Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/357 E. 2025/427 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/357
Karar No
2025/427
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 318-366

I. HUKUKÎ SÜREÇ Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan; sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1-3-e, 87/1-c-d-son cümlesi, 29, 62/1, 53... maddeleri uyarınca 3'er yıl 7'şer ay 15'er gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik, sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'ye yönelik, sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı; TCK'nın 86/1-3-e, 87/1-d-son cümlesi, 29, 62/1, 53... maddeleri uyarınca 3'er yıl 7'şer ay 15'er gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'ın ise tüm mağdurlara yönelik müsnet suçlardan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.2015 tarih ve 50-139 sayı ile kurulan hükümlerin, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.04.2019 tarih ve 4562-2293 sayı ile; "...Sanıkların katılanlara yönelik eylemlerinde kullanılan aletlerin cinsi, hedef alınan vücut bölgeleri, mağdurlarda oluşan yaralanmaların nitelik ve ağırlığı dikkate alındığında, sanıkların ortaya çıkan kasıtlarının öldürmeye yönelik olduğu ve bu itibarla kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde kasten yaralama suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmek suretiyle eksik ceza tayini, ...Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik öldürmeye teşebbüs fiillerine suç mahallinde bulunmak, saldırıyı gerçekleştiren diğer sanıkların kararlarını takviye etmek ve suçun icrası sırasında yardımda bulunmak suretiyle katkıda bulunan sanıklar ..., ... ve ...'ın 'yardım eden' sıfatıyla TCK'nin 39. maddesi uyarınca cezalandırılmaları yerine beraatlerine karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına direnen Yerel Mahkemece 15.12.2020 tarih ve 318-366 sayı ile; sanıklar ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... yönünden "...Sanıklar hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan dava açılmışsa da, taraflar arasındaki önceye dayalı husumetin öldürmeyi gerektirir bir boyutta olmadığı, taraflar arasındaki kavganın ani gelişmesi, olayda kullanılan aletlerin mutlak olarak öldürmeye elverişli olmaması, mağdurlardaki darbe sayısı ve şiddeti, faillerin fiillerine kendiliklerinden son vermeleri dikkate alındığında, fiillerin öldürmeye yönelik olmayıp, yaralamaya yönelik olduğu" sanıklar ... ve ... yönünden ise "...İştirak iradesiyle hareket ettikleri hususunun ortaya konulamadığı kanaatine varılmış bu nedenle de her bir sanığın tespit edilen eyleminden cezalandırılması yoluna gidilmiş, atılı suça iştiraki tespit edilemeyen sanıkların da beraatine karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ...'ın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan bozma öncesi hükümlerdeki hesaplamadan kaynaklanan maddi hatanın düzeltilmesi suretiyle mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ve ...'ın ise isnat edilen teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan beraatlerine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2022 tarihli ve 29567 sayılı "onama-bozma" istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.06.2022 tarih ve 3734-5005 sayı ile direnme gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında bozma üzerine kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanık ... hakkında mağdur ...’e yönelik eylemi nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar ise itirazın reddi suretiyle Özel Daire incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme; sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik, sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik, sanıklar ... ... ve ...'ın mağdur ...'ye yönelik, sanıklar ... ve ...'ın mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sanıklar ... ve ... hakkında mağdurların tümüne yönelik eylemleri nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık, mağdur ...’e yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ...’ın; mağdur ...’ye yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ...’ın; mağdur ...’ye yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ...’ın; mağdur ...’e yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ...’ın; neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mı yoksa teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştirakten mi sorumlu olduklarının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle; 1- UYAP sisteminde yapılan araştırmada direnme kararından sonra, 28.05.2024 tarihinde öldüğü anlaşılan sanık ... hakkında düşme kararı verilmesi gerekip gerekmediği, 2- Direnme kararına konu beraat hükümlerini vekâlet ücretine hasren temyiz eden sanıklar ... ve ... hakkında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmiştir. III. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER İncelenen dosya kapsamından; 11.06.2011 tarihli genel adli muayene raporlarında; mağdur ...'ün kafasında üst dudağı, sol yanağı ve sol alın bölgesinden, gövdede ön göbek altından batına ... ve kolon yaralanmasına yol açacak şekilde, sol kaburga altından cilt cilt altı seyirle birden fazla kesici delici aletle, sırtta sol omuz ortadan künt cisim havalesiyle yaralanığının, acil ameliyata alındığının ve hayati tehlikesinin olduğunun; mağdur ...'ün sağ yanağından tam kat laserasyona yol açacak şekilde aldığı kesici delici alet yaralanmasının hayati tehlike arz etmediğinin ancak basit tıbbi müdahaleyle de giderilemeyeceğinin; mağdur ...'ün gövde önde batın göbek altı yağ dokusu üzerinden aldığı kesici delici alet yaralanması nedeniyle acil ameliyata alındığının ve hayati tehlikesinin olduğunun; mağdur ...'ün sol kalça üstünden aldığı kesici delici alet yaralanmasının hayati tehlikeye yol açmadığının, ancak gövdede sağ yan kadrandan aldığı ve kolon delinmesine yol açan birden fazla kesici delici alet yaralanmasının hayati tehlike arz ettiğinin belirtildiği, 29.06.2011 tarihli genel adli muayene raporlarında; sanık ...'ın trafik kazası şikayetiyle geldiği acil serviste sol frontal bölgede üç cmlik cilt kesisi, alın sol tarafta bir cmlik yüzeysel kesi tanısıyla ayakta tedavi edildiğinin ve yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğunun; sanık ...'ın darp şikayetiyle geldiği acil serviste kafada frontopariyetal ve tempopariyetal bölgelerde dört ve iki cmlik kesiye yol açan kesici delici alet yaralanmasıyla, ayrıca sol frontal bölge ve orta parmakta yüzeysel kesi tanısıyla yatarak tedavi olup çıktığının ve yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğunun yazılı olduğu, 12.03.2012 tarihli adli tıp kurumu raporunda; mağdur ...'ün yüzündeki ve mağdur ...'ün sağ yanak, dudak ve sol yanakta meydana gelen kesici delici alet yaralanmalarının ilk bakışta dikkat çekmekle yüzde (çehrede) sabit iz niteliğinde olduğu tespitine yer verildiği, Mağdurların soruşturma ve kovuşturma aşamasında bozma ilamına kadar geçen süreçte; ilk olarak ... ve ... ailesi fertlerinin sopalı ve bıçaklı kavgayı başlattığını, sanıkların tümünün kendi aile fertlerini öldüresiye dövdüklerini, mağdur ...'in sanıklar ... ve ... tarafından bıçakladığını, mağdur ...'in sanıklar ... ve ... tarafından bıçakladığını, mağdur ...'nin sanıklar ... ve ...'nin kendisine çivili sopayla vurduğunu, mağdur ...'nin sanıklar ... ve ... tarafından bıçakla yaraladığını ve şikayetçi olduklarını, bozma ilamı üzerine verdikleri yazılı ve sözlü beyanlarında ise; gece vakti olduğundan olayın nasıl gerçekleştiğini hatırlamadıklarını, kimin kime vurduğunu görmediklerini, olay sonrasında tarafların barıştığını, kimseden şikayetçi olmadıklarını ifade ettikleri, Sanıkların aşamalarda; meydana gelen kavga olayı nedeniyle ... ailesinin sorumlu olduğunu, kimin kime vurduğunu görmediklerini, karşı taraftaki yaralanmaların kendilerine yapılan taşlı sopalı saldırıya karşılık verdikleri sırada meydana gelmiş olabileceğini, ancak kendilerinin de yaralandığını, ellerinde sopa veya bıçak olmadığını, sanıklar ... ve ...'ın kavga sırasında olay yerinde dahi olmadığını savundukları, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden elde edilen güncel nüfus kaydına göre sanık ...’ın direnmeye konu mahkûmiyet hükmünden sonra, 28.05.2024 tarihinde öldüğü, Anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında ölüm nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekip gerekmediğine dair ön sorun yönünden; 1. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna Dair Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 440-333 sayılı, 12.02.2025 tarihli ve 46-69 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda,Yüksek Genel Kurulun "ahvali şahsiyenin tespitinde ancak nüfus kayıtlarının esas olabileceği" (CGK'nın 16.06.1952 tarihli ve 98/88 sayılı kararı) yönündeki kabulü ve nüfus kütüğünün delil niteliği gözetilerek; a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin, b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, c. Davanın düşmesine hükmolunması, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin ortadan kaldırılması ya da müsadere yönünden olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiği durumlarda mahallinde gerekli araştırma yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesinin zorunlu olduğunun, Kabulü gerekir. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde sanığın Yerel Mahkemece direnme kararı verilip Özel Dairece direnme kararının yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinden sonra ve fakat Ceza Genel Kurulunca incelenmesinden önce, 28.05.2024 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması karşısında; olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları da gözetilerek; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesi gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin sanık ... hakkındaki direnme kararına konu hükmünün bozulmasına ve sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir. B. Beraat eden ve direnme kararını sadece vekalet ücretine hasren temyiz eden sanıklar ... ve ... hakkında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine dair ön sorun yönünden; 1. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna Dair Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli 119-6 23... -631 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Kanuni düzenlemeler ve içtihadı birleştirme kararı ışığında, hükmün tamamlayıcı parçası olan yargılama giderlerinin hüküm ve kararlarda gösterilmesi, giderlerin kim tarafından karşılanacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece yargılama giderleri içerisinde bulunan avukatlık ücretleri de kararda gösterilmeli ve ücretlerin hangi tarafça karşılanacağı belirtilmelidir. Aksine bir uygulama CMK'nın 324. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Nitekim YCGK'nın 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin kanuni dayanağı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'dur. Anılan Kanun'un 169. maddesinde yer alan "karşı tarafa yükletilme" kuralının ceza muhakemesi bakımından kanuni dayanağı ise CMK'nın 324. maddesi olup bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen; "tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri" ifadesi ile CMK'da yargılama gideri olarak kabulen edilen avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre ödeneceği kabul edilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekâlet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir. Nitekim YCGK'nın 16.10.1978 tarihli ve 324-350 sayılı, 12.11.1979 tarihli ve 299-477 sayılı, 26.01.1981 tarihli ve 439-9 sayılı, 14.03.2019 tarihli ve 6-214 sayılı kararlarında da bu sonuca varılmıştır. Dolayısıyla aynı dava dosyasında iştirak hâlinde işledikleri aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi hâlinde sanıklar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Sanıklar ... ve ...'ın yargılama aşamasında aynı vekilin hukuki yardımından faydalandıkları, sanıklar hakkında açılan kamu davasında vekâlet ücretine hükmedilmeden Yerel Mahkemece kurulan beraat hükümlerinin, sanıklar müdafii tarafından vekâlet ücreti yönünden lehe, o tarihte katılanlar vekili tarafından suçun sübutu yönünden aleyhe temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece adı geçen sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinin, sanıklar ... ve ...'ın diğer sanıkların eylemine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiklerinden bahisle TCK'nın 39. maddesi uyarınca mahkûmiyetleri gerekirken beraatlerine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, bozmaya direnen Yerel Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında yeniden vekâlet ücretine hükmedilmeksizin kurulan direnmeye konu beraat hükümlerinin ise bu sefer yalnızca adı geçen sanıklar vekili tarafından hükmün fer’isi niteliğinde olan vekâlet ücretine hasren temyiz edildiği, sanıklar aleyhine eylemin sübutu, iştirak hâlinde işlenip işlenmediği veya suçun nitelendirilmesi bakımından bir temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşılmakla, Kendisini vekille temsil eden, bozma kararı sonrasında da beraat eden ve direnmeye konu hükmü sadece vekâlet ücretine hasren temyiz eden adı geçen sanıklar hakkında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Ancak gelinen aşamada, sanıklar lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin kapsamı ve miktarının, Ceza Genel Kurulunun yukarıda bahsi geçen emsal kararları ile Özel Daire uygulamaları da gözetilerek Özel Dairece takdir ve tayin edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu beraat hükmünün sadece vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmesi nedeniyle ön sorun konusu edilen hükmün fer'isi niteliğindeki uygulama hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. C. Sanıklar ..., ..., ... ile ..., ... ve ...'ın mağdurlar ..., ..., ... ve ...'e yönelik eylemlerinin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu mu yoksa teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştiraki mi oluşturduğuna dair asıl uyuşmazlık konusu yönünden; 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna Dair Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli ve 228-419 sayılı, 05.02.2025 tarihli ve 613-43 sayılı, 17.09.2025 tarihli ve 23-333 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Bir eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Nihayet, birden fazla mağdurun bulunduğu olaylarda, aksi kesin olarak ortaya konulmadıkça kastın bölünmezliği ilkesi de gözetilmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. 2. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme 10.06.2011 tarihinde ... ailesinden küçük yaştaki ... ...’ün kızı olan ...’nun, sanıklardan ...’ın oğlu ... ...’a kendi rızasıyla kaçtığı, ... ailesinin kızın yaşının küçük olması nedeniyle bu durumu kabul etmeyerek onu ailesine teslim etmek istediği, ancak ... ailesinin buna yanaşmadığı, bunun üzerine ... ailesinin ...’yu emniyete teslim ettiği, iki aile arasında bu nedenle ortaya çıkan anlaşmazlığın sona erdirilmesi için olay gecesi saat 01.00 sıralarında dava dışı tanık ... ... ile sanık ...’ın birlikte ... ailesinin evine ara bulucu olarak gittikleri, konuşma sırasında dışarıdan gelen bağrışma üzerine evdekilerin dışarı çıktığı, her iki aileye mensup kişilerin önce ... ailesinin evinin avlusunda, sonra da ... ailesinin aynı sokağa arkadan bakan evlerinin yakınında birbiriyle taşlı, sopalı ve bıçaklı şekilde giriştikleri, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespit edilemediği ve polisin gelmesiyle sona eren kavgada yaralananların hastaneye götürüldüğü, olay yerinde kime ait oldukları ve kim tarafından kullanıldığı saptanamayan çivili tahta sopaların ele geçirildiği, dosyada mevcut kati raporlara göre incelemeye konu mağdurlar ..., ... ve ...'nin hayati tehlike arz edecek şekilde, mağdurlar ... ve ...'in yüzde sabit iz kalacak şekilde, sanıklar ... ve ...'nin ise basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralandıkları olayda; Sanıklar ve mağdurların kız kaçırma hadisesine doğrudan taraf olmamaları, akrabalarıyla birlikte konuşarak uzlaşmak amacıyla bir araya geldikleri akşam saatlerinde sokaktan gelen gürültü üzerine dışarı çıkmalarıyla birlikte her iki aile mensuplarının karşılıklı taşlı, sopalı ve bıçaklı bir kavgaya girişmeleri, olay öncesinde sanıkların mağdurlara yönelik ayrı ayrı öldürmeye varacak derecede husumet beslediklerinin ve mağdurları öldürme hususunda ortak bir karar aldıklarının saptanamaması, tanık anlatımlarından kavga sırasında kimin kime vurduğunun kesin bir şekilde ortaya konulamaması, ancak ... ve ... ailesinden kişilerin uzlaşma görüşmesinin yapıldığı ... ailesinin evinin avlusuna kadar girdiklerinin görülmesi, kalabalık iki grubun kavgası sırasında sanıkların önüne gelen mağdurların hayati bölgelerini ayrı ayrı hedef alarak hareket ettiklerinin kanıtlanamaması, öte yandan soruşturma aşamasında mağdur ...'in kendisini sanıklar ... ve ...'nin birlikte bıçakladığını gördüğünü, mağdur ...'in sanıklar ... ve ...ün kendisini bıçakladığını, mağdur ...'nin sanıklar ... ve ...'nin kendisine çivili sopayla vurduğunu, mağdur ...'nin sanıklar ... ve ...ün kendisini bıçakla yaraladığını ifade etmeleri, son olarak aynı tarafta yer alan ..., ... ve ... ailelerinin diğer fertleri ile sanıklar ... ve ...'nin de kavga sırasında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olmaları karşısında; Barışma görüşmesi sırasında aniden geliştiği anlaşılan ve her iki taraftan da yaralıların olduğu kavga sırasında, kullanılan çivili sopa veya bıçak benzeri kesici delici aletler her ne kadar öldürmeye elverişli olarak kabul edilmiş ve mağdur ... dışındaki diğer mağdurlarda meydana gelen yaralanmalar hayati tehlike doğuracak derecede ağır sonuçlara yol açmış ise de; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...ün mağdurlar ..., ..., ... ve ...'ye yönelik eylemlerini, tümünü öldürmeyi kastederek başlattıklarının, eylemlerini her birinin hayati bölgesini hedef alarak ve iştirak iradesiyle devam ettirdiklerinin, ancak engel bir nedenle tamamlayamadıklarının, dolayısıyla eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna müşterek fail sıfatıyla iştiraki oluşturduğunun ispatlanamadığı; aksine ayrı ayrı ikili üçlü gruplar hâlinde gerçekleşen kavganın değişik yerlerinde, sanıklar ... ve ...'nin mağdur ...'e yönelik, sanıklar ... ve ...'nin mağdur ...'ye yönelik, sanıklar ... ve ...ün mağdur ...'ye yönelik, sanık ...'ün mağdur ...'e yönelik yaralama kastıyla hareket ettiklerinin mağdurların beyanlarıyla da sabit olduğu, bu nedenle sanıkların eylemlerinin her bir mağdura karşı yan yana işlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin gerekçesinin suçun vasıflandırılması yönünden isabetli olduğuna ve diğer uygulamaların denetlenmesi amacıyla dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin isabetli olmadığı, Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin isabetli olmadığı, Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; mağdur ...'e yönelik eylemleri nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin isabetli olmadığı, Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle sanık ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün isabetli olmadığı, Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2020 tarihli ve 318-366 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinden; a- Sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükmün, güncel nüfus kayıt örneğinde direnme kararından sonra 28.05.2024 tarihinde öldüğü bilgisine ulaşılan sanığın ölümü nedeniyle BOZULMASINA, ancak yargılamayı gerektirmeyen bu hususta sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, b- Sanıklar ..., ... ve ... ile ..., ... ve ... hakkında, mağdurlar ..., ..., ... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan hükümlerin gerekçesinin suçun nitelendirilmesi itibarıyla İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, sanıklar ..., ... ve ... ile ..., ... ve ... hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerindeki uygulamaların denetlenmesi, beraatine karar verilen sanıklar ... ve ... hakkında ise hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin kapsamı ve miktarı yönünden bir karar verilmesi amacıyla Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihli müzakerede, ön sorun konuları yönünden oy birliğiyle, asıl uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/357, K. 2025/427, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2022-357-e-2025-427-k-50c73983c187