Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6448 E. 2025/8127 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6448
- Karar No
- 2025/8127
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1208 E., 2025/1838 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 10. İş Mahkemesi SAYISI: 2022/305 E., 2025/45 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.2007- 26.02.2020 tarihleri arasında davalı bünyesinde teknik servis bölümünde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yapmasına karşın ücretinin ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, iş sözleşmesinin davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25. madde hükmüne aykırı davranışları sebebiyle müvekkili Şirket tarafından haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirket nezdinde 05.04.2007- 26.02.2020 tarihleri arasında en son brüt 10.141,10 TL ücret ile çalıştığı, iş sözleşmesinin feshine ilişkin uyuşmazlık ile ilgili olarak taraflar arasında ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava sonunda davacının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1130 Esas ve 2023/494 Karar sayılı kararı da dikkate alındığında fesih gerekçesi yapılan olaylar nedeniyle davacının iş sözleşmesinin feshi yoluna gidilmesinin hukuka uygun olmadığı, iş sözleşmesinin feshinin geçerli ve haklı sebeple yapıldığının davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı kanaatine varıldığı, somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava dilekçesinde yıllık ücretli izin alacağının belirsiz alacak davasına konu edildiği, ne var ki davacının çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını belirleyebilecek durumda olduğu, davanın açıldığı tarihte bu alacak belirlenebilir nitelikte olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği, bu nedenle davacının yıllık ücretli izin alacağı yönünden belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından talebin usulden reddi gerektiği, davacı tarafından ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yaptığına ilişkin iddianın ise usulünce ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi kapsamında dosya incelendiğinde: dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, kararının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Yıllık ücretli izin alacağı talebinin usulden reddinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğini, b. Müvekkilinin yaptığı işin mahiyeti ve çalışma süresi ile dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesi kararında arabuluculuk başvuru formunda dava konusu alacak kalemlerinin arabuluculuk görüşmelerine konu edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiş ise de dosyada sabit başvuru formunda herhangi bir alacak kaleminin belirtilmediğini, boş olarak düzenlenen başvuru formundan hangi alacak kalemlerinin arabuluculuk görüşmelerine konu edildiğinin anlaşılamayacağını, başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığının veya sağlanamadığının açıkça belirtilmediği son tutanak ile dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini, b. Taraflarınca belgelendirilen mazeretin reddine karar verilerek yokluklarında yargılama sonlandırılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, c. Davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, Mahkeme kabulünün yerinde olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartına ilişkindir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir. Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dâhi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında düzenlenen 26.03.2020 tarihli "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı"nda tarafların anlaşmaya varamadıkları alacak kalemlerine ilişkin hiç bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri olan kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı arabuluculuk görüşmelerine konu edilmemiştir. Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen sözü edilen alacak kalemleri yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kıdem ve ihbar tazminatları ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacak kalemleri yönünden esastan, yıllık ücretli izin alacağı yönünden ise dava türü yönünden inceleme yapılarak hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.