Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/498 E. 2025/538 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2022/498
- Karar No
- 2025/538
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 142-348
I. HUKUKÎ SÜREÇ Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1-3-e, 87/1-d, 29, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.2013 tarih ve 151-106 sayı ile kurulan hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 05.03.2015 tarih ve 30433-8233 sayı ile "Katılan ile sanık arasında olay günü yaşanan tartışma sonrası, sanığın, katılanı arayarak işyeri olan otoparka çağırdığı ve katılan otoparka gelir gelmez bacaklarına doğru ateş ettiği ve aralarında yaşanan boğuşma sonucunda, katılanın vücudunda yedi adet ateşli silah yaralanmasının meydana geldiği olayda, olayın oluş şekli, katılanda meydana gelen yaralanmalardan birinin yaşamsal tehlikeye neden olması, katılana isabet eden kurşun sayısı nazara alındığında, sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına, bozmaya uyan Yerel Mahkemece 11.12.2015 tarih ve 77-263 sayı ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1 35/2, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükmün katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 05.02.2018 tarih ve 18103-1152 sayı ile "Meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte dikkate alınarak, 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza yerine alt sınıra yakın biçimde 10 yıl hapis cezasına hükmolunarak eksik ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına, bozma ilamına uyan Yerel Mahkemece 08.05.2018 tarih ve 126-210 sayı ile; sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükmün de Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 04.02.2019 tarih ve 5625-1975 sayı ile; "Meydana gelen zarar ile failin kasta dayanan kusurunun ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesi uyarınca yapılan uygulamada, en üst hadden ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına, bu bozma ilamına da uyan Yerel Mahkemece 24.09.2019 tarih ve 142-348 sayı ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1 35/2, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.04.2022 tarih ve 1597-3298 sayı ile; "Sanığın tabanca ile katılana ateş ederek, sağ diz bölgesinde 2 adet, batında 1 adet, sağ skrotumda 1 adet, sağ kasıkta 2 adet, sağ kalçada 1 adet olmak üzere, toplam 7 adet ateş silah yaralanmasına neden olduğu, batında tarif edilen batın boşluğuna girip ince bağırsakta ve kalın bağırsakta lezyona yol açan ateşli silah yaralanmasının katılanın hayatını tehlikeye neden olduğu, diğer yaralanmalarında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı olayda, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte dikkate alınarak, 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında, makul oranda ceza tayini yerine en üst sınırdan hapis cezasına hükmolunarak fazla ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.06.2022 tarih ve 122311 sayı ile; "...Sanığın mağduru tabanca ile toplam yedi kez ateş ederek sağ diz, batında, sağ skrotum, sağ kasık ve sağ kalça bölgesinden isabetle, altı adedi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmayan, bir adedi yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak derecede yaraladığı ve benzer olaylarda, Yüksek Dairenin istikrar gösteren kararlarında, '9 ila 15 yıl arasında makul oranda' bir ceza belirlenmesi gerektiği kabul edilmekte ise de, somut olayda mağdurun yaralanması yanında sanığın tabanca ile yedi kez ateş etmesi ve mağdurun vücudunda yedi isabet kaydetmiş olmasından kaynaklanan tehlikenin ağırlığı da nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu durumda teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören TCK’nın 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında cezanın üst sınırdan 15 yıl olarak belirlenmesinin adalete uygun olacağı ve yerel mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.09.2022 tarih, 7113-7509 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan hükümde TCK'nın 35. maddesi uyarınca takdir edilen ceza miktarının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. IV. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER İncelenen dosya kapsamından; 04.03.2012 tarihli olay yeri inceleme raporunda; saat 03.25'te olay yerine gidildiği, yaralı şahsın Şişli Etfal Hastanesine kaldırıldığı ve ameliyata alındığı bilgisine ulaşıldığı, olay yerinden 7 adet MKE ibareli boş kovanın, bir mermi adet çekirdeği ve iki deforme mermi çekirdeği ve kan lekeleri olmak üzere toplamda üç adet biyolojik on adet balistik materyalin alınarak ekli krokiye bulunduğu yerlerin ölçülerek işlendiği ifadelerine yer verildiği, 13.03.2012 tarihli epikriz raporunda; katılan ...'in 04.03.2012 tarihinde genel durumu orta, şuuru açık, oryente ve koopere şekilde acil servise ateşli silah yaralanması şikayeti ile geldiği, acil operasyona alındığı, ince bağırsak rezeksiyonu ve çekum onarımı yapıldığı, bacağındaki yaralar için ortopedi konsültasyonu istendiği, operasyon sonrası yoğun bakıma alındığı, 05.03.2012 tarihinde genel cerrahi kliniğine alındığı, 13.03.2012 tarihinde şifa ile taburcu olduğunun belirtildiği, 21.03.2012 tarihli adli tıp raporunda; katılan ... ...'in umblikal bölgede bir adet, treitzden itibaren 220 cmde yedi cmlik segment boyunca üç adet ateşli silah yarası ile uyumlu lezyon, çekumun 10 cm proksimalinde bir adet ateşli silah yaralanmasıyla uyumlu lezyon görüldüğünün, skrotal ödem bulunduğunun, sonuç olarak kişinin iç organ yaralamasına neden olan ateşli silah yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunun, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığının bildirildiği, 21.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın işlettiği otoparkın güvenlik kamera görüntülerinin incelenmesinde, saat 02.43,05'te katılanla otoparkın yazıhanesi önünde karşılaştıkları, iki saniye sonra sanığın katılanın ayaklarına doğru birkaç el ateş ettiği, saat 02.43,11'de çevreden gelen kişilerin sanığı itekleyerek uzaklaştırmaya çalıştıkları, saat 02.43,16'da sanığın katılanın dizlerine doğru birkaç el daha ateş ettiği ve bu sırada katılanın ağzındaki sigaranın hiç düşmediği, saat 02.43,18'de katılanın sanığa yaklaşarak yüzüne tokat attığı, saat 02.43,20'de çevredekilerin tarafları ayırmaya çalıştıkları, ancak katılanın sanığa birkaç tokat daha atarak kamera kadrajı dışına sürüklediği ve aralarındaki arbedenin kamera görüntüsü dışında da devam ettiğinin anlaşıldığı, saat 02.44,15'te çevredekilerin katılanın koluna girip yazıhanenin önüne geri getirdikleri sırada sanığın görülmediği, saat 02.46,04'te ise sanığın kamera açısına girerek otoparktan yürüyerek çıktığı tespitlerine yer verildiği, 14.11.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi raporunda; katılanın 09.07.2012 tarihinde yapılan muayenesinde, dizlerinde ağrı ve dışkılama alışkanlığının değiştini beyan ettiğinin, testislerin doğal izlendiğinin, diz hareketlerinin açık olduğunun, tüm dosya kapsamındaki raporlar incelendiğinde vücudunda sağ diz bölgesinde 2 adet, batında 1 adet, sağ skrotumda 1 adet, sağ kasıkta 2 adet, sağ kalçada 1 adet olmak üzere toplamda 7 adet ateşli silah mermi çekirdeği ile husulü mümkün yaralanması tanımlandığının, batında tarif edilen ve karın boşluğuna girerek ince ve kalın bağırsakta lezyona sebep olan yaralanmasının tek başına kişinin yaşamının tehlikeye sokan bir durum olduğunun, diğer isabet bölgelerinde tarif edilen yumuşak doku seyirli yaralanmaların ise her birinin ayrı ayrı iç organ veya lezyona yol açtığının tanımlanmadığı ve yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığının, ancak etkilerinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif de olmadığının, yüz sınırları içinde yaralanma veya kemik kırığı tanımlanmadığının, organlardan birinin sürekli işlevini yitirmesi veya geçici olarak zayıflaması niteliğinde olup olmadığının tespiti amacıyla kişinin bir üniversite hastanesi üroloji polikliniğine sevk edilerek üroloji raporu ve üreme yeteneğinde kayıp olup olmadığı yönünde hazırlanacak raporun kişi hazır olmaksızın Kuruma gönderilmesi gerektiğinin yazılı olduğu, 15.02.2013 tarihli İstanbul Üniversitesi Üroloji Ana Bilim Dalı raporunda; katılan ...'in androlojik açıdan değerlendirildiği ve üreme yeteneğinin normal olduğunun, herhangi bir patolojiye rastlanmadığının belirtildiği, Katılan ...'in; araç kiralama işiyle uğraştığını, otopark sahibi olan arkadaşı sanık ... ile arasında olaydan kısa süre öncesinde laf taşıma mevzusu yüzünden bir anlaşmazlık olduğunu, olay tarihinde bar sahibi olan bir arkadaşının daveti üzerine gittiği mekanda amcasının oğlu tanık ...'ün arkadaşları ve yanında sanığı gördüğünü, masasına oturmadığını ancak merhabalaştıklarını, sonra sanıkla bir ağız dalaşları olunca yanındakilerin kendilerini ayırdığını, mekandan çıkıp yan taraftaki mekana gidip içmeye devam ettiğini, biraz sonra sanığın kendisini cep telefonundan arayıp "Otoparka gel." dediğini, bir taksiye binip otoparka saat 03.00 sıralarında vardığını, girişte indikten sonra yazıhaneye baktığında kimsenin olmadığını gördüğünü, 10-15 metre yürüdükten sonra birden karşısına sanık ...'in elinde bir tabancayla geldiğini, aralarında bir buçuk iki metre mesafe varken hiçbir şey söylemeden kendisine ateş etmeye başlayıp mermisi bitene kadar da devam ettiğini, vücudundan çok sayıda isabet aldığını, ateş kesilince sanığın üzerine atladığını ve boğuşmaya başladıklarını, birlikte yere düştüklerini, sonra ...'in elinde bıçak olduğunu fark ettiğini, bu sırada tanık ...'ün yanlarına gelip "Abi bıçağı tutma, elini keseceksin!" diyerek kendisini sanığın üzerinden kaldırıp ayırdıklarını, sonra kan kaybettiği için fenalaştığını, en son taksiye bindirdikleri anı hatırladığını, olay anında elinin cebinde olmadığını ve silah olduğu izlenimi vermediğini, bacaklarında dört, testislerinde bir, karnında bir silah yarasıyla hastanelik olduğunu, halen ürolojide tedavi gördüğünü, şikayetçi olduğunu ifade ettiği, Tanık ...'in; arkadaşı ... ve sanık ... ile birlikte ocakbaşında alkol alıp maç izledikten sonra Taksim'e oradan da ...'da bir bara gittiklerini, saat 01.00 sıralarında amcasının oğlu katılan ...'in oturdukları bara geldiğini, yanlarına gelen katılanın kendisine "Niye telefonları açmıyorsun?" diye sorduğunu, sonra sanığı işaret ederek "Bu da g..müş!" dediğini, sonra ... ile kendisine küfür etmeye başladığını, sanığın katılana "Küfür etme, çık git!" dediğini, hatta el kol hareketleriyle dilini keseceğim, kafanı koparacağım anlamına gelen hareketler yaptığını, garsonlar katılanı dışarı çıkarırlarken kendisinin "Ben çıkarırım." dediğini ve katılanı dışarı çıkarttığını, sonra sanıkla birlikte bir taksiye binip otoparka doğru gittikleri sırada sanığın katılana telefonda "... derdin ne, niye böyle konuşuyorsun?" dediğini, sanığın sinirlendiğini gözlediğini, otoparka gelince ...'ın anahtarını almaya yazıhaneye girdiğini, sanığın kendisine 5-6 metre uzakta olduğu sırada katılanın otoparka taksiyle geldiğini, bu sırada elinde bıçak görmediğini, kendisinin ...'e doğru yönelerek katılana "Tamam, sakin ol!" dediğini, ancak katılanın kendisini dinlemeyerek sanığın üzerine doğru yürüdüğü sırada sanığa "Sen ne diyorsun şerefsiz?" dediğini, buna karşılık sanığın belindeki silahını çıkartıp katılanın ayağına gelecek şekilde yere doğru 3-4 el ateş ettiğini, katılana isabet edip etmediğini karanlık olduğundan göremediğini, sonra katılanın sanığın yanına kadar geldiğini ve omuzlarını tutup yumruklamaya başladığını, sonra ikisinin boğuşarak yere düştüklerini, yerde iki el daha silah sesi duyduklarını, sonra kendisinin ayırmaya çalıştığını, katılanı sanığın üstünden kaldırdığını, ikisinin arasında bir bıçak gördüğünü ancak kimin elinde olduğunu hatırlamadığını, en son bıçağın sanığın elinde kaldığını, hatta "Elin kesilecek bırak" diyerek sanığın elinden bıçağı aldığını ve ileri doğru attığını, tarafları ayırdıktan sonra sanığın veya katılanın birbirlerine saldırmaya kalkışmadıklarını, katılanın yerde kan içinde yattığını görünce hemen caddeden geçen bir taksi çevirdiğini ve hastaneye götürdüklerini ifade ettiği, Tanık ...'nın; şoför olduğunu, arkadaşı tanık ... ve sanık ... ile birlikte ...’da bir bara gittiklerini, saat 01.00 sıralarında katılan ...'in yanlarına geldiğini ve aynı masada sohbet etmeye başladıklarını, bir süre sonra katılanla sanığın ayağa kalkıp birbirlerine vurmaya çalıştıklarını, aralarına girip uzaklaştırdıklarını, neden tartıştıklarını bilmediğini, sonra ...’in bardan ayrıldığını ve üçü birlikte içmeye devam ettiklerini, çıkınca sanığın telefonda birine "Otoparka gidiyorum, bir derdin varsa gel orada konuşalım!" dediğini, otoparktan araçlarını almaya geldikleri sırada sanığın kendilerine "Siz gidin, birazdan ... gelecek." dediğini ve kendisi yazıhaneden aracın anahtarını alıp aracına doğru yürürken bir taksiden inen katılanın sanığa doğru yaklaşırken "Ne var? Ne diyorsun şerefsiz!" dediğini, sanığın bunu görünce küfrederek katılanın ayaklarına doğru bir metre mesafeden ateş ettiğini, sonra sanıkla katılanın yerde boğuşmaya başladıklarını, yerde de aralıklı iki el silah sesi duyduğunu, aralarında bir bıçakgördüğünü ancak kimin elinde olduğunu bilemediğini, yaklaştığında katılanın vurulmuş ve kan içinde yerde yattığını, katılanı yazıhaneye kadar sürüklediğini bu sırada bayıldığını, tanık ...'e ambulans çağır diye bağırdığını, sanığın olay yerinden ayrıldığını ifade ettiği, Sanık ...'ın; otopark işlettiğini ve kiraladığı araçları para karşılığı otoparkına çeken katılanı 3-4 yıldır tanıdığını, arkadaş olduklarını, yaklaşık üç ay kadar önce katılanı da tanıyan bir kadınla birlikte alkol alırken kadına katılan için "... de içince çok sapıtıyor, kalp kırıyor." dediğini, olay akşamı tanıklar ... ve ... ile bulup alkol aldıkları sırada aynı mekana gelen katılanın masalarına gelerek "Ben bu ...'in anasını avradını si...m!" diyerek küfredince "Senin derdin nedir?" dediğini, katılanın "Sen bana içince sapıtır demişsin, seninle görüşeceğiz, seni sabaha kadar bitireceğim!" dediğini, tartıştıkları sırada birilerinin araya girdiğini, morali bozulduğundan otoparka gidip aracını almak istediğini, ancak dışarı çıkınca katılana neden böyle yaptığını sormak için telefon ederek "Biz seninle arkadaşız, benimle ne alıp veremediğin var?" diye sorduğunu, katılanın küfür edip telefonu kapattığını, katılanı otoparka çağırmadığını, sonra otoparka gittiğini ve yazıhaneden evinin anahtarını alıp çıktığı sırada katılanın karşıdan kendisine doğru eli cebinde yürüyerek ve "Senin ananı avradını si...!" diyerek yaklaştığını, cebinde silah veya bıçak olduğunu düşünerek kendisinin de hemen belindeki tabancayı çıkartıp daha fazla yaklaşmaması için katılanın bacağına yere doğru bir el sıktığını, gelmeye devam edince birkaç el daha ateş ettiğini, ancak katılanın kendisine tamamen yaklaşıp yumruk attığını ve elindeki tabancayı almaya çalıştığını, boğuşmaya başladıklarını, bu sırada silahın tekrar ateş aldığını, yere düştüklerini ve yerde katılanın elindeki bıçakla vurmaya çalıştığını, bu sırada silahının bir kez daha patladığını, katılanın kendisini öldüreceğinden korktuğu için otoparkta bulunan tanıklar ... ve ...'a bağırdığını, ilk başta müdahale etmediklerini ancak sonra tanık ...'ün "... abi, bırak!" dediğini ve katılanı üzerinden aldıklarını, istese tekrar ateş edebileceğini, ancak olayın şokuyla ne yapacağını bilemediğinden otoparktan uzaklaştığını savunduğu, Anlaşılmıştır. V. GEREKÇE A. Sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ve eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığına dair ön sorun yönünden; 1. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli ve 539-370 sayılı, 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı, 08.12.2022 tarihli ve 130-780 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; TCK’nın "Kasten öldürme" başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. TCK’nın 21. maddesinin 1. fıkrasına göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüsü oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda yara meydana gelmiş ise bu yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. 2. Ön Soruna Dair Hukuki Nitelendirme Sanıkla katılanın birlikte iş yapan arkadaşlar oldukları, sanığın suç tarihinden yaklaşık üç ay önce katılanla ortak tanıdığı bir kadınla beraber alkol aldığı sırada katılan hakkında içince sapıttığı yönündeki olumsuz sözlerinin katılanın kulağına gittiği ve katılanın bu nedenle sanıkla üç aydır konuşmadığı, olay günü akşam saatlerinde sanık ile tanıklar ... ve ...'ın birlikte alkol aldıkları sırada yanlarına gelen katılanın, arkasından konuşması nedeniyle sanığa kızdığı ve ardından tarafların tartışmaya başladıkları, birbirleriyle kavga edecekleri sırada çevredekilerce kendilerine müdahale edildiği, bunun üzerine katılanın mekândan çıktığı, sanığın bu sırada telefon ettiği katılana "Otoparka gidiyorum, bir derdin varsa gel, orada konuşalım!" dediği, katılanın ise bir taksiyle otoparka geldiği ve adı geçenlerin otopark yazıhanesi önünde karşılaştıkları, kamera görüntülerine göre sanığın katılanı görür görmez üzerinde taşıdığı ruhsatsız tabancasını çıkartıp kendisine doğru yürüyen katılanın ayaklarına doğru bir iki el ateş ettiği, katılanın buna rağmen sanığı durdurmak maksadıyla iyice yaklaşıp yüzüne eliyle vurduğu, bunu gören çevredekilerin tarafları ayırmaya çalıştığı sırada öfkesine hâkim olamayan sanığın bir anda yan tarafa sıyrılarak katılana doğru bir iki el daha ateş ettiği, bunun üzerine katılanın sanığa yaklaşıp yakasından tutarak yazıhaneden uzağa doğru sürüklediğinin görüldüğü, tarafların birlikte yere düşerek boğuşmaya başladıkları, sanığın yerde de katılana ateş ettiği, sonunda katılanın amcasının oğlu olan tanık ...'ün katılanı sanığın üzerinden kaldırdığı, bu esnada sanığın eliyle kesici yerini tutmaya çalıştığı bir bıçak gördüğü ve "Abi bırak, elini keseceksin!" diyerek bıçağı almak suretiyle tarafları ayırdığı, tanıkların katılanı yazıhaneye götürdükleri sırada sanığın uzaktan bir müddet daha katılana ve tanıklara baktıktan sonra otoparktan çıktığı, katılanın biri batına nafiz, ince ve kalın bağırsak delinmesine yol açacak ve hayati tehlike oluşturacak şekilde, diğerleri ise cilt cilt altı seyirle ve hayati tehlike oluşturmayacak derecede yumuşak doku yaralanmasına yol açarak toplamda yedi ayrı isabetle kaldırıldığı hastanede ameliyata alındığı ve on gün sonra şifa ile taburcu edildiği kabul edilen olayda; Sanığın mekanda tartıştıkları katılanı üzerinde silah olduğu hâlde otoparkına çağırması, amacının konuşmak olduğunu savunmasına rağmen otoparkta katılanı görür görmez üzerindeki tabancayla doğrudan ateş etmeye başlaması, buna karşılık katılanın sanığın elindeki tabancayı almak amacıyla hamle yaparak yüzüne vurduğu anda otoparktakilerin tarafları ayırmaya çalışmasına rağmen sanığın kendisini uzaklaştırmaya çalışanlardan sıyrılarak yan taraftan katılana doğru ateş etmeyi sürdürmesi katılanın sanığa tekrar sarılmasıyla kavganın yerde boğuşma hâlini aldığı sırada sanığın tabancayla ateş etmesi ve katılanı biri müstakilen hayati tehlike oluşturacak şekilde toplamda yedi isabetle vurduğunun otoparkta ele geçen boş mermi kovanlarıyla da doğrulanması karşısında; ilk karşılaştıkları anda katılanın ayaklarına doğru ateşe başlaması nedeniyle sanığın kastının yaralamaya yönelik olduğu ileri sürülebilmekle birlikte, kendilerini ayırmaya gelen tanıkların müdahalesine rağmen katılana ateş etmeye aralıklarla devam etmesinin ve süregelen kavga sırasında biri batına nafiz ve kolon delinmesine yol açan ölümcül nitelikte olmak üzere meydana gelen toplamda yedi adet isabetin sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunu ortaya koyduğu, ancak yardıma gelen tanıkların kendilerini ayırması ve katılanı yazıhaneye taşımaları sırasında katılana yeniden ateş etmeye fırsat bulamayacağını anlayınca otoparktan ayrılması nedeniyle eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ... ...; "Failin iç dünyasına yönelik (derunî) bir olgu olan kastının ortaya çıkarılmasında, eylem öncesinde, sırasında ve sonrasındaki davranışlarının bir bütün hâlinde yorumlanması gerektiği tartışmasızdır. Ancak kastın yaralamaya veya öldürmeye yönelik olup olmadığının belirlenmesinde atış veya isabet sayısı son derece önemli bir husus olsa da tek başına belirleyici bir ölçüt olmadığı da aşikardır. Buna göre; failin kimi zaman tek bir atışla ve isabetle öldürmeyi kastetmesi mümkün iken kimi zaman birden fazla atışla birden fazla isabet sağlayarak yaralamayı kastetmesi de mümkündür. Sanıkla katılanın geçmişte birlikte iş yapan ve arkadaş olan, birbirlerini çok iyi tanıyan kişiler olması nedeniyle olaydan üç ay önce birbirlerinin arkasından konuşmaları gibi bir meselenin öldürmeye varacak derecede ağır bir husumete yol açması mümkün görünmemektedir. Olay günü sorunun büyümesinin nedeni, her iki tarafın da alkollü olması ve haklılıklarını ispatlamak amacıyla birbirlerine karşı öfkelenmeleridir. Olay gecesi sanığın katılanı tehditle veya zorla otoparka götürmediği, bilakis katılana bir sorunu varsa konuşmak istediğini belirterek otoparka davet ettiği ortadadır. Buna karşılık hırsına ve öfkesine yenik düşerek otoparka giden katılanın sanıkla karşılaştığı anda küfrederek üzerine yürüdüğü, sanığın ise katılanı engellemeye ve korkutmaya yönelik kendisine yaklaşmaması söyleyerek ilk önce yere doğru ateş ettiği, ancak katılanın sanığa iyice yaklaşarak yüzüne vurması karşısında katılanı ancak yaralarsa durdurabileceğini düşünerek ateşe devam ettiği sabittir. Keza sanığın üzerine küfrederek yürüyen ve silahını almaya çalışıp yüzüne yumruk atan katılanın bu davranışları Özel Dairece de isabetli bulunan Yerel Mahkeme kabulünde haksız tahrik olarak nitelendirilmiştir. Şu halde sanığın, öldürmeye elverişli olduğunda şüphe bulunmayan silahla doğrudan hayati bölgeleri hedef alarak, istediği kadar ateş etme imkanı varken, böyle bir tercihte bulunmayarak aslında kastını doğrudan yaralamaya tevcih ettiğini ortaya koyduğu görülmektedir. Mağdurun ısrarla üzerine gelmesiyle başlayan boğuşma esnasında kullanılan bıçakla yapılan hamlenin de isabet gözetilerek ika edildiği kanıtlanabilmiş değildir. Olay yerinde yapılan incelemede, sanığın silahından ateşlendiği tespit edilen yedi adet boş kovanın yanı sıra bir adet mermi çekirdeği ve iki adet deforme mermi çekirdeği olmak üzere toplamda üç adet mermi çekirdeği de ele geçmiştir. Ancak sanık tarafından yapılan yedi atıştan kaçının katılanın vücuduna isabet ettiği, hangilerinin giriş hangilerinin çıkış deliği olduğu da adli tıp raporları ve ameliyat notuyla net bir biçimde tespit edilmemiştir. Bu nedenle, sanığın katılana yedi ayrı isabet sağladığının her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlandığından bahsedilemeyecektir. Öte yandan, dosyada atış mesafesine dair bir inceleme de yapılmamıştır. Ancak kamera görüntüleri ve tanık beyanları doğrultusunda, atışların tümünün yakın atış mesafesinden yapıldığı kabul edilse dahi isabet nahiyelerinin biri hariç tümünün bel altı bacak bölgeleri olması ve müstakilen öldürücü nitelikte olmaması karşısında; sanığın tüm atışlarında katılanın ölümcül bölgelerini bilerek ve isteyerek hedef aldığından da bahsedilemez. Katılanın sanığın üzerine atlayarak boğuşmaya başlaması da yerden kaldırıldıktan sonra sanığın ateşe devam etmeksizin olay yerini kendiliğinden terk etmesi de sanığın öldürme amacı olmadığını başlı başına ortaya koymaktadır. Keza sanığın olay sırasında kullandığı silahı rızasıyla teslim ettiği anda içinden iki adet dolu fişek çıkması da kastının öldürmeye yönelik olmadığını, eyleminin teşebbüs olarak nitelendirilemeyeceğini doğrulamaktadır. Bu hâliyle, sanığın kastının olayın başından sonuna kadar yaralamaya yönelik olduğu, fakat katılanda meydana gelen ve hayati tehlike arz eden yaralanmadan ötürü neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sorumlu olması gerektiği kabul edilmelidir.", Çoğunluk görüşüne katılmayan diğer altı Ceza Genel Üyesi ise; sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu ve itirazın değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerektiği, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. B. Sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan hükümde teşebbüs nedeniyle belirlenen temel cezanın miktarına dair asıl uyuşmazlık konusu yönünden; 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.11.2024 tarihli ve 65-370 sayılı kararında belirtildiği üzere; TCK’nın "Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nın 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır. 2. Uyuşmazlık Konusuna Dair Hukuki Nitelendirme Meydana geliş şekli ön soruna dair hukuki niteleme başlığında ayrıntılarıyla anlatılan olayda; Sanığın katılana yönelik otoparka girer girmez başlattığı tabancayla ateş etme eylemini, yazıhane önünde kavganın aralanmasına rağmen katılana doğru hedef gözetmeksizin devam ettirmesinin, olay yerinde yedi adet boş kovan bulunması ve katılanın vücudundaki yedi adet ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasından birinin müstakilen öldürücü nitelikte, diğerlerinin ise hayati tehlike arz etmese de basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olmasının sanığın olay anında öldürmeye yönelik kastının yoğunluğunu ve kusurunun ağırlığını gösterdiği, Katılanın isabet aldığı yerlerden sadece birinin müstakilen hayati tehlike doğurmaya elverişli olduğu saptansa da katılanın ameliyat olmasına ve on gün boyunca hastanede yatarak tedavi olmasına sebebiyet vermesi nedeniyle meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre; katılanın yaralanmasının TCK'nın 87/1-d. maddesinde düzenlenen yaşamını tehlikeye sokan bir duruma yol açması ancak TCK'nın 87/1. maddesinde yer alan duyu veya organlarından birinin sürekli olarak zayıflamasına, konuşmasında sürekli zayıflığa veya yüzünde sabit ize neden olmaması TCK'nın 87/2. maddesinde yer alan vücudunda iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık (örneğin; felç geçirmesi) veya bitkisel hayata girmesi, duyu veya organlarından birinin sürekli işlevini (örneğin; işitme, görme kaybı veya üreme yeteneği) yitirmesi veya yüzünün sürekli değişmesine neden olmaması TCK'nın 87/3. maddesinde yer alan yaşam fonksiyonlarını etkileyecek düzeyde bir kemik kırık veya çıkığı gibi sonuçlara sebebiyet verecek durumda da olmayıp katılanın şifa ile taburcu edildiği de gözetildiğinde; Sanık hakkında teşebbüs nedeniyle meydana gelen zarar ve tehlike gözetilerek daha vahim olaylarda uygulama imkânı doğabilecek en üst hadden veya üst sınıra yakın ceza belirlenmesini gerektiren başkaca bir ağır neticenin oluştuğunu gösterir delil de bulunmadığı anlaşılmakla, TCK'nın suç tarihindeki haliyle 35/2. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası yerine 9 ila 15 yıl arasında belirlenmesi gereken ceza miktarının makul düzeyde belirlenmesi gerekirken, Yerel Mahkemece en üst hadden belirlenmesinin isabetli olmadığı, Özel Dairenin bozma ilamının gerekçesinin yerinde olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede karar için yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 26.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede, ön sorun yönünden oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık konusu yönünden oy birliğiyle karar verildi.