Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/806 E. 2026/3158 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/806
- Karar No
- 2026/3158
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2987 E., 2025/3107 K. DAVA TARİHİ : 27.04.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 73. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/128 E., 2025/328 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışında bulunan şantiyelerinde 09.09.2004-28.03.2016 tarihleri arasında idari işler kısım şefi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... AŞ vekili süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde; davacının müvekkili işveren nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen alacak kalemlerinin davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde; davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edildiğini, projenin sona ermesi nedeniyle davacının iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğini, dava konusu edilen alacak kalemlerinin davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararları sonrasında yapılan yargılamada, somut uyuşmazlığa ... hukuku uygulanmak ve davalıların ileri sürmüş oldukları zamanaşımı def'ileri de dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamalar uyarınca kıdem tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine; diğer taleplerin ise kısmen kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ... ülkesinde çalıştığı, bu bağlamda yabancılık unsurunun tarafların kabulünde olduğu, cevap dilekçesi ile olayda çalışılan ülke hukukun uygulanması gerektiğinin davalı tarafça savunulduğu, bu sebeplerle somut uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, b. Ödemelerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle kıdem tazminatının reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, c. Süresinden sonra sunulan belgelere itibar edilmemesi gerektiğini, d. İşverence sunulan imzalı belgelerin tehdit altında alınması sebebiyle geçerliliğinin bulunmadığını, e. İhbar tazminatının eksik hesaplandığını, f. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin yapılan hesaplamaların tamamen hukuka aykırı olduğunu, g. Davalı tarafça müvekkilinin yıllık izinlerini kullandığına dair belge sunulmadığı dikkate alındığında yıllık izin ücreti alacağının da kabulü gerektiğini, ileri sürmüştür. 2. Davalı ... AŞ vekili ve ... vekili temyiz dilekçelerinde; a. ... hukukuna göre zamanaşımı süresi 3 ay olduğundan alacakların zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, b. ... hukukunda kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin düzenleme bulunmadığını, c. Müvekkilleri Şirketlere husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, d. Hesaplamalara esas alınan ücretin ve hizmet süresinin hatalı olduğunu, giydirilmiş ücret tespitinde eklenen yemek ve barınma yardımının yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, e. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmesi sebebiyle ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, f. Tanıkların müvekkilleri Şirketlere karşı davaları bulunmaları sebebiyle beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, g. Fazla çalışmaların bordrolara yansıtılmak suretiyle ödendiğini, h. Yıllık izinlerin kullandırıldığını, bakiyesinin ise davacıya ödendiğini, ı. Alacaklara uygulanan indirim oranının yetersiz olduğunu, i. Davacının müvekkilleri Şirketlerden herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuka ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulu gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının iş görme edimini ...'da ifa etmesi nedeniyle taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dava dilekçesi içeriğine göre davada Türk hukukunun uygulanması talep edilmiştir. Her ne kadar davalı Şirketler tarafından cevap dilekçelerinde yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde açık itirazda bulunulmuş ise de dava dilekçesi davalılara 09.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalılar vekillerince süresi içerisinde yasal cevap verme süresi olan iki haftanın uzatılması talep edilmiş; İlk Derece Mahkemesince 10.06.2016 tarihli ara karar ile cevap süresinin bitiminden başlamak üzere iki haftalık ek süre verilmiştir. Buna göre cevap dilekçesinin sunulması için son gün 07.07.2016 tarihi ise de söz konusu tarihin Ramazan Bayramının 3. gününe denk gelmesi sebebiyle resmî tatil olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 93. maddesi uyarınca sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda bitecektir. Hâl böyle olmakla birlikte dosyaya sunulan cevap dilekçelerinin havale tarihi dikkate alındığında 12.07.2016 tarihinde yani süresinden sonra sunuldukları anlaşılmaktadır. Ön inceleme duruşmasında da tarafların hukuk seçimi konusunda herhangi bir anlaşmaya varmadıkları görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın Türk hukuku hükümlerine göre çözülmesi yerine, uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.