Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7817 E. 2025/9142 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7817
- Karar No
- 2025/9142
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1229 E., 2025/1338 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2023/229 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 01.04.2008-07.06.2021 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, zira işverene ait araca zarar verdiği yönündeki asılsız iddiasıyla ücretinden haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, prim ve ikramiye alacağı ile yemek parası alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesini istifa ederek sonlandıran ve kıdem tazminatı talep hakkı bulunmayan davacının kullanımında olan Şirket aracına zarar verdiğinin ekspertiz raporuyla sabit olduğunu, kendisiyle imzalanan araç zimmet sözleşmesi ve iş sözleşmesi uyarınca zararın tazmini gerektiği, müvekkili nezdinde çalıştığı süre boyunca hak ettiği yıllık ücretli izinlerin bir kısmını kullanan davacıya kullanmadığı kısım olan yirmi yedi günün ücretinin 2021 yılı Haziran ayı bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, salgın döneminde alınan tedbirler kapsamında sokağa çıkma yasağından dolayı işe gitmeyen davacıya yıllık ücretli izinleri bu salgın döneminde kullandırıldığını, davacı lehine hükmolunması muhtemel bir alacak olması hâlinde kiralama Şirketine ödenmiş olan toplam bedelin mahsubunun gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davalı nezdinde 05.08.2008-16.06.2021 tarihleri arasında çalışan davacının giydirilmiş ücretinin 6.612,66 TL olduğu, ücretinden haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla davacı tarafından iş sözleşmesine son verildiği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 38. maddesinde yer alan düzenleme çerçevesinde yapılan değerlendirmede, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması 4857 sayılı Kanun’da haklı fesih sebebi sayılmakla birlikte bu hususun işverene yalnızca zararın boyutu ve kusur durumuna göre haklı veya geçerli fesih sebebi olabileceği, işverene işçinin rızası dışında ücretinden kesinti yapma hakkı doğurmadığı, yargı kararı olmadıkça işverenin zararını işçinin ücretinden veya tazminatından kesemeyeceğinin kabul edildiği, işveren yalnızca disiplin cezasını gerektiren durumlarda kanuni sınırlar çerçevesinde ücretten kesme cezası verebileceği, somut olayda böyle bir durum olmadığı gibi davacının kusur durumuna ilişkin herhangi bir delilin de bulunmadığı, davacının ücretinden kesinti yapılması sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, ayrıca dosya kapsamında davacının 210 gün izin hakkının bulunduğu, 20 gün kullanmakla bakiye 190 gün yıllık ücretli izninin bulunduğu, davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandığına ilişkin ya da ücretlerinin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediğinden davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, sokağa çıkma yasağı bulunan günlerin yıllık ücretli izinden düşülmesinin kanuna ve yıllık izin uygulamasının ruhuna aykırı olduğu, davalı tarafça davacı işçiye ödendiği ispat edilemeyen asgari geçim indirimi alacağının denetime elverişli bilirkişi raporuyla hesaplanan tutarda hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı tarafça, istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya davalı tarafından zararın üçüncü kişiye ödendiğine ilişkin bir takım ödeme kayıtları sunulmuş ise de söz konusu zararın davacının kusurundan kaynaklandığına ilişkin olarak her hangi bir tutanak veya delil ibraz edilmediği, dosya kapsamında da davacının kusurlu eyleminin bulunduğuna dair başkaca bir delil bulunmadığı, hâl böyle olunca davacının kusuruna dayandığı ispat edilemeyen zarar sebebiyle davacının ücretinden tazmin amaçlı olarak kesinti yapılmasının yerinde olmayıp bu durumda davacının 4857 sayılı Kanun'un 24/2-(e) hükmü gereğince haklı fesih hakkı bulunup davacının kıdem tazminatı talebinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin dosya kapsamına uygun görülmediği, zira 4857 sayılı Kanun'un 38. maddesin de düzenlenen "ücret kesme cezası" toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinden kaynaklanan kesintiler olup zarar tazmin amacı taşımadığı, uyuşmazlık konusu olayda ise davalı tarafça, davacının kusurundan kaynaklanan zarar sebebiyle tazmin amaçlı olarak ücretten kesinti yapıldığının savunulduğu, hâkimin tarafların nitelendirmesi ile de bağlı olmayıp, davacının iş sözleşmesine 4857 sayılı Kanun'un 24/2-(e) hükmü gereğince haklı olarak son verdiğinin kabulü gerektiği, davacının kullandığı kabul edilen yıllık izin süresi dışında bakiye kalan yıllık izin süresinin kullandırıldığına ilişkin olarak dosyaya başkaca bir delil sunulmadığından hüküm altına alınan yıllık izin alacağı bakımından isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilince ıslah talebine karşı süresinde ileri sürülen zamamaşımı def'i nazara alınmadan hesaplanan asgari geçim indirimi alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu ve ıslah tarihine göre zamanaşımına uğramayan alacağın yeniden hesaplanarak hüküm altına alındığı açıklanarak İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Feshe bağlılık ilkesi gereği kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini, zira davacı tarafça iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 38. maddesine dayanılarak feshedilmiş olmasına rağmen, 4857 sayılı Kanun’un 24/2-(e) hükmü uyarınca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılmasının taraf iradesinin yok saymak olduğunu, 2. Davacının kullanımında olan müvekkili Şirketin kiralamak suretiyle davacıya tahsis ettiği araçla kaza yaptığını, belirtilen zarar tutarının tazmininin davacıdan, aracın teslimi öncesinde imzalamış olduğu araç zimmet sözleşmesi ve iş sözleşmesi uyarınca talep edildiği, bu nedenle ücretinden yapılan kesintinin haklı nedene dayandığını, kesintinin ceza niteliğinde olmayıp davalının zararının tazmini amacıyla haklı olarak yapıldığını, 3. Davacının çalıştığı süre boyunca hak ettiği yıllık ücretli izinlerin bir kısmını kullandığını, kullanmadığı kısım olan 27 günün ücreti karşılığının ise ödendiğini, sokağa çıkma yasağı olan dönemin davacının yıllık ücretli izinlerinden düşülemeyeceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira yıllık ücretli izin kullanımının işverenin yönetim hakkı kapsamında olup müvekkili Şirketin bu husustaki tasarrufunun yok sayılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 4. Davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını, zamanaşımı def'i dikkate alınsa dahi bu alacak kalemine ilişkin hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işçi feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı, yıllık ücretli izin ile asgari geçim indirimi alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.