Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4262 E. 2026/3792 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4262
- Karar No
- 2026/3792
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/83 E., 2026/319 K. DAVA TARİHİ : 23.08.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/86 E., 2025/372 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... AŞ’nin 26 Haziran 1984 tarihinden bu yana metal işkolunda faaliyet gösteren bir işveren sendikası olan .......... Sendikasının (................) üyesi olduğunu, bu çerçevede söz konusu üyenin ilgili Kanun ve Tüzük hükümleri gereği üyelik aidatını Sendikaya zamanında ödemekle yükümlü olduğunu, ... üyelik aidatı, Grev ve Lokavt Yardım Fonu Yönetmeliği'nin "Aylık üyelik aldatı" başlıklı 2. maddesinde de üyelerden sendika gayelerini tahakkuk ettirmek ve faaliyetlerini karşılamak üzere Yönetmelik'te belirlenen usul ve esaslar dairesinde aylık üyelik aidatı tahsil edileceği hususuna yer verildiğini, ... Anatüzüğü'nün "Üyelik aidatı" başlıklı geçici maddesi ile aylık üyelik aidatının, üyenin bir takvim ayı içinde hizmet erbabına yapmış olduğu ve vergi dairesine muhtasar beyanname ile beyan ettiği aylık ücret ödemeleri toplamının binde altısı olarak düzenlendiğini, davalının 2012 yılından itibaren aidat borçlarını ödemediğini, 2013 yılı Kasım ayından itibaren ise muhtasar beyannamelerini Sendikaya tevdi etmediğini, davalının toplam 567.806,50 TL anapara ve 285.581,23 TL faiz tutarı ilavesiyle birlikte 853.357,73 TL borçlu olduğunu, yazılı ve sözlü uyarılara rağmen ödeme yapılmadığını, davalının ödemediği aylık üyelik aidat borçlarından dolayı İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2017/7952 sayılı icra dosyası üzerinden ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin icra dosyasına yapmış olduğu itirazda, takibin haksız ve kötüniyetli olarak açıldığını iddia ettiğini, davalının böyle bir borcu bulunmadığından bahisle takip konusu alacak miktarı ile fer'îlerine itiraz ettiğini ve İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun itirazının tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek davalının (borçlunun) itirazının iptaline, alacak ve fer'îlerinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Sanayi ve ... AŞ ve ......... Otomotiv Sanayi ve ... AŞ olmak üzere iki ayrı tüzel kişiliğe sahip iki ayrı Şirket bulunduğunu, davacının müvekkili Şirketin üretiminin durduğu 2012 yılından bugüne kadar ... Anatüzüğü'nde bahsi geçen amaç ve konuya uygun ... ve yardımı olmadığını, sendikaların temel işlevi olan toplu iş sözleşmesinin dahi bu dönemde imzalanmadığını, üretimi, faaliyeti ve en önemlisi işçisi olmayan müvekkili Şirketin 2012'den bu yana aidat ve buna bağlı olarak fahiş bir faiz talebinde bulunulmasının kötüniyetli ve haksız bir istem olduğunu, ... Anatüzüğü gereğince zaten üyelikten çıkması gereken müvekkili Şirketin aidat borcu olduğunun ve bunun faiziyle istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gerçekleştirilen satış sonrası müvekkili Şirket işçilerinin 18.08.2014 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine müvekkili Şirketin işveren sıfatının da ortadan kalktığını savunarak ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2017/7952 Esas sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 799.369,45 TL net miktar üzerinden devamına, talep yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 2014 yılı Ağustos ayından itibaren müvekkili Şirketin işveren sıfatının ortadan kalktığını, 2014 yılı Ağustos ayından sonrası dönem yönünden alacak hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sendika aidat alacaklarının tahsili istemine yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.