Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1376 E. 2026/3242 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1376
- Karar No
- 2026/3242
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2838 E., 2025/1656 K. DAVA TARİHİ : 29.07.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/457 E., 2022/830 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.06.2015-13.07.2018 tarihleri arasında lojistik mühendisi olarak davalı Şirketin ... ............ - .......... / ........... Demiryolu projesinde çalıştığını, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını, kıdem tazminatı hakkı olmadığını, davacıya tüm alacaklarının eksiksiz bir şekilde banka kanalı ile ödendiğini, davacının işe başlamadan önce her konuda bilgilendirildiği oryantasyon eğitimi sürecinden geçtiğini, yurt dışı çıkış yapan işçi bilgilendirme formunda görüleceği üzere ücretin her nevi çalışmasını karşıladığını, fazla çalışma, hafta tatili ve dinî bayram çalışmaları uygulaması ile buna dair ücret politikası belirlendiğini ve ilgili formda açıkça "fazla çalışma ücreti: yok" ibaresine yer verildiğini, yıllık 270 saate kadar yapılan varsa fazla çalışmaların ücrete dâhil kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, davacının imzasını haiz ibranameyle davalı Şirketi ibra ettiğini, hafta tatili yapmaksızın ve dinlenmeksizin fazla çalışma yaptığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 25.06.2015-13.07.2018 tarihleri arasında, 3.500,00 USD ücret ile çalıştığı, dosya kapsamında davacının el yazısı ve imzasını haiz 10.07.2018 tarihli istifa dilekçesinin bulunduğu, kıdem tazminatının reddine karar verildiği, 270 saate kadar olan fazla çalışmaların ücretin içinde olduğu dikkate alınarak fazla çalışmanın kabul edildiği, ulusal bayram ve genel tatil çalışması yaptığı, iki haftada bir pazar hafta tatili kullandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 10.07.2018 tarihli davacının isim ve imzası bulunan dilekçede; işyerinden şahsi gerekçeleri ile tamamıyla kendi istek ve rızası ile herhangi bir baskı olmadan 12.07.2018 tarihinde istifa ettiğinin belirtildiği, dava dilekçesinde söz konusu dilekçenin baskı altında alındığı ve geçersiz olduğu yönünde bir iddianın yer almadığı, tanık anlatımlarında da bu yönde bir beyan bulunmadığı gibi, davacı tanıklardan birinin davacının işten çıkışı hakkında bilgisi olmadığını ifade ettiği, diğerinin ise davacıdan önce işyerinden ayrılmış olması sebebi ile bilgisinin görgüye dayalı olmadığı, iş sözleşmesinin 10.08.2018 tarihinde feshedilmiş olduğu ancak davanın 29.07.2020 tarihinde açılmış olduğu, dosya kapsamı, davacının eğitim durumu da dikkate alındığında, davacının işveren tarafından baskı altında istifaya zorlandığına dair somut bilgi ve belge, tanık anlatımı bulunmadığı, tüm bu nedenlerle davacının istifa iradesinin gerçek olduğu ve Mahkeme kararının yerinde olduğu; hükme esas alınan 06.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli, hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretine ilişkin kurulan hükmün yerinde olduğu, ancak taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde 270 saat uygulamasına yönelik açık bir hüküm olmadığı, sadece fazla çalışma ücreti ibaresinin karşısında "yok" ibaresinin olmasının işçinin fazla çalışma ücreti isteyemeyeceği ya da 270 saati aşan kısımlar için fazla çalışma ücreti isteyebileceği sonucunu doğurmadığı, bu nedenle hükme esas alınan 06.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun 1. seçeneği dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yurt dışına çıkış yapan işçi bilgilendirme formunda "fazla çalışma ücreti: YOK" olarak belirtilerek fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil edildiğini, 2. Davacıya tüm ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin eksiksiz ödendiğini, 3. Sadece tanık beyanlarına dayanılarak alacaklara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 4. Ek menfaat ödemelerinin hesaplanan alacaklardan mahsubu gerektiğini, 5. İndirimin en üst sınırdan uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.