Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/796 E. 2025/4100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/796
Karar No
2025/4100
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2352 E., 2024/1772 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ... Köy Hizmetleri Müdürlüğünde çalışmaya başladığını ve daimi kadroya geçtiği 2001 yılına kadar mevsimlik işçi olarak çalıştığını, çalışmaya başladığı tarihten itibaren Türkiye Yol, Yapı, İnşaat İşçileri Sendikasına (Yol İş Sendikası) üye olduğunu, Sendika ile davalı işveren adına Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (...) arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanma hakkına sahip olduğunu, çalışma süresi boyunca fiilen büyük iş makineleri operatörü olarak çalışmasına karşın davalı işverence pozisyonunun küçük iş makineleri operatörü olarak gösterildiğini ve başlangıç derece ve kademesinin bu nedenle eksik hesaplandığını ve eksik ücret ödendiğini, zira fiilen yaptığı işe uygun olmayan kaydi belirleme nedeniyle hem derece ve kademe farkı doğduğunu, hem de buna bağlı olarak çok büyük bir ücret farkı oluştuğunu, toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen ve pozisyon değişikliğine ihtiyaç duyulması hâlinde boş işçi kadrolarına evsaf yönetmeliği hükümleri dâhilinde sınav açılacağının öngörülmesine rağmen sınav açılmayarak keyfi davranıldığını ileri sürerek dava tarihi itibarıyla bulunması gereken derece ve kademenin tespiti ile fark ücret alacağı, fark ikramiye alacağı, fark yasal ilave tevdiye alacağı ile fark yıpranma prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, ...'in konu ile ilgili vermiş olduğu görüş yazısında toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde öngörülen sınavın açılmasında, pozisyon değişikliği hususunun işverenin ihtiyacına bağlı olduğunun belirtildiğini, müvekkili Kurumun İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Müdürlüğünden konu ile ilgili almış oldukları görüşte de özel idarelerin sürekli işçi kadro kütüğü esas alınmak kaydıyla sürekli işçi kadrolarının iptal ve ihdas işlemlerinin il genel meclisi kararı ile yapılabileceğinin belirtildiğini, Yol İş Sendikası ile ... arasında imzalanan 6. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 26. maddesinin (a) fıkrasında, işçilerin mevsim ve iş şartları gereği tayin edildikleri pozisyon dışında unvanı ve niteliği benzer veya üst pozisyonda çalıştırabileceğinin de belirtildiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanlarının alındığı, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada aldırılan bilirkişi raporunda; tanık anlatımlarında davacının küçük iş makineleri olan silindir ve kar savurma aracı kullandığını beyan edildiği, toplu iş sözleşmelerinde; "Birleşen Pozisyon Ünvanları" başlığı altında belirlenen pozisyonlarda iş makineleri operatörü (küçük) pozisyonunda bir işçinin kullanabileceği araçların belirtildiği, bu şekilde tanık anlatımlarında davacının kullandığı araçların küçük iş makineleri sınıfına girdiği ve işyeri sicil dosyasının incelenmesinde davacının fiilen yaptığı görevin de küçük iş makineleri operatörü olduğu tespit edildiğinden herhangi bir hesaplama yapılmadığının belirtildiği, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada, somut olay yönünden celbedilen işyeri sicil dosyası içerisinde davacının 02.02.2001 tarihinde 3/1 derece ve kademe ile iş makinesi operatörü pozisyonunda daimi işçi olarak atandığı, toplam kıdem süresi 8747 gün olduğu, 31.01.2013 tarihinden itibaren Yol İş Sendikası üyesi olduğu, mevsimlik süresindeki çalışmalarına ait intibaklarının yapıldığı, fiilen yaptığı işin ise iş makineleri operatörü (küçük) olduğu, işyeri sicil dosyasında ve tanık anlatımlarında davacının kullandığı araçların küçük iş makineleri sınıfına girdiği ve işyeri sicil dosyasının incelenmesinde davacının fiilen yaptığı görevin doğru olduğu tespit edildiğinden davacının intibak yönünden farkının oluşmadığı, kaydi pozisyonu ile fiili pozisyonunun aynı olması nedeniyle davalı Kurumdan fark alacaklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları ve delil duruma göre davacının, yılın kış döneminde kar savurma makinası, yaz döneminde ise silindir kullandığı ihtilafsız olup, kullandığı araçların niteliği ve birleşen pozisyon unvanları da gözetildiğinde iş makinaları operatörü (küçük) olduğunun anlaşıldığı, Dairenin kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere dosyada yer alan işçi özlük kayıtlarındaki işçi pozisyonu ile işçinin fiilen yaptığı görevin aynı olduğu ve davacının intibak yönünden farkının oluşmadığı, kaydi pozisyonu ile fiili pozisyonunun aynı olması nedeniyle davalıdan fark alacağının da bulunmadığı, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen itirazların usuli kazanılmış hak uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği ve gerekçesiz istinafların dikkate alınamayacağı, davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ Davacı vekili temyiz başvurusunda; 1. Müvekkilinin davalı İdare nezdinde işe başladığı tarihten itibaren sendika üyesi olduğunu, davalı ile davacının üyesi olduğu Sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde davacının olması gereken derece ve kademesinin açıkça belirlenmesine rağmen davalı tarafça buna uygun hareket edilmediğini, zira müvekkilinin büyük iş makineleri kullanmasına rağmen fiilen yaptığı işe uygun olmayan küçük iş makineleri kullanmışçasına derece ve kademe belirlemesi yapıldığını, 2. Müvekkilinin pozisyonunun büyük iş makinesi pozisyonu olduğunu, dinlenen tanıkların da bu hususu doğruladığını, davacının çalışmış olduğu pozisyon evrakının sınıflandırılması ile ilgili olduğunu ve davacının çalışmış olduğu pozisyonun yok sayılmasının kanuna ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, 3. Hükme esas bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişinin iş makinesi operatörü belirlemesinde yanılgıya düştüğünü, zira davacının silindir ve kar savurma aracı kullandığı kabul edilmesine rağmen bunların küçük iş makinesi olduğuna ilişkin değerlendirmenin izahının yapılmadığını, 4. Uyuşmazlığa uygulanması gereken toplu iş sözleşmelerinin 5. maddesinde '' işveren pozisyon değişikliğine ihtiyaç duyması halinde boş işçi kadrolarına Evsaf (nitelik) Yönetmeliği hükümleri dahilinde pozisyon değiştirmek isteyen işçiler arasından her pozisyon için ayrı ayrı sınav açar'' düzenlemesinin yer aldığını, davalı işverenin müvekkilinin çalıştığı pozisyonda işçiye ihtiyacı olduğunu, sınav açmaksızın müvekkilinin fiilen bu pozisyonda çalıştırdığını ve keyfi davranışın müvekkili aleyhine yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yıllardır bu işi yapıyor olması nedeniyle liyakatli olduğu hususunun gözden kaçırıldığını beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kaydi görev pozisyonuyla fiilen yaptığı işin uyumlu olup olmadığı ve buna bağlı olarak toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre olması gereken kademe ve derecenin tespiti ile fark alacak taleplerinin ispatı noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/796, K. 2025/4100, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-796-e-2025-4100-k-54310b265992