Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3403 E. 2026/2774 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3403
Karar No
2026/2774
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1764 E., 2025/1273 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/361 E., 2019/783 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.05.2012-10.07.2018 tarihleri arasında davalı Şirketler nezdinde en son alt işveren davalı ... Turizm Taş. Tic. ve San. Ltd. Şti. de (... Şirketi) şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, 2018 yılı Haziran ayı ve 9 günlük Temmuz ayı ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Yayıncılık AŞ ve diğerleri vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak müvekkillerinin davacının işvereni olmadığını, talep edilen alacaklardan müvekkili davalıların sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını ve davalı müvekkilini ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının en son davalı ... Şirketinde olmak üzere diğer davalılar nezdinde 25.05.2012-09.07.2018 tarihleri arasında çalıştığı, davalı ... Şirketi ile diğer davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiği, alacaklarının ödenmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... Şirketi ile diğer davalılar arasında şoförlü araçlı taşıma sözleşmesi yapıldığı, buna göre aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olduğu, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen hesaplamanın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ancak Mahkemece itirazının değerlendirilmediğini, b. Davacının müvekkili Şirketten önce çalışmalarının dikkate alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, c. Davacının vardiyalı çalıştığını, ulusal ... ve genel tatil ile fazla çalışma alacağının kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, d. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, e. Davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar ... Yayıncılık AŞ ve diğerleri temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili Şirketler ile diğer davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda giydirilmiş ücretten yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, c. Davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını, d. Hükmedilen faizin ve davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... Şirketi ile davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davacının davalılara bağlı değişen alt işverenler arasında geçen çalışmasının davaya konu alacaklarına etkisi, dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile bu alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut olayda, davacının, davalı ... Yayıncılık AŞ ve diğerleri bünyesinde değişen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı sabittir. Davalı asıl işverenlerin işçilik alacaklarından sorumluluğu, alt işverenin sorumluluğu ile sınırlı bir sorumluluktur. Davalıların, davacının bu çalışmalarından alt işverenlerdeki işin devralındığı kabulüne göre işyeri devri kuralları gereği sorumlu olacağı muhakkaktır. İşyeri devri ile birlikte iş sözleşmesinin de devrinden söz edebilmek için, devir tarihi itibarıyla işçi veya devreden işveren tarafından fesih bildiriminde bulunulmamış olması, kısaca devir tarihi itibarıyla sözleşmenin devam ediyor olması gerekir. Açık bir fesih bildirimini müteakip isçinin ara vermeden yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmesi yeni bir iş sözleşmesi olarak nitelendirilmelidir. Bir fesih bildirimi söz konusu değilse ve işçinin kesintisiz veya makul sayılabilecek bir süre sonra çalışmaya devam etmesi hâlinde işyeri devri kurallarına göre hareket etmek gerekir. Davacıya ait işe giriş ve çıkışları gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının son alt işveren Şirket nezdindeki çalışması kesintisiz şekilde davalı Şirketin işçisi olarak devam etmiştir. Ne var ki söz konusu kayıtlara göre davacının 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arasında ... işyeri sicil No.lu ... Toplu Taşıma AŞ bünyesinde, 14.02.2015-07.09.2015 tarihleri arasında ise .. işyeri sicil No.lu Tasfiye Hâlinde ... Turizm ve Seyahat Gıda İnş. Tic. Ltd. Şti. işyerinde çalıştığı, 08.02.2016 tarihinde .. işyeri sicil No.lu Tasfiye Hâlinde ... Seyahat Taşımacılık Gıda İnş. Tic. Ltd. Şti. şirketinden ayrıldığı, 10.03.2016 tarihinden itibaren de davalı ... Şirketinde çalıştığı görülmekle; 31.12.2014-14.02.2015 tarihleri arasında ve 08.02.2016-10.03.2016 tarihleri arasında herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Makul süreyi aşan bir kesinti söz konusu olduğunda işyeri devrinden söz edilemeyeceğinden, kesintinin ardından başlayan çalışma yeni bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle belirtilen bu ara dönemlerde davacının fiilen çalışıp çalışmadığının gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek belirlenmesi gerekmektedir. Davacının bu ara dönemlerde fiilen çalıştığının belirlenememesi hâlinde ise her çalışma dönemi bakımından o döneme ait çalışma süresi ile dönemin sona erdiği tarihteki ücret esas alınarak zamanaşımı def'i de gözetilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekecektir. Bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/3403, K. 2026/2774, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-3403-e-2026-2774-k-081784c572e6