Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1942 E. 2026/4154 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1942
Karar No
2026/4154
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2996 E., 2025/2478 K. DAVA TARİHİ : 07.09.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/416 E., 2023/469 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı nedenle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığını, kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın kendi isteğiyle feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarına ilişkin ücretlerin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, fazla çalışma bulunmadığını, kullanılmayan yıllık izin alacağı olmadığını, ayrıca zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde sona erdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin yazılı belgeyle ispatlanamadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının tanık beyanları ile ispatlandığı, bilirkişi raporunda zamanaşımı def'i dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından %30 oranında indirim uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, İlk Derece Mahkemesince fesih gerekçesinin hatalı açıklanmış olmasının sonucu değiştirmediği, kullanılmayan yıllık izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı, fazla çalışma alacağının puantaj kayıtları, tanık beyanları ve zamanaşımı dikkate alınarak hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının puantaj kayıtları ve ücret bordrolarına göre karşılığının ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Fazla çalışma yapılmadığını, tüm fazla çalışma ücretlerinin bordrolar ve banka kayıtlarıyla ödendiğini, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, 3. Kullanılmayan yıllık izin alacağı bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fesih, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde on bir saate kadar olan (on bir saat dâhil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saatten fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davacının tüm dönemler itibarıyla yarım saat ara dinlenme yaptığının kabulüne göre hüküm kurulması hatalıdır. 3. Ücret, sabit ücret ile satışa, sefer sayısına vs. bağlı primden oluşuyorsa; satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye göre prim ödemelerinde, sabit ücret üzerinden %150 zamlı saat ücretine göre hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Ödenen prim miktarının %50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir. Örneğin işçinin 3.000,00 TL sabit ücret ve 1.000,00 TL ortalama prim aldığı durumda 3.000,00 TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen primlerin fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim tutarı için 1.000,00 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti belirlenir. A+B toplamı o dönem için hak kazanılan fazla çalışma ücretini belirler. Somut uyuşmazlıkta davacının davalı işyerinde sabit ücretin yanında satış primi ile çalıştığı belirlenmesine rağmen fazla çalışma ücretinin yukarıda belirtilen esaslar yerine satış primi de dâhil olacak şekilde 1,5 kat üzerinden hesaplanması hatalıdır. 4. Mahkemece ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tüm çalışma dönemi yönünden davacı tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı tanıklarının davacı ile çalışmalarının sınırlı olduğu bu hâlde davacı tanıklarının beyanlarına davacı ile çalıştıkları dönemle sınırlı olarak itibar edilmesi diğer dönemler yönünden ise davalı tanık beyanlarına göre karar verilmesi gerekirken bu husuz gözetilmeksizin hüküm kurulması da hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1942, K. 2026/4154, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1942-e-2026-4154-k-24b3ad6eb127