Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/176 E. 2026/2 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/176
- Karar No
- 2026/2
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 126-256
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-e, 62, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.07.2015 tarihli ve 12-171 sayılı resen temyize tabi olan hükümlerin, sanıklar müdafileri ve şikâyetçi Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.04.2018 tarih ve 114-1831 sayı ile; "Sanıklar ... ve ... hakkında çocuk mağdur ...'e yönelik kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasa’nın 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 2 33... . maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK’nın mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesince 07.02.2019 tarih ve 181-34 sayı ile sanıkların önceki hükümler gibi cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.12.2019 tarih ve 3648-5645 sayı ile; "1- Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık ...’nin, maktul ...’in anneannesi olduğu, maktulle sanık arasında maktulün yapmış olduğu ufak tefek hırsızlıklar nedeniyle geçimsizlik bulunduğu, olay günü nasihat etmek amacıyla sanığın maktulün odasına gittiği, maktulün sinirlenerek mutfaktan bıçak aldığı ve sanığı bıçakla kovalamaya başladığı, sanığın anlatımına göre maktulün ayaklarının takılarak düştüğü ve bıçağın elinden fırladığı bu esnada maktulün düşmesinden faydalanan sanığın maktulün sırtına binerek başındaki eşarpla maktulü boğduğu, maktulün buna bağlı olarak asfiksi nedeniyle hayatını kaybettiği olayda; sanık ...’nin eylemini maktulden kaynaklanan haksız tahrik altında gerçekleştirdiğinin düşünülmemesi, 2- Sanık ...’nin sanık ...’nın annesi olduğu, maktulün ise sanık ...’nın evlat edindiği çocuk olduğu, maktulün engelli olması sebebiyle davranışsal bozukluklar gösterdiği, ufak tefek hırsızlıklar yapıp yalan söylediği, bu nedenle sanık ... ile arasında gerginlik olduğu, olay günü de sanık ...’nın maktulün çantasında eşarp bulması ve parayı pazarcıların ödediğini söylemesi üzerine, eşiyle maktule para veren polisi bulmak için önce karakola ardından da pazara gittikleri, bu sırada sanık ...’nin sanık ...’yı arayarak eve çağırdığı, pazar ve ev arasının 500 m. yakınlıkta olması sebebiyle araba ile eve ulaştıkları ve maktulü yerde ölmüş hâlde buldukları olayda, sanık ...’nin cezaevindeyken sanık ... ile aralarında yapmış oldukları telefon görüşmelerinin de başlı başına sanık ...’nın suça katıldığını göstermeyeceği, sanık ... için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 07.12.2018 tarihli rapora göre de, sanık ...’nin ileri yaşına rağmen uygun pozisyonda maktulü eşarp ile öldürmesinin tıbben mümkün görüldüğü, dosya kapsamında bulunan delillerin mahkûmiyete yeter niteliğe ulaşmadığı, bu nedenle sanığın atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına, oy çokluğu ile karar verilmiştir. Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; "Her iki sanığın maktuleyi birlikte öldürdükleri hâlde yaşlı olan ...’nin, kızı ...’yı kurtarmak için eylemi tek başına yaptığını söylediğinin anlaşıldığı, bu nedenle sanık ...’nın da aynı suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 13.10.2020 tarih ve 126-256 sayı ile; "Sanık ... maktulun elinde bıçak ile kendisini kovaladığını savunmuş ise de; maktulün olay tarihinde 17 yaşında olup fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı gibi otopsi raporu ve dosya içerisinde bulunan olay sonrası çekilmiş fotoğraflardan maktulün kendisini savunabilecek beden gücüne sahip olduğu, sanık ...'nin ise 83-84 yaşında olup Adli Tıp Raporuna göre; işitmesi ağır, genel durumu düşkün, senil hasta, tekerlekli sandalyede, her iki alt ekstremite hareketli aktif kısıtlı, işitme azlığı nedeniyle zor kopere olduğu, zorlukla ve yardımla ayağa kalktığı ve zorlukla yürüdüğü, hayatını yalnız idame ettiremeyeceğinin belirtildiği, duruşmada da mahkememizce sanığın, bastonla yürüyebildiğinin gözlemlendiği, sanık ... maktule arasındaki bu fiziksel ve güç dengesi dikkate alındığında, olay yerine ilişkin fotoğraflarda kovalamacanın geçtiği odanın hayli küçük olduğu, odanın ortasında seyyar bir masanın bulunduğu, ancak odada bu kovalamacayı doğrulayacak nitelikli bir dağınıklık görülmediği, yukarıda da belirtildiği üzere sanık ...'de olaydan kaynaklı herhangi bir yaralanmanın meydana gelmediği, dosyada mevcut olay yeri fotoğraflarından maktulün adeta olay sonrasında evin girişindeki koridorda yere yatırılıp yanına bir tane bıçak konulduğu izleniminin verildiği, sanık ...'nin mahkememizce itibar edilmeyen savunmalarında herhangi bir panik yaşamadan telefon ile kızı ...'yı arayıp acilen eve gelin demesi, telefon görüşmesinde hiçbir şey söylememesi, sanık ...'nın mahkememizce itibar edilmeyen savunmalarına göre eşi ... ile eve geldiklerinde maktulün koridorda yerde yatmakta olup, annesi olan sanığın içerde odada oturuyor vaziyette bulunması hususları da yine mahkememizce hayatın olağan akışına aykırı olarak değerlendirilmiş ve sanığın savunmalarına itibar edilmemiş, ayrıca sanık ... hakkında her ne kadar Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 07.12.2018 tarihli rapora göre de, sanık ...’nin ileri yaşına rağmen uygun pozisyonda maktulü eşarp ile öldürmesinin tıbben mümkün görüldüğü şeklinde rapor düzenlenmiş ise de, uygun pozisyona ilişkin bir açıklık olmadığı, yukarıda da belirtildiği üzere uygun pozisyonun maktulün yaşı ve fiziksel durumu da gözetildiğinde ancak bilincinin yerinde olmadığı, kendisini savunamayacak durumda olduğu, uyku anı gibi durumlarda söz konusu olabileceği, sanığın savunmalarında belirttiği olay akışının uygun pozisyon olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki 83 yaşındaki sanığın itibarı mümkün olmayan savunmalarına göre kovalamaca yaşadıktan sonra kalan enerjisi ile tek başına hem maktulün boynundaki eşarbı bıçakla veya makasla kesilebilecek şekilde sıkıp, hem de aynı anda üzerine kırlent ile yüzüne bastırması mümkün görülmemiş, olay yerinden ele geçirilen kırlentte, maktule ait kanın bulunması ve sanıkların cezaevinde yaptıkları konuşmalarda bu kırlentten bahsederek 'Savcının iddianamede yastıktan bahsetmediğini' söyledikleri, sanık ...'nin kızına defalarca 'Seni kurtardım burada sen olacaktın.' şeklindeki sözleri dikkate alındığında yukarıda açıklandığı üzere bütün bunları sanık ...'nin tek başına yapmasının mümkün olmadığı, her iki sanığa ait tırnaklarda maktule ait DNA izlerinin bulunmuş olmasının her iki sanığın da maktul ile boğuştuğunun kanıtı olduğu, dolayısıyla sanıkların cezaevindeki görüşmelerinin suçu birlikte işlediklerinin diğer somut kanıtları destekler nitelikte olduğu, sanık ...’nin kızını kurtarmak için suçu tek başına işlediğini söyleyerek, sanık ...’yı kurtardığını dile getirdiği ve sanık ... tarafından ne şekilde ifade vermesi konusunda yönlendirildiği, sanık ... ile yaptıkları plan doğrultusunda olay sanki bu arada olmuş gibi senaryo uydurduğu, her iki sanığın maktuleyi iştirak hâlinde hareket ederek birlikte öldürdükleri hâlde yaşlı olan sanık ...’nin, kızı sanık ...’yı kurtarmak için eylemi tek başına yaptığını söylediği mahkememizce kabul edilmiş, sanık ...'nin savunmalarına itibar edilmediğinden hakkında haksız tahrik hükümleri de uygulanmamış, bu doğrultuda mahkememizin (...) ilamının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle bozmaya direnerek sanıkların önceki hükümler gibi cezalandırılmalarına karar vermiştir. Resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2022 tarihli ve 4826 sayılı onama-bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.03.2023 tarih, 11529-1059 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnme kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanık ...’a isnat edilen nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının, 2- Sanık ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının, Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan nüfus kayıt örneğine göre sanık ...’ın hükümden sonra 05.02.2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında bu hususun da öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay ve yakalama tutanağından; 14.07.2014 tarihinde saat 17.30 sıralarında ihbar hattını arayan bir kadının bulunduğu adresi tarif ettikten sonra ağlayarak "Öldürdüler, öldürdüler!" şeklinde sözler sarf ettiği, olay yerine gidildiğinde maktulün koridorda yüzüstü yattığının görüldüğü, sanık ...’ye ne olduğu sorulduğunda; sanığın olayı kendisinin gerçekleştirdiğini, kızı ... ile damadı ...’ın olayla ilgilerinin olmadığını, maktulü öldürmese maktulün kendisini öldüreceğini söylediğinin tespit edildiği, Olay yeri inceleme raporundan; olayın Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... Mahalesi’nde bulunan dört katlı apartmanın birinci katında meydana geldiği, maktulün başının daire giriş kapısına, ayaklarının ise kendi odasına dönük olduğu, sırtüstü yatan maktulün yanında bir adet bıçak ve makas ile kesilmiş hâlde bir adet eşarp bulunduğu, evde dağınıklık olmadığı, maktulün odasındaki kanepeye dayalı üzerinde kan lekesi bulunan 30... cm boyutlarında bir kırlent bulunduğu, Otopsi raporundan; 153 cm boyunda, 65-70 kg ağırlığında, 17-18 yaşlarındaki cesette, sol diz kapağı üst-dış yanda 1,5 cm’lik, düzgün kenarlı, belirgin açı özelliği ayırt edilmeyen, dış yandaki açısının devamında 7 cm’lik kuyruk şeklinde yüzeyel kesi bulunan, delici alet yarası olduğu, boyun ön yüzde tiroid kartilajın her iki yanında 1'er cm’lik dikeye yakın seyirli, düzgünce kenarlı kesik vasıfta yaralar, boyun sağ yanda 2,3 cm genişliğinde, 12 cm uzunluğunda yatay seyirli bir hat hâlinde, sağ kulak memesinin altı hizasında 0,6x0,2 cm’lik yüzeyel cildi sıyrık içeren ekimotik alan olduğu, burun sırtında 3x2,5 cm’lik ekimozlu cildi sıyrık, yüzde, boyunda belirgin siyanoze görünüm ve içerisinde yaygın noktavi kanama alanları, burun boşluklarından kanlı içerik çıkışı, göz akında yer yer noktavi kanama alanları, sol omuz başı alt-ön kısımda 5,5 cm’lik çizik tarzı yüzeyel cildi kesi, sol klavikula iç ucu hemen üstünde oblik seyirli 1,5 cm lik ve 0,9 cm lik iki adet yüzeyel cildi kesi bulunduğu, haricen başkaca travmatik değişimlere rastlanmadığı, hymenin septalı yapıda ve intakt olduğu, kanda alkol, uyutucu uyuşturucu veya toksik madde bulunmadığı, sürüntü örneklerinde sperme rastlanılmadığı, boyun bölgesi cilt ve cilt altında genişçe ekimoz alanları saptanan kişinin ölümünün, adli tahkikatında bahsedildiği şekilde boynunun başörtüsüyle sıkılmasıyla oluşabilir nitelikte boyun basısına bağlı asfiksi sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldığı, Sanık ... hakkında olaydan dört yıl sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 07.12.2018 tarihli rapordan; kişinin tıbbi ve adli evrakta mevcut bilgileri ve 31.10.2018 tarihinde Kurulda yapılan muayenesine göre; üst ekstremite kas gücünün tam olduğunun görüldüğü, sorulduğu üzere sanık ...'ın uygun pozisyonda, eşarp ile öldürmesinin tıbben mümkün görüldüğünün oy birliğiyle mütalaa olunduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca olaydan dört yıl sonra alınan 05.11.2018 tarihli kararından; hastanın genel nörolojik muayenesinde anlamlı bir patoloji saptanmadığı, yürüme bozukluğunun osteoartroza bağlı olduğu düşünüldüğü, KBB laboratuarının odyometri testinde iki taraflı ileri derecede sensorinöral işitme kaybı olduğu, senilitesi ve mevcut kronik hastalıkları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...’ın muayene bulgularına göre 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/6. maddesi kapsamında değerlendirildiği, hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, Manavgat Devlet Hastanesince sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen adli raporlardan; vücutlarında darp, cebir izi bulunmadığı ve alkollü olmadıkları, Düzce Atatürk Devlet Hastanesince düzenlenen 04.02.2014 tarihli rapordan; maktul ...’da hafif derecede zeka geriliği bulunduğu ve % 50 oranında engelli olduğu, Maktulün öğrenim gördüğü Düzce ... Lisesi öğretmeni ... tarafından düzenlenen 14.11.2013 tarihli bilgi formundan; maktulün dersle ilgilenmediğinin, başarısının düşük olduğunun, sıkılgan, bazı durumlarda öfkeli ve sinirli, bazen de neşeli olduğunun, mizacı ve davranışlarının ani ve belirgin bir şekilde değiştiğinin, öğretmenleriyle teklifsiz konuştuğunun, tavırlarının iyi olmadığının, iki kez okuldan kaçtığının, ebeveyninin gayet fedakâr olduğunun, ders konularını bölüşüp evde maktule anlattıklarının, maktulün liseyi bitirmesini istediklerinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 30.12.2014 tarihli rapordan; maktulden alınan tırnak dibi sürüntülerinde, olay yerinde bulunan yolluk, kırlent ve bıçağın keskin kısmından alınan sürüntülerde, maktule ait etek, tişört, bone ve eşarpta, sanık ...’ye ait şalvarda, sanık ...’ya ait tişört ve pantolonda maktule ait DNA profiline rastlanıldığı; sanık ...’ye ait sağ ve sol el tırnak parçalarında, ...’nin DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığı; sanık ...’dan alınan sağ ve sol tırnak parçalarında, sağ el tırnak üstünden, sol el tırnak diplerinden ve olay yerinde bulunan makastan alınan sürüntü örneklerinde ...'nın DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığı; inceleme dışı sanık ...’ın sağ el tırnak diplerinden ve sol el tırnak üstlerinden alınan sürüntü örneklerinden ...’ın DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığı, ...’dan alınan tırnak parçalarında başka bir kişiye ait DNA profiline rastlanılmadığı; Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce düzenlenen 30.07.2014 tarihli rapordan; olay yerinde bulunan bıçak ve makasta vücut izine rastlanılmadığı, HTS kayıtları inceleme raporundan; sanık ...’nın inceleme dışı sanık ...’ı olay günü saat 16.09’da aradığı ve 9 saniye görüştükleri, maktul ...’in ...’ı saat 16.07, 16. 09... .10’da aradığı ve sırasıyla 16, 4 ve 51 saniyelik 3 görüşme yaptıkları, sanık ...’nin saat 17.25’te sanık ...’yı aradığı ve 8 saniye görüşme yaptıkları, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’ın saat 17.29’da 112’yi aradıkları, Güvenlik kamerası inceleme tutanaklarından; maktulün ... isimli iş yerine saat 15.08’de tek başına geldiği ve 15.28’de mağazadan ayrıldığı, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’ın ise saat 17.20’de mağazadan birlikte çıktıkları; ... ve ...’a ilişkin polis merkezindeki görüntüler incelendiğinde kayıtlardaki saatin güncel saatten 12 dakika geri olduğu, ... ve ...’ın kamera saatine göre 16.33’da (16.45’te) polis merkezine geldikleri ve 16.48’de (17.00’de) polis merkezinden ayrıldıkları, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinden; sanık ...’ın Yerel Mahkemece direnme kararından sonra 05.02.2021 tarihinde öldüğünün ve ölümün Kepez Devlet Hastanesinin 05.022021 tarihli ve 2...0 sayılı tespitine istinaden nüfusa tescil edildiği, Anlaşılmaktadır. Tanık ... (...) ... kollukta; üniversite öğrencisi olduğunu, maktulün evine 60-70 metre mesafede ikamet ettiğini, maktulü, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’ı mahalleden şahsen tanıdığını, ... ve ...’ın özürlü bir kızları olduğunu bildiğini, bu çocuğa kötü davrandıklarına hiç tanık olmadığını, aksine çocuğa çok iyi baktıklarına bizzat şahit olduğunu, olay günü saat 16. 30... .00 arasında balkonda oturduğu sırada karşıdaki apartmanlardan bir kadının bağırma sesini işittiğini, televizyonun sesini kısıp sese odaklandığında bir kadının "Ben sana üstüme gelme demedim mi?" diye iki kere bağırdığını duyduğunu, sesin yaşlı kadın veya küçük çocuk sesine benzemediğini, sesin tam olarak nereden geldiğini anlayamadığını, bu sesten yarım saat sonra inceleme dışı sanık ...’ı balkonda telefonla görüşürken gördüğünü, bir süre sonra olay yerine polis ve ambulans geldiğini, Mahkemede; sanık ...’nin sesini dinledikten sonra duyduğu sesin ...’nin sesi olmadığına emin olduğunu, bağırma sesini işittikten bir saat sonra olay yerine polis geldiğini, karşı apartmandan fazla gürültü gelmediği için olay günü gelen seslere dikkat kesildiğini, Bozmadan sonra mahkemede; olay günü işittiği bağırma sesinin çocuktan da gelmiş olabileceğini, emin olmadığını, sesin mahkemede kendisine dinletilen sanık ...'ın sesi olup olmadığını bilemediğini, olay günü duyduğu sesin dinç bir kadın sesi olduğunu, Tanık ... mahkemede; ... Polis Merkezinde polis memuru olarak görev yaptığını, olay günü müdüriyet çevre koruma nöbeti tuttuğunu, maktulün annesi sanık ... ve ile babası ...’ın karakola gelerek kızlarına para veren memurun kendisi olup olmadığını sorduklarını, parayı verenin kendisi olduğunu söylemesi üzerine ... ve ...’ın, maktul kızları ile ilgili konuştuklarını, problemlerini anlattıklarını, ekonomik durumlarının iyi olduğunu ve parayı geri vermek istediklerini söylediklerini, ısrar etmeleri üzerine parayı aldığını, Tanık ...kollukta; sık sık gittiği ... Lokalinde, olay günü aralarında inceleme dışı sanık ...’ın da bulunduğu bir grup arkadaşıyla birlikte dört el okey oynadıklarını, saat 17.00 sıralarında oyunlarının bittiğini, ...’ın lokalden son derece normal bir hâlde ayrıldığını, sorulduğu üzere kendisine gelen telefon üzerine apar topar lokalden ayrılmadığını, Tanık ... kollukta; olay günü ...’la oynadıkları oyun esnasında ...’a acil bir telefon geldiğini fark etmediğini, oyunun saat 16.30 sıralarında bittiğini, kendisinin lokalden tek başına ayrıldığını, ... ve diğer oyun arkadaşlarının ise lokalde kaldıklarını, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda benzer şekilde; maktul ...’in, evlat edindiği kızı olduğunu, olaydan birkaç gün önce ...’in başörtüsüne ilgi göstermeye başladığını, eve çok sayıda başörtüsü getirdiğini, olaydan iki gün önce emniyette görevli nöbetçi bir polis memurundan 50 TL alıp bu parayla ...isimli iş yerinden çok sayıda başörtüsü satın aldığını öğrendiğini, eşi sanık ...’nın isteğiyle olay günü ...’le birlikte ...'na giderek bir bluz aldıklarını, ardından öğle saatlerinde eve döndüklerini, ...’i annesi sanık ...'ya teslim ettiğini, ara sıra uğradığı ... Lokaline giderek burada bir süre oyun oynadığını, oyun esnasında önce sanık ...’nın kendisini aradığını ve sitem ederek "Nerede kaldın, neden hâlâ gelmiyorsun." dediğini, aradan yaklaşık 5 dakika geçtikten sonra kızı ...’in kendisini aradığını ve "Baba ben bir şey yapmadım." dediğini, ne olduğunu sormasına karşın cevap alamayınca telefonu kapattığını, bu görüşmelerden sonra kalkıp eve gittiğini, HTS raporlarında bu bahsettiği görüşmelerden başka görünen diğer görüşmeleri yaptığını hatırlamadığını, telefonu açmış ancak karşıdan cevap gelmeyince konuşma yapmamış olabileceğini, eve gittiğinde eşi ...’nın balkonda olduğunu ve zile basmadan kapıyı açtığını, eve girdiğinde herhangi bir olağandışı duruma tanık olmadığını, ...’in odasında, kapısının da kapalı olduğunu, ...’le konuşmadığını ancak ...'in annesiyle konuşurken sesini duyduğunu, evde gittiğinde önce ... ile yatak odasında konuştuklarını, ...’nın burada ...’e internet kafeye gitmesi için 2,5 TL para verdiğini, ...’in eve döndüğünde çantasında 20 TL'lik başörtüsü bulduğunu söylediğini, ...’in ...’ya başörtüsünü bir amcasının kendisine aldığını söylediğini ilettiğini, kendilerinin de bu durumu, ...'in yine başörtüsü çaldığını, yakalanınca da ağladığını, bunu gören bir kişinin ...'e acıyıp başörtüsü parasını verdiği şeklinde yorumladıklarını, ...'in bu hareketleri nedeniyle dışarı çıkmaya karar verdiklerini, ...’nın ...'e ... Kafe'ye gideceklerini söylediğini, ...’in ise "Ben gelmek istemiyorum." dediğini, ...'in sesini en son bu esnada duyduğunu, evden ... ile birlikte çıktıklarını, aracı ...’nın kullandığını, ...'e 50 TL veren polisi bulup bu olayla ilgili görüşmek için önce emniyete gittiklerini, polis memurunu bulup kendisiyle görüştüklerini, ...’e para vermemesini, ...’in böyle bir şeyi alışkanlık hâline getirmemesi gerektiğini söylediklerini ve 50 TL’yi polis memuruna iade ettiklerini, bunun üzerine emniyetten çıkıp ...isimli iş yerine gittiklerini, ...’in olay günü eve başörtüsü getirmesinin aslını öğrenmek için buraya gittiklerini, görevlilerle görüştüklerini, başörtüsünün parasını mağaza şefinin verdiğini öğrendiklerini, görevlilere ... bir daha böyle bir şey yaparsa polise haber vermelerini söyleyip mağazadan ayrıldıklarını, arabayı park ettikleri emniyetin yanındaki mezarlığa doğru yürümeye başladıklarını, tam arabaya binecekleri esnada kayınvalidesi sanık ...’nin ...’yı aradığını ve ...’dan eve gelmesini istediğini başka bir şey söylemeden telefonu kapattığını, arabaya binip eve gittiklerini, kapının kilidini açıp eve girdiklerinde ...’i koridorda yüzükoyun yerde yatarken bulduklarını, sol elinin yanında bir bıçak, sırtında hafif bir kan lekesi olduğunu, ...’nın panikle "Anne sen ne yaptın!" diye bağırdığını, yanında bıçak görünce ...’in bıçaklanmış olabileceğini düşündüğünü, ...’nın ...’i tutup çevirdiğini ardından polisi aradığını, ...’in boynunda sıkılı bir eşarp olduğunu, eliyle bu eşarbı açmaya çalıştığını, açamayınca ...’nın yerdeki bıçağı alıp eşarbı kesmeyi denediğini, ...’i yaralayabileceğini düşünerek ...’ya müdahale ettiğini, zira ...’in hâlâ yaşıyor olabileceğini düşündüğünü, eşarbı çözmek için salonda bulunan çekmecedeki makası almaya gittiğini, salondan aldığı makası ...’in başında çömelmiş olan ...’ya verdiğini, ...’nın bu makasla başörtüyü kestiğini, önden düğümlenmiş başörtüsünü düğüme dokunmadan, kulaklarının altına denk gelen kısımlarından kestiklerini, eşarbı kestikten sonra ...’in ağzını açıp dilini tutarak hareket ettirdiğini, parmağını ...'in burnunun önünde tuttuğunda bir hava akımı hissettiğini, ...’nın ...’e suni teneffüs yapmaya çalıştığını ancak çağırdıkları sağlıkçıların müdahale edeceğini düşünerek ...’dan suni teneffüs yapmamasını istediğini, eve önce emniyet mensuplarının ardından sağlık görevlilerinin geldiğini ve ...’in öldüğünü söylediklerini, olay esnasında ... ile evde bulunmadıklarını, ...’nin ...’i öldürdüğünü görmediğini, olay günü olay yerinde kanlı yastık görmediğini, yastığa nasıl kan bulaştığını bilmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; Ankara ili, Etimesgut ilçesinde tek başına ikamet ettiğini, ölen ...’in, kızı ... ile damadı ...’ın evlat edindiği çocukları olduğunu, zaman zaman kızı ve damadının yanına Manavgat’a geldiğini, kızı ve damadının ...'i öz çocukları gibi sevdiklerini, kendisinin de ...’i çok sevdiğini, hatta ... adını evlat edinilen bu çocuğa kendisinin koyduğunu, olay günü saat 09.00 sıralarında kızı ... damadı ... ile birlikte mutfakta kahvaltı yaptıklarını, ...’in ise kendi odasında kahvaltısını yaptığını, kahvaltıdan sonra ...’ın, ...’in odasına gittiğini, ...’in babasından bluz istediğini, bunun üzerine ... ve ...’in bluz almak için evden ayrıldıklarını, öğlen olmadan saat 11.00 – 12.00 sıralarında ... ve ...’in eve döndüklerini, ...’ın oyun oynamak için kahveye gittiğini, evde ... ve ... ile birlikte kaldıklarını, öğle yemeğinden sonra ...’in, annesi ...’ya internet kafeye gideceğini, ardından da gezeceğini söylediğini, ...’nın ise ...’e "Git ama bluz, başörtüsü gibi şeyler çalıp eve getirme." dediğini, ...’in olaydan önceki 15 gün içinde dışarıdan birçok başörtüsü getirdiğini, bu başörtüleri çaldığını düşündüklerini, ...’in dışarı çıktıktan yaklaşık bir saat sonra eve geri geldiğini, ...’nın, hırsızlık yaptığından şüphelendiği için ...’in çantasına bakmak istediğini, çantaya baktığında bir başörtüsü gördüğünü, "Kızım bunu niye çaldın?" diye sorduğunu, ...’in ise "Ben bunu çalmadım, orada yaşlı bir amca bunu bana verdi." dediğini, ...’nın ...’ı aradığını, ...’ın eve gelmesiyle kendi aralarında bir süre konuştuklarını, daha sonra ... ve ...’ın evden ayrıldıklarını, ... ve ... evden gidince ...’le evde yalnız kaldıklarını, kendi odasında oturmakta olan ...’in yanına nasihat etmek için gittiğini, ...’e "Kızım hırsızlık kötü bir şeydir, babanın parası var, istersen sana eşarp alır." dediğini, ...’in ise "Sen bana çok karışıyorsun!" diye bağırdığını ve mutfağa doğru gittiğini, eline aldığı bıçakla "Seni öldüreceğim, seni huzur evine yollayacağım, sen bana çok karışıyorsun." diyerek kendisini kovalamaya başladığını, ...’in odasında ortada duran masanın etrafında birkaç tur kendisini bıçakla kovaladığını, masanın etrafından birkaç kez döndükten sonra can havliyle koridora çıktığını, o esnada muhtemelen ayaklarının dolaşması üzerine yere düştüklerini, ... yüzüstü koridora düşünce elindeki bıçağın da az öteye savrulduğunu, ...’in ayağa kalkmasına fırsat vermeden sırtının üstüne oturduğunu, bu şeklide yerdeyken bile ...’in "Seni öldüreceğim!" diye bağırmaya devam ettiğini, ...’in başındaki örtüyü iki ucundan tutup iki yana doğru boğazını sıkacak şekilde hızlıca çektiğini, eşarbı çekene kadar ...’in yerde bağırıp tepindiğini ancak eşarpla boğazını sıktıktan sonra hareketsiz kaldığını, bu şekilde ...’in öldüğünü düşündüğünü, üstü başı terlemekten su gibi olduğu için gidip üstünü değiştirdiğini, üstünü değiştirdikten sonra salona gidip oturduğunu, şok geçirdiğini, ...’yı çağırmayı 5-10 dakika sonra akıl ettiğini, cep telefonuyla ...’yı aradığını ve hemen eve gelmesini söylediğini, ...’nın "Bir şey mi var?" sorusuna yine "Hemen eve gel." diye cevap verdiğini ve telefonu kapattığını, ... ve ...’ın eve geldikleri saati tam hatırlamadığını ancak 17.00-18.00 sıraları olduğunu düşündüğünü, ... ve ...’ın eve geldiklerinde koridorda ...’i yüzüstü yatar vaziyette gördüklerini, bir süre sonra öldüğünü anladıklarını, ...’nın "Anne neden yaptın!" diye ağlayarak bağırdığını, kendisi salondayken ... ve ...’ın ...’i sırtüstü çevirip boynundaki başörtüsünü makasla kestiklerini ancak kendisinin bunları görmediğini, ...’i koridorda halının üzerinde yüzüstü, boynunda eşarp sıkılı boğulmuş vaziyette bıraktığını, ...’i öldürmese, ...’in kendisini öldüreceğini zira kendisinden daha yapılı ve genç olduğunu, olay sırasında evde ...’le yalnız olduklarını, ... ve ...’ın telefonla çağırdıktan sonra geldiklerini, olay nedeniyle çok pişman olduğunu, ...’i öz torunu gibi çok sevdiğini, çok üzgün olduğunu, Sulh ceza hâkimliğinde 07.11.2014 tarihinde; öldürme kastının bulunmadığını, maktulün kendisine bıçakla saldırdığını, maktulün uyuduğunu düşündüğü için başının altına yastık koyduğunu, Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; maktul ...’i 18 aylıkken, eşi ... ile birlikte evlat edindiklerini, ...’i öz çocukları gibi sevdiklerini, ...’in bazı psikolojik rahatsızlıklarının olduğunu, ilaç kullandığını, üç yaşından beri bu rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gördüğünü, ...’in bir yıldır Düzce ... Lisesi ... Bölümünde öğrenim gördüğünü ancak zeka geriliği olması sebebiyle buradaki eğitimine uyum sağlayamadığını, yaz tatili nedeniyle Manavgat’taki evlerine geldiklerini, ...’in internetten etkilenerek bir hafta önce kapanacağı söylediğini ve başını kapattığını, ardından ...’te bir başörtüsü merakı başladığını, nereden aldığını ve parasını nereden ödediğini anlayamadığımız eşarplar alarak eve getirdiğini, ...’in bu eşarpları çaldığını düşündüklerini, eşarpları nereden aldığını sorduklarında ...’in "Bana bunları amcalar alıyor." diye cevap verdiğini, olay günü öğleden önce eşi ... ile ...’in, ...’e bluz almaya gittiklerini, öğleden sonra ...’in internet kafeye gitmek istediğini söyleyip kendisinden para istediğini, parayı verdiğini ve ...isimli iş yerine gitmemesini öğütlediğini, yaklaşık bir saat sonra ... eve geldiğinde, çantasında bir başörtüsü bulduğunu, sorduğunda başörtüyü bir amcasının aldığını söylediğini ancak ...’in eşarbı çaldığını düşünerek eşi ...’ı telefonla aradığını ve eve gelmesini istediğini, ...’ın eve saat 16.10 – 16.15 sıralarında geldiğini, zili çalmadan kapıyı açtığını, ... ile yatak odasında konuşup bu eşarpların nereden geldiğini, çalınıp çalınmadığını öğrenmek için polise ve ...isimli iş yerine gitmek için evden çıktıklarını, saat 16.45 sıralarında arabalarını park edip Emniyet Müdürlüğüne doğru yürüdüklerini, burada daha önce ...’e 50 TL verdiğini öğrendikleri polis memuru ile konuştuklarını, ardından ...isimli iş yerine gittiklerini, buradan çıktıktan bir süre sonra annesi sanık ...’nin kendisini aradığını ve hemen eve gelmelerini istediğini, ne olduğunu sormasına karşın sadece "Hemen eve gelin." diye cevap verdiğini, eşi ... ile birlikte süratle eve gittiklerini, kapıyı açtıklarında koridorda kızı ...’i yüzüstü, hareketsiz yatar vaziyette olduğunu gördüğünü, ...’in yan tarafında, yerde bir bıçak olduğunu, ...’nin ...’i bıçakladığını düşündüğünü, ağlayarak "Anne ne yaptın!" diye bağırdığını, annesi ...’nin de "O beni öldürecekti, ben onu öldürdüm." dediğini, panik hâlinde ...’la birlikte ambulansı ve polisi aradıklarını, aynı zamanda yüzüstü yatan ...’i çevirdiklerini, başörtünün boğazına çok sıkılmış vaziyette olduğunu gördüklerini, burnu şişen ...’in burnunda kan olduğunu, yüzü ve dudaklarının morardığını, yerdeki bıçakla boğazına dolanan başörtüyü kesmeye çalıştığını, bıçak kesmeyince salondaki çekmeceden makas aldığını, ...’ın başörtüyü hafifçe gerdiğini kendisinin de makasla eşarbı kestiklerini zira ...’in hâlâ yaşıyor olabileceğini düşündüklerini, kızı ...’in öldüğünü görevlilerin söylediklerini, kızını çok sevdiğini, onu öldürmesinin için veya ölmesini istemesinin mümkün olmadığını, ...’in psikolojik rahatsızlığı olduğunu, bu rahatsızlığı çözmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, ...’in kendi bireysel emeklilik sözleşmesinin de lehtarı olduğunu, ...’in Düzce'de kaldıkları sırada istediğini yapmadıkları için kendilerine bıçak çektiğini, ancak alttan alıp onu ikna ettiklerini, bunaldıkları zamanlar, terbiye amaçlı kaba etine veya bacaklarına hafifçe vurduklarını, ancak hemen sonra vicdan azabı çekip barıştıklarını, olayın olduğu esnada eşi ...’la dışarıda olduklarını, annesi ... ile kızı ... arasında olay esnasında yaşananları görmediğini, eve geldiklerinde ...’in koridorda halının üstünde yüzüstü yatar vaziyette olduğunu ayrıca ...’in başının altında kanepenin kırlenti olduğunu, annesi ...’nin de ...’i çok sevdiğini, nasıl böyle bir şey yaptığını anlayamadığını, bir anlık öfkeyle böyle bir şeyin olabileceğini düşündüğünü, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı ele alınmasında fayda bulunmaktadır. 1- Sanık ...’a isnat edilen nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığı; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 03.12.2025 tarihli ve 333-545 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanık ... ile eşi inceleme dışı sanık ...’ın 1975 yılında evlendikleri, Ankara’da ... Bakanlığında çalıştıkları, çocuk sahibi olmak istemelerine karşın doğal yollarla çocuklarının olmadığı, ilaç tedavisi, çok sayıda ameliyat, laparoskopik girişim ve iki kez de tüp bebek tedavisine başvurmalarına karşın çocuk sahibi olamamaları üzerine 1999 yılında ... Çocuk Esirgeme Kurumuna müracaat ederek, henüz 18 aylık bir kız olan maktulü evlat edindikleri, 83 yaşındaki sanık ...’nin ise ...’nın annesi olduğu ve tek başına Ankara’da yaşadığı, ...’nin beyanına göre evlat edinilen bu bebeğe kendisinin ... adını koyduğu, maktul ...’in çocukken yapılan kontrollerinde kanında normal seviyenin çok üzerinde kurşun elementi tespit edildiği, bu durumun çok çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı, Sanık ... ve eşinin Ankara ve İstanbul’daki çok sayıda uzmana müracaat edip ...’in bu rahatsızlığını gidermeye çalıştıkları, maktul ...'in hafif zeka geriliği nedeniyle % 50 oranında engelli olduğu, bipolar depresyon ve dikkat bozukluğu bulunduğu ilgili raporlarda belirtilen ...’in ailesinin gayretlerine karşın okulda başarılı olmadığı, sanık ... ve eşi ...’ın, ... çalmaya istekli olduğunu gördükleri maktulü Düzce ... Lisesi ... Bölümüne kaydettirdikleri, maktul ile birlikte kalmak için Düzce’den bir ev alarak okul süresince burada kaldıkları, öğretmenin tespitlerine göre derslere ilgisiz olan maktulün arkadaş gruplarına kabul edilemediği, öğretmenleri ile saygısızca konuştuğu, ikaz edilmesi üzerine özür dileyip içine kapandığı, iki kez okuldan kaçmaya teşebbüs ettiği, okulunun tatil olması üzerine maktulün, annesi sanık ... ve babası ... ile birlikte Manavgat’ta olayın meydana geldiği evlerine döndükleri, Ankara’da yaşayan sanık ...’nin de olaydan bir süre önce kızı ...’nın yanına Manavgat’a geldiği, olay tarihinden yaklaşık bir hafta önce ...’in başını örttüğü, evlerinin yakınındaki ...isimli giyim mağazasından başörtüsü alıp parasını vermeden eve getirmeye başladığı, maktulü fark eden mağaza çalışanların kimi zaman eşarbın bedelini kendileri ödeyerek maktulü mağazadan gönderdikleri, zihinsel engeli nedeniyle çeşitli davranışsal bozukluklar gösteren maktul ...’in bu şekilde çalıp eve getirdiği eşarplarla ilgili olarak evdekilere yalan söylediği, bu nedenle annesi ... ve anneannesi ... ile arasında gerginlik olduğu, olay günü de sanık ...’nın maktulün çantasında yeni bir eşarp bulduğu, maktule sorması üzerine maktulün eşarbın bedelini yaşlı birinin ödediğini söylediği, ...’nın saat 16.09’da eşi ...’a telefon ederek hâla eve gelmemesi nedeniyle sitem ettiği, ilgili HTS kaydına göre bu aramadan sonra saat 16.10’da maktulün ...’a telefon ederek "Baba ben kötü bir şey yapmadım." diyerek telefonu kapattığı, lokaldeki oyunun bitmesi ardından ...’ın 16.30 sıralarında eve döndüğü, eve geldiğinde maktul ...’i görmediğini ancak ... ile konuşmasını işittiğini bildirdiği, ardından ...'ın, ... ile birlikte eşarbı iade etmek için ve daha önce maktule eşarp alması için para veren polisi bulmak maksadıyla karakola gittikleri, saat 16.45’te karakola girip saat 17.00’de karakoldan çıktıklarının güvenlik kamerası kaydıyla sabit olduğu, daha sonra ... ve sanık ...'nın maktulün eşarp aldığı ...isimli iş yerine gittikleri, buradan da saat 17.20’den çıktıklarının kamera görüntüleri ile tespit edildiği, saat 17.25’te sanık ...’nin sanık ...’yı telefonla arayarak eve çağırdığı, yaklaşık 500 metrelik mesafeyi araçla süratle katettiklerini söyleyen ...’nın eve vardıklarında maktulü koridorda yüzüstü yatarken gördüklerini ileri sürdüğü, sanık ... ile ...’ın saat 17.29’da polisi ve sağlık ekiplerini aradıkları, olay yeri inceleme raporuna göre maktulün yanında bir adet bıçak, bir makas, kesilmiş bir eşarp bulunduğu, yerde kan damlaları olduğu, maktulün odasındaki kanepeye dayalı kan bulaşmış olan bir kırlent tespit edildiği, 153 cm boyunda, 65 kg ağırlığındaki maktulün sol bacağında 1,5 cm uzunluğunda düzgün kenarlı kesici delici alet yarası bulunduğu, maktulün boynunun başörtüsüyle sıkılmasıyla oluşabilecek şekilde mekanik asfiksi sonucu öldüğünün otopsi raporunda bildirildiği, sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı sanık ...’da darp cebir izi bulunmadığı, makas ve bıçakta vücut izi olmadığı, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen raporda; olay yerinde bulunan yolluk, kırlent ve bıçağın keskin kısmından alınan sürüntülerde, maktule ait etek, tişört, bone ve eşarpta, sanık ...’ye ait şalvarda, sanık ...’ya ait tişört ve pantolonda maktule ait DNA profiline rastlanıldığı, sanık ...’ye ait sağ ve sol el tırnak parçalarında, ...’nin DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığı; sanık ...’dan alınan sağ ve sol tırnak parçalarında, sağ el tırnak üstünden, sol el tırnak tırnak diplerinden ve olay yerinde bulunan makastan alınan sürüntü örneklerinde ...’nın DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığı; inceleme dışı sanık ...’ın sağ el tırnak tırnak diplerinden ve sol el tırnak üstlerinden alınan sürüntü örneklerinden ...’ın DNA’sı ile karışık hâlde maktulün DNA profiline rastlanıldığının belirtildiği, sanık ... hakkında olaydan dört yıl sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 07.12.2018 tarihli rapordan; sanığın maktulü uygun pozisyonda, eşarp ile öldürmesinin tıbben mümkün görüldüğünün oy birliğiyle mütalaa olunduğu, tanık olarak dinlenen ... (...) ...'ün olayın meydana geldiği apartman tarafından olay günü saat 16.30 17.00 sıralarında ses işitmesi üzerine dikkatlice dinlediğinde bir kadın sesinin "Bana üstüme gelme demedim mi!" diye iki kez bağırdığını duyduğunu, yarım saat sonra da balkonda ...’ı telefonla görüşürken gördüğünü ifade ettiği, sanık ...’nin tüm aşamalarda benzer şekilde; olay günü nasihat etmek amacıyla maktulün odasına gittiğini, maktulün sinirlenerek mutfaktan aldığı bıçakla kendisini kovalamaya başladığı, maktulün ayaklarının takılarak düştüğünü, elindeki bıçağın fırladığını, maktulün yere düşmesinden faydalanarak sırtına oturduğu maktulü eşarpla boğduğunu, olay sırasında ... ve ...’ın evde olmadıklarını savunduğu, sanık ...’nın suçlamayı tümden reddederek olay sırasında kamera kayıtları ile de sabit olduğu şekilde evde bulunmadığını ileri sürdüğü anlaşılan dosyada; Sanık ...'nin maktulü tek başına öldürmesinin mahkemece mümkün olamayacağı kanaatiyle mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirtilmesine karşın, bu kabulün bir ihtimale dayandığı ve aksinin de mümkün olabileceği önermesini de içerdiği, kaldı ki; olay tarihinden önce Ankara'da yalnız yaşayan ve hayatını tek başına idame ettiren 83 yaşındaki sanık ...'yi olay tarihinden dört yıl sonra, 87 yaşında iken muayene eden, dosyadaki tüm ifade, tespit ve raporları da inceleyen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 07.12.2018 tarihli raporda; maktulün üst ekstremite kas gücünün tam olduğunun görüldüğü ve sorulduğu üzere sanık ...'ın uygun pozisyonda, eşarp ile boğarak maktulü öldürmesinin tıbben mümkün olduğunun yedi adli tıp uzmanınca oy birliğiyle mütalaa edildiği; bir kişinin kuvvetinin mahkemede edinilen izlenimle değil, ancak bilimsel olarak sınanarak ve gerekçesiyle raporlanıp izah edilerek tespit edilebileceği, Olaydan sonra, koridorda yatar hâlde bulduklarını ifade ettikleri maktulün boynuna sarılı eşarbı önce elleriyle, sonra bıçak ve makasla keserek çıkarmaya çalıştıklarını söyleyen sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ın, maktulün nefes almasını sağlamak için dilini dışarı çıkardıkları ve suni teneffüs de yaptıklarını ifade etmeleri karşısında; sanık ...'nın tırnaklarında maktule ait DNA profiline rastlanmasının, mahkemenin kabul ettiği gibi sanık ...'nın maktul ile boğuştuğunu gösteren kesin delil olamayacağı zira, maktule ait DNA kalıntılarının sadece sanıklar ... ve ...'nin tırnaklarından alınan örneklerde değil beraat eden inceleme dışı sanık ...'ın tırnaklarından alınan sürüntü örneklerinde de tespit edildiği, Mahkemenin kabul ettiği oluşa göre; maktulün sanıklarca zorla yere yatırılarak eşarp ve yastıkla boğularak öldürüldükten sonra sanık ...'nın lehine delil üretmek için ...'ı telefonla arayarak olay yerine çağırıp güvenlik kameraları önünde de ... ile birlikte görüntü verdiği, ... ve sanık ...'nın eve gelmeden hemen önce maktulün koridora taşındığı belirtilmesine karşın; maktulü tek başına boğmaya dahi gücü yetmeyeceği belirtilen sanık ... tarafından maktulün bulunduğu yerden koridora nasıl tek başına taşındığına ilişkin izah getirilmediği, koridordan başka diğer odalarda bu kabulü doğrulayacak herhangi bir kan lekesine rastlanılmadığı, maktulün kollarından ve bacaklarından tutularak zorla yere yatırıldığına ilişkin kabulü doğrulayacak nitelikte kollarında ve bacaklarında hiçbir ekimoz bulunmadığı, olay olup bittikten sonra, sırf meşru savunma ve haksız tahrik kurumlarından faydalanabilmek için maktulün yanına bıçak konulduğu kabulünün, maktulün dizindeki bıçak yarasına açıklama getiremediği, olay yerinde bulunan maktulün kanı bulaşmış kırlante ilişkin olarak sanık ...'nin maktulün başının altına yastık koyduğunu belirttiği, sanık ...'nın da kapıyı açıp koridora baktıklarında yerde yatan maktulün başının altında yastık gördüğünü bildirdiği, sanık ...'nın maktulü öldürdükten sonra lehine delil üretmek için ...'ı telefonla arayarak olay yerine çağırdığına ilişkin kabulün ise ilgili HTS raporuna göre sanık ...'dan sonra maktul ...'in de ...'ı telefonla aramış olduğuna ilişkin kayıtla ve ...'ın, saat 16.10'da sanık ...'dan sonra maktulün kendisini arayarak görüştüklerini, eve döndüğünde de maktul ...'in sesini evde duyduğuna ilişkin anlatımları ve maddi bulgularla çeliştiği, Tarafsız tanık ... (...) ...'ün olay günü saat 16.30- 17.00 sıralarında olayın gerçekleştiği bina yönünden kuvvetli bir kadın sesinin "Ben sana üstüme gelme demedim mi?" diye iki kez bağırdığını işittiğini söylediği, sanık ...'nin tartışma sırasında maktulün eline aldığı bıçakla kendisine bağırdığını belirttiği, saat 16. 45... .00 aralığında sanık ... ve eşi ...'ın emniyet müdürlüğünde olduklarının kamera kayıtları ile sabit olduğu, 13.08.20 14... .02.2015 tarihleri arasında sanıklar ... ile ... arasında cezaevinde yapılan çok sayıdaki görüşmeler dinlenip tutanak altına alınmasına karşın; ...'nin bir görüşme sırasında sarf ettiği "Seni kurtardım, burada sen olacaktın." sözleri, Mahkemece sanık ...'nin ...'nın suçunu üstlendiği, onun suçunu gizlediği yönünde değerlendirilmiş ise de; bu konuşmanın devamında "Niye onu yalnız bıraktın, niye huyu vardı da takip etmedin, seni buraya kapayacaklardı, senin yerine ben kapanıyorum, yükünden kurtuldun" diyerek hırsızlık yapan kızı maktule sahip çıkmadığı için sanık ...'nın sorumlu tutularak cezaevine girebileceği bağlamında ifade edildiğinin anlaşıldığı, Hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanık ...'a isnat edilen suçu işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen nitelikli kasten öldürme suçunun sabit olmadığı kabul edilmelidir. 2- Hükümden sonra Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan nüfus kayıt örneğine göre 05.02.2021 tarihinde sanık ...’ın öldüğünün anlaşılması karşısında sanık hakkındaki kamu davasında TCK'nın 64... sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerekip gerekmediği; A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 228-2 81... .07.2025 tarihli ve 369-308 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda, Yüksek Genel Kurulun "ahvali şahsiyenin tespitinde ancak nüfus kayıtlarının esas olabileceği" (CGK'nın 16.06.1952 tarihli ve 98/88 sayılı kararı) yönündeki kabulü ve nüfus kütüğünün delil niteliği gözetilerek; a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin, b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, c. Davanın düşmesine hükmolunması, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin ortadan kaldırılması ya da müsadere yönünden olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiği durumlarda mahallinde gerekli araştırma yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesinin zorunlu olduğunun, Kabulü gerekir. B. Ön Soruna İlişkin Değerlendirme Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde; sanık ...’ın Yerel Mahkemece direnme kararından sonra ve fakat Özel Dairece direnme kararının yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinden önce, 05.02.2021 tarihinde öldüğünün ve ölümün Kepez Devlet Hastanesinin 05.022021 tarihli ve 2...0 sayılı tespitine istinaden nüfusa tescil edildiğinin anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmadığı görülmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin sanık ... hakkındaki direnme kararına konu hükmün bozulmasına ve sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında, sanık ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 13.10.2020 tarih ve 126-256 sayılı hükümlerden; A- Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen suçun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, B- Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise sanığın ölümü nedeniyle BOZULMASINA, Sanık ... hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihli müzakerede, oy birliğiyle karar verildi.