Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6588 E. 2025/6818 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6588
- Karar No
- 2025/6818
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1345 E., 2025/1510 K. DAVA TARİHİ : 27.02.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/287 E., 2025/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.07.2015- 27.01.2023 tarihleri arasında davalı Şirkette kaynak operatörü olarak çalıştığını, 27.01.2023 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, fesih gerekçesi olarak müvekkilinin diğer iş arkadaşlarını genel müdür yardımcısı S.Ü'ye karşı kışkırtması, iş barışını bozması, çalışma düzenine aykırı hareket etmesi olarak gösterildiğini, söz konusu gerekçenin tümden gerçek dışı olduğunu, feshin hem biçim hem de içerik olarak geçerli bir nedene dayanmadığını, müvekkili ve davalı Şirket işçilerinin ihtiyari arabuluculuk görüşmesi adı altında işten çıkarıldığını, arabuluculuk tutanağını imzalamaması hâlinde haklarının ödenmeyeceği tehdidi ile karşı karşıya kaldıklarını, ... no.lu ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde de müvekkiline kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve prim ödeneceğinin belirtildiğini ancak akla gelebilecek tüm işçilik alacaklarının arabuluculuk son tutanağının konusu yapıldığını, iptali talep edilen arabuluculuk tutanağında işe iade ve malî sonuçlarına ilişkin usulüne uygun bir düzenlemeden bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek müvekkilinin işe iadesini, feshin geçersizliğinin tespitini, feshe bağlı isteklerin ödenmesi gerektiğinin tespitini, taraflar arasındaki 30.01.2023 tarihli ve ... no.lu ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının ve anlaşma belgesinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı tarafından fesih bildiriminin imzalandığını ve aynı tarihte noter kanalıyla fesih bildiriminin keşide edildiğini, ardından davacı tarafından ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğunu ve arabulucu nezdinde yapılan anlaşma neticesinde hiçbir suretle hak kazanmamış olmasına rağmen davacıya ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, davacı tarafın ihtiyari arabuluculuk tutanağını imzalaması yönünde baskı yapıldığı şeklindeki iddialarının gerçek olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 10.10.2023 tarihinde verilen davanın reddine dair kararın Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli kararıyla, işe iade ve arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin davanın birlikte görülmesi hatalı olduğundan tefrik kararı verilip işe iade davasınında arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılarak karar verilmesi yönünde kaldırılması üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tefrik sonrası noterden gönderilen fesih ihtarnamesinin içeriği incelendiğinde haklı nedenle fesih olgusuna dayanan işverenin tazminat ödemeyeceğine de açıkça yer verdiği, işten çıkış kodunun da fesih bildirimindeki sebebe uygun şekilde "43" olarak gösterildiği, tanık anlatımlarına göre davacının çıkış tarihinden bir kaç gün sonra işyerinde çalışan idari işler ekip lideri M'yi arayıp anlaşma ihtimali olup olmadığı hususunda görüşme talebinde bulunduğu, bu talebin ekip lideri M. tarafından işveren yetkililerine iletilmesi üzerine arabulucunun ofisinde karşılıklı mutabakata varılarak davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatları da ödenerek karşılığında işe iade talebinde bulunmadığına ve işe iade yapılmayacağına yönelik hususlara da açıkça yer verilerek anlaşma yapıldığı, arabuluculuk başlangıç tarihinin 30.01.2023 olduğu, başvuranın davacı olduğu, arabulucunun seçiminden arabuluculuk görüşmesinin sonunda düzenlenen anlaşma tutanağına kadar geçen sürecin kanunda yer alan düzenlemelere uygun olduğu, arabuluculuk görüşmesi, düzenlenen tutanağın içeriği ve süreç hakkında davacının yeterli şekilde aydınlatıldığının ortaya konulduğu, davacı tarafından iradelik ilkesinin ihlal edildiği, hileli söylemler ile davacının iradesinin yanıltıldığı ileri sürüldüğü taktirde iradenin fesada uğratıldığına ilişkin somut delillerin ortaya konulması gerektiği, arabuluculuk sürecinde davacıya hile veya baskı yapıldığına yönelik herhangi bir iddianın ispatlanamadığı, arabuluculuk tutanağında hesaplanan ve ödenen rakamların davacının kıdem ve ihbar tazminat hak edişlerinin tam karşılığı olduğu, arabuluculuk anlaşmasının yapılmasından sonra tarafların örtülü anlaşmaları sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çıkış kodunun (43) yerine (22) olarak değiştirildiği, bu değişikliğe uygun olarak da işverenin geçmişe yönelik olarak tekrar fesih bildirimi yazısını hazırlayıp işyeri gerekleri kapsamında olduğu belirtilerek davacıya tebliğ ettiği, dolayısıyla 2. fesih bildirim yazısının düzenlenmesi ve SGK çıkış kodunun düzeltilmesinin tamamen arabuculuk anlaşmasının bir sonucu olarak tarafların rızası dâhilinde olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davacının anlaşma belgesi ve arabuluculuk tutanaklarının iptaline yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davalı tarafından müvekkilinin açıkça işten çıkarıldığını, arabuluculuk tutanağını imzalamaması hâlinde haklarını alamayacağı tehdidi yapıldığını, 2. Davalı işverenin ilk fesih bildiriminde fesih gerekçesini işyeri gerekleri olarak açıkladığını, müvekkiline haklarının ödeneceğini beyan ettiğini, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, 3. Müvekkiline noter kanalıyla 31.01.2023 tarihinde tebliğ edilen feshe ilişkin 30.01.2023 tarihinde arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinin mümkün olmadığını, 4. İhtiyari arabuluculuk sürecinin hukuksuz olduğunun ilk göstergesinin arabuluculuk tutanağına ibraname niteliği kazandırılmaya çalışılması olduğunu, ikinci göstergesinin arabuluculuk tutanağında işe iade hususunun usulüne uygun olarak düzenlenmemesi olduğunu, üçüncü göstergesinin arabuluculuk sürecinde bilgilendirme yükümlülüğünün usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi olduğunu, arabulucunun arabuluculukta anlaşmanın sonuçları hakkında davacı işçiyi bilgilendirmediğini, arabuluculuk sonucunun ne olduğu hususunda tutanakta herhangi bir düzenleme yapılmadığını, davacı işçiye arabuluculukta anlaşması hâlinde anlaşılan konularda dava açılamayacağının söylenmediğini, arabuluculuk ücretinin eksik olarak hesaplandığını, bu nedenle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu, 5. Arabuluculuk sürecinin davacının haklarını bertaraf etmeye yönelik kullanıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 30.01.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının (anlaşma belgesi) geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.