Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2758 E. 2026/2503 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2758
Karar No
2026/2503
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/42 E., 2024/85 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde 16.07.2010 tarihinde işe başladığını, 25.05.2013 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalıştığını, en son ücretinin 1.700,00 TL olduğunu ancak kayıtlarda asgari ücret üzerinden gösterildiğini, işyerinde fazla çalışma yaptığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16.07.2010 tarihinde işe başladığını, 3 gün mazeretsiz üst üste işe gelmediği için iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, fesih bildiriminin usulüne uygun olarak yapıldığını, ücret ödemelerinin banka hesabına yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2015 tarihli kararı ile; davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, karşılığı ödenmeyen fazla çalışma ücreti ve ödendiği ispatlanamayan asgari geçim indirimi alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 26.05.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.10.2018 tarihli ve 2018/12068 Esas, 2018/20815 Karar sayılı kararı ile; usulüne uygun şekilde tebligat yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, usulsüz tebligat nedeniyle taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya son verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) hâlinde, talep sayısı kadar dava bulunduğu kabul edildiğinden ve aynı Kanun'un 297/2 hükmü uyarınca da her bir talep bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinden, dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin miktar olarak ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 119/2 hükmünün "Birinci fıkranın a, d, e, f ve g bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hakim davacıya eksikliğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verir. Bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." şeklinde olduğu, talep sonucunun bu bentlerin dışındaki bentlerden olduğu, davacının talep sonucunu açıkça belirtmesi gerekirken kendisine verilen kesin süre içerisinde taleplerini 6100 sayılı Kanun'un 119/2 hükmü gereğince usul ve yasaya uygun olarak açıklamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının dava ve ıslah dilekçesinde yer almayan taleplerin açıklama dilekçesi ile dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle usule uygun talep edilmeyen alacak talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması gerektiği, diğer yandan davacının ıslah dilekçesinde dava konusu tazminat ve alacaklar için toplam bir rakam belirterek talep miktarını artırmasının usule uygun olmadığı, Mahkemece bu konuda açıklama yapılması için verilen sürede davacının bu kez dava konusu tazminat ve alacaklar için ayrı ayrı miktar belirttiği, açıklama doğrultusunda Mahkemece hüküm kurulması gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının açıklama dilekçesiyle dava dilekçesinde bazı alacak kalemleri için belirttiği miktarı düşürmesinin de mümkün olmadığı, bu husus dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 05.04.2023 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, ödendiği ispatlanamayan asgari geçim indirimi alacağının bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre ve çakışan çalışma süreleriyle sınırlı olmak üzere davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma ücreti bulunduğu, davacının yasal süresi içinde usulüne uygun açıklanmayan alacak istemleri yönünden (ücret alacağı, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretleri) karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 05.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; dava ve ıslah dilekçelerinde yer almayan taleplerin açıklama dilekçesi ile dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle usule uygun talep edilmeyen alacak talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekirken, ikinci bozma sonrası kurulan hükümde asgari geçim indirimi talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, işten kendisi ayrılan davacı işçi ihbar tazminatına hak kazanamayacağından ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, davacı fazla çalışma iddiasını ispat edemediğinden fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerektiği gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının üst düzey yönetici olmadığını, 2. Davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilinde ve ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını; ancak karşılığı ücretlerin ödenmediğini, 3. Davacının ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının bulunduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, 4. Kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi alacaklarının kısmi dava olarak, diğer taleplerin kısmi eda külli tespit davası olarak açıldığını, dava ve ıslah dilekçelerini açıkladıkları beyan dilekçesi doğrultusunda davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; asgari geçim indirimi, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacağına ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2758, K. 2026/2503, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2758-e-2026-2503-k-70c83a5a0824