Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6601 E. 2025/8114 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6601
Karar No
2025/8114
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/467 E., 2025/665 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... ... 7. İş Mahkemesi SAYISI: 2024/434 E., 2024/618 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.06.2021-31.10.2023 tarihleri arasında davalının dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi ile imzaladığı ...Alım İşi kapsamında, belirli süreli iş sözleşmesi ile maden mühendisi/B sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, 23.10.2023 tarihinde davacıya ve üç arkadaşına herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin tazminatları ödenerek işten çıkış işlemleri yapılacağının sözlü olarak bildirildiğini, davacı ve arkadaşlarının 30.10.2023 tarihinde Şirketin ...'de bulunan merkezine gittiğini, kendilerine Şirket yetkilisi tarafından ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenleneceği, işçilik alacaklarının da ücret ödemesi ile birlikte 10.11.2023 tarihinde yapılacağının belirtildiğini, aynı gün Şirket arabasıyla davalı Şirketin anlaşmalı olduğu avukatlık ofisine götürüldüklerini, ofiste ilgili arabulucu ve Şirket vekilinin, davalının ödeyeceği tazminatın arabulucu anlaşma tutanağı ile hüküm altına alınacağı, arabuluculuğun kabul edilmemesi hâlinde tazminat ödenmeyeceği ve davacı ile arkadaşlarının dava yoluna gitmemesi yönünde telkinde bulunulduğunu, ihtiyari arabulucunun davalı Şirket vekili olması, arabulucu sürecine ilişkin bilgilendirme ve ilk oturum tutanağında bu bilgiye yer verilmemesi ve bu durumun saklanması amacı güdüldüğünü, arabuluculuk görüşmesinin işveren baskısıyla ve iş sözleşmesi henüz feshedilmeden gerçekleştirilmesi nedeniyle mevzuata aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, daha önce müvekkili Şirketin hukuk danışmanlığını birlikte yürüttükleri arabulucu avukatın 2023 yılının adli tatil bitiminde avukatlık görevinden ayrıldığını ve o tarihten sonra vekâlet kullanmadığını, eski takip edilen dosyalara sunulan istifa dilekçelerinin tarihi, işleme konulup konulmaması yada hâlihazırda UYAP kayıtlarında vekil görünmesinin, davacının iddialarıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını, hukuka aykırı işlem yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının iradesinin fesada uğratıldığını iddia ettiği, bu noktada iki nedene dayandığı, ilk dayanağın arabuluculuğun imzalanmaması durumunda ödeme yapılmayacağı ve dava yoluna gidilmemesi yönünde telkinde bulunulması, diğer dayanağın da arabulucunun davalı Şirket vekilliğini yapması olduğu, arabulucu avukatın davalı Şirket vekili olduğu belirtilen davalarda 10.11.2023 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, ancak davacı ile yapılan arabuluculuk görüşmesinde hâlen Şirket vekili olduğu ki bu hususta davalı tarafın açık inkarda bulunmadığı, arabulucunun Şirket vekilliği yapmasının tek başına tutanağı geçersiz kılmayacağı, tanıkların davalı Şirket aleyhine açtığı davacı ile benzer nitelikte davaları da olduğundan menfaat birlikteliği içinde oldukları, yine de husumetli olmalarının tek başına beyanlarını değerden düşürmediği ve değerlendirme yapıldığı, tanıkların işçilere belgeyi imzalamadıkları takdirde haklarının ödenmeyeceği şeklindeki söylemlerinin baskı oluşturduğu düşünülse de bu hususun her olayın oluş şekline göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının ve tanıkların iş hayatındaki bilgi ve tecrübesi ile eğitim düzeyleri itibarıyla bu yöndeki bir söylemin iradelerini fesada uğratacak boyutta baskı oluşturamayacağı, anlaşma sonrası belgelerin bir örneğinin verildiği ve ödemenin yapıldığı, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptalini gerektiren durum ve koşulların somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda irade fesadı iddiasıyla arabuluculuk anlaşma belgesinin iptalinin talep edildiği, davacı ile davalı Şirket arasındaki ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin 30.10.2023 tarihinde yapıldığı, iş sözleşmesinin fesih tarihinin ise 31.10.2023 olduğu, henüz taraflar arasında feshe dair uyuşmazlık bulunmadan fesih konusu kıdem ve ihbar tazminatının arabuluculuk görüşmelerine konu edildiği, taraflar arasında hukuki uyuşmazlık bulunması arabuluculuğun ön koşulu olduğundan uyuşmazlık bulunmadan ihtiyari arabuluculuk yoluyla düzenlenen anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmünde öngörülen bir belge anlamında değerlendirilemeyeceği, diğer taraftan 30.10.2023 tarihli arabuluculuk sürecine ilişkin bilgilendirme ve ilk oturum tutanağında arabulucunun davalı Şirket vekili olduğu hususunda tarafların bilgilendirilmediği, davalı Şirkete karşı aynı nedenle devam eden davası bulunan tanık ifadelerinin tek başına esas alınması mümkün değilse de diğer tanığın da davacının iddialarını destekler şekilde beyanda bulunduğu, arabulucunun aynı zamanda diğer tarafın vekili olduğu hususunda özellikle davacının açıkça bilgilendirildiğinin ve buna rağmen arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istediğinin ispatı gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile taraflar arasında düzenlenen 30.10.2023 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının bu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, arabulucunun davalı Şirketin avukatı olmasının tek başına anlaşma belgesinin iptali için yeterli olamayacağını, 2. Davacının eğitim durumu ve tecrübesi dikkate alındığında, iradesini fesada uğratacak boyutta baskı altında bu tutanağı imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık beyanlarına göre arabulucunun tarafsız davrandığını, iradenin fesada uğratılmadığını, 3. Davacı ve arkadaşlarının isteselerdi tutanağı imzalamayıp ofisi terk edebilecek eğitim durumuna ve tecrübeye sahip olduklarını, ayrıca davacı tanıklarının işverene dava açan kişiler olmaları nedeniyle menfaat birliği içinde beyanda bulunduklarını, 4. Arabulucunun tarafsız davranarak görevini icra ettiğini, arabuluculuk sürecinin kanuna uygun yapıldığını, arabulucunun tarafları aydınlattığını, davacıya anlaşma belgesini imzalaması hâlinde dava açma imkanının kalmayacağını özellikle vurgulayarak davacıyı iyi düşünmesi yönünde uyardığını, davanın haksız olduğunu ve reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verild

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6601, K. 2025/8114, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6601-e-2025-8114-k-6ff5bc67b773