Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/56 E. 2026/271 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/56
- Karar No
- 2026/271
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 653-761
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nıun 103/1-1. cümlesi, 53... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.12.2020 tarihli ve 342-328 sayılı hükmün, katılanlar vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 24.05.2021 tarih ve 653-761 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 22.06.2022 tarih ve 23673-6484 sayı ve oy çokluğu ile; "Suç tarihi itibarıyla dokuz yaşında olan mağdurenin başka delille desteklenmeyen beyanları, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; ''İntikal şekli ve zamanı önceye dayanan bir husumet bulunmaması mağdurenin oluşa ilişkin istikrarlı ve detaylı beyanlarının tanıklar ve sanık tarafından doğrulanması karşısında çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1.c'den sanığın cezalandırılmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştırak etmiyorum.'' düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.09.2022 tarih ve 88507 sayı ile; "…Mağdurun olay günü sanığın evine gidip torunu ...'le oynadığı, oyun sırasında kavga ettikleri hususlarının sanık savunması, tanıklığına başvurulan sanığın torunu ... ve mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanı ile sabittir. Mağdur olay tarihinde 9 yaşının içinde, tanık olarak dinlenen ... ise 7 yaşı içindedir. Sanık ise 57 yaşı içindedir. Tanık olarak dinlenen ... kollukta mağdurla bir kez kavga ettiklerini ifade ederken, duruşmada önce salonda kavga ettiklerini, kendisinin odaya geçtiğini, arkasından mağdurun odasına geldiğini, ve barışıp yeniden oyun oynadıklarını sonra yeniden kavga ettiklerini beyan etmiştir. Dedesi olan sanığın mağdura dokunmadığını ve mağdurla yalnız kalmadıklarını da belirtmiştir. Buna karşın sanık mağdure ilk geldiğinde yanağından öptüğünü torunu ile kavga ettiklerinde ise mağduru kucaklayıp ayırdığını ifade etmiştir. Ayrıca mağdur ve ailesinin suç atfı için bir sebebi olduğuna dair bir beyanı da yoktur. Tanık ... ve özellikle ...'ın anlatımlarına göre hem mağdurun hem annesinin ruh hallerinin kötü olduğu, annenin kızını sanığın evine gönderdiği için pişmanlık içinde olduğu anlaşılmaktadır. Katılan ...'nin duruşma beyanından korkmuş vaziyette eve gelen mağdurun ayrıca çişini de kaçırmış olduğu anlaşılmaktadır. Tanık ...'in duruşmadaki anlatımına göre mağdur ve sanığın bir süreliğine de olsa yalnız kalmış oldukları, tanığın sanığın mağdura dokunmadığına dair beyanının ikrar niteliğinde olmasa da sanık beyanı ile çelişik olması, keza tanık ...'in beyanlarının kendi aralarında da çelişki barındırması, mağdur ve ailesi ile yeni tanışan sanığa mağdur ve ailesince suç atfı için bir neden olmaması, mağdurun Çocuk İzlem Merkezinden alınan olay öyküsünün annesine anlattıkları ile uyumlu olması, tanık ...'in sanığın torunu olup yönlendirilmesinin mümkün olması, mağdurun yaşı itibariyle kurgu yapacak soyut düşünce yapısına sahip olamayacağı gözetildiğinde; sanık ve sanık lehine ifade veren tanık ...'in anlatımlarına itibar edilmesi imkanının bulunmadığı, sanığın olay günü evlerine torunu ile oynamaya gelen 9 yaşı içindeki mağdurun cinsel organını ve kalçasını okşamak, mağdurun elini kendi cinsel organına elbise üzerinden dokundurma ve sırt üstü yatırdığı mağdurun üzerine abanmak suretiyle üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin sübut bulduğu,'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 23.11.2022 tarih ve 12100-10408 sayı ile oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdure Yağmur kollukta; arkadaşı olan tanık ...'in evinde oyun oynadıkları sırada kavga edip küstüklerini, sonra ...'in dedesi olan sanığın ''Sana bebek alayım mı?'' dediğini, ''Al.'' diyerek cevap vermesi üzerine kendisini evin arka balkonuna götürüp manzarayı gösteren sanığın, kendisini ...'in yatağına sırt üstü yatırıp belden yukarısı üstüne gelecek şekilde üzerine yattığını, iki dakika kadar bu şekilde durduğunu, daha sonra salonda koltuğun yanına götürdüğünü ve kıyafetleri üzerinden cinsel organına dokunmasını istediğini, sağ elini tutup kıyafeti üzerinden cinsel organına dokundurduğunu, bu dokunmanın iki üç dakika kadar sürdüğünü, giydiği şort üstünden poposunu okşadığını, ayrıca sırtı dönük olacak şekilde kendisini kucağına oturttuğunu, bu olayın on beş dakika sürdüğünü, gitmek istemesi üzerine sanığın ''Gitme, artık yapmayacağım.'' dediğini, olanları tanık ...'in görmediğini, yaşadıklarını eve gidince annesi katılan ...’ye anlattığını, Katılan ... mahkemede; kızı olan katılan mağdurenin eve geldiğinde çok korkmuş olduğunu, hatta altını ıslattığını, Tanık ... kollukta; arkadaşı olan katılan mağdurenin evlerine geldiğini ve beraber oyun oynadıklarını, sonrasında kavga etmeye başladıklarını, bunun üzerine dedesi olan sanığın yanlarına gelip her ikisini de ayırdığını, sonrasında katılan mağdurenin evine gittiğini, katılan mağdurenin sanık ile yalnız kalmadığını, Mahkemede; katılan mağdure ile evde iki kez kavga ettiğini, ilk kavga sonrasında odasına gittiğini, ancak sonra katılan mağdurenin de odasına geldiğini, odasının kilitli olmadığını yeniden oynamaya başladıklarını, ikinci kez kavga ettiklerinde dedesi olan sanığın ''Siz kavga ediyorsunuz. Sen evine git.'' şeklinde sözler söyleyerek katılan mağdureyi evine gönderdiğini, sanığın, katılan mağdureye hiç dokunmadığını, sanığın, katılan mağdureyi eve ilk geldiğinde ve onu öpmediğini kucaklamadığını, katılan mağdureyle sanığın yalnız kalmadıklarını, Tanık ... mahkemede; çocuk izlem merkezinde çocuk psiyatristi olarak görev yaptığını, katılan mağdurenin annesinin, çok kaygılı ve şok geçirmiş biçimde olduğunu, komşusu olan sanığın evine gönderdiği için suçluluk ve pişmanlık duyduğunu, katılan mağdurenin ise durgun olup olayı önce anlatmak istemediğini ancak ısrar üzerine olayı anlattığını, Tanık ... mahkemede; çocuk izlem merkezinde sosyal hizmet uzmanı olarak görev yaptığını, görüşme sırasında ağlayan ve içine kapanık olduğunu anladığı, katılan mağdurenin iletişimi hazır hâle geldikten sonra akıcı bir şekilde olayı anlatıp sorulan sorulara net bir şekilde cevap verdiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta ve sorguda; oğlu ve gelini gündüzleri işte oldukları için torunu olan tanık ... ile evde yalnız kaldıklarını, olay günü torununun katılan mağdureyi eve çağırdığını ve birlikte odalarına giderek oynadıklarını, kısa bir süre sonra bağrışma sesi üzerine yanlarına gittiğinde kavga ettiklerini gördüğünü, katılan mağdurenin, torununun kapattığı oda kapısını iterek açmaya çalıştığını, bunun üzerine katılan mağdureyi kucaklayıp kenara çektiğini ve ona ''Hadi kızım sen evine git.'' dediğini, katılan mağdurenin de ''Ben zaten eve gidiyorum.'' diyerek evden ayrıldığını, katılan mağdureyle baş başa kalmadığını ve onu balkona çıkarmadığını, cinsel bir eylemde bulunmadığını, sadece eve ilk geldiğinde yanaklarından öpüp, başını okşadığını ve ''Hoş geldin kızım.'' dediğini, katılan mağdureyle birlikte televizyon izlerken çıkan bir oyuncak reklamın sonucunda torununun ''Dede bana oyuncak bebek alır mısın?'' dediğini, kendisinin de ''Tamam alırım.'' dediğini, suçlamaları kabul etmediğini Mahkemede; katılan mağdureyle aynı yaşta bir torunu olduğunu, olay günü katılan mağdureyle torununun birkaç defa kavga ettiklerini, ancak kendisinin en son kavgaya gittiğini, karşılıklı ittirilen kapının yatak odası kapısı olduğunu, katılan mağdureyi kolundan tutup çektiğini, torununun görmemiş olabileceğini çünkü torununun o sırada kapının arkasında, katılan mağdurenin ise oda kapısının önünde olduğunu, Savunmuştur. V. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.09.2015 tarih ve 824-276, 17.12.2013 tarih ve 294-615, 20.10.20 15... -338, 22.11.2023 tarih ve 334-622 sayılı kararları başta olmak üzere, birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; TCK'nın "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alınan nitelikli hâlinden ayrılır. İkinci fıkradaki nitelikli hâlde maddi unsur, vücuda organ ya da sair bir cisim sokulması olup failin kastının da bu tür bir eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. Suçun temel şeklinin aksine, ikinci fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için eylemin cinsel arzularının tatmini amacına yönelik olması şart değildir. Bu itibarla, her somut olayda hangi organ veya cismin vücudun hangi bölgesine sokulmaya çalışıldığı, sokulmak istenen organ veya cisim ile içine sokulmaya çalışıldığı vücut bölgesi arasında cinsel bir bağ veya ilişki bulunup bulunmadığı, yapılan davranışın objektif olarak cinsel özgürlüğü ihlal edici nitelik taşıyıp taşımadığı, mağdurun cinsel özgürlüğünün suçun temel şekline göre daha ağır bir biçimde ihlal edilip edilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre uygulama yapılmalıdır. Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, üzerine yatmak, cinsel organına eliyle dokundurmak ve kalçasını okşamak suretiyle on beş yaşını tamamlamamış torunun arkadaşı olan katılan mağdureye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Olayın adli mercilere intikalinin olağan bir seyit izlemesi, aralarında husumet bulunmayan katılan mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirecek bir nedenin dosyaya yansımaması, sanığın aşamalarda, katılan mağdureye yönelik temasına ilişkin torunu olan tanık ...'in beyanlarıyla çelişen savunmalar yapması, tanık olarak dinlenen ... ve ...'in katılan mağdure ve annesi katılan ...'nin olay sonrası ruh hâllerinin kötü olduğunu öne sürmeleri ve katılan mağdurenin annesi katılan ...'nin olay sonrası eve geldiğinde kızı olan katılan mağdurenin altını ıslattığını dile getirmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesince 22.06.2022 tarih ve 23673-6484 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.