Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1599 E. 2026/4362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1599
- Karar No
- 2026/4362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2205 E., 2025/2776 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 54. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/455 E., 2024/403 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; işbu itirazın iptali davasına konu ... 18. İcra Müdürlüğü 2022/17020 Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacak ve işlemiş faizin, 26.10.2022 tarihinde .... Noterliği ... yevmiye No.lu temlikname ile müvekkili Şirket tarafından devralındığını, davalı personelin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca ihale edilen ve işbu alacağı temlik eden şirketlere ait işyerinde 02.02.2017 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve söz konusu çalışmasını 15.05.2018 tarihinde istifa yoluyla sonlandırdığını, temlik eden şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığına ait banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu, yüklenilen iş kapsamındaki işyerinde harcanması amacıyla yapılan ödemelerin iş kapsamında harcanmadığı ve davalıya yapılan avans ödemelerinin iade edilmediğinin saptandığını, işçinin üzerinde kalan ödemeler ve avanslarla ilgili temlik eden şirketlerce davalı personel aleyhine ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin istifa etmediğini, iş sözleşmesini son 3 aylık ücreti ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini, ücret alacakları ve kıdem tazminatı ile ilgili arabulucuya başvurduğunu ancak tarafların anlaşamadığını, işverence arabuluculuk aşamasında bu miktarın müvekkilinden talep edilmediğini, asıl sebebinin müvekkilinin temlik eden şirket yetkilisi ..'nin sanık olarak yargılandığı ... 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyada tanık konumunda olması olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen işyerinde proje koordinatörü olarak çalıştığını, iş avansı olarak alınıp harcanmadığı iddia edilen 664.480,00 TL'lik bu derece yüksek bir miktarın ihale yoluyla alınmış şantiyede kullanılmayacak olmasının en doğal sonucunun şantiyedeki işlerin durma noktasına gelmesi olacağını, müvekkili hakkında suç duyurusunda dahi bulunulmadığını, belirtilen miktarların müvekkilince projenin iş ve işlemlerine harcandığını, tek tek tutulan ve yetkililerce imzalanan kasa hesaplarının bulunduğunu, tüm paranın usulüne uygun olarak harcandığını, davanın haksız olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak kayıt ve belgelerin incelemesinin yaptırıldığı, 02.02.2017 - 15.05.2018 tarihleri arasında toplamda 59 adet kasa ekstresinin düzenlendiği, 59 No.lu son ekstrenin tarihi 01.05.2018 olup davalının imzasının mevcut olmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla davalının iş sözleşmesini feshettiği 15.05.2018 tarihine kadar düzenlemiş olduğu kasa ekstresi sayısının 58 olup toplam 664.480,00 TL'nin tamamının kasaya gelir olarak kaydedildiği, şantiye bünyesinde yapılan hurda satışları olduğu, dolayısıyla davalının çalıştığı dönemde şantiyeye toplamda 967.061,32 TL para girişi olduğu, davalı tarafından işveren Şirkete nihai olarak teslim edilmesi gereken kasa mevcudunun 974,57 TL olduğu, kalan tutarların harcandığı, her bir ekstrenin ekinde harcama belgelerinin ibraz edildiğinin tespit edildiği, bu kapsamda davalının itirazının kısmen iptali ile takibin tespit edilen kısım yönünden devamına karar verildiği, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava dışı iş ortaklığının ticari defterlerinin incelenmesi talepleri reddedilse de buna dair gerekçeye yer verilmediğini, 2. Söz konusu harcama bedellerinin hiçbirinin dava dışı iş ortaklığının ya da onun yetkilisinin kabulünde olmadığını, bedellerin dava dışı iş ortaklığına bildirildiğine dair de hiçbir delil bulunmadığını, buna rağmen bilirkişi heyetinin keyfi ve yalnızca davalının beyanları üzerinden rapor tanzim etmiş olduğunu, 3. Banka dekontları üzerine el yazısı ile sonradan birtakım açıklamalar yazılmış olup bu açıklamaların hiçbirinin temlik eden iş ortaklığı tarafından yazılmadığını ve yetkilisi tarafından da imzalanmadığını, tek başına harcamaların şantiye için yapıldığına delil olamayacağını, 4. Davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde taranmış birtakım fişler ve makbuzlar sunulduğunu, bu fişlere ve makbuzlara ilişkin harcamaların temlik eden iş ortaklığı adına ve iş ortaklığının onayı dâhilinde yapılıp yapılmadığı yönünde bir delil ibraz edilmediğini, kaldı ki yine bu fişlere ve makbuzlara ilişkin ödemelerin dava konusu avanslardan yapıldığına dair bir somut delil de bulunmadığını, 5. Raporda açıkça hangi tarihlerde Şirket merkezine hangi kasa ekstrelerinin gönderildiği belirtilmediği gibi e-posta incelemesine ilişkin detaylı bir çalışma da olmadığını, 6. Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için bu kasa ekstrelerinin Şirket merkezine e-posta ile gönderilmiş olduğu düşünülse dahi salt tek taraflı gönderilen e-postaların karşılığında bir onay cevabı verilmediği ve kayıtlara alınmadığı sürece delil niteliği taşıyamayacağını, 7. Belgelerin ıslak imzalı değil, salt fotokopi olduğunu, ıslak imzalı olmayan belgelerin de zaten hükme esas alınmasının mümkün olamayacağını, 8. Şirket yetkilisi bulunmayan ve iş ortaklığını oluşturan şirketler ile husumeti bulunan personelin sunmuş olduğu ve imzasının bulunduğu belgelerin geçerliliği bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı ile itirazın iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.