Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/900 E. 2026/3140 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/900
- Karar No
- 2026/3140
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1517 E., 2025/2581 K. DAVA TARİHİ : 18.03.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/97 E., 2024/107 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... İletişim Hizmetleri AŞ (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.11.2014-23.04.2018 tarihleri arasında baz istasyonu teknisyeni olarak çalıştığını, davacı çalıştığı süre boyunca davalı ... Şirketinde çalışmasına rağmen ... Kurumu (SGK) kaydının muvazaalı olarak farklı şirketlerde gösterildiğini, iş sözleşmesinin davalı işverenlerce haksız ve bildirimsiz sona erdirildiğini, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin ve fark ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının diğer davalının işçisi olduğunu, davaya konu Radyo Baz İstasyonları Çözüm Ortaklığı Sözleşmesinin niteliği itibarıyla eser sözleşmesi olduğunu, yardımcı işlerden olan baz istasyonu bakım onarım işlerinin önceden müvekkili Şirket tarafından yapılırken yapılan işin uzmanlık gerektirmesi nedeniyle alınan işletmesel karar ile bütün olarak anahtar teslimi usulü şeklinde yapılan ihale ile dış Şirketlere verildiğini, diğer davalının tüm işçilik alacaklarından tek ve bağımsız işveren olarak sorumlu olduğunu, davacı ile müvekkili Şirket arasında iş ilişkisi bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin diğer davalı tarafından sona erdirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Telekom Dijital Elektronik Cihazlar Bilişim İnşaat San. ve Tic. AŞ (... Telekom AŞ) cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.11.2014 -19.04.2018 tarihleri arasında davalı asıl işveren ... AŞ'ye bağlı alt işverenler nezdinde çalıştığı, davaya konu alacaklardan davalı ... AŞ'nin asıl işveren olarak sorumlu olduğu, davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğu, ancak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacakları bakımından zamanaşımı süresi dolduğundan dava dilekçesindeki miktarlar kadar hüküm kurulduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; telekomünikasyon hizmetinin yardımcı işlerinden olan baz istasyonu yapımı ve arızalarının giderilmesi işinin davalı ... AŞ tarafından hizmet alımı suretiyle diğer davalı ... Telekom AŞ'den sağlandığı, davacının bu işte çalıştığı, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davalı ... AŞ vekilinin husumet itirazı yerinde olmadığı, davacı tarafça kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fark ücret alacaklarının kısmi davaya; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edildiği, ıslah ve fesih tarihi dikkate alındığında (salgın sebebiyle duran süreler ve arabuluculukta geçen süre dikkate alındığında dahi) kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve fark ücret alacakları bakımından zamanaşımı def’inde bulunan asıl işveren açısından ıslaha konu edilen tutarların zamanaşımına uğradığı ve dava dilekçesi ile talep edilen tutarların hüküm altına alınmasının isabetli olduğu gerekçeleriyle davacı ve davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... AŞ'nin cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmamasına rağmen zamanaşımı nedeniyle kısmi davaya konu alacaklarının reddinin hatalı olduğunu, kaldı ki ıslaha karşı beyan dilekçesinde kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin zamanaşımı def'inde bulunulmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Hüküm gerekçesinin yetersiz olduğunu, b. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarında zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu c. Müvekkili Şirket ile diğer davalı arasında eser sözleşmesi olduğunu, davanın müvekkili yönünden husumetten reddi gerektiğini, anahtar teslimi ile iş yapıldığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kabulü ile dava konusu alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulup kurulmadığı, davacının davalıya bağlı değişen alt işverenler arasında geçen çalışmasının davaya konu alacaklarına etkisi, alacakların ispatı ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut olayda, davacının, davalı ... AŞ bünyesinde değişen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı sabittir. Davacıya ait işe giriş ve çıkışları gösteren SGK kayıtlarına göre davacının son alt işveren Şirket nezdindeki çalışması kesintisiz şekilde devam etmiştir. Ne var ki söz konusu kayıtlara göre davacının 14.07.2017-23.10.2017 tarihleri arasında ... işyeri sicil No.lu ... İletişim Sistemleri Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığı, 07.02.2018 tarihinde ... işyeri sicil No.lu ... İletişim Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığı görülmekle; 23.10.2017- 07.02.2018 tarihleri arasında herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Makul süreyi aşan bir kesinti söz konusu olduğunda işyeri devrinden söz edilemeyeceğinden belirtilen dönemde davacının fiilen çalışıp çalışmadığının gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek belirlenmesi gerekmektedir. Davacının bu ara dönemde fiilen çalıştığının belirlenememesi hâlinde, 21.11.2014-23.10.20 17... .02.2018-26.07.2018 tarihleri arasında iki dönem çalıştığı kabul edilerek, her çalışma dönemi bakımından o döneme ait çalışma süresi ile dönemin sona erdiği tarihteki ücret esas alınarak ve zamanaşımı def'i de gözetilmek suretiyle hükmü temyiz eden davalı asıl işverenin sorumluluğunun belirlenmesi gerekir. 3. Dava ve ıslah dilekçesi içeriği dikkate alındığında kısmi dava türünde açıldığı anlaşılan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fark ücret ve yıllık ücretli izin alacakları bakımından ıslah talebinde bulunmuş, Mahkemece kısmi dava şeklinde açılan bu alacaklar ıslah zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava dilekçesindeki miktarlar gözetilerek karar verilmiştir. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı alacakları bakımından yapılan değerlendirme hatalıdır. Davalı 02.01.2024 havale tarihli dilekçesinde "... kıdem ve ihbar tazminatı dışında kalan alacaklar ve alacakların ıslah edilmesine ilişkin alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığı görülecektir." şeklinde beyanda bulunmuş olup davalının kıdem ve ihbar tazminatları bakımından ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacakları bakımından ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.