Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/894 E. 2026/3468 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/894
Karar No
2026/3468
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/4960 E., 2025/1731 K. DAVA TARİHİ : 11.02.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/98 E., 2021/601 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.01.2013-13.09.2019 tarihleri arasında iki dönem hâlinde davalı işyerinde aşçı olarak çalıştığını, işverenin ağabeyi ve işyerinin gayri resmî ortağı olan R.S'nin müşteriye ketçaplı ürün vermediği gerekçesiyle sinkaflı küfür ederek davacıyı işyerinden kovduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, son ücretin net 4.200,00 TL olduğunu, tamamının elden ödendiğini, davacının son bir yılda eksik ödenen ücret alacağının 19.350,00 TL olduğunu, davacının haftanın yedi günü 06.30-20.00 saatleri arasında çalıştığını, çalışmanın ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de devam ettiğini, asgari geçim indirimi bedelinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ile eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, işyerini terk edenin davacı taraf olduğunu, bu nedenle tazminat talep etme hakkı olmadığını, fesih tarihindeki son ücretin ... Kurumuna (SGK) beyan edildiği gibi olduğunu, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışılmadığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, asgari geçim indirimi bedelinin de eksiksiz ödendiğini, tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından dosyaya iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair delil ibraz edilmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının 15.01.2013-14.01.2014, 24.04.2015-30.06.20 16... .07.2016-20.02.2017 tarihleri arasında SGK kayıtları ve taraf tanıklarının beyanları esas alınarak toplam hizmet süresinin 2 yıl 8 ay 36 gün olduğu, bilirkişi raporunun 1. seçeneği doğrultusunda yapılan hesaplamalara itibar edildiği, tarafların beyanları, tanık beyanları, tüm dosya kayıtları değerlendirildiğinde; davacının çalıştığı işyeri, yaptığı işin niteliği ve yaşı dikkate alınarak son aylık ücretinin net 3.900,00 TL olduğu, davacının kullanmadığı izinleri karşılığı yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, ödendiği ispatlanamayan ücret ve asgari geçim indirimi alacakları bulunduğu, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin ise ispatlanamadığından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet süresine ilişkin iddiaların taraf tanıklarınca doğrulandığı, bu nedenle bilirkişi raporunun 2. seçeneği doğrultusunda davacının toplam 5 yıl 4 ay 20 gün davalı işyerinde çalıştığının kabulü gerektiği, davacının ilk iki dönem çalışmasının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiği, emeklilik nedeniyle feshin gerçekleştiği dönemde de kıdem tazminatına hak kazandığı, taraf tanık beyanlarına göre davacının son olarak davalı yetkilisinin sinkaflı küfretmesi üzerine iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, ancak bu dönem için sözleşmeyi kendisi feshettiğinden ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, davacının tüm hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatına hak kazandığı, ilk iki dönem için de ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı tanığı M.K'nın davalı işverene karşı açılmış davası bulunsa da davacı tanık beyanlarının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları konusunda birbiriyle uyumlu olduğu, davalı tanıklarınca da kısmen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının doğrulandığı, bu taleplerin de kabulü gerektiği, davacının bilirkişi raporunun 2. seçeneğinde tespit edilen alacak miktarlarına hak kazandığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti miktarlarından %40 indirim yapıldığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı tanığı M.K’nın davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, davacının hakarete uğradığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflı ve eksik inceleme ile hazırlandığını, davacının işi haksız olarak terk ettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Davacının asgari ücretle çalıştığını, ücret tespitinin hatalı olduğunu, 3. Vardiya usulü çalışan davacının fazla çalışması bulunmadığını, sadece davacının beyanlarına dayalı olarak hesaplanan fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, hesaplanan fazla çalışma ücretinden indirim yapılması gerektiğini, 4. Ücret bordrolarına göre davacının asgari geçim indirimlerinin bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, talebin reddi gerektiğini, 5. Davacının tüm ücret alacakları zamanda ve eksiksiz ödendiğinden talebin reddi gerektiğini, 6. İşyerinde genel tatillerde çalışıldığını ve ücretinin ödendiğini, işyerinde hafta tatili günlerinde çalışılmadığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, 7. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, hesaba esas alınması gereken sürenin işyerinde geçen son çalışma dönemi olduğunu, 8. Alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; zamanaşımı, iş sözleşmesinin feshi ile buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hizmet süresi, ücret tespiti, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesap yöntemi hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/894, K. 2026/3468, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-894-e-2026-3468-k-694b7ae178ef