Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3360 E. 2026/3635 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3360
- Karar No
- 2026/3635
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/499 E., 2025/637 K. DAVA TARİHİ : 03.11.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.06.2006-03.03.2016 tarihleri arasında soğuk demir kalfası olarak 2.500,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin ...’daki işyerlerinde çalıştığını, bu süreçte 10.06.2000-31.07.2001 arası ......... şehrinde, 13.11.2006-29.05.2008 arası ... şehrinde, 05.01.2012-30.10.2013 arası .......... şehrinde, son olarak da 09.07.2014-03.03.2016 tarihleri arasında ........... şehrinde çalıştığını, davalının üç öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, sabah 08.00'den akşam 19.00’a kadar çalıştığını, ayda 2 kez izin verildiğini, bunun dışında haftanın 7 günü çalıştığını, dinî bayramların birinci günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş bitimi nedeniyle feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının 22.07.2006-14.12.2007, 07.01.2012-21.05.20 13... .07.2014-10.07.2015 tarihlerinde davalı nezdinde çalıştığını, davacı işçinin ilk iki dönemdeki iş sözleşmesinin davacı işçinin istifa etmesi ile son dönemdeki davacı çalışmasının ise davacının mazeretsiz ve izinsiz olarak işe devamsızlık yapması nedeni ile müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, ... Kurumu (SGK) kayıtlarından görüldüğü üzere davacı işçinin net 1.350,00 TL ücretle çalıştığını, davacının çalışmalarının birleştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili Şirkette fazla çalışma uygulaması olmayıp işin niteliği gereği fazla çalışma yapılmasının zaruri olduğu bazı istisnai durumlarda ise bunun karşılığının işçilere tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacının iddialarının aksine müvekkili Şirkette resmî ve dinî bayram günlerinde çalışma uygulaması bulunmayıp her işçiye mevzuata uygun olarak hafta tatili izni de tanındığını, alacak kalemleri için yasal faiz oranı uygulanması gerektiğini, alacak kalemleri bakımından zamanaşımı def'inde bulunduklarını, alacaklardan gerekli indirimlerin uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2021 tarihli kararı ile; davalı işverence davacının iş sözleşmesini kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacak şekilde feshedildiğini ispatlayamadığı, davacının hizmet süresinin 5 yıl 5 ay 20 gün olduğu, giydirilmiş brüt ücretinin 3.696,94 USD olduğu, davacının dinî bayramların ilk günü dışında resmî ve dinî bayram tatillerinde çalıştığı, ayda iki kez hafta tatilinde çalıştığı, haftalık 16 saat fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli kararının davalı vekilince yasal süresi içinde temyiz üzerine Dairece, davalının diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilerek, somut olayda dava dilekçesiyle tercih hakkı kullanılarak davaya konu tüm tazminat ve alacakların Türk lirası olarak talep edildiği buna rağmen ıslah dilekçesinde; tüm tazminat ve alacaklarının yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesinin istendiği ve Mahkemece talep gibi tazminat ve alacaklar yabancı para olarak hüküm altına alındığı ancak davacı tarafça, dava dilekçesiyle borcun hangi para birimi üzerinden ödeneceği konusunda tercih hakkının kullanıldığı, Dairemizin yerleşik hâle gelen içtihatlarına göre davacının bu tercihinden dönmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacının dava konusu tazminat ve alacaklarının Türk lirası olarak ödenmesine yönelik talebine değer verilmesi gerektiği gözetilmeden söz konusu alacakların USD üzerinden hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan ücretlerin Türk lirası cinsinden hüküm altına alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hatalı hizmet tespiti ile hüküm kurulduğunu, bilirkişinin sadece yurda giriş çıkış kayıtlarını dikkate alarak SGK kayıtlarına aykırı şekilde hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, 2. Davacının istifa ederek, eylemli olarak işyerini terk etmesi suretiyle iş sözleşmesinin son bulduğunu, 3. Davacının iş sözleşmesinde ücretinin en son net 700,00 USD olduğunun açıkça görüldüğünü ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; kabulüne karar verilen alacak kalemlerinin döviz cinsinden hüküm altına alınıp alınamayacağı noktasındadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.