Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/46 E. 2025/69 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2021/46
- Karar No
- 2025/69
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan)14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 6-17 I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk ...'ün mağdur ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/3 ve 31/2 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-b-f, 109/5 ve 31/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis; suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-b-f, 109/5 ve 31/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis, suça sürüklenen çocuk ...'in mağdur ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/3 ve 31/2 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-b-f, 109/5 ve 31/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis; cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İnebolu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.03.2015 tarihli ve 45-31 sayılı hükümlerin, suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından temyiz edilmesi dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 10.12.2015 tarih ve 5597-11547 sayı ve ile; "... Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve mağdur ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Mağdur ...'in beyanlarında suça sürüklenen çocuğun kendisini cebir, tehdit veya hile ile alıkoyduğuna dair bir anlatımının bulunmaması, ...'in kendisini kandırarak evine götürdüğü şeklindeki savcılık beyanı, mağdur ...'ın aşamalardaki çelişkili beyanları, suça sürüklenen çocuğun suçlamayı kabul etmediğine yönelik savunması, ve tüm dosya içeriği karşısında, suça sürüklenen çocuğun atılı suçları işlediğine ve ...'in eylemine katıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Atılı suçu birden fazla kişiyle birlikte işlediği hususunda yeterli delil bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 103/2. maddesine göre tayin edilen cezanın koşulları oluşmadığı halde aynı Kanunun 103/3. maddesi uyarınca arttırılması suretiyle fazla ceza tayini, Mağdur ile suça sürüklenen çocuğun ailelerinin sık sık görüşmeleri, mağdurun da çok defa suça sürüklenen çocuğun evine gitmesi ve tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini cebir, tehdit veya hile ile işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan hüküm kurulduğu sırada temel cezanın TCK'nın 109/1. maddesi gereğince belirlenmesi yerine, yazılı şekilde 109/2. maddesinin tatbiki neticesinde fazla ceza tayini," isabetsizliklerinden bozulmasına, Yerel Mahkeme ise 10.03.2016 tarih ve 6-17 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi suça sürüklenen çocukların mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2016 tarihli ve 175387 sayılı ile 16.01.2019 tarihli ve 2765 sayılı bozma-onama istekli tebliğnameleriyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.01.2021 tarih ve 1257-155 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilecektir. II. UYUŞMAZLIK KONUSU, KAPSAMI VE ÖN SORUN Yerel Mahkemece suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak, mağdur ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli istismarı suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz istemi Özel Dairece temyiz isteminin reddine karar verilmek suretiyle, suça sürüklenen çocuk ...’in mağdur ...’a yönelik cinsel taciz suçundan verilen düşme kararı ile mağdur ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ... ...’a yönelik kişiyi hürriyetindne yoksun kılma ile mağdur ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda TCK’nın 103/3. maddesinin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda TCK’nın 109/2. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, direnme kararından sonra 26.08.2021 tarihinde öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında sanık hakkındaki kamu davasında TCK'nın 64 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerekip gerekmediğinin, suça sürüklenen çocuk ...’in mağdur ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile mağdur ...’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi gereğince öncelikle 11.08.2014 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının bulunmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, suça sürüklenen çocuk ...'ün direnme kararından sonra 26.08.2021 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı, UYAP kayıtlarından yapılan sorgulamada; suça sürüklenen çocuğun İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 66-37 sayılı kararında maktul olarak yer aldığı, Yerel Mahkemece 26.08.1996 doğumlu suça sürüklenen çocuk ..., 01.10.1997 doğumlu suça sürüklenen çocuk ..., mağdurlar ..., ..., inceleme dışı mağdur ... ile şikayetçiler ..., ..., ... ve tanık ...'ün dinlendiği 11.08.2014 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının hazır bulunmadığı, 19.11.14 tarihinde yapılan duruşmada kurulan ara karar gereğince 21.11.2014 tarihinde 11.08.2014 tarihli duruşma zaptıyla ilgili Cumhuriyet savcısına görüldü işleminin yaptırıldığı, Suça sürüklenen çocukların 25.09.2014 tarihli, 19.11.2014 tarihli duruşmalara katıldıkları, 15.01.2015 tarihli duruşmada SEGBİS sistemiyle hazır edildikleri, suça sürüklenen çocuk ...'ün 12.03.2015 tarihli duruşmada SEGBİS sistemiyle hazır bulunduğu ve aynı celsede tanık ...'nin dinlendiği, ve 26.03.2015 tarihli karar duruşmasında suça sürüklenen çocukların hazır bulundukları ve 11.08.2014 tarihli duruşmadan sonraki tarihli duruşmalara Cumhuriyet savcısının katıldığı, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Suça sürüklenen çocuğun, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, direnme kararından sonra 26.08.2021 tarihinde öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, hakkındaki kamu davasında TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerekip gerekmediği 1- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar TCK'nın, "Sanığın ve hükümlünün ölümü" başlıklı 64. maddesi şöyledir; "Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur." Dava veya cezanın düşmesinin etkisi ise aynı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenmiştir. TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının ortadan kalkacağı ancak müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hükmün infaz olunacağı belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar bağlanmıştır. Bu nedenledir ki, hükümden sonra ve fakat hüküm kesinleşmeden kanun yolu safhasında sanığın ölmesi hâlinde hükmün kesinleşmesinin önlenmesi gerekir. Kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise derece mahkemesince davanın düşmesine karar verilecektir. Ölü şahıs hakkında yargılama yapılamayacağından esas itibarıyla dava, ölüm gününde düşmüş sayılır. Ölüm nedeniyle davanın düşürülmesine dair verilecek karar da nitelik olarak beyani/ihbari bir karardır. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecektir. Sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan, yani üretilmesi, bulundurulması, kullanılması, taşınması ve ticareti suç teşkil eden eşya (TCK madde 54/4) ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmaz. Fakat sanığın ölümünden sonra suç ile ilgili eşyanın (TCK madde 54/1-2) müsaderesine karar verilemez. Görüldüğü gibi suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir. Hükümden sonra ve fakat kanun yolu aşamasında sanığın ölmesi durumunda, Yargıtayın, UYAP ortamından temin edilecek nüfus kayıt örneğine dayanarak kamu davasının düşürülmesine karar vermesinin mümkün olup olmadığı hususunda Yüksek Genel Kurulun tarihî süreç içerisinde farklı uygulamalar ortaya koyduğu söylenmelidir. Şöyle ki; Ceza Genel Kurulu hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda, özellikle müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde genel olarak kamu davasının sanığın ölümü nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir (CGK'nın 21.12.2004 tarihli ve 191-220 sayılı, 03.40.2012 tarihli ve 2011/422 E. - 2012/132 K. sayılı, 07.04.2012 tarihli ve 2011/563 E. - 2012/161 K. sayılı kararları). Fakat Genel Kurulun aynı durumda düşme kararının yerel mahkemece araştırma yapılarak verilmesi gerekçesi ile hükmü bozduğu da görülmektedir (CGK'nın 06.05.2008 tarihli ve 2008/97 E. - 2008/101 K. sayılı, 24.05.2023 tarihli ve 2019/521 E. - 2023/292 K. sayılı kararları). Genel Kurul, düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekiyor ise bu kez kural olarak mahallinde gerekli araştırmanın yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmü bozma temayülü göstermiştir (CGK'nın 13.3.2012 tarihli ve 2011/360 E. - 2012/95 K. sayılı, 30.04.2013 tarihli ve 189-162 sayılı, 05.03.2013 tarihli ve 1560-81 sayılı, 05.03.2013 tarihli ve 131-75 sayılı kararları). Öncelikle CMK'nın 303/1-a maddesi gereğince, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunması gerekirse, Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir. Kanun metni yoruma muhtaç olmayacak sarahatte bulunmakla Yargıtayın ölüm nedeniyle de davanın düşürülmesine karar verebileceğinde kuşku yoktur. Yüksek Kurulun 11.06.1984 tarihli ve 201/220 karar sayılı ilamı ile; doğurduğu sonuçlar itibarıyla "ölüm" vakıasına müstenidat teşkil eden belgenin hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak açıklık ve kesinlikte olması gereğine işaret edildiği müşahede olunmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun "Bildirim Süresi ve Yükümlü Olanlar" başlıklı 31. maddesinde ölüm olayının bildirim süresi ve meydana geldiği yer ile olaya ilişkin koşullara bağlı olarak ölümün kimler tarafından bildirilmesi gerektiği hususlarına yer verilmiştir. Dolayısıyla gerçekleşme biçimine göre otopsi tutanakları, mahkeme kararları, doktor raporları vb. belgelere dayalı olarak ölümün nüfusa tescili sağlanacaktır. 5490 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde adli makamların nüfus kayıt örneklerini doğrudan alma yetkisi olduğu vurgulanmış, "Kimlik Paylaşımı Sisteminin Kullanılması" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında ise İçişleri Bakanlığının merkezî veri tabanında tutulan verileri bu Kanun'da belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kurumlarla paylaşabileceği belirtilerek bu bilgilerin kullanılması düzenleme altına alınmıştır. Keza İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı arasında 26.09.2006 tarihinde imzalanan protokole göre, Uyap'ı kullanan tüm yargı birimlerinin nüfus bilgilerine ulaşabilmesi olanağı sağlanmış olup hâlen Yargıtay dâhil olmak üzere tüm adli makamlardaki yetkili birimler, ilgili kişilerin nüfus kayıtlarına erişebilmektedir. Yargıtay Özel Dairelerince verilen birçok kararda UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kayıt örneklerine dayanılarak eksiklikler temyiz aşamasında tamamlanmakta, bu belgelerin temin edilmiş olması nedeniyle Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulması yoluna gidilmemekte ve bazı durumlarda düşme kararları verilmektedir. Bu bağlamda; UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kayıt örneğine dayanılarak öldüğü anlaşılan sanıklar hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi, dosyada bulunmayan ve suç vasfının belirlenmesi açısından önem taşıyan mağdurlar ile sanıkların nüfus kayıt örneklerinin UYAP'tan çıkartılması nedeniyle bu eksikliğin bozma nedeni yapılmaması sürdürülen bir uygulamadır. Yukarıda zikrolunun mevzuata göre, UYAP sisteminden diğer adli makamların olduğu gibi Yargıtay Dairelerinin de gerek nüfus kayıt bilgilerini gerekse diğer bilgileri çıkartarak kullanmasında ve kararlarına dayanak yapmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, usul ekonomisi de gözetilmek suretiyle yargılamaların süratle sonuçlandırılabilmesi için gerektiğinde temyiz aşamasında UYAP sistemi kullanılarak nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı çıkarılmalı ve inceleme sırasında göz önüne alınmalıdır. Böylece yargılamaların gereksiz yere uzamasının önüne geçilebilecektir. Anayasa'mızın 141 ve AİHS’nin 6. maddeleri de yargılamanın makul sürede ve en az masrafla icra ve tamamlanmasını amirdir. Şu hâle göre; mer'i mevzuat, süregelen uygulamalar ve yapılan açıklamalara istinaden şu sonuçlara ulaşmak mümkündür: Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda,Yüksek Genel Kurulun "ahvali şahsiyenin tespitinde ancak nüfus kayıtlarının esas olabileceği" (CGK'nın 16.06.1952 tarihli ve 98/88 sayılı kararı) yönündeki kabulü ve nüfus kütüğünün delil niteliği gözetilerek; a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin, b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, c. Davanın düşmesine hükmolunması, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin ortadan kaldırılması ya da müsadere yönünden olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiği durumlarda mahallinde gerekli araştırma yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesinin zorunlu olduğunun, Kabulü gerekir. 2. Ön Soruna İlişkin olarak somut olay değerlendirildiğinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde; suça sürüklenen çocuk ...'ün Yerel Mahkemece direnme kararı verilip Özel Dairece direnme kararının yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinden sonra ancak Ceza Genel Kurulunca incelenmesinden önce, 26.08.2021 tarihinde öldüğünün ve ölümün Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2021 tarihli ve 12181 sayılı tespitine istinaden nüfusa tescil edildiğinin, ayrıca İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 66-37 sayılı kararında maktül olarak yer aldığının anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, suça sürüklenen çocuğun ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmadığı görülmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir. B. 11.08.2014 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının bulunmasının gerekip gerekmediği 1- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar CMK'nın "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin birinci fıkrası; "Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır." şeklinde düzenlenmiştir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Mahkemelerin Kuruluşu" başlıklı 25. maddesinde; "(1)Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Mahkemelerin bulunduğu yerlerdeki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilirler. (2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk ağır ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır." hükümlerine yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısı ceza yargılaması diyalektiğinde iddia makamını temsil etmesi itibarıyla temel süjelerden biridir.Cumhuriyet savcısının hükme katılacak hâkimler ile birlikte duruşmada hazır bulunması şarttır.(CMK madde 188/1) Keza, yargılama faaliyetlerine katılmak savcının asli görevlerindendir.(5235 syk madde 17/2,20,22) Cumhuriyet savcısının yokluğunda duruşma yapılması hukuka kesin aykırılık hâli olarak kabul edilmiştir.(CMK madde 289/1-e) 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin 5. fıkrası da benzer şekilde düzenlenmiştir. Fakat kanun vazıının bu temel kuralın istisnalarına da yer verdiği görülmektedir. Nitekim 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Mahkemelerin Kuruluşu" başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası istisnalardan birisini teşkil etmektedir. Zikredilen düzenlemeye göre, çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Bununla birlikte, belli ağırlıktaki suç tipleri ile ilgili yargılamalar bakımından, çocuk mahkemelerinin kuruluş amacına uygun olduğunda kuşku bulunmayan bu istisna hâlin, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen çocuk ağır ceza mahkemeleri için kabul edilmediği görülmektedir. Bu nedenle çocuk ağır ceza mahkemelerinde CMK'nın 188/1. maddesinde öngörülen ana kuralın geçerli olduğunda ve Cumhuriyet savcısının hükme katılacak hâkimler ile birlikte duruşmada hazır bulunması gerektiğinde tereddüt yoktur. Ceza Genel Kurulunun 13.10.2009 tarihli ve 161-232 sayılı kararı da aynı doğrultudadır. Keza Anayasa Mahkemesi de 29.01.2009 tarihli ve 124-13 sayılı kararında; "Yasa'nın 25. maddesine göre, bu mahkemeler tek hakimli olup il merkezleriyle, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilirler. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde bunların birden fazla dairesinin kurulması da mümkündür. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da bir başkan ve yeteri kadar üyeden müteşekkil çocuk ağır ceza mahkemelerinin kuruluşuna dair kurallara yer verilmiştir. Çocuk ağır ceza mahkemelerindeki duruşmalara Cumhuriyet savcısının katılımını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Aynı Kanun'un 17. maddesine göre, yetişkinlerle birlikte suç işleyen çocuklar hakkındaki davaların, zorunlu hallerde yetişkinlerle birlikte genel mahkemelerde görülmesi de mümkün olduğundan, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki ceza davaları bakımından, duruşmalarında Cumhuriyet savcısının bulunamayacağı tek mahkemenin çocuk mahkemesi olduğu..." sonucuna ulaşmıştır. 2. Somut olayda Hukuki Değerlendirme İnebolu Ağır Ceza Mahkemesince (Çocuk ağır ceza mahkemesi sıfatıyla) yapılan yargılamanın 11.08.2014 tarihli, suça sürüklenen çocuk ..., mağdurlar ..., ..., inceleme dışı mağdur ... ile müştekiler ..., ..., ... ve tanık ...'ün dinlenildikleri ve direnme kararına konu mahkûmiyet kararının temelini oluşturan esaslı işlemlerin yapıldığı duruşmasında Cumhuriyet savcısının hazır bulunmamasının, CMK'nın 188/1 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 25/2. maddeleri delaletiyle CMK'nın 289/1-e maddesi kapsamında mutlak hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 6-17 sayılı suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine ilişkin direnme kararına konu hükümlerinin, UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kayıt örneğinde suça sürüklenen çocuğun öldüğü bilgisinin yer alması karşısında, suça sürüklenen çocuğun ölmüş olması nedeniyle BOZULMASINA, Hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak Yerel Mahkemece direnme kararı verilip Özel Dairece direnme kararının yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinden sonra ancak Ceza Genel Kurulunca incelenmesinden önce 26.08.2021 tarihinde öldüğü anlaşılan suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 2- Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mağdur ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin 11.08.2014 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının bulunması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 3- Dosyanın, Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.