Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/389 E. 2024/399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2021/389
- Karar No
- 2024/399
- Karar Tarihi
İtirazname No : 2020/22595 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 93-157 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a delaletiyle 103/2, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2019 tarihli ve 571-512 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 17.01.2020 tarih ve 93-157 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 06.04.2021 tarih, 3386-2764 sayı ve oy çokluğu ile; "Suç tarihi itibarıyla on beş yaşı içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesinin kanuna aykırı olduğu," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; "Sayın daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf cinsel istismar suçunun sübut bulup bulmadığı konusunda toplanmaktadır. Mağdure sanığın baskılarından dolayı olayı önce okul önünde bekleyen polise anlatmıştır. İntikal doğaldır. Mağdure ilk intikalde başından geçenleri tüm çıplaklığı ile anlatmıştır. Anlattıkları dosyada mevcut mesaj içerikleri sanığın arkadaşı olan ...'in beyanları ile de desteklenmektedir. Mağdurenin psikolojisinin etkilenmesi, bunun sonucunda intihara kalkışması ve doktor raporları dikkate alındığında sanığın suçu subut bulmakla kararın onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.05.2021 tarih ve 22595 sayı ile; "...Mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde verdiği ifadenin yer ve zaman bakımından somut bilgiler içerdiği, sanığın gerçekleştirdiği eylemlerin ne şekilde gerçekleştiğinin ayrıntılı olarak anlatıldığı, bu ifadenin güvenilir olduğuna dair uzman görüşlerinin bulunduğu, mağdurenin ifade değiştirmesinden sonra yapılan uzman değerlendirilmesinde sonraki anlatımlarının çelişkili olduğunun belirtildiği ve yönlendirilmiş olduğunun bildirildiği, sanığın çektiği mesajların içerikleri ve bu mesajları göndermesine teknik özellikleri itibariyle yeterli olan dört ayrı telefonunu tanık ... vasıtası ile satması ve sosyal medya hesabı bulunan bir kişinin kullanmayacağı türde bir telefonu kolluğa teslim ettiği ve böylece delil kararttığı ve tanık ...'ın soruşturma aşamasında sanığın mağdureye yönelik şantaj içerikli mesajlarını göndermek için kendisine air sosyal medya hesabını da kullandığına dair anlatımı da nazara alındığında; sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi tehdit ederek ilki basit cinsel istismar olmak üzere sonrasında müteaddit defalar kendi evinde ya da bir ofiste vücuduna hem vajinal hem de anal yoldan organ sokarak istismar ettiğinin sabit olduğu..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 26.10.2021 tarih ve 20482-8645 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin, hakaret suçundan verilen düşme kararı istinaf edilmeksizin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet hükmü ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 05.11.2003 doğumlu mağdure...'in 2018 yılı Mart ayında maruz kaldığını iddia ettiği cinsel istismar eylemi sırasında 14 yaş 3 aylık olduğu; Mağdurenin yaşadığını iddia ettiği olayları öğrenim gördüğü okulun önünde bekleyen görevli polis memuruna 09.11.2018 tarihinde anlatması üzerine okul idaresi ve rehberlik biriminin olaydan haberdar olduğu; aynı gün rehber öğretmenleri tarafından gerçekleştirilen görüşme sonucunda mağdurenin; geçen yıl yaz ayında aynı okulda okuduğu ve evine gittiği sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini ifade ettiğine, mağdurenin duygu durumunun çok iyi olmadığına, endişe ve korku duygularının yoğun olduğuna dair tespitleri ile birlikte durumu kolluk birimine ihbar ettikleri, böylece mağdurenin 14.11.2018 tarihinde kollukça ilk beyanının alınarak soruşturmanın başladığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince mağdure hakkında düzenlenen 14.11.2018 tarihli rapora göre; hymenin annüler yapıda olduğu, saat 3, 6, 7 ve 9 hizalarında eski yırtıklar tespit edildiği, vücuduna bu yolla organ ya da sair bir cisim sokulmuş olduğu, Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre; kimlikte 05.11.2003 doğumlu olduğu belirtilen mağdurenin Kocaeli Devlet Hastanesinde doğum kayıtlarının bulunduğu, görünümünün kimliği ile uyumlu olduğu, fiziksel gelişme geriliğine bağlı bir arızasının saptanmadığı, kesin yaş tespiti açısından hastane kayıtlarının esas alınmasının uygun olduğu, 16.11.2018 tarihinde adli görüşmeci uzman psikiyatr tarafından düzenlenen değerlendirme raporunda, yapılan görüşmede; mağdurenin kendini rahatlıkla ifade ettiği, iletişim kurmakta zorlanmadığının, fiziksel görünümünün, sözel yetilerinin ve bilişsel kapasitesinin yaşıyla uyumlu olduğunun, ön görüşmede ve adli görüşmede olayları anlatırken utandığının, adli görüşmeciyle kurulan güven ilişkisi sonrası yaşadıklarını anlatabildiğinin, konuyla ilgili sorulan sorulara cevap vermekten kaçınmadığının, olayla ilgili soruları cevaplarken yer yer ağlamaklı, gergin ve kaygılı olduğunun, ergenlik döneminde muhakeme yeteneğinin düşük olması, dürtüsel davranışların ve tepkilerin yüksek olmasının riskli davranışlar gösterilmesinde önemli rol oynayan bir faktör olduğunun, muhakeme yetersizliğinden kaynaklı olarak düşüncelerinin ve kararlarının kolaylıkla manipüle edilebileceğinin ve iradesinin etkilenebileceğinin, bu nedenle mağdureye söylenen "Benimle buluşmak zorundasın yoksa hakkında annene babana yalan yanlış şeyler söylerim, okulda adını çıkarırım." şeklindeki sözlerin bu duruma örnek teşkil eden bir ifade olduğunun, ön görüşme ve adli görüşmede verdiği bilgilerin tutarlı, duygulanımının anlattığı olaylarla uyumlu, yaşadıklarından dolayı gergin, kaygılı ve utanmış olduğunun, bu sebeplerle verdiği ifadenin güvenilir olduğunun düşünüldüğünün, yaşadıklarından dolayı çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından psikolojik muayenesinin yapılmasının ve gerekli görüldüğü takdirde psikolojik tedavisinin yürütülmesinin uygun olacağının belirtildiği, Duruşma ve duruşma sonrasında mağdureyle yapılan görüşmeden sonra 08.03.2019 tarihinde psikolog tarafından düzenlenen değerlendirme raporuna göre; yapılan görüşmede; mağdurenin kavrama ve yordama yetisinin ile akademik düzeyinin yaşıyla doğru orantılı olduğu, zihinsel bir aykırılık şüphesinin bulunmadığı, kendisini yeterli düzeyde ifade edebildiği, zihinsel ve bilişsel gelişiminin yaşadıklarını algılama ve ifade etmesi için yeterli olduğu, ancak geçmişte verdiği ifadelerle duruşmada ve kendisi ile yapılan görüşmedeki ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu, örneğin, başlangıçta sanığın elindeki videoları kullanacağını, yayacağını ve bunun gibi herhangi bir tehdit ya da şantajı olmadığını söylediği, bir kaç kez aynı soru üzerinde durulmasından sonra sadece bir kere "Benden bir daha ayrılma, yoksa sonu kötü olur, videoları yayarım!" dediğini ifade ettiğini, görüşme sürecinde benzer şekilde çelişkili ifadelerde bulunması nedeniyle ifadelerinin yönlendirilmiş olabileceği, olaydan kaynaklı hastalık oluşturabilecek bir psikolojik etkilenme içinde olmadığı, Mağdurenin cep telefonuna gönderilen sosyal medya mesaj çıktılarına göre; sanığın kullanmakta olduğunu beyan ettiği ''...'' kullanıcı adlı hesaptan 08.11.2018 tarihinde mağdurenin cep telefonuna ''... yemin ediyorum bak takiplestigin herkese videolarini atarim, mesaja cevap vee, ... ... videolarin paylasilcak, mesajlarima cevap ver, lan a.k or...usu ulan, anani si...m kizim sen, lann ..., Lan amk or...usu ulan ulan kizim okulunu getirme beni, lan a.k kizi hemen mesajima cevap ver...'' şeklinde iletilerin gönderilmiş olduğunun tespit edildiği, Teknik bilirkişi raporuna göre; sanığın yakalandığında kullandığı NCBC marka G3 model cep telefonunun harici uygulama yüklemeyi desteklemediği, hafıza kartı takılmadığı sürece resim, video ve ses kaydı depolama özelliğinin olmadığı, belirtilen telefonda ve mağdurenin cep telefonunda yapılan incelemede soruşturma kapsamında değerlendirilecek bilgi ve belgeye rastlanmadığı, Mağdure tarafından 28.06.2019 tarihinde olay nedeniyle cezaevinde bulunan sanığa gönderilen mektupta; mağdurenin sanıktan af dilediği, olayların bu aşamaya geleceğini tahmin edemediğini ve onu hâlâ sevdiğini ifade ettiği, Anlaşılmaktadır. Mağdure 14.11.2018 tarihinde Çocuk İzlem Merkezinde; ... Endüstri Meslek Lisesi 10. sınıf öğrencisi olduğunu, geçen yıl ... Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nde 9. sınıfı okuduğu sırada aynı okulda 12. sınıfta okuyan sanık ile tanıştığını, Instagram uygulaması üzerinden konuştuklarını, 2018 yılının Mart ayında hatırlamadığı bir gün kendisiyle buluşmak istediğini söyleyen sanığa buluşmak istemediğini söylediğini, bunun üzerine sanığın "Benimle buluşmak zorundasın yoksa hakkında annene babana yalan yanlış şeyler söylerim, okulda adını çıkarırım." dediğini, korktuğu için buluşmayı kabul ettiğini, "... Piknik alanına gideceğiz, önce ben gideceğim sen de okuldan kimse fark etmemesi için benden ayrı bir şekilde arkamdan geleceksin." diyen sanığın istediğini yaptığını, okul çıkışı saat 16.30 sıralarında bahsettiği yere gittiğini, buluşacakları yerin açık alan olması ve cep telefonunun yanında olması nedeniyle kendisine bir şey yapamayacağını, yapmaya kalksa da telefonla hemen birilerini arayabileceğimi düşündüğünü, bir süre parkta oturduktan sonra birden telefonunu elinden alan sanığa, "Ne yapıyorsun telefonu geri ver." dediğinde, "Bir şeye bakıp geri vereceğim." dediğini, tekrar telefonu geri vermesini söylediğinde ise telefonunu cebine koyarak koşturmaya başladığını, o sırada kaçmaya çalıştığını ancak sanığın kendisine tokat attığını, ardından dudağından öptüğünü, üst ve alt özel bölgelerine kıyafetlerinin üzerinden dokunmaya başladığını, ağlamaya başladığını görünce de kendisini parkın ıssız olan kısmına götürdüğünü, burada da aynı şeyleri tekrarladığını, zorla cinsel organına dokundurduğunu, dediklerini yapmak zorunda kaldığını, yapmadığı takdirde öldüreceğini düşündüğünü, kendisiyle işi bitince "Seni durağa bırakayım." dediğini, telefonunu durakta geri verdiğini, korkusundan kimseye bir şey anlatamadığını, bu olaydan üç dört gün sonra Whatsapp ve Instagram uygulamalarından mesaj yoluyla "Okuldan kaçıp bize geleceksin gelmezsen annene babana ve herkese olanları anlatırım, bunu yapabileceğimi biliyorsun." dediğini, yine korktuğu için evine gittiğini, evlerine girdiğinde karşıda mutfak, onun yanında oturma odası, mutfağın diğer tarafında büyük bir dolap, dolabın yanında sanığın yatak odası, onun yanında da ailesinin yatak odası olduğunu, yatak odasının yanında banyo ve tuvalet bulunduğunu, ortadaki uzun koridorun karşısında bir boy aynası olduğunu, odaların hepsinin koridora açıldığını, sanığın yatak odasında balkona açılan kapının ön tarafında tek kişilik bazalı bir yatak, bu yatağın sağ çaprazında koyu kahverengi bir dolap, sol çaprazında da üstünde lacivert bir battaniye divan bulunduğunu, eve girdiğinde sanığın kapıyı kilitlediğini ve kendisine "Üstünü çıkart." dediğini, dediklerini yaptığını, sanığın kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, bu olayların evin oturma odası kısmında balkonun önünde bulunan üçlü koltuğun üzerinde gerçekleştiğini, sanığa yapmaması için yalvardığını, ancak sanığın tekme ve tokat atarak vurduğunu, bu nedenle yaralandığını, yaşadıklarından dolayı psikolojisinin çok bozulduğunu, eve döndüğünde annesine bir şey anlatmadığını, annesinin bir şeyler olduğunu anladığını ancak çok üzüleceklerini bildiği için ailesine hiçbir şey anlatamadığını, vücudundaki morlukların bir yerlere vurarak oluştuğunu söylediğini, olaydan yaklaşık iki hafta sonra hastaneye gittiğini ve bu durumu Instagram'dan paylaştığında cep telefonundan kendisini arayan sanık ile ortak arkadaşları olan tanık ...'ın hastaneye neden gittiğini sorduklarını, daha sonra telefonu tanık ...'dan alan sanığın kendisine "İnşallah geberirsin." dediğini, sanığın bir psikopat olduğunu, işini görene kadar iyi sonrasında kötü olduğunu, akabinde sanığı tüm uygulamalardan engellediğini, okulda herkesin içinde kendisine "Engeli kaldır." diye bağırdığını, başka hesaplardan ulaşarak arkadaşlarına tüm olanları anlatacağını ve Whatshapp konuşmalarını yayacağını söylediğini, bunun üzerine engeli kaldırdığını, sanığın Mayıs ayında da iki kere aynı şekilde eve çağırdığını, tehdit ettiği için evine gitmek zorunda kaldığını, yine oturma odasında şiddet uygulayarak zorla cinsel ilişkiye girdiğini, daha sonra bir süre peşini bıraktığı için kurtulduğunu zannettiğini ancak Temmuz ayında Whatshapp uygulamasından mesaj göndererek "Hiç aramıyorsun sormuyorsun." dediğini, "Neden seni arayayım ki?" dediğinde "Aramızda o kadar şey oldu." diye cevap verdiğini, bunun üzerine "Sen herşeyi tek taraflı yaşadın, bana bunları zorla yaptın!" dediğini, sanığın da "Bundan sonra hep olacak, banyoda üstünü çıkarıp bana video atacaksın!" dediğini, kabul etmeyince "Annenin babanı telefonun hemen bulup onları ararım!" şeklinde sözler söylediğini, bunun üzerine kabul ederek yüzünün görünmediği şekilde çıplak video attığını, sanığın "Yüzün de görünecek!" demesi üzerine yüzünün göründüğü şekilde de video atmak zorunda kaldığını, sonraki günlerde de tekrar aynı şekilde videolar istemeye devam ettiğini, bu sefer elindeki bu videoları yaymakla tehdit etmeye başladığını, bu tehditler sonucu Temmuz ayında üç kez daha sanığın evinde onunla zorla cinsel ilişkiye girdiğini, Ağustos ayında da Kayseri'de halasında olduğu sırada video atmasını istediğini, mecburen gönderdiğini, bu şekilde yaklaşık on kez video attığını, Kayseri'den döndüğünü bir süre sanığa söylemediğini ancak öğrendiğinde "Eceline mi susadın hemen yanıma geleceksin!" dediğini, yine yanına gitmek zorunda kaldığını, Eylül ayında da bu şekilde çağırmaya devam ettiğini, evi müsait olmadığında babası ile birlikte araç kiralama işi yaptıkları ... Ağadere'de bulunan ofise götürdüğünü, bu ofisin içerisinde sürgülü bir dolap olduğunu, bu dolabın kapağı açıldığında arkasında gizli bir oda bulunduğunu, bu ofiste de kendisiyle zorla bir kaç kez cinsel ilişkiye girdiğini, bu ofisi ve evi polise gösterebileceğini, en son Eylül ayının sonlarına doğru zorla ilişkiye girdiğini, sanığın Instagram uygulaması üzerinden attığı tehdit mesajlarının durduğunu, ancak Whatshapp uygulaması üzerinden gönderdiği mesajları sildiğini çünkü telefonunu babasına verdiğini, sanığın kendisine ulaşmaması için tuşlu telefon kullanmaya başladığını, diğer uygulamalardan da engellediğini, bir süre kurtulduğunu sandığını ancak 08 Kasım Perşembe günü ya da Cuma günü mesajlar göndermeye başladığını, Instagram'dan "Cevap ver lan.", "Mesajıma hemen cevap ver, or...u, beni okulun önüne getirtme, ananı s...yim'' gibi sözler yazdığını, bu mesajları tanık ...'a ait olan hesaptan yazdığını, ayrıca sanığın "Kaşar...." diye bir hesap açtığını, "... bana da versene, yoksa bütün videoların yayılacak." şeklinde yazılar yazdığını, bu nedenle kendini bir çok kez öldürmek istediğini, hap içmesi neticesinde hastaneye kaldırıldığını, sanıkla hiçbir zaman sevgili olmadıklarını, aralarında olanları kimseye anlatmadığını, bir kez tanık ...'ın evine sanıkla birlikte gittiğini, sanıktan davacı ve şikâyetçi olduğunu, Duruşmadan önce 28.12.2018 tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçede ve 27.02.2019 tarihli oturumda; beyanlarının bir kısmının gerçeği yansıtmadığını, verdiği ifade neticesinde sanığın tutuklanması nedeniyle tekrar ifade vermesi gerektiğini düşündüğünü, sanık ile arkadaş olduğunu, ancak aralarında cinsel bir ilişki olmadığını, birbirlerinden hoşlandıkları için sanığa rızası ile bir takım videolar gönderdiğini, sanığın kendisine yönelik cinsel eylemlerde bulunmadığını, bu yöndeki iddialarının asılsız olduğunu, ayrılmak istediğini söylemesi üzerine sanığın ayrılmak istemediği için kendisini gönderdiği videoları yaymakla tehdit ettiğini, gönderdiği videoların başta birisinin eline geçmesi ve ailesinin durumdan haberdar olması hâlinde zor durumda kalacağını düşünerek işin içinden çıkamadığından ve şikâyetçi olursa sanığın kendisini bırakacağını düşündüğü için bu yönde beyanlarda bulunduğunu, sanığa yaşının 16 olduğunu söylediğini, sonradan sanığın ailesinin onu istemediği biriyle nişanladığını, sanığında kendisiyle arasını düzelterek bu durumdan kurtulmak için bu şekilde davrandığını öğrendiğini, kızgınlık ve korkuyla ifade verdiğini, sanığın evine ve çalıştığı ofise gittiğini, ancak burada herhangi bir cinsel tacizinin ve saldırısının olmadığını, sanığın ve tanık ...'ın Instagram şifrelerini bildiğini, delil elde etmek için bahsi geçen mesajları da kendisinin yazdığını, Mağdure ... kollukta; mağdurenin annesi olduğunu, olayı okuldan öğrendiğini, yaklaşık bir yıl önce kızının sanık ile takipleştiğini görerek onu uyardığını, daha sonra sanıkla arkadaşlığını duymadığını, Mahkemede; mağdurenin ifadesi alındıktan sonra sanığın ayrılmamak için kendisini tehdit ettiğini, bu tehditlerden kurtulmak amacıyla sanık hakkında suçlamada bulunduğunu, sanıkla cinsel ilişkisinin olmadığını söylediğini, Tanık ... 15.11.2018 tarihinde kollukta; arkadaşı olan sanık ile mağdurenin Instagram uygulaması üzerinden görüşerek arkadaş olduklarını, sanığın kendisine mağdure ile arasındaki ilişkiden bahsettiğini ve onunla öpüşüp koklaştığını söylediğini, yaklaşık iki hafta kadar önce sanığın kullandığı üç adet cep telefonunu onun isteği üzerine Yenikent ... İş Merkezinde bulunan ismini hatırlamadığı bir telefoncuya 250 TL karşılığında sattığını ve parayı sanığa verdiğini, Instagram'dan engellenmesi nedeniyle mağdure ile görüşemeyen sanığın yaklaşık bir hafta önce kendisine ait olan Instagram hesabından mağdureye "Engeli kaldır yoksa adını O...PU'ya çıkarırım ben de videoların var herkese yayarım." şeklinde mesaj attığını, sanığa videoların ne olduğunu sorduğunda sanığın "... ile takıldığıma ait olan videolar." şeklinde cevap verdiğini, sanığın mağdureyi tehdit ettiğini ve elindeki videolar nedeniyle onu korkuttuğunu gönderdiği mesajlar nedeniyle bildiğini, aralarında cinsel bir ilişki bulunup bulunmadığını bilmediğini, Mahkemede farklı olarak; sanık ile mağdure arasında cinsel ilişki olmadığını, soruşturma evresinde ifade verirken polislerin bu olaya kendisinin de karıştığını söylemeleri üzerine sanığın kendi Instagram hesabı üzerinden mağdureye mesaj attığını, onu tehdit ettiğini söylediğini, Instagram şifresini mağdurenin de bildiğini, daha sonra mağdurenin mesajları bizzat kendisinin attığını söylediğini, Tanık ...; cep telefonu tamir ve aksesuar satışı yaptığını, tanık ...'ın yaklaşık üç hafta kadar önce dükkânına hurda olarak getirdiği dört adet telefonu 250 TL karşılığında aldığını, telefonların hurda ve kullanılmaz durumda olduklarını, telefonların içinden işine yarayacak parçaları aldıktan sonra diğer parçaları çöpe attığını, Beyan etmişlerdir. Sanık 15.11.2018 tarihinde kollukta; yaklaşık 8 ay kadar önce ... Mesleki Teknik Anadolu Lisesinde 12. sınıf öğrencisi iken 9. sınıf öğrencisi olan mağdureyle tanıştığını, Instagram uygulaması üzerinden konuştuklarını, Mart ayında buluşmak istediğini söylemesi üzerine mağdureyle... Piknik alanında görüşüp sohbet ettiklerini, mağdurenin tanıdığı kişilerin de orada bulunduğunu, aralarında herhangi bir ilişki olmadığını, bu olaydan bir hafta kadar sonra yine buluşmak istediğini söylediğini, evde olduğunu söylemesi üzerine evine gelen mağdurenin burada kendisine eski sevgilisi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini ve yine başka kişiler ile de cinsel ilişkiye girdiğini anlattığını, hatta bu kişilere çıplak videolar attığını da söylediğini, mağdureye bir daha böyle şeyler yapmamasını söyleyerek akıl verdiğini, Instagram hesabının şifresini mağdurenin bildiğini, atıldığı iddia edilen mesajları da mağdurenin daha önce yaşamış olduğu cinsel münasebetleri ailesine ve çevresine anlatamayacağından dolayı suçu kendisine atmak için kendisinin gönderdiğini düşündüğünü, yaklaşık iki aydır NCBC marka mavi renkli tuşlu telefonu kullandığını, iki üç hafta önce kendisine ait olan ve kullanmış olduğu dört ayrı cep telefonunu arkadaşı tanık ...'a satması için verdiğini, onun da telefonları 250 TL'ye sattığını, tanık ...'ın Instagram hesabından da mağdureye mesaj atmadığını, tehdit ve şantajla evine çağırmadığını, cinsel ilişkiye girmediğini, 16.11.2018 tarihinde savcılıkta; tanıştıklarında mağdurenin kendisine 16 yaşında olduğunu söylediğini, tanık ...'a satılması için verdiği telefonların video kaydetme, fotoğraf çekme ve internette gezinme özellikleri bulunduğunu, ancak bu telefonları bozuk olması nedeniyle hiçbir zaman kullanamadığını, bu nedenle de sattığını, tanık ...'ın Instagram hesabının şifresinin de mağdure tarafından bilindiğini, tanık ...'ın hesabından atılan mesajların da mağdure tarafından gönderildiğini düşündüğünü, ... Ağadere'de bulunan ... Bürosunda yardımcı eleman olarak çalıştığını, büronun aynı zamanda home ofis şeklinde dizayn edildiğini, mağdure ile 2018 yılı Eylül ayının başlarında bu büroda yalnız başına buluştuğunu ancak cinsel ilişkiye girmediğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Metin Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK., 11.6.2013 tarihli ve36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Hukuki Nitelendirme Sanığın kendisine yönelik cinsel istismarda bulunduğunu belirten mağdurenin gerek kovuşturma evresindeki anlatımlarından gerekse cezaevinde bulunan sanığa gönderdiği 28.06.2019 tarihli mektup içeriğinden sanıkla ilgili iddialarından döndüğü anlaşılmakla birlikte, yaşadığını iddia ettiği olayları öğrenim gördüğü okulun önünde bekleyen görevli polis memuruna ve onun yönlendirmesiyle okul idaresi ve rehberlik birimine endişe ve korku ile aktarması, bu hususun mağdurenin sanık tarafından tehdit edildiği yönündeki ifadeleri ve mesaj içerikleriyle uyum göstermesi, cinsel ilişki olgusunun Sağlık Bilimleri Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince mağdure hakkında düzenlenen 14.11.2018 tarihli raporla ortaya konulması, mağdurenin sanıkla cinsel ilişkiye girdikleri ev ve iş yeriyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermesi, 16.11.2018 tarihinde adli görüşmeci uzman psikiyatr tarafından düzenlenen değerlendirme raporunda; mağdurenin soruşturma evresinde verdiği ifadenin güvenilir olduğu kanısına varıldığının bildirilmesi, mağdureye ait cep telefonuna gönderilen sosyal medya mesaj çıktılarına göre; sanığın kullanmakta olduğunu beyan ettiği ''.....'' kullanıcı adlı hesaptan 08.11.2018 tarihinde mağdurenin cep telefonuna iddiayla uyumlu şekilde tehdit ve hakaret mesajları gönderildiğinin tespit edilmesi, sanığın mağdureye gönderdiği mesajların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla kullandığı cep telefonlarını satmak suretiyle elden çıkarması, bu hususların arkadaşı olan sanığı suçtan kurtarmaya yönelik sonradan ifadelerini değiştirdiği anlaşılan tanık ...'in 15.11.2018 tarihli kolluk beyanıyla doğrulanması, yargılama evresindeki ifadeleriyle ilgili olarak psikolog tarafından düzenlenen 08.03.2019 tarihli raporda ise çelişkili beyanlarının, mağdurenin yönlendirilmiş olabileceğine işaret ettiğine yer verilmesi ve sanığın, maddi gerçeğe aykırı olarak mağdurenin on altı yaşında olduğunu söylediğini ileri sürerek savunmasını genişletmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel istismar suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 3386-2764 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı uyarınca Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihinden geçerli olarak kapatılmasına ve tüm işlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesine devredilmesine karar verildiğinden, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.