan Larousse, Büyük Lügat ve Ansiklopedi, Cilt: 12, s.458). Uyarıcı sözcüğü ise uyarma özelliği olan ve uyaran şeklinde tanımlanmaktadır. Bazı yazarlar, bu konuda kesin bir ayrım yapmamakta birlikte kimi maddelerin uyarıcı özelliğini ve etkisini ortaya koymak amacıyla genellikle yapay olan uyarıcı maddeleri doğal olan uyuşturucu maddelerden ayırmak için bu kavramı kullanmaktadırlar (Yılmaz Günal, Uyuşturucu Madde Suçları, Ankara 1976, s. 7; Handan Sevük Yokuş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, Ankara 2007, s. 21-22; Mehmet Zülfü Öner, Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu Madde İmal, İthal ve İhraç Suçları, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 88, 2010, s. 112). Hukukun yanı sıra başta tıp olmak üzere, kimya, farmakoloji, sosyoloji ve psikoloji gibi pek çok bilim dalı ve meslek kolunun çalışma alanını ilgilendirmesi, söz konusu bu disiplinlerin her birinin bakış açılarının farklı olması, sayılarının her geçen gün artması ve uyuşturma özelliği bulunmamakla birlikte tutku yaratan bazı maddelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi nedeniyle uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramına herkesin benimseyebileceği bir tanım getirmek oldukça zordur. Buna rağmen uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramına birtakım tanımlar getirildiğini görmek mümkündür. Mülga 765 sayılı TCK'da ayrıca uyarıcı madde kavramına suç tanımında yer verilmemesi nedeniyle esasen uyarıcı maddeyi de içerecek şekilde yaptığı tanımda Dünya Sağlık Örgütü, uyuşturucu madde kavramını; "Bitkisel kökenli veya sentetik olup, merkezi sinir sistemini etkileyerek fiziksel ve/veya ruhsal bağımlılık hallerine yol açan, bazı durumlarda tek konulu (kullanım anın devamı üzerine dozajı artırma ihtiyacının duyulması), diğer bazı durumlarda ise çift konulu (aynı kişinin değişik uyuşturucuları kullanması) tutku yaratan bütün maddeler uyuşturucu madde sayılır." biçiminde açıklamıştır. Doktrinde ise uyuşturucu madde kavramı; "Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, kanunlarımızda veya kanunların verdiği yetkiye dayanan bakanlar kurulu kararlarında uyuşturucu madde olduğu kabul edilerek; tıbbi ve bilimsel amaçlar dışında imali, ithali, ihracı, satılması, satın alınması, bedelsiz devredilmesi, bedelsiz devralınması, bulundurulması, sevk edilmesi, nakledilmesi, kullanılması yasaklanan ya da ruhsata bağlanan; ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak, belirtilen eylemlere konu edilmesi suç oluşturan doğal veya yapay maddelerdir." (Şener Güngör – Ali Kınacı, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar, Ankara 2001, s. 37), uyarıcı madde kavramı ise "Sinir sistemine stimulan (uyarıcı) etki yapan, fiziksel ve ruhsal olarak enerji veren, yorgunluğu bastıran çeşitli kimyasal bileşimler." şeklinde tanımlanmaktadır (Ali Parlar, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Cilt: 2, Ankara 2015. s.2163). Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmesi, bu bağlamda bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun konusunu oluşturup oluşturmadığının tespiti bakımından, Ülkemizin de tarafı olduğu Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin ve Türk Ceza Hukuku mevzuatının konuya ilişkin düzenlemeleri üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. Ülkemiz tarafından 27.12.1966 tarihli ve 812 sayılı Kanun ile uygun bulunan, katılmamız Bakanlar Kurulu’nun 14.02.1967 tarihli ve 6/7732 sayılı kararı ile onaylanan ve metni 11.05.1967 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve hâlen geçerliliğini koruyan Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi ile uyuşturucuyla mücadele konusunda daha önce yapılan milletlerarası tüm sözleşmeler yürürlükten kaldırılmış ve konuya ilişkin uluslararası mevzuat işbu Sözleşme adı altında tek bir metin hâline getirilmiştir. "Taraflar" başlıklı giriş bölümünde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımının birey için bir âfet; insanlık için ise iktisadi ve toplumsal bir tehlike olduğunu kabul eden ve bu anlamda uluslararası bir işbirliğini öngören Tek Sözleşmesi ile uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlar dışında kullanımı yasaklanmıştır. Anılan Sözleşme'nin kenevir, kenevir bitkisi, kenevir reçinesi, koka ağacı, koka yaprağı, ekim, kaçakçılık, ithal, ihraç, imal, afyon, tıbbi afyon, afyon haşhaşı, haşhaş kellesi, haşhaş sapı, istihsal, stok, ülke ve istihlak gibi kavramların açıklandığı "Tanımlar" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; "Uyuşturucu madde deyimi: Doğal veya sentetik olsun, I ve II numaralı cetvellerde anılan maddeleri ifade eder." hükmüne, aynı fıkranın (s) bendinde; "Müstahzar deyimi: Bir uyuşturucu madde ihtiva eden katı veya sıvı bir karışımı ifade eder.", (u) bendinde ise; "Cetvel I, Cetvel II, Cetvel III ve Cetvel IV deyimlerinden: Üçüncü madde uyarınca zaman zaman değiştirilebilecek olan ve işbu Sözleşmeye ekli bulunan uyuşturucu madde veya müstahzarların listeleri anlaşılır." düzenlemelerine yer verilmiştir. Sözleşme ekindeki I ve II numaralı cetvellerde doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler; III ve IV numaralı cetvellerde ise uyuşturucu madde içeren müstahzarlar kimyasal formülleri ile birlikte gösterilmiştir. Sözleşme'nin "Kontrole Tâbi Maddeler" başlıklı 2. maddesinde söz konusu bu cetvellerin denetimine ilişkin kurallar öngörülmüş, "Kontrolün Uygulama Sahasında Yapılacak Değişiklikler" başlıklı 3. maddesinde ise cetvellere yeni maddelerin eklenebileceği ve uyuşturucu madde cetvellerinde değişiklik yapılabileceği ifade edilmiş olup bu değişikliğin ne şekilde yapılabileceğine ilişkin çeşitli hükümlere yer verilmiştir. Sözleşme'nin üçüncü maddesindeki düzenleme uyarınca, yeni tespit edilen ve uyuşturucu veya uyarıcı niteliğine haiz olduğu belirlenen maddelerin de sözleşme ekindeki cetvellere eklenebilmesi mümkün kılınmıştır. Bu doğrultuda sözleşmenin, uyuşturucu maddeleri yalnızca cetvellerde sayılanlar ile sınırlı tutmadığı ve her zaman kendini güncelleyen bir sistem benimsediği açıktır. Öte yandan, sözleşmeye taraf olan devletlerin de I ve II numaralı cetvellerde yer almayan maddeleri de uyuşturucu ya da uyarıcı madde sayarak yaptırım altına almasına engel bulunmamaktadır. Yine sözleşmede ayrıca, uyuşturucu maddelerin elde edildiği doğal bitkilerin ekimi ve üretimi, uyuşturucu maddelerin imali ve ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, uyuşturucu madde bağımlılığının tedavisi, uyuşturucu madde suçlarına ilişkin ceza hükümler ve müsadere gibi konuları düzenleyen hükümlere yer verilmiştir. Anılan Sözleşme'nin, Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz." şeklindeki düzenleme gereğince bir iç hukuk normu hâline gelmesi nedeniyle, ulusal ceza mevzuatı bakımından bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun konusu olup olmadığının tespiti noktasında; doğal veya sentetik uyuşturucu maddelerin yer aldığı sözleşme ekindeki I ve II numaralı cetveller de dikkate alınacaktır. Uyuşmazlık konusunun Türk ceza hukuku açısından mülga ve yürürlükte bulunan düzenlemeler yönünden inceleyecek olursak; Mülga 765 sayılı TCK'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu düzenleyen 403. maddesinin, 13.03.1926 tarihli ve 519 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ilk hâli; "Tıbbi afyon ve afyon hulâsasını, morfin ve emlâhını ve diasetil morfin ve bunların emlâhını ve kodeinden maada afyon şiphi kaleviyatını ve bunların emlâh ve müştakkatını ve kokain emlâh ve müştakkatını ve kokain emlâh ve müştakkatını ve esrar ve müstahzaratını kaçak suretiyle ithal ve Türkiye dahilinde bir mahalden diğer bir mahalle nakil edenler ve ettirenler ve izinsiz satanlar ve alanlar veya satmak üzere nezdinde bulunduranlar ve bunların alınıp satılmasına ve her ne suretle olursa olsun tedarikine vasıta olanlar veya mahsus bir mahal tedarikiyle veya diğer bir suretle halkı celbederek bunların kullanılmasını kolaylaştıranlar..." şeklinde düzenlenmiş olup buna göre; kanun koyucu tarafından sayma yöntemi benimsenerek suç oluşturan uyuşturucu maddelerin nelerden ibaret olduğu tek tek gösterilmiştir. Madde metni, 20.06.1933 tarihli ve 1343 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2275 sayılı Kanun ile; "Esrar, müstahzar afyon ve tıbbi afyon ile müstahzarlarının ve morfin ve bütün mihlerin ve morfinin uzvi hamızlarla veya küül cezriyle birleşmesinden mütahassıl bütün eserlerinin ve bunların milhlerinin ve koka yaprağı, ham kokain ve kokain ekgonin ve tropokokain ile bütün milhlerinin ve yüzde 1.20 gramdan fazla morfin ve milhlerinin ve yüzde 0.10 gramdan fazla kokain ve milhlerini muhtevi bütün müstahzarlarının ve ökodal, dikodit, dilloidit, asedikon ve bunların terkibi kimyevisinde bulunan maddelerle bu maddeler mahiyetinde olduğu icra vekilleri heyetince tâyin ve ilân olunacak maddeleri ve bütün müstahzarlarını..." biçiminde yeniden düzenlenmiş, sayma usulü sürdürülerek uyuşturucu maddeler yine tek tek sayılmış, ayrıca sayılanlarla aynı nitelikte olduğu Bakanlar Kurulunca belirlenip ilan edilecek maddeler ve bunların karışımlarının da madde kapsamında değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Maddenin ilk hâlinden farklı olarak söz konusu değişiklik ile zaman içerisinde tespit edilecek yeni uyuşturucu maddeler bakımından Bakanlar Kurulunca belirleme ve ilan edilme koşulu getirilmiştir. 15.08.1941 tarihli ve 416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4055 sayılı Kanun ile 765 sayılı TCK'nın 403. maddesi; "Uyuşturucu maddeleri izinsiz memlekete sokmağa çalışanlarla sokanlar ve memleket içinde izinsiz satanlar veya izinsiz olarak satmak üzere alanlar veya yanında bulunduranlar ve bunların alınıp satılmasına ve her ne suretle olursa olsun tedarikine veya kullanılmasına vasıta olanlar ve izinsiz imâl veya ihraç edenler ve mahsus bir yer tedarikiyle veya başka suretle halkı celbederek bunların kullanılmasını kolaylaştıranlar..." şeklinde bir kez daha değiştirilmiş ve yeni düzenleme ile önceki metinlerde benimsenen suç oluşturan maddelerin tek tek sayılması yöntemi ile Bakanlar Kurulunca belirleme ve ilan edilme uygulaması kaldırılmış; ayrıca herhangi bir tanım yapılmadan sadece uyuşturucu madde kavramı kullanılmıştır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de; "...Kanun metninde uyuşturucu maddeler ibaresinin yazılmasının yeterli olduğu, mahkemelerce tereddüt hasıl olan hususlarda bilirkişiye işin havale edilerek fenni mütalaa alınmakta olduğu ve bu işlerin çok defa adli tıp kurumuna kadar sevk edilerek meselenin çözümlenmesi yoluna gidilmesi nedeniyle, kimyevi bileşimlerin gösterilmek suretiyle maddede uzun boylu uyuşturucu maddelerin sayılmasında fayda bulunmadığından uyuşturucu maddeler tabirinin yazılmasıyla maddenin kabulüne çoğunlukla karar verilmiştir. ....Gerek mevcut ve tanınmış gerekse yeni icat ve imal olunmuş herhangi bir uyuşturucu maddenin ilan suretiyle herkesçe bilinmesi lüzumlu ve faydalı sayılabilirse de yasaklanan husus uyuşturucu madde olduğundan bunu yapan, satan ve kullananlar tesirlerini bilerek yaptıklarına göre uyuşturucu halin mevcut olup olmadığına her vasıta ile araştırmak mahkemelerin kanuni yetkisi içinde olduğundan, Bakanlar Kurulunca kanunun metninde yazılı olanlardan başka icat edilecek uyuşturucu maddelerin ilanına ilişkin hükümlerin uygulanmasından da vazgeçilmiştir." şeklinde açıklanmıştır. Anılan maddede, 15.07.1953 tarihli ve 1484 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6123 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle uyuşturucu maddenin; eroin, kokain, morfin ve esrar olması durumunda cezanın artırılacağı öngörülmüş; madde gerekçesinde bu husus; "...Tesir ve mahiyetleri itibariyle daha ağır ve vahim neticeler tevlit etmesi hasebiyle bu maddelerin ruhsatsız olarak imâl, ithal ve ihracına ait suçla da daha müessir bir müeyyideye tâbi tutulmuştur." biçiminde vurgulanmıştır. 1484 sayılı Kanun ile madde metninde diğer yönlerden de önemli değişiklikler yapılmasına karşın, kanun koyucu tarafından uyuşturucu madde kavramı konusunda 02.06.1941 tarihli ve 4055 sayılı Kanun ile getirilen sistem korunmuş ve bu hususta herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bu bağlamda, madde metninde uyuşturucu madde kavramının tanımı yapılmadığı gibi nelerin uyuşturucu madde olduğu gösterilmemiştir. 10.01.1981 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2370 sayılı Kanun ile 765 sayılı TCK'nın 403. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan ve niteliği itibarıyla cezada artırım nedeni olan uyuşturucu maddelere baz morfin de eklenmiştir. 14.06.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3756 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile 765 sayılı TCK'nın 403. maddesi son şeklini almış; suçun unsurlarında, cezaların niteliğinde ve miktarlarında değişiklikler yapan söz konusu düzenleme ile madde metninden "esrar" ibaresi çıkarılarak, niteliği itibarıyla cezada artırım sebebi olan uyuşturucu maddelerin kapsamını 403. maddenin altıncı fıkrasında; "eroin, kokain, baz morfin ve morfin" olarak belirlenmiştir. Ancak, uyuşturucu madde kavramı konusunda 4055 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme korunmuş, diğer bir anlatımla daha önceki yasal değişikliklerde olduğu gibi uyuşturucu madde tanımlanmamış ve uyuşturucu maddelerin nelerden ibaret olduğu açıklanmamıştır. Yalnızca diğer uyuşturucu maddelere oranla insan sağlığı açısından daha tehlikeli oldukları kabul edilen ve bu nedenle suçun konusu bakımından nitelikli unsur oluşturan maddelerin sayılması ile yetinilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" başlıklı 188. maddesi; "(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir. (3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz. (4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması, b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. (7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, 765 sayılı Kanun'da sadece "uyuşturucu madde" olarak belirtilen suçun konusu 5237 sayılı Kanun'da; "uyuşturucu veya uyarıcı madde" olarak ifade edilmiş, uyuşturucu madde yanında ayrıca uyarıcı madde kavramına da yer verilmiştir. Esasen 765 sayılı Kanun döneminde de uyarıcı maddeler suçun konusu dışında bırakılmamış, uyuşturucu madde kavramı uyarıcı maddeleri de kapsayacak şekilde geniş anlamda kullanılmıştır. Nitekim bir uyarıcı madde olan kokain, anılan Kanun'un 403. maddenin altıncı fıkrasında; cezanın artırılmasında neden olan eroin, morfin ve baz morfin gibi maddeler birlikte uyuşturucu madde kavramı içinde değerlendirilmiştir. 5237 sayılı Kanun ise uyuşturucu madde kapsamında görülen uyarıcı maddeleri ifade etmek üzere madde metninde ayrıca "uyarıcı" ifadesine yer vermiştir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, uyuşturucu madde olmayan; ancak uyuşturucu maddeler gibi zararlı sonuçlara neden olan, uyarıcı nitelikte olup alışkanlık ve bağımlılık yapan ilaçların ve sentetik maddelerin de kötüye kullanmasını yasaklamış ve söz konusu maddeleri uyarıcı madde kavramı içerisinde değerlendirerek uyuşturucu maddelerden ayırmıştır. Öte yandan, TCK'nın 188. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan; "Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde..." şeklindeki ve yedinci fıkrasındaki; "Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan madde..." biçimindeki düzenlemelerden, aslında uyuşturucu ya da uyarıcı madde olmayan bazı maddelerin de uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu kapsamına alındığı ve bu hâliyle suçun maddi konusunun genişletildiği anlaşılmaktadır. Suçun maddi konusunu genişleten, uyuşturucu ve uyarıcı madde ayrımı yapan, bu kapsamda mülga TCK'da yer almayan yeni kavram ve düzenlemelere yer veren 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramları tanımlanmadığı gibi söz konusu maddelerin teker teker sayılması yöntemi de benimsenmemiştir. Bunun nedeni madde gerekçesinde; "...Burada uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiye yapan ilâç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunmanın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uyarıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir." şeklinde açıklanmıştır. Buna göre; madde metninde uyuşturucu ve uyarıcı maddeler tanımlanmayıp bu tür maddelerin belirlenmesi yönünden yorum yapılmasına imkân sağlanmış; başka bir ifadeyle, uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramlarının dar yorumlanmasının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece her geçen gün sayıları ve çeşitliliği artan maddelerle sosyal ve hukuki anlamda mücadelenin bu anlamda önü açılmıştır. TCK'nın 188. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde; "Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması" hükmüne yer verilmek suretiyle, tıpkı mülga 765 sayılı TCK'nın 403. maddesinin altıncı fıkrasındaki düzenleme gibi suçun konusu bakımından nitelikli bir hâl kabul edilmiştir. Bu şekilde bir nitelikli hâlin öngörülmesinin nedeni, belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin diğer basit uyuşturucu veya uyarıcı maddelere göre, insan sağlığı açısından daha büyük zararlara neden olmasıdır. Maddede yapılan sayma sınırlayıcı nitelikte olup belirtilenler dışında kalan uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler nedeniyle cezada artırım yapılması mümkün değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan bentte bazı maddelerin sayılması, uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramlarının tanımlanması ya da belirlenmesi amacına değil, söz konusu maddelerin bir artırım nedeni olarak kabul edilmesi amacına yöneliktir. Diğer taraftan Ulusal mevzuatımızda, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin yasaklanması ya da ruhsata bağlanması konuları 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ile 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun'da düzenlenmiştir. 2313 sayılı Kanun'un 1. maddesi; "Tıbbi afyon ile müstahzaratının ve morfin ve bütün milhlerinin ve morfinin uzvi hamızlarla veya küul cezriyle birleşmesinden mütehassıl bütün eterlerinin ve bunların milhlerinin ve koka yaprağı, ham kokain ve kokain ekgonin ve tropokokain ile bütün milhlerinin ve yüzde 0,20 gramdan fazla morfin ve milhlerini ve yüzde 0,10 gramdan fazla kokain ve milhlerini muhtevi bütün müstahzarların ve ökodal (Eugodal), dikodit (Dicodide) ve Dilodit (Diloudide), Asedikon (Acedicone) ve bunların terkibi kimyevisinde bulunan maddelerde bütün müstahzarlarının ithal, ihraç ve memleket içersindeki satışı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesine tabidir." , 2. maddesi; "2108 numaralı kanuna merbut afyon mukavelenamesinde tarif edilen ve müstahzar afyon namı verilen maddenin ihzar, ithal, ihraç ve satışı memnudur.", 3. maddesi; "Münhasıran esrar yapmak için kenevir ekilmesi ve her ne şekilde olursa olsun esrarın ihzar, ithal, ihraç ve satışı yasaktır.", 19. maddesi ise suç ve karar tarihi itibarıyla; "Birinci maddede isimleri yazılan uyuşturucu maddeler haricinde olup ilmi tetkikat neticesinde mazarratı tebeyyün eden ve toksikomani tevlit eyleyen diğer zehirlerin dahi, bu kanun hükümlerine tabi olacağı İcra Vekilleri Heyeti karariyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından tayin ve ilan olunur.", şeklinde iken; 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK'nın 12. maddesiyle, 19. maddede yer alan "İcra Vekilleri Heyeti" ibaresi "Cumhurbaşkanı" şeklinde değiştirilerek metne işlenmiştir. Görüldüğü üzere, anılan Kanun'un 1. maddesinde murakabenin (denetim) hangi maddelere ilişkin olduğu belirtildikten sonra bu türden maddelerin ithali, ihracı ve satışı Sağlık Bakanlığının denetimine bağlanmıştır. Her ne kadar madde metninde sayma yöntemi benimsenerek bazı uyuşturucu ve uyarıcı maddeler tek tek gösterilmiş ise de belirtilen maddelere sayı ve çeşit bakımından herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Nitekim, Kanun'un 19. maddesinde; bilimsel inceleme sonucu zararlı olduğu ve toksikomani (alışkanlık, tutku) yarattığı saptanan diğer maddelerin de Cumhurbaşkanı kararıyla (suç ve karar tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulu kararıyla) bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir. Bu hâliyle anılan madde uyarınca, 1. maddede sayma yoluyla belirtilen ve denetime tabi olan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kapsamının genişletilebileceği hüküm altına alınmıştır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlar dışında imalini ve kullanımını engellemeye çalışan kanun koyucu, bu iki grup uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ithalini, ihracını ve satışını Sağlık Bakanlığının iznine, diğer bir ifadeyle vereceği ruhsata tabi kılmıştır. Kanun'un 2 ve 3. maddelerinde ise müstahzar (hazırlanmış) afyon ve esrarın imalinin, ithalinin, ihracının ve satışının yasak olduğu hüküm altına alınmıştır. 3298 sayılı Kanun'un "Afyon ve Uyuşturucu Maddelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 1. maddesi suç ve karar tarihi itibarıyla; "Çizilmiş veya çizilmemiş haşhaş kapsülleri ile, ham afyon, tıbbi afyon ve morfin evsafını haiz afyon alkaloidleri, tuzları, esterleri ve eterleri; koka yaprağı ve bunun alkaloidleri, tuzları, esterleri ve eterleri ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tayin olunacak diğer uyuşturucu maddelerin alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı ile ilgili hususlar Bakanlar Kurulunun tespit edeceği esaslara göre yürütülür. Bahis konusu maddelerin elde edildiği bitkilerin yurt içinde ekimi ve araştırması izne tabidir. Kullanılması zararlı olduğu ve 'Toxicommanie' yaptığı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit edilen diğer tabii ve sentetik maddeler de yine bu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile bu Kanun kapsamına alınabilir." şeklinde iken; 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK'nın 105. maddesiyle, birinci fıkrada yer alan "Bakanlar Kurulunun" ibaresi "Cumhurbaşkanının" şeklinde, üçüncü fıkrada bulunan "Bakanlar Kurulu" ibaresi ise "Cumhurbaşkanı" şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanun'un "Cezai Hükümler" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrası ise; "Ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbî afyon ve bunların müstahzarları Türk Ceza Kanununun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre; 1. maddenin birinci fıkrasında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, aynı fıkra uyarınca Sağlık Bakanlığınca belirlenecek uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin, yine kullanılması zararlı olduğu ve toksikomani (alışkanlık, tutku) yarattığı için aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince 3298 sayılı Kanun kapsamına alınan diğer doğal ve sentetik maddelerin, Cumhurbaşkanının (suç ve karar tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulunun) denetimine tabi olduğu belirtilmiştir. Zararlı olduğu ve alışkanlık yarattığı Sağlık Bakanlığınca tespit edilen maddelerin de anılan Kanun kapsamına alınıp denetlenebileceğini öngören düzenlemeden, afyon maddesi ve türevleri ile koka yaprağı ve türevlerine ilişkin 1. maddenin birinci fıkrasında yapılan saymanın, tıpkı 2313 sayılı Kanun'da olduğu gibi sınırlayıcı nitelikte olmadığı, anılan fıkrada belirtilen uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kapsamının genişletilebileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak öğretide de; "T.C Yasasında, uyuşturucu madde kavramının tanımı yapılmamıştır. Esasen böyle bir tanımlama eksik kalmaya mahkûmdur. Zira, her geçen gün uyuşturucu maddeler listesine büyük bir hızla doğal veya sentetik yeni uyuşturucu madde çeşitleri girmektedir. Ancak, bizim de katıldığımız Uyuşturucu Maddelere Dair Tek Sözleşmesinde doğal veya sentetik olsun l ve II numaralı cetvellerde yer alan maddeler uyuşturucu madde olarak kabul edilmektedir. Uyuşturucu madde hususunda bir duraksama söz konusu olursa, bilirkişi görüşü ile bu husus giderilmelidir. " (İsmail Malkoç - Mahmut Güler, Uygulamada Türk Ceza Kanunu, Özel Hükümler, 3. Cilt, s. 3016), "Gelişen teknoloji karşısında hemen her gün yeni uyuşturucu maddelerin piyasaya sürüldüğü göz önünde tutulduğunda kanun koyucunun uyuşturucu maddeleri sayma yolunu tercih etmemesi kanaatimizce yerinde olmuştur. 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle ilgili Kanun'da bazı uyuşturucu maddeler sayılmakla beraber, bu konuda bir genelleme yapmak mümkün değildir. Her iki Kanun'da da sayılan uyuşturucu maddeler dışında olup ilmi araştırma sonucu zararları tespit edilen ve alışkanlık yaptığı saptanan yeni maddeler bulunduğunda, bu kanun hükümlerine tabi olacağı ve Bakanlar Kurulu kararıyla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tayin ve ilan edileceği açıklanmıştır. 27 Aralık 1966 gün ve 812 sayılı Kanun'la uygun bulup katıldığımız Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nde cetveller halinde uyuşturucu madde sayılanlar açıklandığı gibi, Sözleşme’nin 3. maddesinde yeni keşfedilen uyuşturucu maddelerin de cetvele ekleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerce maddenin uyuşturucu madde olup olmadığında tereddüt bulunduğunda, uzman kişilerden rapor alınması yoluna gidilecektir." (Şahin Kurt, Uygulamada Uyuşturucu Madde Suçları ve İlgili Mevzuat, s.34-35), "Netice olarak, TCK'nun 403. maddesinde yapılan değişiklikle sayma yönteminden vazgeçilince hangi maddelerin 'uyuşturucu madde' sayılacağı uygulamada 'Adli Tıp Kurumu' veya 'uzman bilirkişi' tarafından tespit edilmektedir." (Sezai Arıtürk, Türk Ceza Kanununda Uyuşturucu Madde Suçları, s. 23), "Kanunda çeşitli uyuşturucu maddelerin isimleri ile sayılmak suretiyle tayini uygun görülmemiştir. İlerletici yoruma müsait olan bu usul daha isabetlidir. Ham afyonun TCK'nın tatbikatında 'uyuşturucu madde' sayılması sarih bir kanun hükmünden gelir. Kanun tadilinden evvel Bakanlar Kurulu kararı ile yeni icat edilmiş uyuşturucu maddelerin ilan suretiyle madde hükmüne ithal edileceği yolunda mevcut usul terk edilmiştir. Bu husustaki gerekçede, böylece yeni icat edilmiş bir maddenin ilanında maddelerin uyuşturucu maddelerden olduğunun, herkesçe bilinmesi zahiren lüzumlu ve faydalı görülebilirse de men ve zecredilmek istenilen husus mutlak olarak uyuşturucu madde olduğundan bunu alan, satan ve kullananlar tesirlerini bilerek yaptıklarına göre herhangi bir ilan zaruri görülmemiştir. O halde Kanun'umuza göre mühim olan maddenin uyuşturuculuğu ve sarhoşluk tevlit edici oluşudur. Bu bakımından herhangi bir maddenin tabii veya mamul olması arasında fark bulunmaması icap eder." (Faruk Erem, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Özel Hükümler, 2. Cilt, s. 1823-1824), "TCK'nın 403. maddesinde değişiklik yapılmazdan önce, yeni bulunan ve sürülen uyuşturucu maddelerin, Bakanlar Kurulu kararıyla cürmün konusuna alınabileceği hükmü vardı. Fakat yeni bulunan uyuşturucu maddeleri, bu maddelerin ticaretini yapanlarca bilmelerinin tabii olacağı cihetle, Bakanlar Kurulu kararıyla ilanının gereksiz olduğu sonucuna varılarak 403. maddedeki ilan hükmü de kaldırılmıştır." (Abdullah Pulat Gözübüyük, Türk Ceza Kanunu, Gözübüyük Şerhi, 3. Cilt), "Ceza Kanunu'muzun 'sayma' sistemini kabul etmeyip sadece 'uyuşturucu madde' demekle yetindiği görülmektedir. Bu böyle olunca uygulamada, Adli Tıp Kurumundan mütalaa alınmakta ve buna göre işlem yapılmaktadır. Ancak bu konuda kesinlik aranmaktadır." (Sahir Erman - Çetin Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamunun Selâmetine Karşı İşlenen Suçlar, s. 257-258), "Bir maddenin uyuşturucu madde niteliğinde olup olmadığını tayin ederken bilirkişinin de üzerinde ittifak edilmiş bir kıstasa muhtaç bulunduğu bir gerçektir. Bilirkişi, söz konusu maddenin sadece farmakolojik etkilerini nazara aldığı takdirde, cezai bakımından uyuşturucu madde sayılmak istenmeyen bir çok maddelerin de uyuşturucu madde olduğuna karar vermek zorunda kalacaktır. Bunların en klasik örneğini alkol teşkil eder. Uyuşturucu maddelerin öngörülen şartlar dışında bulundurulmasının, kullanılmasının, yapılmasının ve satılmasının suç haline getirilmesinin sebebi, sadece onların uyuşturucu etki yapması değil, bu etkileri yanında bağımlılık hasıl ederek kişilere biyolojik ve psikolojik zararlar vermesi ve bu yolla ciddi sosyal problemlere sebep olmasıdır. Bir maddenin sözü geçen zararlı niteliklere sahip olup olmadığı konusundaki tereddütleri bertaraf etmek için, yetkili bir organın (Kanun koyucunun) bu konuda kesin ve bağlayıcı bir karar vermesi lazım geldiği hususunda tereddüt edilmemek gerekir inancındayız. Demek oluyor ki, Ceza Kanunu’muzun hükümleri bakımından uyuşturucu maddelerin nelerden ibaret olduğu hususu mahkemelerin ve dolayısıyla bilirkişilerin takdirine bırakılmış bulunmaktadır." (Nevzat Gürelli, Hukuk Açısından İlaç Alışkınlıkları, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 41. Cilt, sayı:1-2, s. 4-6), "Kanunumuz uyuşturucu maddeyi tanımlamamıştır. Soyut olarak uyuşturucu nitelikte maddeleri belirlemek elbette kişi özgürlüklerini korumak açısından faydalıdır. Ancak kimya ve eczacılığın gelişmesi sonucu yeni bulunan sentetik uyuşturucuları bu kapsam içinde mütalaa etmek mümkün değildir. O zaman sık sık kanunun genişletilmesi yönünde yeni hüküm veya en azından yeni ibareler ilave etmek gerekecektir. Bu işin süratle yapılması mümkün olmadığından yeni geliştirilen uyuşturucu maddelerin imal, ithal ve kullanılması cezasız kalacak ve böylece toplum sağlığı tehdit altına alınmış olacaktır. Türk Ceza Kanunu kullandığı ifade ile madde kapsamını genişletici yoruma açık tutmuş, böylece yeni geliştirilen sentetik uyuşturucuların madde kapsamına sokularak cezalandırılmasına açık kapı bırakılmıştır. O halde hakime düşen, bilirkişi aracılığı ile bir maddenin uyuşturucu madde olup olmadığını tespit ettirmektir.. Kanaatimizce bir maddenin uyuşturucu madde sayılıp sayılmayacağı, o maddenin uyarıcı, keyif verici, hayal doğurucu, tahrik ve sarhoş edici olup olmadığına, insan irade ve muhakemesini ortadan kaldırıp kaldırmadığına bağlı olmalıdır." (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 383-384), "Bir maddenin TCK'nın 188 ve devamı maddelerinin konusunu oluşturan uyuşturucu ve uyarıcı madde olup olmadığını belirlemek için, bunun herhangi bir listede yer almasından ziyade, kişinin algılama, muhakeme ve irade yeteneği üzerindeki etkisine bakmak gerekir. Somut bir madde ile ilgili bu bağlamda yapılacak olan değerlendirmenin, ancak bilirkişi (Adli Tıp Kurumu) tarafından yapılması gerekmektedir. Yapılacak olan değerlendirme sonucunda, somut maddenin kişinin algılama, muhakeme ve irade yeteneği üzerinde tahrip edici bir etki meydana getirdiği tespit edilmişse, ayrıca herhangi bir katalogda veya listede yer alıp almadığına bakılmaksızın, bu maddenin TCK'nın 188 vd. maddelerinde tanımlanan suçların konusunu oluşturacağının kabulü gerekir. Şayet bir maddenin Bakanlar Kurulunca kabul edilen ve yayımlanan listede yer alıp almadığına bakılarak TCK'nın 188 vd. maddelerinde tanımlanan suçların konusunu belirleme yoluna gidilecek olursa, ortaya ceza hukuku bakımından kabul edilemez sonuçlar çıkmaktadır. Şöyle ki: 1) Bir maddenin Bakanlar Kurulunun kabul ettiği listede yer alıp almamasına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun kabulü, Anayasa'nın 38. maddesiyle güvence altına alınan ve TCK'nın 2. maddesinde düzenlenen suçta kanunilik ilkesiyle bağdaşmaz. 2. Bir maddenin Bakanlar Kurulunun kabul ettiği listede yer alıp almamasına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun kabulü, zaman bakımından uygulama ile ilgili olarak da ortaya önemli bir sorun çıkarmaktadır. Şöyle ki, böyle bir kabul, ancak bir maddenin Bakanlar Kurulunca uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilmesinden ve bu kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra işlenen fiiller TCK 188 vd. maddelerde tanımlanan suçu oluşturacaktır. 3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu işleyen kişiler, Bakanlar Kurulunun kabul ettiği listeyi dolanabilmek için bu alandaki sentetik maddelerin kimyasal terkibini sürekli olarak değiştirme yoluna gitmektedirler. Belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, yeni TCK'nın 188 ve devamı maddelerinde tanımlanan suçların konusunu oluşturan maddeler, ne kanunla belirlenmiş ne de bunların belirlenmesi hususunda Bakanlar Kurulu Kararına atıfta bulunulmuştur." (İzzet Özgenç, Gazi Üniversitesi Türk Ceza Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, Bilgi Notu), "Böylece kanun koyucu, uyuşturucu ve uyarıcı maddelere karşı toplum sağlığını etkin bir şekilde korumak amacıyla, sonradan keşfedilen ve uyuşturucu veya uyarıcı etki yaparak kişilerde bağımlılık yapan herhangi bir maddenin bu suçların konusunu oluşturacağını kabul etmiştir. Dolayısıyla bir maddenin belirtilen nitelikte olduğu Adli Tıp Kurumunun ilgili İhtisas Dairesi tarafından belirlendikten sonra, bu maddenin TCK'da tanımlanan suçların konusunu oluşturabilmesi için, yukarıda anılan ulusal veya uluslararası herhangi bir metinde isminin geçmesine veya Bakanlar Kurulu kararıyla listeye alınmış olmasına gerek yoktur." (Mahmut Koca, Adli Tıp Kurumu Yeni Nesil Psiko-Aktif Maddeler Sempozyumu), "Kanımca, gelişen teknoloji karşısında hemen her gün yeni uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ortaya çıkması göz önüne alındığında Türk Ceza Kanunu'nda, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin tanımlanmaması ve tek tek gösterilmemesi yerindedir. Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarında korunan hukuksal değer toplumun sağlığı olup uyuşturucu ve uyarıcı madde başlı başına toplum için bir tehlike arz etmektedir. Bu nedenle uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ve aynı etkiyi yapan ilaç ve sentetiklerin kötüye kullanılmaları, yaptırım altına alınmak suretiyle güçlü bir sosyal savunma sağlanmalıdır. Bu bağlamda sırf kanunda sayılmadığı için bir maddenin kötüye kullanılmasının önlenememesi gibi bir olasılığa karşı, nelerin uyuşturucu ve uyarıcı madde olduğunu kanun metninde belirtmek yerine, diğer yasal düzenlemelerdeki ve bu hususa ilişkin Sözleşmelerdeki maddelerin uyuşturucu madde veya uyarıcı madde olarak kabulü daha doğrudur." (Handan Yokuş Sevük, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, s. 30) şeklinde görüşlere yer verilmiştir. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanık ...'ın, İstanbul'dan kargo yoluyla Zonguldak'ta ikamet eden sanık ...'a gönderdiği, adı geçenin de suç tarihinde kargo şirketinden teslim aldığı poşetin içindeki kot pantolonun ceplerinde ele geçirilen toplam yedi (7) paket hâlindeki net 11,7 gram ... etken maddesinin, Bakanlar Kurulunun 16.12.2013 tarihli ve 2013/5742 sayılı Kararnamesinin eki liste ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun'un 19. maddesine göre uyuşturucu madde kapsamına alındığı, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında suçun sübutuna ve kabulüne ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı ve Ceza Genel Kurulunca da oluşa uygun olduğu değerlendirilen dosya kapsamında; Mülga 765 sayılı TCK'nın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu düzenleyen 403. maddesinin 13.03.1926 tarihinde yürürlüğe giren ilk hâlinde, sayma yöntemi benimsenerek suç oluşturan maddelerin nelerden ibaret olduğu tek tek belirtilmiş, 20.06.1933 tarihinde yürürlüğe giren 2275 sayılı Kanun ile de sayma usulü sürdürüldüğü gibi Bakanlar Kurulunca belirlenip ilan edilecek maddelerin de 403. madde kapsamında değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak daha sonra 15.08.1941 tarihinde yürürlüğe giren 4055 sayılı Kanun ile madde metninde değişiklik yapılarak sayma yöntemi ile Bakanlar Kurulunca belirleme ve ilan edilme uygulaması kaldırılmış, ayrıca herhangi bir tanım yapılmaksızın sadece uyuşturucu madde kavramı kullanılmıştır. Suçun maddi konusunu genişleten, uyuşturucu ve uyarıcı madde ayrımına giden, bu kapsamda mülga TCK'da yer almayan yeni kavram ve düzenlemelere yer veren 5237 sayılı TCK'nın "uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" başlıklı 188. maddesinde de 765 sayılı TCK'da benimsenen sistem korunarak, sadece uyuşturucu veya uyarıcı madde kavramından söz edilip uyuşturucu ya da uyarıcı madde kavramlarının ne anlama geldiğinin tanımlanmadığı ve söz konusu bu maddelerin teker teker sayılması yönteminin benimsenmediği gibi suçun konusunu oluşturan maddelerin Bakanlar Kurulunca belirlenip ilan edileceğine dair herhangi bir atıfta da bulunulmamıştır. Gerek taraf olunan uluslararası sözleşmeler uyarınca uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle etkin mücadele etme yükümlülüğü, gerekse bilimsel gelişmelere bağlı olarak neredeyse her gün yeni bir uyuşturucu ve uyarıcı maddenin üretildiği ve kullanıcılar arasında yayıldığı gözetildiğinde; kanun koyucu tarafından uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkin olarak herhangi bir tanımlama yapılmaması, sayma ve ilan yolunun tercih edilmemesi doğru ve yerinde bir yaklaşım tarzıdır. Yasa metnindeki bu ifade şekli ile TCK'nın 188. maddesinin kapsamı genişletici yoruma açık tutulmuş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ve uzman bilirkişi tarafından uyuşturucu ya da uyarıcı madde olduğu belirlenen yeni maddelerin, madde kapsamına alınıp cezalandırılmasına olanak sağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendinde bazı uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin (Eroin, kokain, morfin, bazmorfin ile sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri) sayılmış olması, uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramlarının tanımlanması ya da belirlenmesi amacına değil, insan sağlığı açısından daha büyük zararlara neden olmalarından dolayı söz konusu maddelerin bir artırım nedeni olarak kabul edilmesi amacına yöneliktir. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramlarının tanımlanmamasının ve sayma yönteminin benimsenmemesine ilişkin amaç madde gerekçesinde; "...Burada uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiye yapan ilâç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunmanın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uyarıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metni ve gerekçesindeki açıklamalar dikkate alındığında; yalnızca uyuşturucu ve uyarıcı madde kavramından söz edip buna ilişkin herhangi bir tanım yapmayan kanun koyucu, toplum için başlı başına tehlike arz eden uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele edebilmek ve toplumun sağlığını etkin bir şekilde korumak amacıyla, gelişen teknoloji sonucu farklı adlarla ortaya çıkan ve uyuşturucu ya da uyarıcı etki yaparak kişilerde bağımlılık yaratan herhangi bir maddenin, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun konusunu oluşturacağını kabul etmiştir. Bu hâliyle, bir maddenin uyuşturucu ya da uyarıcı etkisinin bulunduğu, laboratuvar olanakları bulunan ve bilimsel analiz yapabilen uzman kurum ya da kuruluşlar tarafından tespit edildikten sonra, bu maddenin TCK'nın 188. maddesi kapsamında uyuşturucu ya da uyarıcı madde olarak kabul edilebilmesi, diğer bir ifadeyle anılan suçun konusunu oluşturabilmesi için, ulusal ya da uluslararası herhangi bir metinde belirtilmesine veya suç tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulu (09.07.2018 tarihinden itibaren ise Cumhurbaşkanı) kararıyla listeye alınmasına gerek yoktur. Bu bağlamda; bilirkişi incelemesi neticesinde uyuşturucu ya da uyarıcı madde olduğu belirlenen bir maddenin, hukuksal herhangi bir belgede isminin geçmemesi veya suç tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulu listesinde (09.07.2018 tarihinden itibaren ise Cumhurbaşkanı kararında) yer almaması, böyle bir maddeyi tesirini bilerek alan, satan veya kullanan kişinin cezalandırılmasına engel olmayacaktır. Bu durum suçta kanunilik ilkesine de aykırı değildir. Sadece "uyuşturucu veya uyarıcı madde" ibaresine yer verip bu kavramlara ilişkin bir tanımlama yapılmayan, gerekçesinde ise uyuşturucu ya da uyarıcı etki yaparak kişilerde bağımlılık yaratan herhangi bir maddenin suçun konusu olabileceği açıklanan TCK'nın 188. maddesinde; uyuşturucu ya da uyarıcı madde imal ve ithal etmek, almak, satmak ve diğer seçimlik hareketler suç olarak belirlenerek yaptırıma bağlandığı için belirlilik ilkesine aykırı bir durum da bulunmamaktadır. Diğer taraftan, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu faillerinin, Bakanlar Kurulu kararıyla oluşturulan listeyi dolanabilmek için, maddelerin kimyasal yapısını değiştirip yeni ve değişik uyuşturucu ya da uyarıcı maddeleri piyasaya sürdükleri bilinen bir gerçektir. Söz konusu bu maddelerin, TCK'nın 188. maddesinin 1 ve 3. fıkralarında düzenlenen suçların konusunu oluşturabilmesi bakımından, suç tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulu listesinde (09.07.2018 tarihinden itibaren ise Cumhurbaşkanı kararında) yer alması gerektiğinin kabulü hâlinde, bir maddenin listeye eklenmesi aşamasına kadar geçecek süre zarfında, yeni geliştirilen uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ticaretinin cezasız kalması, kötüye kullanılmasının önlenememesi ve buna bağlı olarak toplum sağlığının tehdit altına alınması gibi uyuşturucu madde ile mücadele bakımından kabul edilmesi mümkün olmayan, olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bir maddenin uyuşturucu ya da uyarıcı etkisinin bulunduğu, bu bağlamda kişinin algılama, muhakeme ve irade yeteneği üzerinde tahrip edici bir etkiye neden olduğu laboratuvar olanakları bulunan ve bilimsel analiz yapabilen uzman kurum ya da kuruluşlar tarafından tespit edilmesi hâlinde, söz konusu bu maddenin ayrıca herhangi bir listede yer alıp almadığının bakılmaksızın, TCK'nın 188 ve devamı maddelerinde tanımlanan suçların konusunu oluşturacağının kabulü gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda ele geçirilen net 11,7 gram ağırlığındaki sarı ve yeşil renkli bitki kırıntılarının, uyuşturucu maddelerden ... etken maddesi içerdiğinin Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.02.2014 tarihli raporu ile tespit edilmesi sebebiyle sanıklara isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun konusunu oluşturabileceğinin, belirtilen bu maddenin suç tarihi itibarıyla herhangi bir hukuksal metinde ya da Bakanlar Kurulunca kabul edilen listede yer almamasının sanıkların cezalandırılmasına engel teşkil etmeyeceğinin, bu bağlamda eksik araştırma ile hüküm kurulmadığının ve Özel Dairenin onama kararının yerinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/89, K. 2025/235, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-89-e-2025-235-k-038b3022f07a