Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2895 E. 2026/3668 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2895
Karar No
2026/3668
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2222 E., 2026/57 K. DAVA TARİHİ : 10.03.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/211 E., 2025/248 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) ait ........ .......... Devlet Hastanesinde 01.06.2001 tarihinden itibaren kesintisiz olarak değişen alt işverenler nezdinde sterilizasyon işçisi olarak çalıştığını, tüm çalışma dönemi boyunca sterilizasyon işinden başka hastaların ameliyata hazırlanması, ameliyat önlüğünün giydirilmesi, ameliyathane yatağının hazırlanması, hastanın ameliyat masasına yatırılması, ameliyatla ilgili pozisyon verilmesi, ameliyat için yapılması zorunlu bölgesel vücut temizliği yapılması, ameliyat sonrası hastanın masadan sedyeye taşınması, ameliyat malzemelerinin sterilize edilmesi ve taşınması, hastaların kan ve idrar örneklerinin gönderilmesi, vefat eden hastaların taşınması, sedyelerin taşınması, ped ve havluların hazırlanması, yarı steril alandan kirli alana hastaların taşınması, ameliyat sonunda hastanın batikon ile sterilize edilmesi ve alanın kapatılması, ameliyathanede kullanılan yeşil örtülerin katlanması ve sterilizasyona hazırlanıp sterilize edilmesi gibi işleri de yaparak doktor ile hasta arasında köprü görevi gördüğünü, davalı sayılan işleri alt işveren aracılığıyla yaptırsa da söz konusu işlerin Hastanenin asıl ve sürekli işleri olduğunu, sayılan işlerin alt işverene devredilecek yardımcı işlerden değil davalı Bakanlık bünyesindeki Hastanenin vermiş olduğu sağlık hizmetlerinin yürüyebilmesi için zorunlu ve asıl işlerden olduğunu, müvekkilinin Sağlık Bakanlığının asıl ve sürekli işçisi olduğunu, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2. Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) uyarınca davacıya ilave tediye ödemesi yapılması gerekirken yapılmadığını belirterek ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının kamu işçisi olmadığını ve bu sebeple bu hakkının olmadığını, davacının Sağlık Bakanlığının kadrolu işçisi olmadığı gibi sözleşmeye dayalı işçisi de olmadığını, İdarenin ancak ve ancak hizmet alımı işinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğini denetleme hakkı bulunduğunu, davacının çalıştığı şirketler ile müvekkili İdare arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna yönelik iddiasına katılmadıklarını, davacının müvekkili İdarede dezenfeksiyon ve sterilizasyon personeli olarak çalıştığını, sterilizasyon ve dezenfeksiyon hizmetlerinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında personel çalıştırılmasına dayalı hizmetler kapsamında görülmediğini ve davacının muvazaa iddiasının asılsız olduğunu, ayrıca talep edilen faiz türü ve başlangıç tarihinin de kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davalı ile dava dışı yüklenici ... Hizm. Tic. AŞ arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinde; sözleşme konusu işin "Sterilizasyon ve Dezenfenksiyon Hizmetleri Alımı" olarak belirtildiği, hizmet alım sözleşmesi ve eki niteliğindeki şartnamelere göre belirtilen işlerin doğrudan sağlık hizmetleri olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu işlerin yardımcı iş olduğu, fakat davacının alt işverene devredilen dezenfekte ve sterilizasyon işlerinde çalışmadığı, ağırlıklı olarak ameliyathane teknikeri, hasta bakıcı ve yardımcı sağlık personeli olarak davalı Bakanlığın asıl işlerinde çalıştırıldığı, bu hâlde davalı ile dava dışı Şirket arasında kurulan ilişkinin davacı açısından muvazaalı olduğu, dolayısıyla ilave tediye alacağına hak kazandığı gerekçesiyle bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davacının sadece ihale kapsamında alt işverene devredilen dezenfeksiyon ve sterilizasyon işlerinde çalışmadığı, davacının ağırlıklı olarak ameliyathane içerisinde, ameliyathane teknikeri, hasta bakıcı ve yardımcı sağlık personeli olarak davalı Bakanlığın asıl işlerinde çalıştırıldığı, hizmet alım sözleşmelerinde hizmet konusunun "sterilizasyon ve dezenfeksiyon hizmet alım işi" olarak belirtilmesine, sterilizasyon ve dezenfeksiyon hizmet alım işinin yardımcı iş niteliğinde olmasına ve hizmet alım yoluyla gördürülebilmesine karşın, davacının bu yardımcı iş kapsamı dışında asıl iş niteliğinde başka işlerde çalıştırıldığı anlaşıldığından davalı ile dava dışı Şirket arasında kurulan ilişkinin muvazaalı olduğu ve buna göre İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı, 06.01.2020 tarihli arabuluculuk son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar bakımından hesaplama yapılan 02.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda emsal işçi bulunmaması dikkate alınarak fiilî ücret üzerinden, taleple bağlı kalınarak karar verilmesinde hata olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanını düzenleyen 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sadece Devlet ve ona bağlı kurumlarda çalışmakta olan ve 4857 sayılı İş Kanunu'na göre işçi vasfında olan kimselere her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılacağının öngörüldüğünü, belirtilen statüde olmayan davacıya ilave tediye ödenmesinin mümkün olmadığını, 2. Davacının yaptığı işlerin kamu idarelerince hizmet satın alma yoluyla gördürülebilecek işler arasında bulunduğunu, alt işverenlerin sürekli değişmesine rağmen işçinin değişmemiş olmasının hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğu anlamına gelmediğini, 3. Davacının hizmet alım sözleşmesi kapsamında yaptığı işin sağlık hizmeti olmayıp asıl işin yürütülmesini sağlayan yardımcı iş niteliğinde olduğunu, davacının sözleşme ve eklerinde ayrıntılı olarak tanımlananın haricinde başkaca bir işte çalıştırılmadığını, ilgili Hastane tarafından, dosyada dinlenen tanık beyanlarında davacının yaptığı iddia edilen işlere dair açıklık getirildiğini, davacı tarafından yapıldığı söylenen hastaya ameliyat önlüğü giydirilmesi, ameliyat bölgesinin temizlenmesi, yoğun bakım ünitesine taşınması, kan bankası ile iletişim kurulması gibi işlerin her birinin ilgili servis veya birim personelince yerine getirildiğini, 4. 24.07.2003 tarihli ve 25178 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kamu ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin "Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı'' başlıklı kısmına eklenen fıkra ile ''Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirinden ödenmek kaydıyla bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.'' hükmünün getirildiğini, bu nedenle Devlet üniversitelerinden tıp fakülteleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerinin bu hükme dayanarak yardımcı işler gibi asıl işlerinin bir bölümünü 24.07.2003 tarihinden itibaren alt işverene verebileceklerini, bu kapsamda eldeki dava açısından muvazaanın varlığına karar verilmesinin hatalı bulunduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Bakanlık ile dava dışı alt işveren şirketler arasındaki hizmet alım ilişkisinin davacı bakımından muvazaalı olup olmadığına, buna göre davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili tarafından müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Hastanenin asıl ve sürekli işlerinde hasta bakıcı olarak çalıştırıldığı, hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu ve davacının ilave tediye alacağına hak kazandığı iddiasıyla açılan eldeki davada; dezenfeksiyon ve sterilizasyon hizmetlerine ilişkin sözleşmelerin yardımcı iş kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden doğrudan muvazaalı kabul edilmeyeceği, ancak davacının bu hizmetlerde değil ağırlıklı olarak ameliyathane teknikeri, hasta bakıcı ve yardımcı sağlık personeli tarafından yerine getirilen davalı Bakanlığın asıl işlerinde çalıştırıldığı, bu hâliyle davalı Bakanlık ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin davacı yönünden muvazaalı olduğu ve ilave tediye alacağına hak kazandığına ilişkin Mahkeme kabulü ve gerekçesinin dosya kapsamı ve Dairemizin emsal kararlarıyla uyumlu olduğu görülmektedir. Bununla birlikte hükme esas alınan 02.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplamanın 30.06.2015-31.12.2019 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı tarafından davalı Bakanlık aleyhine daha önce 28.12.2016 tarihinde Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2016/885 Esas, 2018/235 Karar sayılı dosyasında aynı muvazaa iddiasına dayalı olarak ilave tediye talebiyle dava açıldığı ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2018/13280 Esas, 2018/19750 Karar sayılı kararıyla kesinleştiği görülmektedir. Söz konusu davada 28.12.2016 tarihine kadar olan dönem bakımından muvazaa iddiasından feragat edilmiş olduğundan, kesin hüküm dava şartı gereği hesaplamanın bu tarihten sonraki dönem için yapılması gerekirken 30.06.2015 tarihinden itibaren hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2895, K. 2026/3668, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2895-e-2026-3668-k-ebd001de1aab