Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/210 E. 2025/125 K. – Görevde Yetkiyi
Konu: Görevde Yetkiyi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/210
- Karar No
- 2025/125
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevde Yetkiyi Kötüye Kullanma
DAİRESİ : YARGITAY 5. Ceza Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 37-2 SUÇ : Görevde yetkiyi kötüye kullanma HÜKÜM : Sanığın kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkindir. I. HUKUKİ SÜREÇ Görevi kötüye kullanma suçundan İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 11.01.2023 tarih ve 37-2 sayı ile sanığın CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükmün, sanık tarafından gerekçeye yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 10.04.2023 tarihli ve 40461 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık; örgütün talimatı ile işlem yaptığına dair bir delil olmadığından ve etik ilkelere aykırı bir eylemi bulunmadığından hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken isnat edilen suçun unsurları oluşmadığından bahisle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. III. İNCELEME KONUSU Ceza Genel Kurulunun 27.06.1994 tarihli ve 174-196 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı, 07.06.2022 tarihli ve 246-411 sayılı kararları ile Özel Dairelerin duraksamasız uygulamalarına göre beraat kararlarının sanık tarafından gerekçeye yönelik olarak temyiz edilebileceği kabul edildiğinden hükmün temyizen incelenmesi olanaklı görülmüştür. Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmünün CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca verilmesinin isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır. IV. GEREKÇE Suç tarihinde İstanbul Cumhuriyet savcısı olan sanığa müsnet suçun niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre; Sanığa, daha öncesinde Cumhuriyet savcısı ... tarafından yürütülen ve Başsavcı vekili ... tarafından kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen süreçten önce 05.12.2013 tarihinde tevzi edilip "Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu-3. Dalga" olarak adlandırılan soruşturma dosyasında, yolsuzluk yapıldığı algısının pekiştirilmesi amacıyla 17-25 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen sözde yolsuzluk soruşturması ile aynı tarihlerde gözaltı ve yakalama işlemlerinin yapılmasının planlandığı, bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Destek Hizmetleri Müdürlüğünün bir kısım çalışanları hakkında rüşvet ve resmî belgede sahtecilik suçlarından 2011 yılında başlatılan iletişimin denetlenmesi tedbiri yoluyla delil toplama işlemleri yürütülen soruşturmada, müsnet eylemlerle ilgili çok fazla şüphelinin bulunduğu, dijital hâldeki iletişimin denetlenmesi tutanaklarının fiziki olarak dosya arasına alınıp kolluk görevlilerince imzalanmadığı, fezlekenin taslak hâlde bulunduğu, soruşturma işlemlerinin henüz tamamlanmaması sebebiyle yakalama ve gözaltı işlemlerinin yapılması için uygun olmadığı, sanığın anılan soruşturmada fiilî olarak yaklaşık bir ay görev aldığı da gözetildiğinde; soruşturmanın kapsamı itibarıyla dosyayı inceleyip şüphelilerin eylemlerini belirlemesi imkân dâhilinde görülmediği hâlde, 17 Aralık soruşturmalarının hemen ardından iznini kesip 19.12.2013 tarihinde göreve başladıktan yaklaşık 25 gün sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğüne verdiği yazılı talimatlarla ısrarlı bir şekilde 35 şüpheli hakkında derhâl yakalama ve gözaltı işlemlerinin yapılmasını istediği, İstanbul Emniyet Müdürlüğünce soruşturma kapsamındaki eksiklikler ve bunların ikmal edilmesiyle yapılacak operasyonun ön hazırlık sürecinin uzun zaman alacağından bahisle talimatın yerine getirilmemesi neticesinde sanığın görevinin gereklerine aykırı davranışlarla kastettiği amaca ulaşamadığı, sanıktan sonra dosyanın tevzi edildiği Cumhuriyet savcıları tarafından yapılan işlemler sonrasında yaklaşık dokuz ay sonra soruşturmanın tamamlanabildiği anlaşılmakla; sanığın mesleki tecrübesi itibarıyla yapılan işlemlerin hukuka aykırılığını bilebilecek durumda olması, eyleminin yargısal takdir hakkı kapsamında kalmaması ve norma aykırı davranışı neticesinde objektif cezalandırma koşullarının gerçekleşmemesi sebepleriyle müsnet suçun unsurlarının oluşmaması karşısında; Sanığa isnat olunan görevi kötüye kullanma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve sanığın eyleminin suç teşkil etmediğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği kanuni bağlamda şahsileştirilerek uygulandığı anlaşıldığından, temyiz davasının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca kurulan beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin sanığın görevi kötüye kullanma suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin 11.01.2023 tarihli ve 37-2 sayılı hükmünün ONANMASINA, 2. Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.