Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4073 E. 2026/3475 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4073
Karar No
2026/3475
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1168 E., 2025/1677 K. DAVA TARİHİ : 10.01.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 80. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/380 E., 2025/42 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışında bulunan şantiyelerinde boyacı olarak saatlik 5,50 USD ücrete çalıştığını, yemek, yol, konut kirası gibi giderlerin işverence karşılandığını, iş sözleşmesi haksız şekilde feshedilerek Türkiye'ye gönderildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, ücretlerin karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı def'ilerinin bulunduğunu, somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanamayacağını, uyuşmazlığın çözümünde ... Federasyonu İş Kanunlarının uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, iddia edilen hizmet süresini, ücret miktarını kabul etmediklerini, proje bazlı çalışan davacının feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın çözümünde ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, ... Federasyonu İş Kanunu'na göre talep edilen alacakların dava tarihinde zamanaşımı süresinin geçirildiği, Yüksek Mahkemenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğundan, davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmediği, ... Federasyonu İş Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin son tarihli içtihatları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... Federasyonu hukuku uygulanarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, uyuşmazlığın çözümünde Türk hukuku uygulanması gerektiğini, 2. ... hukuku uygulansa bile 1 yıllık sürenin fesihle değil, işten çıkış emrinin düzenlenmesiyle başlayacağını, işveren tarafından işten çıkış emrinin ise düzenlenmediğini ve sürenin başlamadığını, zamanaşımından ret kararının hukuka aykırı olduğunu, 2. Dava açma sürelerinin içtihat değişikliği nedeniyle yenilenmesi gerektiğini, kamu düzeni ve emredici kurallar açısından uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. Davanın reddi nedeniyle işçilerin hak arama hürriyetlerinin engellendiğini, ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımı def'i hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir. Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Dosyada mevcut iş sözleşmesine göre taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu 06.09.2014-20.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerindedir. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta; davacının 06.09.2014-20.12.2014 tarihleri arasında ki çalışma dönemi dışında, taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Bu hâlde uyuşmazlık konusu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında somut olayda; işçi ve işverenin Türk olması ve yerleşim yerlerinin Türkiye'de olması kriterleri, işverenin emir ve talimatlarına bağlı olarak işin görüldüğü ve ücret ödeme borcunun ifa edildiği yer hukukuna göre Türk hukukunun iş sözleşmesi ile daha sıkı ilişkili olduğunu ortaya koymamaktadır. Buna göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan uyuşmazlık konusu dönemlerde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşıldığından Mahkemece ... hukuku uygulanarak verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4073, K. 2026/3475, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4073-e-2026-3475-k-13b2ef117397